Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Havva Konuk
Havva Konuk

Şehirler de Sever Aslında

Her şehrin kendine has bir havası, sesi, rengi, kokusu, duygusu vardır.

Bazı şehirler gridir; ağırdır kokusu ve orada bürokrasinin kalbinin attığını hissedersiniz. Gri havasına rağmen sizi boğmaz. Oraya güven duyarsınız, güçlü ve korunaklı hissedersiniz nedense…

Bazı şehirler yeşilin her tonuyla süslüdür. Huzur duyarsınız, çam kokusu sarar içinizi. Yeniden doğmuş gibi gençleşirsiniz. Bağıyla, dağıyla o heybeti hissedersiniz.

Hele maviyle kaplı şehirler… Yosun kokusu çalar burnunuza. Hem hiddeti hem dinginliği hissettirir size. İkisi arasında kalır, gelgitler yaşarsınız.

Bir de yumuşak havası olan şehirler var. Adeta ruhunuzu okşar, Yaradan’la buluşturur sizi; özünüzü hatırlatır. Yağmurun toprakla buluştuğunda ortaya çıkan o güzel koku var ya… İşte o gelir burnunuza. Mis gibi… Kokusu budur.

Ben bu şehirleri pembe pamuk şekere benzetirim. Puf puf durur buralar. Kaybolur gidersiniz içinde. Her sokağı ayrı bir dünyadır bu şehrin. Çocuklar gibi saklambaç oynayasınız gelir her köşesinde.

Şehirler de sever aslında.

İnsanlarla ne çok benzerler… Onlar da severler, onlar da kızarlar ve onların da dilleri vardır. Kendilerince anlaşılmak isterler.

Kiminin dili, ince ince üflenen neydir; kiminin dili, yanık yanık çalan sazdır. Çekilen halaydır, tepilen horandır.

Bin bir çeşit insanı misafir ederler şehirler, fedakârca. Kimi orada doğar, orada ölür; kimi o şehirden kalkar, başka bir şehre misafir gider.

Yetimi vardır, öksüzü vardır içinde. Hastasına şifa, dertlisine deva olur; yoksulu doyurur, zengini ağırlar şehirler.

Ne çok hayat hikâyesine şahitlik ederler…

Şehirler de sever aslında.

Bağırlarında nice şehidi, kahramanı, evliyayı gururla ağırlarlar. Tarihin misafirhanesidir şehirler. Bir bilseniz, şehirler de sever aslında.

Yaşam ve ölümle iç içe geçmiştir şehirler. Şahittir hepsine. Ondan bir parça olmuşsundur artık; onun da senin bir parçan olması gibi…

Bir hikâyenin başladığı, diğer hikâyenin bittiği yerdir şehirler.

Şehirler de sever aslında. İçinde nice sevdalar saklar.

Asker uğurlayan annelerin nağmelerini, yeni doğan bebeğin sesini, ilk çalan okul zilini, derdiyle inleyenleri,, gözyaşlarını, mutluluk çığlıklarını, umutları, hasretleri, yol bekleyenleri ve daha nicelerini misafir eder şehirler.

Şehirler de sever aslında.

Bağrında ağırlar hepsini; beyaz gelinlik giyeni de, kefenle son yolculuğuna gideni de…

Yargısız, tarafsız, hoşgörüyle hıfz eder hepsini. Mahremiyetini koruyarak, sırlarını saklayarak…

Hayvanı da insanı da bitkisi de beslenir ondan. Sitemi yoktur hiçbirine. Şehirler de sever aslında.

Kiminin üstünde çanlar çalar, kiminin üstünde ezanlar okunur. Bir sürü mabede, duaya, inanışa kulak misafiri olur. Ser verir, sır vermez şehirler.

Şehirler de sever aslında.

Ne kuşaklar gelip geçmiştir ondan… Anlatsa tarihe sığmaz, yazsa kitaplar almaz. Onun için şehir deyip geçmemek lazım. Yaşadığımız yer, aslında bizden biri. Hem de bizi bizden daha iyi tanıyan, her şeyimize tanıklık eden .

Bazen kendimi yalnız hissedersem, bir düşüncemi, derdimi, sevincimi paylaşmak istersem bulunduğum şehre anlatırım her şeyimi. Beni öyle içten dinler ki… Cevap verir kendince. Hüznüme ortak olur, sevincime katılır.

İyi dinlemek lazım şehirleri

Bazen bir kuş sesi olur cevabı, bazen bir esinti ya da hafif esen bir rüzgâr… Yağan yağmur veya mis gibi gül kokusu…

Ama seni yalnız, cevapsız bırakmaz. Yanındadır.

Sen sevmesini bilirsen…

ŞEHİRLER DE SEVER ASLINDA.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

Reklamı Geç