Türk futbolunda yıllardır söylenen, zaman zaman yüksek sesle dile getirilen ama bir türlü sonuna kadar gidilemeyen “yapı” tartışması artık soyut bir polemik olmaktan çıktı.
Bugün önümüzde soruşturma dosyaları, gözaltılar, tutuklamalar, MASAK incelemeleri ve hakemler arasındaki para transferlerine ilişkin tespitler var. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “Hakemler dosyası” soruşturmasında Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu’nun da aralarında bulunduğu isimler hakkında adli işlemler yapıldı; Gündoğdu tutuklandı. Ardından Süper Lig hakemi Yasin Kol’un hesap hareketlerine ilişkin bilirkişi ve MASAK tespitleri gündeme geldi.
Yasin Kol dosyasında incelenen dönem 2012’den 2026’ya kadar uzanıyor. Binlerce işlem, milyonlarca liralık para hareketi, aynı maçta görev yapan hakemlerle yapılan transferler tartışılıyor. Elbette kimin suçlu olduğuna gazeteler, televizyonlar ya da futbol kamuoyu karar veremez; bunun adresi yargıdır.
Ama ortaya çıkan tablonun bize söylediği başka bir şey var:
Bu mesele birkaç aylık değil, birkaç yıllık hiç değil.
O yüzden bugün bütün sorumluluğu TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun üzerine yıkmaya çalışmak, bana göre işin en kolayına kaçmak olur.
Türk futbolunun 25-30 yılda oluşturduğu problemi iki-üç yıllık bir yönetime fatura ederek bu meseleyi çözemeyiz.
Asıl soru şudur:
Bu düzen nasıl oluştu, kimler büyüttü, kimler korudu ve kimler bundan faydalandı?
İşte araştırılması gereken yer tam olarak burasıdır.
Bir hakemi göndererek bu dosya kapanmaz
Bugün Yasin Kol konuşuluyor.
Yarın başka bir hakem konuşulur.
MHK Başkanı tutuklandı diye bütün sorun çözülmüş mü olacak?
Hayır.
Bir MHK başkanı gider, yerine başkası gelir. Bir hakem görevden alınır, yerine bir diğeri atanır. Bir federasyon başkanı gider, birkaç ay sonra yeni bir başkan gelir.
Eğer sistem aynıysa sonuç da aynı olur.
Türk futbolunda artık kişileri değil, mekanizmayı incelemek gerekiyor.
Hakem nasıl yetiştiriliyor?
Kim klasman yükseltiyor?
Kim kritik maçlara atıyor?
Gözlemci raporları hangi ölçütlerle hazırlanıyor?
Bir hakem yıllarca nasıl sistemin içinde tutuluyor?
MHK’ler değişiyor ama aynı tartışmalar neden değişmiyor?
Hangi dönemlerde hangi hakemler öne çıkarılmış?
Hangi maçlarda hangi atamalar yapılmış?
Kulüplerin yıllardır “hakem düzenine güvenmiyoruz” demesinin sebebi ne?
Bunlara bakmadan yapılacak her operasyon eksik kalır.
Ben olsam yalnızca bugünün dosyasını açmam.
Son 15 yılı masaya yatırırım.
Şampiyonluk yarışlarını incelerim.
Küme düşme mücadelelerini incelerim.
Avrupa kupalarına katılımı belirleyen kritik haftaları incelerim.
Hakem atamalarını, gözlemci raporlarını, banka hareketlerini, iletişim kayıtlarını ve kurulların kararlarını birlikte değerlendiririm.
Bir şampiyonlukta, bir küme düşmede veya bir Avrupa bileti yarışında usulsüzlük somut biçimde ortaya çıkıyorsa, bugün “aman düzen bozulmasın” diye geçmişe sünger çekemeyiz.
Gerekirse şampiyonluklar iptal edilir.
Gerekirse puanlar geri alınır.
Gerekirse kulüpler ceza alır.
Kimsenin formasına, büyüklüğüne, taraftar sayısına bakılmaz.
Temizlik dediğiniz budur.
Hacıosmanoğlu bu düzenin kurucusu değil
Burada İbrahim Hacıosmanoğlu meselesini de doğru yere koymalıyız.
TFF Başkanı’nın, UEFA ve FIFA’nın bu süreçlerden haberdar olması halinde Türkiye’nin uzun süre askıya alınabileceğine ilişkin sözleri var.
Ben burada çok netim:
Gerekirse gidilmesin Avrupa’ya.
Bir yıl gitmeyelim.
İki yıl gitmeyelim.
Üç yıl gitmeyelim.
Ne olacak?
Türk futbolunun geleceğini gerçekten kurtaracaksak birkaç sezonun Avrupa kupasından daha önemli şeyler vardır.
Zaten yıllardır Avrupa’ya gidiyoruz da Türk futbolu hangi kalıcı başarıyı elde etti?
Milli Takım’ın Dünya Kupası’ndaki görüntüsü ortada. Kulüplerimizin Avrupa’daki istikrarsızlığı ortada. Hakem tartışmalarımız ortada. Federasyon tartışmalarımız ortada.
Bir kere de “gelecek 30 yılı kurtarmak için bugünden ne kaybetmemiz gerekiyorsa kaybedelim” diyelim.
Ama buradan çıkıp da “Bütün bunların sorumlusu Hacıosmanoğlu” demek başka bir yanlış olur.
Çünkü bu çürüme onun döneminde başlamadı.
Bugün soruşturulan mali hareketlerin bir kısmı 2012’ye kadar gidiyorsa, ortada son iki yılın değil, yıllara yayılan bir yapının bulunduğunu görmek zorundayız.
İbrahim Hacıosmanoğlu’nu eleştirebiliriz.
Federasyonun yanlış kararlarını da eleştiririz.
Milli Takım’ın başarısızlığını da yazarız.
Ama başka bir şey söylemek gerekiyor:
A Milli Takım bu dönemde Avrupa Şampiyonası’nda çeyrek final oynadı, Uluslar Ligi’nde A Ligi’ne yükseldi ve yıllar sonra Dünya Kupası’na katıldı.
Dünya Kupası’ndaki sonuçların kabul edilebilir olmadığı ayrı bir tartışmadır.
Fakat bütün bunların ötesinde, 30 yıllık sistemin bütün hesabını bugün görevde bulunan başkana kesmek ne adil olur ne de sorunu çözer.
Hatta tam tersine, geçmişte bu sistemin kurulmasında, büyümesinde veya sürmesinde payı olanların rahatlamasına yarar.
Türk futbolunun ihtiyacı yeni isim değil, yeni düzen
Bugün önümüzde tarihi bir fırsat var.
Bu dosya gerçekten sonuna kadar götürülürse Türk futbolunda uzun yıllardır konuşulan birçok karanlık alan açığa çıkabilir.
Ama yarı yolda bırakılırsa hiçbir şey değişmez.
Yasin Kol’la bitmiyor konu, Ferhat Gündoğdu’yla da bitmiyor. Daha ne Yasin Kol’lar, ne Fahat Gündoğdu’lar var.
Bunları ortaya koyun, bunları çıkarın. Onlarca maç hatırlıyorum ben, kazanan takımdan maç alındı rakibe verildi, gol olmayan pozisyonlar gol oldu, kırmızı katlar anlamsız bir şekilde çıktı, goller saçma sapan hakem kararları ile iptal oldu. Bunların hesabını sormayacaksanız, bugün yapılan operasyonların bir anlamı yok.
Çok açık yazıyorum, konuyu MHK’yi değiştirip bitirmeyin.
Süreçte en masum olan federasyon başkanını gönderip “temizlik yaptık” demeyin.
Geçmiş federasyonlara gidin.
Geçmiş MHK’lere gidin.
Hakemlere, gözlemcilere, atamalara, finansal ilişkilere, kritik maçlara kadar gidin.
Kim suçluysa bedelini ödesin.
Kim masumsa adı temizlensin.
Gerekirse Avrupa’dan birkaç yıl vazgeçelim.
Ama bu kez Türk futboluna gerçekten temiz bir başlangıç yaptıralım.
Çünkü mesele İbrahim Hacıosmanoğlu değil.
Mesele Yasin Kol da değil.
Mesele Ferhat Gündoğdu da değil.
Mesele, yıllardır kişileri değiştirip sistemi değiştirmeyen Türk futbol düzenidir.
Bu defa isimleri değil, düzeni değiştirebilirsek ancak o zaman bir şeyleri gerçekten temizlemiş oluruz.
Yoksa bütün bunlar havanda su dövmekten öte geçmez, bu böyle biline.





YORUMLAR