Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Yapay zekâ düşünme becerimizi zayıflatıyor mu? Uzmanlardan “bilişsel bağımlılık” uyarısı

Yapay zekânın bilgiye erişimi hızlandırdığı ancak düşünme, sorgulama ve karar verme süreçlerinde aşırı kullanıldığında bilişsel bağımlılık riski oluşturabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, yapay zekâyı “yerimize düşünen” bir araç olarak değil, düşünceyi sorgulayan ve farklı bakış açıları sunan bir yardımcı olarak kullanmayı öneriyor.

Yapay zekânın bilgiye erişimi hızlandırdığı ancak düşünme, sorgulama ve karar

Yapay zekâ günlük yaşamdan eğitime, iş hayatından karar verme süreçlerine kadar giderek daha fazla alanda kullanılıyor. Ancak teknolojinin sunduğu kolaylıklarla birlikte, insanın bağımsız düşünme ve problem çözme becerilerinin nasıl etkilendiği de tartışılıyor.

Sosyolog Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, yapay zekânın yalnızca bilgiye erişim biçimini değil, yorumlama, karşılaştırma, yazma, muhakeme ve karar verme süreçlerini de dönüştürdüğünü belirtti.

Süleymanlı, “Bilgiye daha hızlı ulaşmak, daha iyi düşünmek anlamına gelmez” diyerek, asıl önemli noktanın zihinsel sorumluluğun bütünüyle teknolojiye bırakılmaması olduğunu söyledi.

“Düşünmek savaşmaktır” sözü yeniden önem kazanıyor

Teknolojik dönüşümlerin insanlık tarihi boyunca bilgiyle kurulan ilişkiyi değiştirdiğini belirten Süleymanlı, matbaanın bilgiyi yaygınlaştırdığını, makinelerin fiziksel emeği hafiflettiğini ve internetin bilgiye erişimi hızlandırdığını hatırlattı.

Yapay zekânın ise farklı bir eşik oluşturduğunu ifade eden Süleymanlı, bu kez teknolojinin doğrudan düşünme süreçlerine dahil olduğunu söyledi.

Cemil Meriç’in “Düşünmek savaşmaktır” sözünü hatırlatan Süleymanlı, bugün saniyeler içinde metin yazan, kitap özetleyen ve argüman üreten sistemlerin kullanımında asıl sorunun teknolojinin bunları yapabilmesi olmadığını vurguladı.

Süleymanlı, “Asıl mesele, kendi yapmamız gereken zihinsel işleri hangi noktadan itibaren ona bırakmaya başladığımızdır” dedi.

Özellikle çocuklar ve gençler açısından, düşünme, sorgulama ve problem çözme becerileri yeterince gelişmeden bu süreçlerin yapay zekâya devredilmesinin risk oluşturabileceğine dikkat çekti.

Bilişsel bağımlılık riski

Yapay zekânın karar süreçlerine giderek daha fazla dahil olduğuna işaret eden Süleymanlı, insanın teknolojiyle zihinsel kapasitesini güçlendirebileceğini ancak bunun bir sınırı olması gerektiğini söyledi.

“Düşünme, karşılaştırma, şüphe etme ve karar verme sorumluluğunu bütünüyle teknolojiye bıraktığımızda, yardımcı bir araçtan değil, bilişsel bağımlılıktan söz etmeye başlarız” ifadelerini kullandı.

Süleymanlı, yapay zekâ kullanımında temel meselenin teknolojinin varlığı değil, hangi zihinsel görevlerin teknolojiye devredildiği olduğunu belirtti.

Bilişsel değişim doğrudan yapay zekâya bağlanamaz

Bazı ülkelerde IQ testlerinde kuşaklar boyunca görülen yükselişin yavaşladığı veya kimi alanlarda tersine döndüğüne ilişkin araştırmalar bulunduğunu hatırlatan Süleymanlı, bu değişimin doğrudan yapay zekâya bağlanmasının doğru olmayacağını söyledi.

Bu eğilimlerin üretken yapay zekânın yaygınlaşmasından önce başladığını belirten Süleymanlı; eğitim kalitesi, ekran kullanımı, dikkat dağınıklığı, sosyal medya ve uzun metin okuma alışkanlıklarındaki değişimlerin de dikkate alınması gerektiğini kaydetti.

Asıl sorunun, yapay zekânın tek başına bilişsel gerilemeye yol açıp açmadığı değil, zaten mevcut olan dikkat ve düşünme sorunlarını derinleştirip derinleştirmediği olduğunu ifade etti.

“Öğrenme yalnızca doğru cevabı bulmak değildir”

Yapay zekânın eğitim üzerindeki etkilerine de değinen Süleymanlı, öğrencilerin saniyeler içinde ödev hazırlayabildiğini, kitapları okumadan özetlerine ulaşabildiğini ve kendi düşüncesini oluşturmadan akademik görünümlü metinler üretebildiğini söyledi.

Ancak hızlı bilgiye erişimin öğrenmeyle eş anlamlı olmadığını vurgulayan Süleymanlı, “Öğrenme yalnızca doğru cevabı bulmak değildir. Öğrenme; aramak, yanılmak, karşılaştırmak, şüphe etmek ve yeniden düşünmektir” dedi.

Yapay zekâya farklı sorular sorun

Süleymanlı’ya göre çözüm yapay zekâdan tamamen uzak durmak değil, onu düşünmenin yerine koymamak.

Yapay zekânın düşünceyi geliştiren bir araç olarak kullanılabileceğini belirten Süleymanlı, kullanıcıların yönelttiği soruların da önemli olduğunu söyledi.

“Benim yerime düşün” yerine “Benim düşünceme itiraz et”, “Bana doğru cevabı ver” yerine “Başka hangi bakış açıları mümkün?”, “Benim için karar ver” yerine ise “Burada neyi gözden kaçırıyorum?” gibi soruların tercih edilebileceğini belirtti.

Bu yaklaşımın, yapay zekâyı hazır cevap üreten bir sistem olmaktan çıkarıp düşünceyi sınayan bir araca dönüştürebileceğine dikkat çekti.

Teknoloji kadar eleştirel düşünme de geliştirilmeli

Süleymanlı, Türkiye ve Türk dünyasında yapay zekâ yatırımlarının artırılmasının önemli olduğunu ancak teknolojik altyapının tek başına yeterli olmayacağını söyledi.

Okuma, araştırma, sorgulama ve eleştirel düşünme kültürünün de aynı anda güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Süleymanlı, düşünsel altyapının zayıf olduğu ortamlarda hazır bilgiye yönelimin artabileceğini belirtti.

Süleymanlı, tartışmanın merkezinde insanın düşünme sorumluluğunun bulunması gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Geleceğin temel sorusu makinelerin ne kadar akıllı olacağı değildir. Asıl soru şudur: Yapay zekâ bizim yerimize düşündükçe, biz kendimiz düşünmeye devam edecek miyiz?”