Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında kurulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi ilk toplantısını İstanbul’da gerçekleştirdi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile birlikte Çırağan Sarayı’nda düzenlenen toplantıya katıldı.
Toplantıda Pakistan heyetinde Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Federal Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif ve Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir; Suudi Arabistan heyetinde ise Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Savunma Bakanı Halid bin Selman ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Fayyadh Bin Hamed Al-Ruwaili yer aldı.
Komite toplantısının ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Bakan Fidan, bölge ülkelerinin güvenlik, istikrar, refah ve kalıcı barış amacıyla ortak hareket etmelerinin ve bu yönde atılan adımların kurumsal bir yapıya kavuşturulmasının artık acil bir ihtiyaç haline geldiğini belirtti.
Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın bölgesel güvenlik açısından yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu belirterek şu ifadeyi kullandı:
“Bu anlaşmayla bölgemizde yeni bir güvenlik ve işbirliği mimarisinin test edilmesi süreci başlamıştır.”
İttifaka yeni ülkeler katılabilecek
Mekke Savunma İttifakı’nın yalnızca Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’la sınırlı kalıp kalmayacağına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, anlaşmanın başka ülkelerin katılımına imkan verdiğini söyledi.
Fidan, bu konuda yürütülecek sürece ilişkin şu açıklamayı yaptı:
“Bunun şartları, süreçleri, standartları konusunda hem ittifaka girmek isteyen ülkelerle hem ittifaktaki diğer ülkelerle görüşmelerinin yapılması gerekiyor.”
“İttifak, zaten genişlemek için kurulmuş bir ittifak”
Bakan Fidan, yeni üyelerin ittifaka hangi şartlarda katılabileceğine ilişkin bir yol haritası üzerinde çalışıldığını belirtti.
Fidan şunları söyledi:
“İttifak, zaten genişlemek için kurulmuş bir ittifaktır. Ama başlangıç itibarıyla temellerin çok iyi atılması gerekiyor, kurumsallaşmasının da çok iyi yapılması gerekiyor. Hem Suudi Arabistan hem Pakistan, bu konuda bizim gibi çok hassaslar.”
Fidan, bir taraftan güçlü, kurumsallaşmış, sorunlara sahip çıkabilecek ve bölgeye istikrar, barış ve refah getirecek sağlam bir temel oluşturulması gerektiğini, diğer taraftan ittifakın genişletilmesi konusunda üç ülkenin de mutabık olduğunu söyledi.
İttifaka katılacak olası yeni üyelerin işleyen ve güçlü bir yapıya dahil olmalarının önemini vurgulayan Fidan:
“Biz şu anda işin zor kısmı olan kuruluş aşamasını hep beraber bitirmeye çalışıyoruz.”
dedi.
Fidan, yeni ittifakın bölgedeki belirsizliği azaltacağını ve bunun ekonomik kalkınmaya da olumlu yansıyacağını belirterek:
“Bu ittifakla bölgede giderek daha büyük bir istikrarın oluşacağını göreceğiz ve belirsizlik azalacak. Aktörlerin tavırları daha belirgin hale gelecek.”
ifadelerini kullandı. Fidan, belirsizliğin azalmasıyla oluşacak istikrar ortamının daha fazla yatırım ve kalkınmanın önünü açacağını kaydetti.
Fidan’dan Netanyahu’ya çok sert sözler
Basın toplantısında İsrail’in Türkiye’yi “stratejik tehdit” olarak görmesine ilişkin soruyu da yanıtlayan Fidan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve hükümetinin Türkiye’ye yönelik söylemlerinin yakından takip edildiğini belirtti.
Fidan’ın bu konudaki açıklamasının tamamı şöyle:
“Seçim sürecine girdiği andan itibaren (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu hükümetinin, başta Netanyahu olmak üzere destekçilerinin artan bir şekilde Türkiye’ye yönelik bir söylemi var, Cumhurbaşkanımızı (Recep Tayyip Erdoğan) ve bazı arkadaşlarımızı hedef alan yaklaşımları var. Biz bunu baştan beri takip ediyoruz. Şimdi birincisi şunun altını çizmek gerekiyor. İnsanlığın ve uluslararası toplum ve güvenliğin ortak düşmanı haline gelmiş Netanyahu, altını çiziyorum, Netanyahu canisi, soykırımcısı, bu noktada ciddi olarak bir insan değildir.”
Fidan, Netanyahu meselesinin yalnızca Türkiye’nin sorunu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Çünkü sadece Türkiye için değil, bütün küresel güvenlik için Netanyahu, onun mentalitesi ve onunla beraber hareket eden soykırımcı kitle bir tehdit oluşturmaktadır. Bunu sadece Türkiye’nin problemiymiş gibi düşünmek büyük bir hata. Dolayısıyla burada uluslararası toplumun şu ana kadar yapmadığı görevi yerine getirip bu caniyi, bu soykırımcıyı durdurması, bu soykırımcının bölgeye, İsrail’e, Yahudi halkına ve bütün dünyaya zarar vermesinin artık önüne geçmek gerekiyor. Filistinli kanı dökmekten, Müslüman kanı dökmekten zevk alan bu caninin artık durdurulması gerekiyor. Bunun durduğu yer İsrail’e de büyük zarar, Filistinlilere zaten zarar, bölgeye de büyük zarar.”
Netanyahu’nun açıklamalarına bakıldığında Filistin Devleti’nin kurulmasını ve bölgedeki işgallerin sona ermesini istemediğinin görüldüğünü söyleyen Fidan, konuşmasının bu bölümünü şu ifadelerle tamamladı:
“Soykırımcı ve işgalci yaklaşımın, bölgesel güvenliği ve uluslararası güvenliği tehlikeye atan yaklaşımın devamını istiyor. Şimdi bu sadece bizim değil, bütün bölgenin ve uluslararası toplumun büyük bir tehdididir. Bu tehditle, bu Netanyahu tehdidiyle bu uluslararası sistem savaşmalıdır arkadaşlar. Benim mesajım bu.”
Girne’deki gemi faciasında hayatını kaybedenlere başsağlığı
Fidan, basın toplantısının başında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki Girne Limanı açıklarında meydana gelen yolcu gemisi kazasına da değindi.
Alabora olan gemide yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet dileyen Fidan, hayatını kaybedenlerin yakınlarına, Türk milletine ve KKTC halkına taziyelerini iletti.
Kazada yaralananlara acil şifa dileyen Fidan, benzer acıların bir daha yaşanmaması temennisinde bulundu.
“Anlaşma bölgesel sahiplenme anlayışının bir ürünüdür”
Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın imzalanmasının tarihi bir adım olduğunu söyledi.
Fidan:
“Anlaşma bölgesel sahiplenme anlayışının bir ürünüdür. Her zaman ifade ettiğimiz gibi bölgemize dışarıdan getirilmeye çalışılan çözüm arayışları sorunlarımıza deva olmamakta, aksine ağır bedeller ödenmesine sebep olabilmektedir.”
dedi.
Üç ülkenin dışişleri ve savunma bakanlarının yanı sıra genelkurmay başkanlarının da katıldığı toplantıda, anlaşmanın uygulama aşamasında atılacak somut adımların ele alındığını aktaran Fidan, ilk kurumsal kararların da alındığını açıkladı.
Resmi adı “Mekke Savunma İttifakı” oldu
Fidan, üç ülkenin üzerinde anlaşmaya vardığı en önemli konulardan birinin yeni yapının resmi adı olduğunu söyledi.
Bakan Fidan:
“Bugün itibarıyla anlaşmayla öngörülen kurumsal yapının oluşturulması için çalışmalarımıza da başlamış olduk. Her şeyden önce, ittifakımızın resmi adı üzerinde mutabık kaldık. İttifakımızın resmi adı Mekke Savunma İttifakı.”
ifadelerini kullandı.
Sekreterya Riyad’da kurulacak, ilk genel sekreter Pakistanlı olacak
Yeni ittifakın kurumsal yapılanmasına ilişkin ilk kararlar da kamuoyuyla paylaşıldı.
Fidan, ittifak sekreteryasının Riyad’da kurulmasının öngörüldüğünü, ilk genel sekreterin ise Pakistanlı olması konusunda mutabakata varıldığını söyledi.
Görüşmelerde kurumsallaşmaya yönelik hangi adımların hangi takvimle atılacağı konusunda da ön kararların alındığını belirtti.
“İttifak herhangi bir devlete karşı değil”
Mekke Savunma İttifakı’nın niteliğine ilişkin ayrıntılı değerlendirmede bulunan Fidan, ittifakın savunma temelli olduğunu ve uluslararası hukuk ilkelerine dayanacağını vurguladı.
Fidan’ın bu konudaki açıklamasının tamamı şöyle:
“Güvenli, istikrarlı ve müreffeh bir gelecek vizyonuyla imzalanan bu ittifak, savunma temellidir. İttifak, devletlerin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı ile içişlerine müdahale etmeme gibi uluslararası hukuk ilkelerine dayanmaktadır. İttifakın herhangi bir devlete karşı olmadığını, aksine bu temel ilkelere riayet eden bölgemizdeki tüm devletlere açık olduğunu bir kez daha burada vurgulamak istiyoruz.”
Fidan, Mekke Savunma İttifakı’nın ortaya koyduğu barışçıl vizyonun, anlaşmanın temel ilkelerini paylaşan diğer dost ülkelerle birlikte ilerletilmesini ittifak üyelerinin arzu ettiğini belirtti.
“NATO’dan kaynaklanan yükümlülüklerin yerini almıyor”
Yeni ittifakın Türkiye’nin mevcut uluslararası ittifaklarıyla ilişkisine de açıklık getiren Fidan, özellikle NATO konusunda şu ifadeleri kullandı:
“İttifakın, ülkemizin NATO başta olmak üzere diğer ittifak ve anlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığını ve bunların da yerini almadığını belirtmek isterim. Bunların tamamlayıcısıdır.”
Fidan, İstanbul’daki ilk toplantıyla Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın bölgesel barış, güvenlik ve istikrar için sorumluluk üstlenmeye hazır olduklarını gösterdiklerini belirtti ve dost ülkelerle yakın işbirliği ve eş güdümün sürdürüleceğini söyledi.
“Bölgesel güvenlik sorunları maalesef küresel etkiye sebep oluyor”
Fidan, basın mensuplarının soruları üzerine Mekke Savunma İttifakı’nın bölgede nasıl bir rol oynayacağına ilişkin de kapsamlı değerlendirmede bulundu.
Bakan Fidan şunları söyledi:
“Bölgemizde sahici manada ittifak ve güven oluşmadığı zaman, oluşan güvensizlik ikliminden ortaya çıkan çok fazla problem alanı oldu, özellikle bölgesel güvenlikle ilgili. Bizim bölgemizde ortaya çıkan bölgesel güvenlik sorunları da maalesef küresel etkiye sebep olmakta. Dolayısıyla bölgesel aktörlerin dışında birdenbire küresel aktörlerin de karıştığı olaylar oluyor.”
Son 30 yıldaki birçok gelişmenin bunu gösterdiğini belirten Fidan, çözümün bölge ülkelerinin kendi sorunlarına sahip çıkmasından geçtiğini ifade etti.
Fidan:
“Bölgedeki ülkeler, bir araya gelip birbirlerinin egemenliklerine, toprak bütünlüklerine ve güvenliklerine saygı duydukları zaman ve bunu da taahhüt altına aldıkları zaman, daha da ileri gidip bunu koruyacak bir yapı kurdukları zaman, bölgesel güven ve müttefiklik ilişkileri konusunda bir sıkıntı kalmaz.”
dedi.
“Sorunların yüzde 85-90’ı çözülmeli”
Fidan, bölge ülkelerinin bu temel ilkeleri samimiyetle taahhüt etmesi halinde mevcut sorunların büyük bölümünün çözülebileceğini savundu.
Bakan Fidan, bu prensipleri samimi şekilde taahhüt eden ülkelerden oluşan bir yapının ortaya çıkması halinde bölgedeki sorunların yüzde 85-90’ının mevcut durumda çözülmesi gerektiğini söyledi.
Artık ulus devletler çağında yaşandığını belirten Fidan, ülkelerin sınırlarının ve egemenlik alanlarının belli olduğunu, bir ülkenin sınırı, egemenliği ve güvenliği konusunda problemi yoksa bunun üzerine istikrar, refah ve kalkınma inşa edilmemesi için neden bulunmadığını ifade etti.
“Türkiye ortaklarıyla beraber ortaya bir vizyon koydu”
Orta Doğu’da uzun yıllardır istikrarsızlığa neden olan çok sayıda sorun alanının ortaya çıktığını söyleyen Fidan, Türkiye’nin bölgesel tecrübelerden ders çıkararak yeni bir güvenlik vizyonu geliştirdiğini belirtti.
Fidan:
“Türkiye ortaklarıyla beraber yapıcı bir yaklaşımla, ileri bir vizyonla, bölgedeki yaşanmış negatif olaylardan, pozitif olaylardan da büyük ders çıkartarak ortaya bir vizyon koydu. Ve bu vizyon neticesinde bu ittifak bugün hayata inşallah Cumhurbaşkanı’mızın öncülüğünde hayata geçiyor.”
ifadelerini kullandı.
Bölgede aslında çok önemli kaynak ve imkanların bulunduğuna işaret eden Fidan, istikrar ve güven ortamının bulunmaması nedeniyle bölge halklarının gereksiz sıkıntılar yaşadığını söyledi.
Fidan:
“Ama istikrar, güven ortamı olmadığı için bölge halkları gereksiz yere bir ton sıkıntı çekmekte. İnşallah biz (bu ittifakı) barışın, istikrarın ve refahın anahtarı olarak görüyoruz. Niyetimiz de bu yönde, inşallah amelimiz de bu yönde olacak.”
dedi.
Karadeniz için yeni “Tahıl Anlaşması” çalışması
Fidan’ın gündemindeki başlıklardan biri de Karadeniz’de seyrüsefer güvenliği ve ticari gemilerin hedef alınması oldu.
Bakan Fidan, konuya ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
“Bu gerçekten büyük bir sorun olmaya devam ediyor. Sadece Karadeniz güvenliği için değil, artık global gıda güvenliği için de büyük sorun oluyor.”
Rusya ve Ukrayna’dan çıkması gereken tahıl ürünlerinin dünya piyasalarına ulaşamamasının birçok ülkeyi etkilediğine dikkat çeken Fidan, bazı ülkelerin Türkiye’den bu konuda yardım talep ettiğini bildirdi.
Türkiye’nin yeni bir çalışma hazırladığını açıklayan Fidan:
“Bizim hazırladığımız bir çalışma var. Her iki tarafla da temas halindeyiz bu çalışma üzerinden. Geçmişte yaptığımız gibi inşallah gerekli şartların oluşması durumunda Tahıl Anlaşması’na benzer bir anlaşmayı daha yapmak için çalışıyoruz.”
ifadelerini kullandı.
“Savaş yıpratma savaşından yok etme savaşına dönüştü”
Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin değerlendirmede bulunan Fidan, savaşın geldiği aşamaya ilişkin de dikkat çekici ifadeler kullandı.
Fidan, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın bir yıpratma savaşı olmaktan çıkarak yok etme savaşına dönüştüğüne işaret etti.
Tarafların birbirlerine giderek daha fazla yıkıcı zarar verdiğini belirten Fidan, bunun bölge üzerinde oluşturduğu zararın önüne geçilmesi gerektiğini ve Türkiye’nin bu yöndeki çalışmalarının sürdüğünü kaydetti.
Fidan sosyal medyadan da duyurdu: İlk kurumsal kararlar resmen alındı
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, toplantının ardından sosyal medya hesabından da açıklama yaptı.
Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında kurulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesinin İstanbul’da gerçekleştirdiği ilk toplantıya ilişkin paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Bugün Pakistanlı ve Suudi Arabistanlı kardeşlerimizle beraber İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantısında, Mekke Savunma İttifakı’nın ilk kurumsal kararlarını resmen aldık. Katkıda bulunan tüm yetkililere teşekkür ediyoruz. Bölgemiz için tekrar hayırlı olsun.”
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarının Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi formatındaki ilk toplantısının İstanbul’da yapılmasıyla birlikte Mekke Savunma İttifakı’nın kurumsallaşma süreci resmen başlamış oldu.
Yeni yapının bundan sonraki aşamasında Riyad’da kurulacak sekreteryanın oluşturulması, ilk genel sekreterin göreve başlaması, kurumsal mekanizmaların netleştirilmesi ve ittifaka katılmak isteyen yeni ülkeler için üyelik şartları ile yol haritasının oluşturulması gündemin temel başlıkları arasında yer alacak.





