Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

AK Parti Grubu “çerçeve yasa” gündemiyle toplanıyor: Bahçeli teklife imza verdi

AK Parti TBMM Grubu, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’ni görüşmek üzere 5 Ağustos’ta kapalı toplantı yapacak. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin imza verdiği teklif için İletişim Başkanı Burhanettin Duran, “Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda atılan tarihi bir adımdır” açıklamasında bulundu.

AK Parti TBMM Grubu, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine

ANKARA – “Terörsüz Türkiye” sürecinin hukuki altyapısını oluşturması amacıyla hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, siyasetin yeni tartışma başlığı oldu. AK Parti Grubu 5 Ağustos’ta kapalı toplantı yapacak. MHP ve DEM Parti düzenlemeye destek verirken CHP ile Yeni Parti ilkeler ve metnin içeriği üzerinden şartlı destek mesajı verdi. İYİ Parti ise sürece ve teklife karşı çıkıyor. Tartışmalar; silahsızlanmanın nasıl doğrulanacağı, düzenlemenin kimleri kapsayacağı, şehit ailelerinin hassasiyetleri, hukuki eşitlik ve sürecin şeffaflığı üzerinde yoğunlaşıyor.

AK Parti TBMM Grubu, “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’ni görüşmek üzere 5 Ağustos sabahı kapalı toplantı yapacak.

AK Parti TBMM Grup Başkanlığı tarafından gerçekleştirilecek toplantıda milletvekillerine, teklifin hukuki çerçevesi ve Meclis’te izlenecek yol haritası hakkında bilgi verilecek. Sunumu AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ile AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala yapacak.

AK Parti milletvekillerinin imzasına açılan teklifin kısa süre içinde TBMM Başkanlığına sunulması, ardından Adalet Komisyonunda ele alınması ve Genel Kurul gündemine getirilmesi bekleniyor. AK Parti Grubu, teklifin mümkün olduğunca geniş bir siyasi mutabakatla Meclis’e sunulmasını hedefliyor.

MHP ve DEM Parti ile görüşüldü

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, teklif üzerindeki temasları kapsamında MHP, DEM Parti ve HÜDA-PAR temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirdi.

Düzenlemenin bütün partilerin ortak teklifi olarak sunulması için görüşmeler yürütülürken İYİ Parti, sürece yönelik itirazları nedeniyle uzlaşma çalışmalarının dışında kaldı. Teklifin AK Parti’deki imza sürecinin tamamlanmasının ardından diğer partilerin katılımına ilişkin tablonun netleşmesi bekleniyor.

Bahçeli teklife imza verdi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “çerçeve yasa” olarak adlandırılan teklife imza verdi.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay; Bahçeli, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, TBMM Başkanvekili Celal Adan, Grup Başkanvekili Filiz Kılıç ve kendisine ait imzaları AK Parti Grup Başkanlığına teslim etti. Diğer MHP milletvekillerinin de teklife imza vermesi bekleniyor.

Bahçeli, daha önce yaptığı açıklamada konunun siyaset üstü ele alınması ve teklife tam destek verilmesi gerektiğini belirtmişti. Süreci, Türkiye’nin birlik ve beraberliğini güçlendirecek tarihî bir sorumluluk olarak nitelendiren Bahçeli, çatışmacı değil uzlaşmacı bir yaklaşım çağrısında bulunmuştu.

Duran: Tarihî bir adımdır

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, teklifin TBMM’de imzaya açılmasının “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda atılan tarihî bir adım olduğunu belirtti.

Duran açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin TBMM’de imzaya açılması, Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda atılan tarihi bir adımdır. Bu süreç herhangi bir pazarlığın değil, devletimizin kararlılığının, milletimizin iradesinin ve hukuk devleti ilkelerinin tezahürüdür. Öncelik, terörün tamamen sona ermesi ve silahların geri dönülmeyecek şekilde bırakılmasıdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu güçlü iç cephe anlayışı, bugün Türkiye’nin en büyük stratejik gücüdür. Güçlü iç cephe, milletimizin birlik ve beraberliğinin, kardeşliğinin ve ortak geleceğe olan inancının en sağlam teminatıdır.”

“Çerçeve yasa” ne anlama geliyor?

Teklifin tam metni 4 Ağustos itibarıyla kamuoyuna açıklanmadı. Bu nedenle maddelerin kimleri kapsayacağı, hangi suçların düzenleme dışında bırakılacağı ve uygulamanın ne kadar süreceği konusundaki bilgiler henüz kesinleşmiş değil.

Kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak adlandırılan düzenlemenin temel amacı, silah bırakan ve örgütsel faaliyetlerine son veren kişilerin hukuki durumlarını belirlemek olarak açıklanıyor.

Mevcut mevzuatta bir örgütün kendisini feshetmesi veya mensuplarının silah bırakması, bu kişilerin ceza soruşturmaları, devam eden davaları, kesinleşmiş cezaları ve Türkiye’ye dönüşleri açısından tek başına yeni bir hukuki statü oluşturmuyor. Bu nedenle özel ve geçici bir kanunla şu başlıklara ilişkin kurallar oluşturulması bekleniyor:

  • Silah bırakmanın ve örgütsel fesih kararının nasıl doğrulanacağı,
  • Yurt dışındaki örgüt mensuplarının Türkiye’ye dönüş koşulları,
  • Haklarında soruşturma, dava veya kesinleşmiş ceza bulunanların durumu,
  • Ağır suçlarla bağlantılı kişilerin düzenlemenin dışında tutulması,
  • Denetimli serbestlik ve topluma yeniden kazandırma uygulamaları,
  • Sürecin yürütme, yargı ve TBMM tarafından nasıl denetleneceği.

Basına yansıyan taslak bilgilerinde düzenlemenin yaklaşık 15 maddeden oluşan geçici bir kanun olarak hazırlanabileceği; ağır suçlarla doğrudan bağlantılı kişilerin kapsam dışında bırakılmasının ve dosyaların bireysel olarak yargı tarafından değerlendirilmesinin planlandığı belirtiliyor. Ancak bu ayrıntılar, teklifin resmî metni yayımlanana kadar kesin hüküm niteliği taşımıyor.

Düzenleme neden Türkiye açısından önemli?

Teklif yalnızca teknik bir ceza veya infaz düzenlemesi olarak görülmüyor. Düzenlemenin Türkiye açısından güvenlik, hukuk, toplumsal barış, ekonomi ve dış politika olmak üzere birden fazla boyutu bulunuyor.

Terörün ve silahlı çatışmanın sona ermesi, Türkiye’nin uzun yıllardır güvenlik için ayırdığı kaynakların kalkınma, istihdam, eğitim ve sosyal politikalara yönlendirilmesi bakımından önemli görülüyor. Başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere yatırım ortamının güçlenmesi ve bölgesel ekonomik hareketliliğin artması da sürecin muhtemel sonuçları arasında değerlendiriliyor.

Konu aynı zamanda Irak ve Suriye’deki gelişmelerle doğrudan bağlantılı bir bölgesel güvenlik başlığı taşıyor. Silahlı yapıların yalnızca Türkiye sınırları içindeki değil, sınır ötesindeki varlığı ve geleceği de sürecin kalıcılığı açısından önem taşıyor.

Hukuki açıdan ise en önemli konu, silah bırakanların durumunun kişisel sorumluluk ilkesiyle ele alınması. Örgüt üyeliği ile öldürme, yaralama, saldırı ve benzeri ağır suçlara doğrudan katılımın birbirinden ayrılması; yargısal denetimin korunması ve düzenlemenin kişilere göre değil, açık ve öngörülebilir kurallara göre uygulanması bekleniyor.

Tartışmalar beş temel başlıkta toplanıyor

Siyasi partiler arasındaki tartışmanın ilk başlığını şeffaflık oluşturuyor. Muhalefet partileri, metnin tamamının siyasi partiler, şehit aileleri, gaziler, hukukçular ve kamuoyuyla paylaşılmasını istiyor.

İkinci tartışma, silahsızlanmanın doğrulanmasıyla ilgili. İYİ Parti başta olmak üzere bazı partiler, kaç kişinin silah bıraktığının ve teslim edilen silahların hangi kurum tarafından kayıt altına alındığının açık biçimde ortaya konulmasını talep ediyor.

Üçüncü başlık, düzenlemenin kapsamı. Ağır suçlara karışanlarla yalnızca örgüt üyeliğinden yargılananların aynı kapsamda değerlendirilmemesi gerektiği görüşü öne çıkıyor.

Dördüncü tartışma, şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetleri üzerinde yoğunlaşıyor. Sürece destek veren partiler de düzenlemenin toplumsal vicdanı zedelememesi ve mağdurların adalet beklentisini yok saymaması gerektiğini belirtiyor.

Beşinci başlık ise sürecin anayasa değişikliği veya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığı gibi siyasi hesaplarla ilişkilendirilip ilişkilendirilmeyeceği. İktidar kanadı herhangi bir pazarlık yapılmadığını savunurken muhalefet partileri, sürecin siyasi ikbal hesaplarına dönüştürülmemesi gerektiğini vurguluyor.

CHP: Üniter yapı ve doğrulanabilir silahsızlanma kırmızı çizgi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, terörün sona ermesini Türkiye için tarihî bir fırsat olarak değerlendirdi. Sürecin TBMM merkezli, şeffaf, demokratik ve hukuki güvence altında yürütülmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, partisinin düzenlemeye yaklaşımını dört temel başlıkta açıkladı.

CHP’nin ortaya koyduğu çerçevede; örgütün doğrulanabilir biçimde silahsızlanması ve tasfiye edilmesi, demokratik ve hukuki reformların yapılması, Irak ve Suriye’deki bağlantılı yapıların geleceğini kapsayan bölgesel güvenlik düzenlemesi hazırlanması ve dış müdahaleleri sınırlayacak bir egemenlik stratejisi oluşturulması bulunuyor.

Kılıçdaroğlu, terörün bitmesi ile Türkiye’nin üniter devlet yapısının korunmasını partisinin kırmızı çizgileri olarak ilan etti. CHP ayrıca AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasını, eşit yurttaşlığın güçlendirilmesini ve demokratik siyasetin alanının genişletilmesini istiyor.

Yeni Parti: Sürece destek var, metne verilmiş mutabakat yok

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Kürt meselesinin çözümüne ve terörün sona ermesine yönelik desteklerinin dönemsel değil, ilkesel olduğunu söyledi.

Özel, terörle mücadeleye ayrılan kaynakların kalkınma ve toplumsal refah için kullanılacağı bir Türkiye istediklerini belirterek süreci bu yönüyle desteklediklerini ifade etti. Ancak teklif metninin Yeni Parti ile paylaşılmadığını ve bu nedenle “bütün partilerin mutabakatı” açıklamasının gerçeği yansıtmadığını savundu.

Yeni Parti’nin sürece ilişkin başlıca itirazı, anayasa değişikliği veya Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden adaylığı üzerinden herhangi bir siyasi pazarlık yapılması ihtimali üzerinde yoğunlaşıyor. Özel, böyle bir mutabakatlarının bulunmadığını belirterek sürecin kişisel veya parti çıkarlarına indirgenmesini kabul etmeyeceklerini bildirdi.

Özel ayrıca şehit aileleri ve gazileri incitecek bir düzenlemenin içinde yer almayacaklarını, nihai kararlarını teklif metnini gördükten sonra vereceklerini söyledi. AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasını da sürecin hukuk boyutunun önemli bir parçası olarak gösterdi.

İYİ Parti, sürece en sert itirazı yönelten partiler arasında bulunuyor. Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu, teklifin hazırlanma sürecinin Meclis’ten ve kamuoyundan gizlendiğini savunuyor.

Dervişoğlu, silahsızlanmanın hangi devlet kurumu tarafından doğrulandığının, kaç kişinin silah bıraktığının ve teslim edilen silahların nasıl kayıt altına alındığının açıklanmasını istiyor.

İYİ Parti lideri, teklifin TBMM’ye sunulması halinde partisinin bütün demokratik ve hukuki haklarını kullanarak komisyon ve Genel Kurul aşamalarında karşı çıkacağını açıkladı. Dervişoğlu ayrıca konunun referanduma götürülmesi ve son sözün doğrudan halka bırakılması gerektiğini savundu.

İYİ Parti’nin temel endişesi, özel düzenlemenin terör örgütü mensuplarına ayrıcalıklı bir hukuk oluşturması ve silahlı mücadeleye siyasi sonuç kazandırması ihtimali üzerinde yoğunlaşıyor.

DEM Parti: Önemli bir başlangıç ancak tek başına yeterli değil

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, çerçeve yasayı silahlı çatışmadan demokratik siyasete geçişin hukuki zemini olarak değerlendirdi.

Bakırhan, düzenlemenin önemli bir başlangıç olduğunu ancak Kürt meselesini tek başına çözemeyeceğini söyledi. Sürecin şeffaf ve bütün siyasi partilerin katılımıyla yürütülmesini isteyen Bakırhan, TBMM bünyesinde bir “Barış İzleme Kurulu” kurulmasını önerdi.

DEM Parti; eşit yurttaşlığın güçlendirilmesi, yerel demokrasinin geliştirilmesi, dil ve kültür alanındaki kısıtlamaların kaldırılması, ceza ve infaz sisteminde eşitliğin sağlanması gibi daha kapsamlı adımlar atılmasını istiyor.

Bakırhan, yasa görüşmelerinde gerilimden uzak duracaklarını ve diğer partilerin eleştiri ile kaygılarını dinlemeye açık olacaklarını da belirtti.

Meclis komisyonunun raporu kabul edilmişti

“Terörsüz Türkiye” sürecinin parlamentodaki temelini oluşturan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporu, 18 Şubat 2026’da gerçekleştirilen 21’inci toplantıda kabul edilmişti.

Rapor için yapılan oylamada 47 üye kabul, 2 üye ret, bir üye ise çekimser oy kullanmıştı. Şimdi gündeme gelen çerçeve yasa, komisyon çalışmalarının ardından sürecin uygulamaya dönük hukuki aşaması olarak değerlendiriliyor.

Gözler teklifin resmî metninde

Siyasi partilerin nihai tutumları, teklifin TBMM Başkanlığına sunulması ve maddelerin kamuoyuna açıklanmasıyla daha da netleşecek.

Özellikle ağır suçların kapsam dışında bırakılıp bırakılmayacağı, silah bırakmanın hangi kurum tarafından doğrulanacağı, yargının dosyaları nasıl değerlendireceği, denetimli serbestlik koşulları ve uygulamanın süresi Meclis görüşmelerinin en tartışmalı başlıkları olacak.

Teklifin geniş bir siyasi uzlaşmayla kabul edilmesi, sürecin toplumsal meşruiyeti açısından önem taşıyor. Buna karşılık metnin hızlı, kapalı veya yeterli tartışma yürütülmeden yasalaştırılması, muhalefetin güven ve şeffaflık eleştirilerini artırabilecek.

Bu nedenle Meclis’e sunulacak metin, yalnızca silah bırakan örgüt mensuplarının hukuki durumunu değil; Türkiye’nin terör sonrasında güvenlik, hukuk, demokrasi ve toplumsal bütünleşme arasında nasıl bir denge kuracağını da ortaya koyacak.

“Terörsüz Türkiye” sürecinde yasal adım 5 Ağustos’ta atılacak

“Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda hazırlanan 12 maddelik kanun teklifinin 5 Ağustos 2026 Çarşamba günü TBMM Başkanlığına sunulması bekleniyor. Teklifin Meclise sunulmasıyla birlikte yasal düzenleme süreci resmen başlayacak.

“Terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında yürütülen yasal düzenleme çalışmalarında sona gelindi. Hazırlıkları tamamlanan kanun teklifinin “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” başlığını taşıyacağı ve 12 maddeden oluşacağı belirtildi.

AK Parti milletvekillerine bilgi verilecek

Teklifle ilgili ilk olarak 5 Ağustos 2026’da AK Parti TBMM Grubu’nda kapsamlı bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirilecek. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ile AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala’nın başkanlık edeceği toplantıda milletvekillerine teklifin içeriği ve izlenecek yasama takvimi hakkında bilgi verilecek.

Grup toplantısının tamamlanmasının ardından kanun teklifinin TBMM Başkanlığına sunulması planlanıyor. Teklifin sunulmasıyla “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin yasal düzenlemelerin Meclis aşaması resmen başlamış olacak.

İlk adres TBMM Adalet Komisyonu

TBMM İçtüzüğü uyarınca bir kanun teklifinin komisyon görüşmelerine, Meclis Başkanlığına sunulmasından 48 saat sonra başlanabiliyor. Ancak ilgili komisyonun karar alması durumunda bu bekleme süresinin kaldırılması mümkün bulunuyor.

Teklifin TBMM Başkanlığına sunulmasının ardından Adalet Komisyonuna sevk edilmesi bekleniyor. Komisyondaki görüşmeler sırasında teklifin maddeleri ayrı ayrı ele alınacak, milletvekilleri değişiklik önergeleri verebilecek.

Adalet Komisyonundaki çalışmaların tamamlanmasının ardından teklif TBMM Genel Kurulunun gündemine gelecek. Genel Kurul görüşmelerinde teklifin tümü ve maddeleri üzerinde yapılacak değerlendirmelerin ardından oylama gerçekleştirilecek.

Meclis takviminin hızlandırılması durumunda düzenlemenin bu hafta içerisinde yasalaşabileceği belirtiliyor.

Tarihin sembolik önemi bulunuyor

Kanun teklifinin 5 Ağustos’ta TBMM Başkanlığına sunulması, sürecin takvimi açısından sembolik bir anlam da taşıyor.

“Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, ilk toplantısını 5 Ağustos 2025’te gerçekleştirmişti.

Komisyonun çalışmalarına başlamasının üzerinden tam bir yıl geçtikten sonra hazırlanan yasal düzenlemenin Meclise sunulacak olmasıyla, 5 Ağustos tarihi sürecin hem siyasi hem de hukuki aşamalarında öne çıkmış olacak.

Yasama süreci resmen başlayacak

Teklifin TBMM Başkanlığına sunulması, düzenlemenin doğrudan yasalaştığı anlamına gelmiyor. Teklif önce Adalet Komisyonunda, ardından TBMM Genel Kurulunda görüşülerek milletvekillerinin oyuna sunulacak.

Komisyon ve Genel Kurul aşamalarının tamamlanarak teklifin kabul edilmesi durumunda düzenleme, Cumhurbaşkanının onayının ardından Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girecek.

Böylece bir yıl önce Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun kurulmasıyla başlayan siyasi ve toplumsal değerlendirme süreci, 5 Ağustos 2026 itibarıyla somut bir yasama takvimine dönüşecek.