Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Adalet Bakanı Gürlek’ten Alihan Kuriş soruşturmasından futbolda bahis operasyonlarına kadar gündemdeki konularla ilgili kritik açıklamalar

Adalet Bakanı Akın Gürlek, katıldığı canlı yayında “Alihan Kuriş suç örgütü” soruşturmasından “Kuytulcular” yapılanmasına, Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturmadan faili meçhul dosyalara, sokak çeteleriyle mücadeleden 12. Yargı Paketi’ne kadar çok sayıda başlıkta açıklamalarda bulundu. Gürlek, süresiz nafaka ve boşanma davalarına ilişkin hazırlanan düzenlemeler ile sosyal medya hesaplarına yönelik planlanan yeni sistemi de anlattı. Bakan Gürlek, futbolda bahis ve şike incelemeleri konusunda ise “Yakın zamanda muhtemelen operasyonlar olabilir, soruşturmalar olabilir.” dedi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, katıldığı canlı yayında “Alihan Kuriş suç

Adalet Bakanı Akın Gürlek, TV100 canlı yayınında gündemdeki soruşturmalar, yargı alanında hazırlanan yeni düzenlemeler ve kamuoyunun yakından takip ettiği dosyalara ilişkin soruları yanıtladı.

Gürlek’in açıklamalarında “Alihan Kuriş suç örgütü” soruşturması önemli yer tutarken; “Kuytulcular” yapılanmasına yönelik soruşturma, Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı davalar, Ahbap Derneği soruşturması, faili meçhul dosyalar, Muhsin Yazıcıoğlu, Uğur Mumcu, Behçet Oktay, Çağla Tuğaltay, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş dosyaları da gündeme geldi.

Bakan Gürlek ayrıca sokak çeteleri ve yeni nesil suç örgütleriyle mücadele, çocukların suça sürüklenmesi, ebeveynlerin cezai sorumluluğu, bilirkişilik sistemi, yargılamaların hızlandırılması, “Alo Adalet 135”, boşanma davaları, nafaka düzenlemesi, sosyal medya hesaplarının kimliklendirilmesi, “Çerçeve Yasa” süreci ile futbolda bahis ve şike soruşturmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Alihan Kuriş soruşturması: 54 gözaltı, 11 şirkete ve 4 derneğe kayyum

“Alihan Kuriş suç örgütü”ne yönelik soruşturmayı değerlendiren Gürlek, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında üçüncü dalga operasyonunun gerçekleştirildiğini, 54 şüphelinin gözaltına alındığını, 11 şirkete TMSF’nin kayyum olarak tayin edildiğini ve 4 dernek hakkında kayyum kararı verildiğini söyledi.

Son operasyonda gözaltına alınan kişilerin henüz hakim karşısına çıkmadığını ifade eden Gürlek, ilk operasyonun özellikle Alihan Kuriş ile örgütün yönetim kadrosuna yönelik gerçekleştirildiğini aktardı.

Alihan Kuriş’in genç yaşta yapılanmanın başına geçtiğini belirten Bakan Gürlek, soruşturmanın kapsamına ilişkin şunları söyledi:

“2016 yılında bir şüpheli ölüm var, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığımız Arif Ahmet Denizolgun hakkında bir soruşturma başlattı. Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünden sonra normalde silsileye aykırı şekilde Alihan Kuriş başa geçiyor ve Alihan Kuriş başa geçtikten sonra da özellikle örgütün ana kademesinde bir değişiklik oluyor. Bu şekilde bir suç örgütü var, para aklama suçu var, örgüt kurma, yönetme, aynı şekilde devlet aleyhine bir dolandırıcılık suçu iddiası var. Bununla ilgili soruşturma devam ediyor. Tabii derinleşebilir mi, derinleşebilir. Dosya kapsamında yeni itirafçı beyanları geliyor, dışarıdan başvuranlar var, özellikle mağdur olanlar var ama ben özellikle şunun altını çizmek istiyorum, biz kesinlikle bir dini grup ya da bir dini yapılanmaya yönelik bir operasyon yapmadık. Bu tamamen suç örgütünün yapılanmasına ilişkin mali bir operasyon. Bu soruşturma giderek derinleşiyor, yani yeni dalgalar olur mu, o Başsavcılığımızın takdirinde.”

“Yurt dışına para çıkarılmasına ilişkin tespitler var”

Gürlek, soruşturma kapsamında yurt dışına para çıkarılmasına ilişkin tespitler bulunduğunu ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının bu konudaki çalışmalarının sürdüğünü belirtti.

Kuriş ve ailesinin üzerine kayıtlı çok sayıda değerli taşınmaz bulunduğunu ifade eden Gürlek, şu değerlendirmede bulundu:

“Örgüt yönetiminin aslında örgütün tabanındaki insanların dini duygularını, özellikle vatandaşlarımızın dini duygularını sömürerek kendilerine bir kaymaklı yaşam tarzı kurduklarını görüyoruz.”

Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturma

Bakan Gürlek, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında fethi kabir işlemi yapıldığını ve örnekler alındığını hatırlattı.

Gürlek, soruşturmada tanık ve itirafçı beyanlarının yanı sıra Adli Tıp çalışmalarının bulunduğunu belirterek şunları söyledi:

“Burada şüpheli durumlar var, tanık beyanları da var, içeriden itirafçı beyanları da var. Çünkü Arif Ahmet Denizolgun öldü ya da öldürüldükten sonra zaten yapılanma değişiyor. Normalde Alihan Kuriş 36 yaşında başa geçiyor, çok genç yaşta başa geçiyor. Zaten Alihan Kuriş başa geçtikten sonra birden örgütün içerisindeki yapılanma değişiyor ve tabii Başsavcılığımız soruşturma başlattı. Tanıkları dinliyor bildiğim kadarıyla, bir araştırma yapıyor. Aynı zamanda dosyasında bir Adli Tıp raporu da var, burada şüpheli durum olduğuna ilişkin ama tabii şu an kesin olacak durum Adli Tıp Kurumunun raporu. Bu rapor ne zaman çıkar bilmiyoruz ama kısa sürede çıkacağını düşünüyoruz. Tabii bu Adli Tıp raporuna göre Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının başlatmış olduğu ve devam eden soruşturmanın seyri değişecektir ama dediğim gibi yani ilk gelen bulgulara göre burada bir şüpheli ölüm olduğu konusunda ciddi emareler var. Boğazda ekimozlar var, işte bir boğulma iddiası var ve daha sonra olaya geç müdahale, sağlık ekiplerine geç haber verme durumu var. Bunların hepsi araştırılıyor. Başsavcılığımız çok ayrıntılı bir soruşturma yürütüyor. Biz süreci takip ediyoruz. Bu konuda yani Adli Tıp raporu çıktıktan sonra muhtemelen tekrardan yeniden beyanlar alınacaktır ya da yeni şüphelilerin beyanları alınacaktır ya da yeni operasyonlar yapılacaktır.”

“Kuytulcular” soruşturmasında 35 tutuklu

Bakan Gürlek’e “Kuytulcular” yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturma da soruldu.

Soruşturmanın Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldüğünü belirten Gürlek, 35 şüphelinin tutuklandığını hatırlattı.

Gürlek, soruşturmayla ilgili şu açıklamayı yaptı:

“İnsanlardan zorla, tehditle, şantajla senet imzalatmalar, para almalar, istihbarat örgütü gibi kayda almalar, bunlar devam ediyor. Adana Başsavcılığımız derinleştiriyor. Şöyle bir şey anlatayım ben size, özellikle biz arama kararı vermeden önce, daha doğrusu Adana Başsavcılığımız arama kararı vermeden önce yani bir şekilde öğrenip bütün ana bilgisayarları söktüklerini tespit ettik. Başsavcılığımız ikametlerde arama yaptığı zaman bütün bilgisayarların kasalarının sökülmüş vaziyette olduğunu tespit etti. Bu da aslında bu örgütün kendi arasında ciddi bir istihbarat ağı olduğunu gösteriyor. Bunlar tamamen Başsavcılarımızın uhdesinde devam ediyor. İçeriden itirafçı beyanları var bildiğim kadarıyla. Adana Başsavcılığımız yürütüyor bu soruşturmayı ama yani özellikle Alparslan Kuytul’u siz de biliyorsunuz, özellikle 15 Temmuz hain darbe girişiminde o gün söylediği sözler… ‘bu darbe başarılı olsaydı…’ Bunlar zaten toplumda insanlarda bu konuda bir nefret oluşmuştu. Tamamen suç örgütü yapılanması, burada da aynı şekilde devam eden bir süreç var.”

“Glooper” ve “Tek Kayıt” programları soruşturuluyor

Gürlek, “Alparslan Kuytul örgütünde” böyle bir veri bulunmadığını ancak Alihan Kuriş soruşturmasında “Glooper” isimli bir yazışma programının kullanıldığının tespit edildiğini söyledi.

Bakan Gürlek şöyle konuştu:

“Alparslan Kuytul örgütünde böyle bir veri yok ama Alihan Kuriş suç örgütünde Glooper isimli bir yazışma programı kullanıyorlar. Bu tamamen dışarıdan kendi aralarında gizliliğe riayet edilerek oluşturulan bir program. Ben size şunu sormak istiyorum, bir dini yapılanma ya da dini cemaat niçin kendi mensuplarıyla yazışmak için böyle bir program kullansın? Ayrıca Tek Kayıt diye bir muhasebe programı var, bununla ilgili çalışıyoruz. En son yapılan 54 kişilik gözaltında, Tek Kayıt muhasebe programına ilişkin kişiler de alındı. Burada özellikle muhasebe kayıtları üzerinden sahte belge oluşturarak paraların yurt dışına çıkartılması, daha sonradan sisteme sokulması konusunda anladığım kadarıyla bir çalışma yapıyorlar. Bunlarla ilgili süreç devam ediyor.”

İdris Naim Şahin adına tahsisli araç da gündeme geldi

Soruşturmadaki firari şüphelilerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Gürlek, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına tahsisli bir aracın firari şüphelilerin Muğla’ya götürülmesi sırasında kullanıldığını belirtti.

Gürlek şunları söyledi:

“İki araba daha var. Bu da aynı şekilde bir kişi, yine aynı şekilde Alihan Kuriş suç örgütüyle irtibatlı bir kişiye daha tahsis edilen bir araç var. O şahıs şu an yurt dışında firari, o maalesef operasyondan önce çıkmış. Bunları araştırıyoruz ama özellikle yani bu çakarlı arabaları dikkat çekmemek için bunları kullanıyorlar. Yurt dışına kaçmak için de kullanıyorlar. Burada tabii İdris Naim Şahin Sayın Bakanımızın bunu yapmaması lazımdı. Ben daha sonraki beyanlarını da okudum, özellikle ben bunu kiraya verdiğini, kiralama yoluyla bu aracı verdiğini söylüyor ama Bakan Bey’in söyledikleriyle dosyadaki kayıtlar birbirini tutmuyor. Çünkü söz konusu şirket bir kiralama şirketi değil. Burada tamamen şahsa özgü bir araç verilmiş. Bakan Bey’in Mehmet Özmen’le öncesine dayanan bir tanışıklıkları var.”

Gürlek ayrıca şu ifadeleri kullandı:

“Bakan Bey İdris Naim Şahin şöyle bir ifade kullanmıştı, ‘Sadece ben İstanbul’a geldiğim zaman bu arabayı kullanıyorum, otoparkta duruyor’ öyle değil. Bu araba uzun süreden beri Mehmet Özmen tarafından kullanılıyor.”

Gürlek’ten Ekrem İmamoğlu’nun duruşmalarına ilişkin açıklama

Ekrem İmamoğlu’nun duruşmalardaki tutumuna ilişkin soruya da yanıt veren Gürlek, mahkemelerin siyaset arenası olmadığını ve sanıkların kendilerine isnat edilen eylemlere ilişkin savunma yaptığını belirtti.

Gürlek, İmamoğlu’nun mahkemeleri siyaset arenasına çevirdiğini söyledi.

Bakan Gürlek şöyle konuştu:

“Bu sorulardan dolayı Ekrem İmamoğlu doğal olarak bir gerginlik çıkartıyor. Ben hatta şunu demek istiyorum, en başta bu dava açıldığı zaman şöyle bir iddia vardı, ‘Bu yargılama canlı yayında yayınlansın. Biz kendimize güveniyoruz.’ diye bir söylem vardı. Ben acaba Ekrem Bey’in şu an halen aynı söylemi, aynı iddiasının arkasında durur mu diye sormak istiyorum. Çünkü burada herkes anlatıyor. Çünkü biliyorsunuz etkin pişmanlıktan faydalanan kişi, ileride hakimin takdirine göre, mahkeme başkanının takdirine göre verilecek ceza indirilebiliyor, bu önemli. Sonuçta bu saatten sonra oradaki şahıs da gerçekleri söylemek istiyor.”

“Tek başına tanık ya da itirafçı beyanına göre eylem isnadı yapılmadı”

Soruşturmaların yalnızca itirafçıların ifadelerine dayandığı yönündeki değerlendirmelere de yanıt veren Gürlek, delillerin HTS ve MASAK kayıtlarıyla karşılaştırıldığını söyledi:

“Tek başına tanık beyanı ya da itirafçı beyanına göre bir eylem isnadı yapılmadı. Bunların hepsi HTS kayıtları, MASAK kayıtlarıyla çakıştırıldı. Sonuçta para verdim diyor, nerede verdin, kime verdin, bunların hepsi mutlaka kontrol ediliyor, teyit ediliyor. Bu şekilde bir sistem var, ben bunun altını çizmek istiyorum.”

Ahbap Derneği soruşturması

Gürlek, Ahbap Derneğine ilişkin soruşturma hakkında da konuştu.

Soruşturma kapsamında yeni ifadeler ve MASAK raporlarının alındığını belirten Gürlek şöyle dedi:

“Bu soruşturmanın derinleştirme yetkisi Başsavcıya ait. İstanbul Başsavcılığı bu konuda yeni beyanlar da aldı, yani elbet yeni gözaltılar olabilir ya da soruşturma konusunda yeni dalgalar da olabilir.”

Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı 46 olayı aydınlattı

Adalet Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının çalışmalarına ilişkin bilgi veren Gürlek, Başkanlığın yaklaşık dört aydır faaliyet gösterdiğini ve bu süre içinde 46 olayın aydınlatıldığını söyledi.

Başkanlığın önünde yaklaşık 690 dosya bulunduğunu belirten Gürlek, özellikle faili meçhul cinayetler ile toplumda derin iz bırakan dosyaların ele alındığını kaydetti.

Gürlek şöyle devam etti:

“Biz diyoruz ki, devlet ortada bir cinayet varsa bunun failini mutlaka bulmak zorundadır. Aslında vatandaşların adalete, devlete olan güveni de burada başlıyor. Biz kararlı olduğumuzu, sonuna kadar gitmesi gerektiğini başsavcı arkadaşlarımıza söylüyoruz. Çünkü kamuoyunda tatmin edici olmayan bir olay olduğu zaman mutlaka derin izler bırakıyor. Bizim amacımız burada devletin sonuna kadar bu işlerin peşini bırakmadığını, gün geldiği zaman bu şahısları adaletin önüne teslim etmek olduğu. Biz bunu yapıyoruz. Güzel şeyler de yaptık. Bu konuda toplumun her kesiminden de olumlu katkılar aldık. Arkadaşlarımız gece gündüz demeden sadece dosya bazlı olarak çalışıyorlar. Teknik ekipler kurup olay yerinde inceleme ve araştırma yapıyorlar. Başsavcılarımızla zaten sürekli istişare halindeyiz. İnşallah yakın zamanda da bazı olaylar da çözülebilir.”

Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması: Gürlek’ten FETÖ açıklaması

Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin helikopterin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturma da yayında gündeme geldi.

Gürlek, dosyaya geniş bir pencereden bakıldığında FETÖ’nün organizasyon halinde eylem yaptığını gördüklerini söyledi.

Yazıcıoğlu’nun ölümünden birkaç gün önce Elazığ’da, pilotun da dahil olduğu örgütün mahrem imamlarının toplantı yaptığını belirten Gürlek, şu ifadeleri kullandı:

“Adil Öksüz, bu toplantıya katılıyor, Kemal Batmaz, bu toplantıya katılıyor. Adil Öksüz’ün kim olduğunu biliyorsunuz. Yani darbenin ana sorumlularından birisi ve Muhsin Yazıcıoğlu cinayetinden bir gün önce Adil Öksüz, Türkiye’den dışarı çıkıyor. 15 Temmuz’da da yaşanmıştı biliyorsunuz. FETÖ ile çok irtibatlı eylemler var. Özellikle pilotun eşinin Adil Öksüz’ün evinde parmak izi çıktı. Pilotun mahrem imamlarla, Adil Öksüz ve Kemal Batmaz ile Elazığ’da toplantılara katıldığı çıktı. Bununla ilgili şu an yapılan ilk operasyon, birinci dalga, genelde FETÖ. Eylem yapan örgüt mensupları, askeri personelle ilgili. Başsavcılığımız çalışıyor. Muhtemelen operasyon derinleşecektir, soruşturma derinleşecektir. Sonuna kadar takip ediyoruz. Özellikle Muhsin Yazıcıoğlu gerçekten Türkiye’nin yetiştirmiş olduğu nadir bir insandı. Ben de çok severdim, güçlü bir liderdi. Yani burada hem kamu vicdanını tatmin eden bir soruşturma yürütülüyor hem de ailenin vicdanını tatmin eden bir soruşturma yürütmeye çalışıyoruz. Ucu nereye dokunursa dokunsun biz sonuna kadar gideceğiz. Ama ilk baktığımız zaman bu FETÖ’nün yapmış olduğu bir eylem gözüküyor. Şu an tespitler onu gösteriyor.”

Uğur Mumcu ve Behçet Oktay dosyaları da araştırılıyor

Bakan Gürlek, Uğur Mumcu ve Behçet Oktay’a ilişkin yürütülen soruşturmalara da değindi.

Her iki ismin aileleriyle görüştüğünü ve soruşturmaların seyri konusunda bilgi verdiklerini belirten Gürlek, Behçet Oktay’ın ölümünün ilk aşamada intihar olarak değerlendirildiğini ancak ölümün intihar olmadığı yönünde tespitler bulunduğunu söyledi.

Gürlek, Uğur Mumcu soruşturmasına ilişkin ise şöyle dedi:

“Aynı şekilde Uğur Mumcu’da devam eden bir yargılama süreci var. Şu an firari bir kişi var. Biz onun getirtilmesi için de uğraşıyoruz. Ama tabii Uğur Mumcu cinayetinin arkasında başka bir eylem var mı, olay var mı ya da karanlıkta kalan bir nokta var mı diye de çalışıyoruz.”

Çağla Tuğaltay, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş dosyaları

Gürlek, kamuoyunun uzun süredir takip ettiği Çağla Tuğaltay, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş dosyalarıyla ilgili çalışmaların da devam ettiğini söyledi.

“Biz bu işlerin peşini bırakmayacağız. Adalet mutlaka bir gün ortaya çıkar. Devlet bu işlerin kararlılıkla takipçisi olacak. Bizler de takip ediyoruz.”

Sokak çetelerine karşı finansal ağlara operasyon mesajı

Sokak çeteleri ve yeni nesil suç örgütleriyle mücadeleye ilişkin açıklamalarda bulunan Gürlek, son olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 880 kişinin bütün mal varlıklarına el konulduğunu belirtti.

Bu konuda tavizsiz olduklarını söyleyen Gürlek şöyle konuştu:

“Burada devlet demir yumruğunu vuracak. Ama bunları besleyen bir finansal yapı var. Bizim bu finansal ağı çökertmemiz lazım. Şimdi sokak çetelerinde ya da yeni nesil suç örgütlerinde sistem şu şekilde oluyor. Genelde örgüte başka yerlerden genç arkadaşları kazandırıyorlar, para veriyorlar, eylem yaptırıyorlar. Biz kesinlikle finansal ağların üzerine gideceğiz. Finansal ağlar konusunda tespitlerimiz var. Bunlar işte bazı sosyal medya yapılanmalarını kullanarak örgüt propagandasını yapıyor. Daha sonra da maalesef 18 yaşından küçük kişileri kullanıyor. Sokak çeteleriyle, yeni nesil suç örgütleriyle sonuna kadar mücadele edeceğiz.”

“Bazı işlenen suçlarda ebeveynler de suç işleyenler gibi sorumlu olacak”

Gürlek, Meclis’te kabul edilerek Resmi Gazete’de yayımlandığını belirttiği düzenlemeyle çocukların suça sürüklenmesinin önlenmesi ve ebeveynlerin sorumluluğuna ilişkin yeni hükümler getirildiğini söyledi.

Bakan Gürlek şu ifadeleri kullandı:

“Meclis’te kabul edilen bir paket var. Bu paketi yaşı küçük kişilerin cezalarının artırılması için hazırlamıştık. Bu paketin mutfağında biz vardık. Bu da Resmi Gazete’de yayımlandı, paket yürürlüğe girdi. Yani kesinlikle suça sürüklenen çocuk kavramı da değişti. Gençlerimizin geleceği bize emanet. Gençlerimizin bu örgütler tarafından kandırılmasına, bu örgütler tarafından kullanılmasına müsaade etmeyeceğiz. Ben aile bireylerimizi, velilerimizi de uyarmak istiyorum. Bu kabul edilen pakette ebeveynlerle ilgili de bir düzenleme oldu. Bazı suçlarda ebeveynlerin özellikle görevlerini yapmamalarından dolayı cezai sorumluluk düzenlemesi yapıldı bu pakette. Bence önemli bir düzenleme. Ebeveynlerimizin çocuklarımıza sahip çıkması gerekiyor. Ebeveynlerin sorumlulukları da bu pakette geçti, yasalaştı. Özellikle bazı işlenen suçlarda ebeveynler de suç işleyenler gibi sorumlu olacak.”

12. Yargı Paketi: İkinci bölüm ekimde gündemde

Bakan Gürlek, 12. Yargı Paketi’nin bir bölümünün yasalaşarak Resmi Gazete’de yayımlandığını, ikinci bölümün ise TBMM’nin ekim ayında açılmasının ardından gündeme geleceğini söyledi.

Düzenlemelerin özellikle yargılamaların hızlandırılması amacıyla hazırlandığını belirten Gürlek, uygulamadaki hakim ve savcıların görüşleri ile karşılaşılan sorunların dikkate alındığını kaydetti.

Bilirkişilik sistemine yeni düzenleme

Bakan Gürlek, bilirkişilik uygulamasının davaların uzamasında önemli etkenlerden biri olduğunu ifade ederek hazırlanan düzenlemeyi şöyle anlattı:

“Özellikle yargılamaların hızlandırılması için bazı adımlar attık. Maalesef bazı davalar uzun sürebiliyor. Bilirkişilik kurumuyla ilgili çok önemli düzenlemeler yaptık. Bilirkişilik, Türkiye’de maalesef çok kötüye kullanılıyor. Her dosyada, ilgili ilgisiz dosyada hakimlerimiz bilirkişi yoluna başvuruyor. Biz artık bunu kaldırdık. Hakim kesinlikle hukukun uygulanması ya da hukuki olayın tasnifi konusunda bilirkişiye başvuramayacak. Bunun altını yasayla kesin olarak çizdik. Hakim bilirkişiye başvurursa hakkında bir idari soruşturma açılacak, bunu da yazdık. Çünkü bilirkişiye dosya gittiği zaman maalesef dosyanın 6 ay uzaması demek.”

Alo Adalet 135, 1 Eylül’de 3 ilde başlayacak

Gürlek, adli tatilin ardından 1 Eylül’de vatandaşların “Alo Adalet 135” hattını arayarak dosyalarının hangi aşamada olduğunu öğrenebileceklerini açıkladı.

Yargının etkinliği bürolarında hedef süre uygulamasına geçildiğini belirten Gürlek, yapay zekanın da dosyaların takip edilmesinde kullanıldığını söyledi.

Gürlek şöyle konuştu:

“Yani vatandaş iş davası, alacak davası açtığı zaman 9 ayda karar çıkacağını biliyor. 9 ayı aşarsa süre burada tabii bir makul gerekçe olması lazım. Yani hakimin şahsından kaynaklanmayan bir gerekçe yoksa burada bir şey demeyeceğiz ama eğer hakim 9 aylık sürede bu davayı karara bağlamamışsa hakimle ilgili artık gerekli işlemi yapacağız. Yapay zekayı da kullanıyoruz anlık olarak. Burada o dosyanın niye geciktiği, niye karara bağlanmadığı konusunda HSK ile bir irtibatımız var. Onlar da takip edebiliyor. 1 Eylül’de 3 ilde Alo Adalet 135 hattıyla irtibat bürolarımızı faaliyete geçiriyoruz. Ekim ayında da tüm Türkiye’de faaliyete geçecek.”

Boşanma davalarında “ağır kusur” düzenlemesi

Bakan Gürlek, boşanma davalarının daha kısa sürede tamamlanması amacıyla yeni düzenlemeler üzerinde çalışıldığını söyledi.

Planlanan sistemle ağır kusur halinin kaldırılacağını belirten Gürlek, boşanmanın kendisi ile nafaka ve velayet gibi feri konuların ayrılabileceğini ifade etti.

Gürlek şunları söyledi:

“Hakim tarafları dinleyip bu aşamadan sonra artık tarafların bu evliliği yürütemeyeceğine kanaat getirirse boşanma yönünden karar verecek. Ferileri dediğimiz, nafaka, velayet, diğer onlar konusunda ayıracak. Boşanma davası uzun sürdükçe eşlerin birbirine karşı şiddet eylemleri de oluyor. Özellikle bayanlarımız şiddet görüyor. Bunlar inşallah yaşanmayacak. Biz bu konuda hassasız. 12. Yargı Paketi’nde bir kısmını çözdük. Ekim ayındaki pakette de özellikle boşanma davalarında ağır kusur halini kaldırdığımız zaman ben inanıyorum ki 2-3 ayda boşanma davaları karara bağlanacak.”

Süresiz nafaka için yeni model

Süresiz nafakaya ilişkin bir düzenleme olup olmadığı sorulan Gürlek, Anayasa Mahkemesinin süresiz nafakayı iptal ettiğini ve dokuz ay sonra söz konusu maddenin uygulanmayacağını söyledi.

Yeni düzenlemenin ekim ayında Meclis’e sunulmasının planlandığını belirten Gürlek, hakimlere tarafların durumlarına göre daha geniş takdir alanı bırakılacağını anlattı.

Bakan Gürlek şöyle konuştu:

“Süresiz nafaka gerçekten hem hakkaniyete hem de vicdanlara aykırı. 1-2 gün evli kalan bir şahsın ömür boyu nafaka ödemesi adaletsiz. Burada özellikle kadınlarımızı üzmeyecek, hakime tamamen takdir hakkı veren bir formül üzerinde çalıştık. Hakim gerekirse tekrardan süresiz nafakaya hükmedebilecek ama hakime en azından durum ve şartlara göre nafakayı sınırlandırabileceği bir düzenleme yaptık. Hakimlerimiz tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olaydaki kusurları dikkate alınarak süresiz nafaka verebileceği gibi olayların durumuna göre gerekirse bir süre koyup nafaka ödenmesine de hükmedebilecek. Bunlar inşallah ekim ayında Meclis’e sunulacak pakette var.”

Sosyal medya hesaplarında kimlik doğrulama modeli

Bakan Gürlek’e sosyal medya kullanımında kimlik şartı getirilmesine ilişkin çalışmalar da soruldu.

Sosyal medyanın büyük bir güç olduğunu belirten Gürlek, sahte veya anonim hesaplar üzerinden kişilere yönelik iftira ve itibar suikastlarının önüne geçilmesinin hedeflendiğini söyledi.

Suç örgütlerinin de sosyal medyayı yoğun şekilde kullandığını ifade eden Gürlek, planlanan sistemi şöyle anlattı:

“Burada bir sosyal medya hesabını kimin açtığına, özellikle anahtar modeliyle T.C. kimlikle kimin açtığına dair bilgiler Siber Güvenlik Başkanlığımızda olacak. Vatandaşlarımızda şöyle bir tereddüt var: ‘Benim sosyal medya hesaplarım yabancı istihbaratının eline mi geçecek?’ Öyle bir şey yok. Bunlar kesinlikle devlette kalacak. Biz katalog suçları belirledik. Bu suçlar işlendiğinde savcılıkta ya da mahkemede bir soruşturma ya da bir dava varsa savcılık ya da mahkeme Siber Güvenlik Başkanlığına yazdığı zaman o hesabın kimin kullanıldığının bilgileri gelecek.”

Gürlek, bu düzenlemenin de ekim ayında TBMM gündemine gelmesinin planlandığını söyledi.

“Çerçeve Yasa” ve Takip ve Değerlendirme Kurulu

“Çerçeve Yasa” kapsamında oluşturulan Takip ve Değerlendirme Kurulunun ilk toplantısında ele alınan konulara ilişkin konuşan Gürlek, yasanın hazırlanması ve kabul edilmesinde emeği geçen milletvekillerine teşekkür etti.

Yasanın yürürlüğe girmesi açısından birinci maddenin önemine dikkati çeken Gürlek şöyle dedi:

“Burada terör örgütünün tamamen tasfiye olduğunun, silahları bıraktığının, artık Türkiye’de kalmadığının terör örgütü ve bağlantılarının tespit ve tasdiki mekanizması var. Bu MGK kararıyla tespit edilecek. Daha sonra Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra bu yasa yürürlüğe girecek.”

Kurulun altında dört komisyon oluşturulduğunu belirten Gürlek, yasa yürürlüğe girdikten sonra cezaevindekiler, tutuklu ve hükümlüler ile dışarıda olup teslim olacaklara ilişkin hukuki sürecin Adalet Bakanlığı tarafından takip edileceğini söyledi.

“Bizim yıllardan beri beklediğimiz kardeşlik ortamı inşallah gelecek”

Bakan Gürlek süreçle ilgili kapsamlı değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Gerçekten özellikle terör, 40 yıldan beri gerçekten insanların artık bitsin dediği bir noktada. Şu ana kadar 2,3 trilyon dolar sadece maddi anlamda terörden dolayı kayıp var. Bu güvenlik ya da kamu düzeni açısından bir kayıp. Terörün olduğu bir yerde kesinlikle yatırım, istikrar, adalet sağlanamaz. Çok önemli bir yol katettik. Bu sürecin liderliğini yapan Sayın Cumhurbaşkanı’mıza, aynı şekilde Sayın Devlet Bahçeli’ye teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Ben doğu ziyaretleri yaptım, yasalaşma aşamasında birkaç ili ziyaret ettim. Vatandaşlarımız gerçekten çok memnun. Biz yıllardan beri Türk-Kürt kardeş gibi yaşıyoruz. Biz her yerde kardeşçe yaşıyoruz. Bu bir anlamda bunun tahkimi, kucaklaşması. İnşallah özellikle silahların bırakılmasından sonra bu yasa yürürlüğe girecek. İnşallah bu sürecin sağlıkla tamamlanmasını temenni ediyoruz. Bu süreci sabote etmek isteyen kişiler olabiliyor. Tribünlerde bunu gördük. İçişleri Bakanlığımız, Gençlik ve Spor Bakanlığımız ile ortak toplantı yaptık. Bu olayların yaşanmaması için süreci provoke etmek isteyenlere kesinlikle göz açtırmayacağız. Maalesef bir olay yaşandı Zonguldak’ta. Takip ettik, gerekenler adli anlamda yapıldı, sonuna kadar takip edeceğiz. Sürecin sabote edilmesine göz yummayacağız. Çünkü bizim yıllardan beri beklediğimiz kardeşlik ortamı inşallah gelecek.”

Futbolda bahis ve şike soruşturmaları

Bakan Gürlek’in gündemindeki bir diğer önemli başlık ise futbolda bahis ve şike soruşturmaları oldu.

“Temiz spor”dan yana olduklarını belirten Gürlek, bu alandaki dosyaları incelemek üzere özel bir birim kurulduğunu söyledi.

Türkiye Futbol Federasyonu tarafından uygulanan disiplin süreçleri ile adli soruşturmaların birbirinden farklı kriterlere sahip olduğunu anlatan Gürlek, MASAK raporları ve HTS kayıtlarının adli süreç açısından önemine işaret etti.

Gürlek şu açıklamayı yaptı:

“Başsavcı arkadaşlarımız, başsavcıvekili arkadaşlarımız bunları inceliyor. Türkiye Futbol Federasyonunun ayrı bir uygulaması var, bizim ayrı bir uygulamamız var. Mesela onların disiplin cezası verdiği şahıslara biz soruşturma açmıyoruz. Çünkü kendi maçında oynaması gerekiyor ya da kendi yöneticisi olduğu takımın maçında bahis oynaması gerekiyor. Bunların farklı kriterleri var. MASAK raporları gerekiyor, HTS kayıtları gerekiyor. Yakın zamanda muhtemelen operasyonlar olabilir, soruşturmalar olabilir. Çünkü biz sporun temiz kalmasını istiyoruz. Vatandaşlarımız televizyondan izliyor, statlara gidiyorlar, tribünlerde seyircilerimiz var. Burada bir emek var, alın teri var. Bu emek ve alın terine şaibe karıştırılmasın. Yani bizim dikkat ettiğimiz, hassas olduğumuz konu bu.”

Gürlek’in açıklamalarında çok sayıda kritik başlık

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in canlı yayındaki açıklamaları, devam eden soruşturmaların yanı sıra önümüzdeki dönemde yargı sisteminde yapılması planlanan değişikliklere ilişkin de önemli mesajlar içerdi.

Gürlek’in açıklamalarına göre 1 Eylül’de üç ilde Alo Adalet 135 sisteminin devreye alınması, ekim ayında sistemin Türkiye geneline yayılması, 12. Yargı Paketi’nin ikinci bölümünün TBMM gündemine gelmesi, boşanma ve nafaka sistemine ilişkin yeni düzenlemelerin görüşülmesi ve sosyal medya hesaplarının sahipliğinin belirlenmesine yönelik yeni modelin Meclis’e sunulması planlanıyor.

Bakan Gürlek ayrıca faili meçhul dosyalarla ilgili çalışmaların devam edeceğini, sokak çeteleri ve yeni nesil suç örgütlerinin finansal kaynaklarına yönelik mücadelede taviz verilmeyeceğini ve futboldaki bahis ile şike incelemelerinde yeni adli süreçlerin gündeme gelebileceğini ifade etti.