Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda kabul edilen öğrenci affına ve yükseköğretime ilişkin kapsamlı düzenlemeleri içeren kanun, Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle yükseköğretim kurumlarıyla ilişiği kesilen geniş bir öğrenci grubuna yeniden üniversiteye dönme imkânı tanınırken, azami öğrenim süresi, intörnlük ve uygulamalı eğitim, öğretim üyelerinin çalışma süreleri, akademik etik, disiplin soruşturmaları, vakıf üniversiteleri ve bilimsel araştırmalar konusunda da önemli değişiklikler yapıldı.
Yeni düzenleme özellikle üniversitelerle çeşitli nedenlerle ilişiği kesilen öğrencilerin yeniden eğitim hayatına dönmesi açısından büyük önem taşıyor. Bunun yanında azami öğrenim süresini doldurduğu halde mezuniyet aşamasına yaklaşan son sınıf öğrencilerine yönelik yeni sınav ve tamamlama hakları getirildi. TBMM’nin kabul edilen kanuna ilişkin açıklamasına göre düzenleme, yükseköğretim sisteminin idari ve akademik yapısını ilgilendiren çok sayıda başlığı da kapsıyor.
Öğrenci affından kimler yararlanabilecek?
Kanunla yükseköğretim kurumlarında hazırlık sınıfı dahil olmak üzere intibak, ön lisans, lisans tamamlama, lisans ve lisansüstü eğitim sırasında üniversiteyle ilişiği kesilenlere yeniden öğrenim hakkı tanınıyor.
Kendi isteğiyle üniversiteden ayrılanlar da belirlenen koşulları karşılamaları halinde düzenlemeden yararlanabilecek. Ayrıca bir yükseköğretim programını kazanarak kayıt yaptırma hakkı elde ettiği halde çeşitli nedenlerle kayıt yaptıramayanlar için de üniversiteye dönüş yolu açılıyor.
Düzenlemenin daha önce aynı kapsamda tanıdığı haklardan yararlanmamış öğrenciler, kanunda belirtilen istisnaların dışında kalmaları halinde öğrenci affı kapsamında yeniden yükseköğretime dönebilecek.
Hak sahiplerinin kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 4 ay içinde, ilişiklerinin kesildiği veya kayıt hakkı kazandıkları yükseköğretim kurumuna başvurmaları gerekiyor. Başvuruları kabul edilen öğrenciler, belirlenen usul ve esaslara göre 2026-2027 eğitim öğretim yılında yeniden öğrenimlerine başlayabilecek.
Kendi isteğiyle kaydını sildirenler de kapsamda
Öğrenci affının dikkat çeken yönlerinden biri, yalnızca başarısızlık, azami öğrenim süresi veya kayıt yenilememe gibi nedenlerle öğrencilik hakkını kaybedenlerle sınırlı tutulmaması oldu.
Kanunda belirtilen istisnalar dışında, kendi isteğiyle ilişiğini kesen öğrenciler de yeniden üniversiteye dönüş hakkından yararlanabilecek.
Bir programı kazanmasına rağmen kayıt yaptırmayanlara da başvuru hakkı tanınmasıyla düzenlemenin kapsamı yalnızca eski kayıtlı öğrencilerle sınırlandırılmamış oldu.
Daha önce farklı bir öğrenim düzeyinde benzer bir haktan yararlanmış olmak da başka bir öğrenim düzeyindeki başvuruya doğrudan engel oluşturmayacak. Başka bir ifadeyle bir kişinin geçmişte farklı bir eğitim kademesinde öğrenci affından yararlanmış olması, kanundaki şartları karşılaması durumunda farklı bir öğrenim düzeyi için getirilen haktan yararlanmasına engel olmayacak.
Öğrenci affından kimler yararlanamayacak?
Kanun geniş bir öğrenci grubuna dönüş hakkı tanırken bazı durumları açık şekilde kapsam dışında bırakıyor.
Terör suçu, kasten öldürme, işkence, eziyet, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı ile uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlar öğrenci affından yararlanamayacak.
Sahte belge nedeniyle kaydı iptal edilenler ile üniversiteye kayıt sırasında sahte belge verdiği belirlenenler de düzenleme kapsamı dışında kalacak.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamındaki bazı suçlar nedeniyle ilişiği kesilenler ile terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibat gerekçesiyle yükseköğretim kurumlarıyla ilişiği kesilen kişiler de aftan yararlanamayacak.
Polis Akademisi ve askerî yükseköğretim kurumları kapsam dışında
Öğrenci affının kapsamı bütün yükseköğretim kurumlarını aynı biçimde kapsamıyor.
Anayasa uyarınca özel kanun hükümlerine tabi Polis Akademisi ve bağlı eğitim kurumları, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi ile bağlı eğitim kurumları ve Millî Savunma Üniversitesine bağlı harp okulları, astsubay meslek yüksekokulları ve enstitülerde öğrenim görmekteyken ilişiği kesilen öğrenciler öğrenci affı hükümlerinden yararlanamayacak.
Millî Savunma Bakanlığı, Polis Akademisi, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı nam ve hesabına başka yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmekteyken ilişiği kesilen öğrenciler de bu düzenlemenin dışında tutulacak.
Askerde olanlara terhis sonrasında başvuru imkânı
Öğrenci affıyla yeniden öğrenime başlayanların askerlik ertelemeleri, Askeralma Kanunu’ndaki erteleme hükümleri doğrultusunda gerçekleştirilecek.
Kanunun yürürlüğe girdiği sırada askerlik görevini yapmakta olanlar ise terhislerini takip eden 2 ay içerisinde ilgili yükseköğretim kurumuna başvurmaları halinde öğrenci affından yararlanabilecek.
Yatay geçiş imkânı da getirildi
Düzenlemeden yararlanarak ayrıldığı üniversiteye yeniden kayıt yaptıran öğrenciler için belirli şartlar altında farklı programlara yatay geçiş imkânı da tanındı.
Öğrencilerin üniversiteye giriş yaptıkları yıldaki puanları ve ilgili programların taban puanları dikkate alınarak aynı veya farklı bir diploma programına yatay geçiş talebinde bulunabilmelerinin önü açıldı.
Farklı bir diploma programına yatay geçişle kabul edilebilecek öğrenci sayısında ilgili programdaki mevcut öğrenci sayısı ve üniversitenin fiziki imkânları dikkate alınacak. Uygulamaya ilişkin ayrıntıları üniversite senatoları belirleyecek.
Öğrenci affıyla yeniden öğrenci statüsü kazananların ayrıca başvurmaları halinde Anadolu Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi bünyesindeki eşdeğer açık öğretim ön lisans veya lisans programlarına yatay geçiş yapabilmelerine de imkân sağlanacak. Bu uygulamanın esaslarını Yükseköğretim Kurulu (YÖK) belirleyecek.
Azami süreyi dolduran son sınıf öğrencilerine iki ek hak
Kanunun öğrenci affından ayrı olarak öğrenci açısından öne çıkan bir diğer bölümü azami öğrenim süresine ilişkin düzenleme oldu.
Azami öğrenim süresini dolduran ve kayıtlı bulunduğu yükseköğretim kurumundan mezun olabilmek için son sınıfta bulunan öğrencilere, intörnlük eğitimi dönemi hariç olmak üzere başarısız oldukları veya daha önce alamadıkları teorik ya da uygulamalı bütün dersler için iki ek sınav veya tekrar hakkı verilecek.
Böylece eğitimlerinin son aşamasına gelmiş ancak ders eksikleri nedeniyle mezun olamayan öğrencilerin doğrudan yükseköğretim sistemi dışına çıkması yerine mezuniyetlerini tamamlayabilmeleri için yeni bir imkân sağlanmış olacak.
İntörnlük ve uygulamalı eğitimini tamamlayamayanlara yeni fırsat
Teorik veya uygulamalı derslerini başarıyla tamamladığı halde uygulamalı eğitime ya da intörnlük eğitimine başlayamamış, bu eğitimleri tamamlayamamış veya başarısız olmuş öğrencilere de eksik eğitimlerini tamamlama hakkı verilecek.
Özellikle tıp ve uygulama ağırlıklı programlarda öğrencilerin mezuniyetinin önünde engel oluşturabilen intörnlük ve uygulamalı eğitim süreçleri böylece ayrıca düzenlenmiş oldu.
Uygulamalı eğitim ve intörnlük eğitimlerinin nasıl tamamlanacağına ilişkin ayrıntılı usul ve esasları Yükseköğretim Kurulu belirleyecek.
Ancak azami öğrenim süresini dolduran ara sınıf öğrencilerine bu kapsamda ek sınav hakkı verilmeyecek. Dolayısıyla son sınıf öğrencilerine tanınan iki ek sınav veya tekrar hakkı, bütün öğrencileri kapsayan genel bir ek sınav düzenlemesi niteliğinde olmayacak.
Öğrenci affı ile ek sınav hakkı birbirinden farklı
Kanundaki öğrenci affı ile azami öğrenim süresini dolduran son sınıf öğrencilerine getirilen ek sınav düzenlemesi farklı hükümler olarak uygulanacak.
Öğrenci affı, üniversiteyle ilişiği kesilmiş veya kayıt hakkı kazandığı halde kayıt yaptıramamış kişilerin yeniden öğrenci olabilmesine yönelik bir düzenleme niteliği taşırken; iki ek sınav veya tekrar hakkı ise azami öğrenim süresinin sonuna gelmiş son sınıf öğrencilerinin mezuniyetlerini tamamlamalarına yönelik olacak.
Bu nedenle öğrencilerin kendi durumlarının hangi hüküm kapsamında bulunduğunu üniversitelerinin yapacağı duyurular ve Yükseköğretim Kurulunun belirleyeceği uygulama esasları üzerinden takip etmeleri önem taşıyor.
Öğretim üyeleri 75 yaşına kadar sözleşmeli çalışabilecek
Kanun akademik personelin çalışma süresinde de önemli değişiklikler getiriyor.
Yaş haddini dolduracakları tarihten önce başvuruda bulunan ve sözleşmenin yapılacağı tarihte öğretim üyesi kadrosunda görev yapan akademisyenlerden, üniversitelerin belirleyeceği bölüm ve programlarda görevlerini sürdürmelerinde yarar görülenler için sözleşmeli çalışma imkânı getirildi.
Yükseköğretim kurumunun görüşü ve Yükseköğretim Kurulunun kararıyla bu öğretim üyeleri, emeklilik yaş haddini doldurduktan sonra 75 yaşını geçmemek üzere, emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanıncaya kadar ikişer yıllık dönemler halinde sözleşmeli olarak çalıştırılabilecek.
Sözleşmeli çalıştırılabilecek öğretim üyesi sayısını bölüm, program veya üniversiteler itibarıyla sınırlandırma yetkisi Yükseköğretim Kurulunda olacak.
Düzenlemeyle yaş haddinden sonra sözleşmeli öğretim üyesi olarak görev yapan akademisyenlerin kadrolu öğretim üyesiyken sahip oldukları bazı özlük haklarının devam ettirilmesi ve fiilî çalışmaya bağlı ödemelerde uygulama birliğinin sağlanması da hüküm altına alındı.
Türk Cumhuriyetlerinde görev yapacak akademisyenlere aylıklı izin
Türk Cumhuriyetleri ve Akraba Topluluklarındaki yükseköğretim kurumlarından resmî davet alan öğretim elemanlarına yönelik de yeni bir düzenleme yapıldı.
Bu öğretim elemanlarına üniversite yönetim kurulunun kararı ve Millî Eğitim Bakanlığının onayıyla bütün özlük hakları korunarak 3 yılı aşmamak üzere aylıklı izin verilebilecek.
Uluslararası anlaşmalarla kurulan üniversitelerde ve Yükseköğretim Kurulunun taraf olduğu protokoller çerçevesinde yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarında oluşturulan programlarda ise bu süre 5 yıla kadar uzatılabilecek.
Üniversiteler yurt dışında yerleşke ve program açabilecek
Kanun yükseköğretim kurumlarının uluslararası faaliyetlerine yönelik yeni hükümler de getiriyor.
Türkiye’deki devlet üniversiteleri, Cumhurbaşkanı kararıyla yurt dışında yerleşke, akademik birim, program ve bunların gerektirdiği diğer tesisleri kurabilecek.
Bu birimlerin akademik ve idari personel ihtiyacı Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarından yapılacak görevlendirmelerle karşılanabileceği gibi, görev yapılan ülkeden sözleşmeli veya saat başı ücret karşılığı personel istihdamı da mümkün olacak.
Yurt dışı birimlerinin personel yapısı, ücretler, çalışma süreleri ve diğer uygulama esasları ayrıca belirlenecek.
Başkalarına tez ve akademik çalışma hazırlatanlara ağır yaptırım
Akademik etik konusunda da yaptırımlar ağırlaştırıldı.
Kişisel emeğine ve akademik birikimine dayanmayan, ücretli veya ücretsiz biçimde kısmen ya da tamamen başkaları tarafından hazırlanmış tez, makale, kitap, proje ve benzeri akademik çalışmaları diploma, akademik derece, atama, yükselme veya unvan elde etmek amacıyla kullananlara yönelik yaptırımlar genişletildi.
Başkaları tarafından hazırlanan çalışmalar üzerinden akademik derece veya unvan alanların bu kazanımları geri alınabilecek ve üniversite öğretim mesleğinden çıkarma yaptırımı uygulanabilecek.
Bu tür çalışmaları başkaları adına hazırlayan, üreten veya sürece aracılık edenlere de adli para cezası uygulanacak. TBMM’de kabul edilen düzenlemeye göre bu fiiller için 5 bin günden 10 bin güne kadar adli para cezası öngörülürken, fiilin meslek haline getirilmesi durumunda ceza 10 bin günden az, 20 bin günden fazla olamayacak.
Sahte diploma ve izinsiz yükseköğretim faaliyetlerine ceza
Yurt dışındaki bir eğitim kurumu adına hareket ederek mevzuata aykırı şekilde Türkiye’de ön lisans, lisans veya lisansüstü program açan ya da işletenlere yönelik cezai hükümler de kanunda yer aldı.
Mevzuata aykırı yükseköğretim kurumu açılması veya işletilmesi halinde hapis ve adli para cezaları uygulanabilecek. Yasaklanan kurum ve faaliyetlerin tanıtımını yapanlar da yaptırımla karşı karşıya kalabilecek.
Türk veya yabancı yükseköğretim kurumlarına ait diploma, mezuniyet belgesi veya sertifikaları sahte şekilde düzenleyen veya düzenleten kişiler hakkında ise Türk Ceza Kanunu’nun resmî belgede sahtecilik hükümleri uygulanacak.
Disiplin soruşturmalarında yeni dönem
Yükseköğretim kurumlarındaki disiplin soruşturmalarının yürütülmesi, ifade alınması ve savunma hakkının kullanılması da yeniden düzenlendi.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınarak hazırlanan yeni sistemle hukuki güvenlik, belirlilik ve savunma hakkının güçlendirilmesi amaçlandı.
Disiplin soruşturması kapsamında hakkında işlem yapılan kişiye gönderilecek ifadeye davet yazısında yöneltilen iddiaların açıkça belirtilmesi gerekecek.
İfade için ilgili kişiye 7 günden az olmamak üzere süre verilecek. Bu süre içerisinde sözlü veya yazılı ifade verilmemesi halinde dosyadaki mevcut deliller üzerinden işlem yapılabilecek.
Soruşturmacı, topladığı deliller doğrultusunda teklifini oluşturacak.
Savunma öncesinde soruşturma dosyası incelenebilecek
Disiplin cezası vermeye yetkili makam tarafından gönderilecek savunmaya davet yazısında da yaptırıma konu eylemin ne olduğu ve bu eylem karşılığında hangi disiplin cezasının teklif edildiği açıkça belirtilecek.
Savunma için yine 7 günden az olmayacak bir süre verilecek.
Belirlenen sürede savunma yapılmaması halinde kişinin savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delillere göre karar verileceği bildirilecek.
Ayrıca soruşturulan kişi, savunmasını yapmadan önce soruşturma evrakını inceleyebilecek.
Yan dal uzmanlarının ek ödeme tavanı değişiyor
Tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlığı bulunan öğretim üyeleri ve araştırma görevlileri açısından da ek ödeme düzenlemesine gidildi.
Bu personelin ek ödeme tavan oranı, Sağlık Bakanlığında görev yapan emsal personelin aldığı ödeme oranıyla uyumlu hale getirilecek.
Böylece üniversitelerde çalışan yan dal uzmanları ile Sağlık Bakanlığı bünyesindeki emsalleri arasındaki ödeme farklılıklarının azaltılması hedefleniyor.
Ortak araştırma merkezlerinde çalışanların ek ödemesi devam edecek
Kanun kapsamında ortak araştırma merkezlerinde görevlendirilen öğretim elemanlarının kendi üniversitelerindeki döner sermaye faaliyetlerine katkıları dikkate alınmaya devam edecek.
Bu akademisyenler ilgili mevzuat çerçevesinde ek ödemeden yararlanmayı sürdürecek.
Projelerin gelirleriyle satın alınan dayanıklı taşınırlar koordinatör üniversitenin envanterine kaydedilecek ve proje kapsamında ortak uygulama ve araştırma merkezi üniversitelerine tahsis edilebilecek.
Proje tamamlandıktan sonra bu taşınırların hangi üniversiteye bedelsiz olarak devredileceğine ortak uygulama ve araştırma merkezi yönetim kurulu karar verecek.
Koordinatör üniversitenin değişmesi halinde merkezin borçları, alacakları ve nakit bakiyeleri yeni koordinatör üniversiteye aktarılacak.
Bilimsel araştırma projelerine yüzde 2,5 üzerinden destek
Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinin bir önceki yıl gayrisafi hasılatının yüzde 2,5’i dikkate alınarak üniversitelerin bilimsel araştırma projelerinin desteklenmesi amacıyla merkezi yönetim bütçesinden ilgili üniversite bütçesine ödenek tahsis edilecek.
Bir sağlık tesisinin birden fazla üniversiteyle birlikte kullanım protokolü bulunması halinde yüzde 2,5’lik oran, üniversitelerin tesiste görevlendirdiği öğretim elemanı sayısına göre orantılı biçimde paylaştırılacak.
Uygulamaya ilişkin ayrıntılı usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.
Vakıf üniversitelerine yönelik yaptırımlar yeniden düzenlendi
Kanun, vakıf yükseköğretim kurumlarına uygulanabilecek idari yaptırım ve önlemleri de ayrıntılı şekilde düzenledi.
Fiil ve işlemin ağırlığına göre vakıf üniversitelerine uyarma, uyarma ve düzeltme isteme, yeni akademik birim veya program açma taleplerini askıya alma, öğrenci kontenjanını sınırlama, öğrenci alımını durdurma, faaliyet iznini geçici olarak durdurma ve faaliyet iznini kaldırma gibi yaptırımlar uygulanabilecek.
Faaliyet izninin geçici olarak durdurulmasına neden olan durumların kurucu vakıf tarafından 3 yıl içerisinde ortadan kaldırılamaması ve sorunun süreklilik kazanması halinde üniversitenin faaliyet izni kaldırılabilecek.
Vakıf yükseköğretim kurumunun veya kurucu vakfın mali yapısının eğitim faaliyetlerini devam ettiremeyecek seviyede bozulması halinde ise öğrencilerin eğitim hakkının korunması amacıyla kurum garantör üniversiteye veya Yükseköğretim Kurulunun uygun göreceği aynı ildeki bir devlet üniversitesine devredilebilecek.
Teknoloji Transfer Ofisleri için yeni model
Üniversitelerin bilimsel buluşlarının ticarileştirilmesine ilişkin sistemde de değişikliğe gidildi.
Yükseköğretim kurumlarının yönetim kurulları, masrafları Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) sermayesinden karşılanmak şartıyla Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamındaki hizmet buluşlarının hak sahipliğini Teknoloji Transfer Ofisine devredebilecek.
Teknoloji Transfer Ofisi adına tescil edilen haklardan sağlanan gelirin 3’te biri yükseköğretim kurumunun döner sermayesine aktarılacak. Gelirin en az 3’te biri buluşu gerçekleştiren kişiye ödenecek, kalan kısmı ise Teknoloji Transfer Ofisinde kalacak.
Birden fazla üniversitenin ortak teknoloji transfer ofisi kurmasına da imkân sağlanacak. Ortak ofisler, elde ettikleri gelirleri kullanarak bilginin ve buluşların ticarileştirilmesine yatırım yapabilecek ve kamu veya özel sektör şirketleriyle ortaklık kurabilecek.
48 üniversiteye yeni akademik kadro
Yükseköğretim kurumlarının akademik personel ihtiyacının karşılanması amacıyla 48 üniversiteye yeni kadrolar ihdas edilmesi de kanunun önemli başlıkları arasında yer aldı.
Özellikle tıpta uzmanlık eğitimi kontenjanları nedeniyle artan araştırma görevlisi ihtiyacının karşılanması amacıyla profesör, doçent, doktor öğretim üyesi ve araştırma görevlisi kadroları oluşturulacak.
Kahramanmaraş’taki üniversite yapılanması değişiyor
Kanunla Kahramanmaraş’taki yükseköğretim yapılanmasında da kapsamlı değişiklikler yapıldı.
Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesinin adı İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi olarak değiştirilirken, üniversitenin bilim ve teknoloji ağırlıklı bir yapıya kavuşturulması hedeflendi.
Bazı fakülte ve meslek yüksekokulları Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine aktarılırken, öğrencilerin eğitim ve kazanılmış haklarının korunmasına yönelik geçiş hükümleri oluşturuldu.
Devredilen birimlerdeki öğrencilerin mağdur edilmeden eğitimlerine devam etmeleri, personelin ve akademik birimlere ait kaynakların ilgili üniversitelere aktarılması hüküm altına alındı.
Yükseköğretimde kapsamlı değişim başladı
Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenleme, yalnızca kamuoyunda “öğrenci affı” olarak bilinen üniversiteye dönüş hakkından ibaret değil.
Kanun; yükseköğretim kurumlarıyla ilişiği kesilen öğrencilerin yeniden eğitime dönmesinden son sınıftaki öğrencilerin mezuniyet haklarına, akademik personelin çalışma şartlarından disiplin hukukuna, akademik etik ihlallerinden vakıf üniversitelerinin denetimine, bilimsel araştırmaların finansmanından üniversitelerin yurt dışındaki yapılanmasına kadar yükseköğretim sisteminin çok sayıda alanında yeni bir dönem başlatıyor.
Öğrenci affından yararlanmak isteyenler açısından en kritik başlık ise kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren başlayan 4 aylık başvuru süresi olacak. Başvuruların ilişiğin kesildiği veya kayıt hakkının kazanıldığı yükseköğretim kurumuna yapılması gerekiyor.
Uygulamanın ayrıntıları, başvuru belgeleri, kayıt işlemleri, ders intibakları, ek sınavlar, uygulamalı eğitim ve intörnlük süreçleri başta olmak üzere birçok konuda Yükseköğretim Kurulu ile üniversitelerin yapacağı duyurular belirleyici olacak.




