Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Uzmanlardan ailelere yaz tatili çağrısı: Çocukları ekrana değil doğaya ve aile büyüklerine yönlendirin

Uzmanlar, yaz tatilinin yalnızca otel, deniz ve havuzdan oluşan bir dinlenme dönemi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek çocukların doğayla buluşmasının, aile büyükleriyle zaman geçirmesinin, kültürel etkinliklere katılmasının ve öğrenme alışkanlığını tamamen bırakmamasının gelişimleri açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Ailelere, ekran süresini azaltarak çocuklara sosyal, kültürel ve üretime dayalı alternatifler sunmaları önerildi.

Uzmanlar, yaz tatilinin yalnızca otel, deniz ve havuzdan oluşan bir

Okulların kapanmasıyla birlikte milyonlarca çocuk için uzun yaz tatili başlarken aileler de tatil programlarını şekillendirmeye başladı. Ancak uzmanlar, yaklaşık üç aylık tatil sürecinin yalnızca dinlenme, eğlenme, deniz ve havuz aktiviteleriyle geçirilmesinin çocukların sosyal, kültürel, duygusal ve zihinsel gelişimleri bakımından yeterli olmadığını belirtiyor.

Çocukların yıl boyunca okul, ders ve sınav temposunun ardından dinlenmeye ihtiyaç duyduğunu kabul eden uzmanlar, bunun sınırsız ekran kullanımı veya günlerin yalnızca tüketim odaklı aktivitelerle geçirilmesi anlamına gelmemesi gerektiğini ifade ediyor.

Uzmanlara göre yaz tatili; aile bağlarının güçlendirilmesi, çocukların büyükanne ve büyükbabalarıyla zaman geçirmesi, doğayı tanıması, kültürel etkinliklere katılması, yeni hobiler edinmesi ve yaşadığı çevreye karşı sorumluluk geliştirmesi için önemli fırsatlar sunuyor.

Tatil anlayışı yalnızca otel, deniz ve havuzla sınırlandırılmamalı

Etik ve Toplumsal Değerler Uzmanı Prof. Dr. Esra Akın, yaz tatili denildiğinde birçok kişinin aklına doğrudan “otel tatili” gelmesinin doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi.

Ailelerin tatil planlarını çoğunlukla dinlenme ve eğlenme odaklı hazırladığını belirten Akın, çocukların farklı deneyimlerle buluşturulmasının gelişimleri açısından daha değerli sonuçlar ortaya çıkarabileceğini ifade etti.

Türkiye’nin hemen her şehrinde müzeler, tarihi alanlar, kültür merkezleri, tiyatrolar, konserler ve farklı sanatsal etkinlikler bulunduğuna işaret eden Akın, ailelerin tatil programlarına bu tür faaliyetleri de dahil etmesi gerektiğini kaydetti.

Çocukların yıl boyunca telefon, tablet, bilgisayar ve televizyon ekranları karşısında uzun süre geçirdiğini dile getiren Akın, farklı hayatları tanımaları ve empati yeteneklerini geliştirmeleri için sanatın önemli bir araç olduğunu söyledi.

Ailece izlenecek bir tiyatro oyununun, gidilecek bir konserin veya ziyaret edilecek bir müzenin çocukların hafızasında yıllarca kalabilecek anılara dönüşebileceğini belirten Akın, kültürel faaliyetlerin çocukların kişilik gelişimine de katkı sağladığını ifade etti.

“Gençler dedeleriyle ve nineleriyle daha fazla vakit geçirmeli”

Prof. Dr. Akın, büyükanne, büyükbaba, amca, dayı, hala ve teyze gibi aile büyüklerinin çocuğun hayatındaki temel dayanaklardan olduğunu belirterek yaz tatilinin ihmal edilen akrabalık ilişkilerini yeniden güçlendirmek için değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Özellikle gençlerin dedeleri ve nineleriyle daha fazla zaman geçirmesini öneren Akın, şöyle konuştu:

“Özellikle gençlerimiz dedeleriyle, nineleriyle daha çok vakit geçirmeli. Onların hayat tecrübelerini dinlemeli, kendi hayatına ders olarak almalı. Bu pratik, gençlerin hayatta daha özgüvenli ve daha bilinçli yürümelerini sağlayacaktır.”

Aile büyükleriyle kurulan iletişimin yalnızca bir ziyaret olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Akın, çocukların geçmişi, aile hikâyelerini, gelenekleri ve yaşanmışlıkları büyüklerinden öğrenmesinin kuşaklar arasındaki bağı güçlendirdiğini dile getirdi.

Köy ve doğa yaşamı çocuklara farklı değerler kazandırıyor

Kent yaşamının yoğunluğu nedeniyle çocukların doğadan, topraktan, hayvanlardan ve üretim süreçlerinden uzaklaştığına dikkati çeken Akın, yaz tatillerinin bu eksikliği gidermek için önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.

Tatilin her gün deniz veya havuzda geçirilmesi gereken bir dönemmiş gibi algılanmasının yanlış olduğunu ifade eden Akın, köy ziyaretlerinin, doğa gezilerinin ve tarımsal üretimin gözlemlenmesinin çocuklarda farklı farkındalıklar oluşturabileceğini söyledi.

Çocukların toprağa dokunmasının, bir bitkinin yetişme sürecini görmesinin, hayvanlarla ilgilenmesinin veya doğada hareket etmesinin fiziksel ve ruhsal gelişimlerine olumlu katkılar sağlayabileceğini kaydeden Akın, şu değerlendirmede bulundu:

“Özellikle çevre bilincinin gelişmesi, hayvan sevgisinin şekillenmesi, üretmenin anlamlılığı ve üretirken gösterilen sabrın değeri gibi birçok noktada çocuklarda farkındalık oluşacaktır.”

Doğayla iç içe olan çocukların daha fazla hareket ettiğini belirten Akın, fiziksel aktivitenin çocukların bedensel gelişimine de katkıda bulunduğunu dile getirdi.

Teknolojinin aşırı kullanımının dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlüğü, kaygı ve gerçeklik algısında değişim gibi sorunlarla ilişkilendirilebildiğini aktaran Akın, çocuklara ekran dışında güçlü ve ilgi çekici alternatifler sunulmasının önemini vurguladı.

Tatil aynı zamanda kişisel gelişim fırsatı

Prof. Dr. Akın, teknolojik gelişmelerin insanların dinlenme biçimlerini ve tatil anlayışlarını önemli ölçüde değiştirdiğini söyledi.

Tatil planlarının yalnızca eğlenme ve dinlenme çerçevesinde hazırlanmaması gerektiğini belirten Akın, yaz döneminin bireysel gelişim, sosyalleşme, kültürlenme, yeni alışkanlıklar kazanma ve farklı şehirleri tanıma açısından da değerlendirilmesini önerdi.

Çocukların kitap okuması, resim yapması, tiyatroya gitmesi, bir enstrümanla ilgilenmesi veya sanatın herhangi bir alanında üretimde bulunmasının kişilik gelişimine katkı sağlayacağını ifade eden Akın, bu faaliyetlerin çocukların farkındalıklarını artırdığını kaydetti.

Ailelere birlikte kitap okuma saatleri düzenlemeleri, evde resim ve el işi çalışmaları yapmaları, çocukları yaşlarına uygun tiyatro ve konserlere götürmeleri tavsiyesinde bulunuldu.

Tüketim odaklı tatil anlayışına karşı uyarı

Esra Akın, çocukların yalnızca tüketen bireyler olarak yetiştirilmesinin anlam ve değer dünyalarını olumsuz etkileyebileceğini belirtti.

Sürekli eğlence, alışveriş ve haz odaklı hazırlanan tatil programlarının çocuklarda sorumluluk bilincinin gelişmesini zorlaştırabileceğini ifade eden Akın, çocukların üretime, paylaşıma ve yardımlaşmaya dayalı faaliyetlerle de buluşturulması gerektiğini dile getirdi.

Modernleşmeyle birlikte aile ve kültürel değerlerde aşınma yaşandığını belirten Akın, bu durumun kuşaklar arasında ciddi kopuşlara neden olabildiğini söyledi.

Akın, kültürel kopuşların önüne geçebilmek için çekirdek aile ile geniş aile, akrabalar ve komşular arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Yaz tatilinde öğrenme tamamen bırakılmamalı

Çocuk Gelişim Uzmanı ve Psikolog Filiz Yıldırım da yaz tatilinin yalnızca dinlenme dönemi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek çocukların öğrenme sürecinden tamamen koparılmaması uyarısında bulundu.

Yaklaşık üç aylık tatil boyunca kitaplardan, yazı yazmaktan ve zihinsel faaliyetlerden uzak kalan çocukların okul dönemine uyum sağlamakta zorlanabileceğini belirten Yıldırım, çocukların seviyesine uygun ve onları sıkmayacak günlük programlar hazırlanmasını önerdi.

Yıldırım, araştırmalara atıfta bulunarak uzun tatil döneminde öğrenme kaybı yaşanabildiğini söyledi ve şu ifadeleri kullandı:

“Çocuk, eylülde okullar açıldığında yüzde 30 öğrenme kaybıyla okula başlar. Araştırmalar bunu gösteriyor. O nedenle yaz tatilini sadece dinlenme süreci olarak düşünmek çok yanlıştır.”

Çocuklara tatil boyunca ağır bir ders programı uygulanmaması gerektiğini de belirten Yıldırım, her gün kısa süreli kitap okuma, yazı yazma, tamamlanan sınıfın konularını gözden geçirme veya yaşa uygun eğitici içeriklerden yararlanmanın yeterli olabileceğini aktardı.

Amaçlarının çocuğu yeniden okul temposuna sokmak olmadığını dile getiren Yıldırım, öğrenme alışkanlığının tamamen kaybolmasını önlemenin önemli olduğunu kaydetti.

“Ekrandan uzak tutmak sosyal gelişim için ön koşuldur”

Yaz tatilinin çocukların ve ailelerin kaliteli zaman geçirebilmesi açısından önemli fırsatlar sunduğunu anlatan Yıldırım, çocukların tatil boyunca telefon, tablet veya televizyon karşısında bırakılmasının sosyal gelişimlerini olumsuz etkileyebileceğini söyledi.

Çocuğun sosyal beceriler kazanabilmesi için insanlarla bir araya gelmesi, oyun oynaması, konuşması, paylaşması ve farklı sosyal ortamlara girmesi gerektiğini ifade eden Yıldırım, şöyle devam etti:

“Ekrandan uzak tutmak çocuğun sosyal gelişimi için ön koşuldur. Çocuk ekran başında toplumdan ve aileden uzaklaşır, bir yalnızlık içinde ekranın esiri olur.”

Ekranı yasaklamanın tek başına çözüm olmadığını belirten Yıldırım, ailelerin ekranın yerine geçebilecek fiziksel, zihinsel ve ruhsal ihtiyaçları karşılayan alternatifler oluşturması gerektiğini vurguladı.

Ailece oynanacak oyunların, kutu oyunlarının, doğa yürüyüşlerinin, pikniklerin, akraba ziyaretlerinin ve arkadaş buluşmalarının çocukların sosyalleşmesine katkı sağlayabileceğini ifade eden Yıldırım, kuzenlerle geçirilen zamanın da çocukların iletişim ve paylaşma becerilerini geliştirdiğini söyledi.

Çocuklar yalnızca tüketen değil, katkı sunan bireyler olmalı

Yıldırım, çocukların sadece kendisine sunulan hizmetlerden yararlanan ve tüketen bireyler olarak yetiştirilmemesi gerektiğini belirtti.

Çocuğun ailesine, yaşadığı çevreye, şehre ve dünyaya katkı sunabileceğini küçük yaşlardan itibaren öğrenmesinin önemine işaret eden Yıldırım, yaz tatilinde çocuklara yaşlarına uygun sorumluluklar verilebileceğini söyledi.

Sokak hayvanları için sıcak havalarda su bırakmanın, kuşlara yem vermenin, çevre temizliğine dikkat etmenin, bitkilerle ilgilenmenin ve ihtiyaç sahiplerini fark etmenin çocuklarda merhamet ve sorumluluk duygusunu geliştirebileceğini aktaran Yıldırım, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Sokaktaki hayvanlara yaz sıcağında su vermek, onları beslemek, yaşadığı çevrede ihtiyaç sahibi canlıları fark etmek ve gücü ölçüsünde yardım etmek çok önemlidir. Ağaçlara, kuşlara ve doğaya dikkatini çekerek yaşadığı dünya ile etkileşim içinde bir çocuk yetiştirmek gerekir.”

Aile büyükleri çocukların kimlik gelişiminde önemli

Kuşaklar arası iletişimin çocukların kimlik gelişiminde önemli rol oynadığını vurgulayan Yıldırım, büyükanne ve büyükbabası hayatta olan çocukların bu bağı güçlendirmesi gerektiğini söyledi.

Aile büyüklerine sarılmanın, onlarla sohbet etmenin ve geçmişte yaşadıkları olayları dinlemenin çocuklar açısından önemli bir duygusal kaynak olduğunu belirten Yıldırım, çocukların kökleriyle iletişim içinde olmasının aidiyet duygusunu güçlendirdiğini dile getirdi.

Yıldırım, “Bir çocuk köklerinden beslenerek büyür ve yetişkin olur. Kökleri ile iletişim halinde olmak çok değerlidir.” dedi.

Okul döneminde uzaklık veya yoğunluk nedeniyle ziyaret edilemeyen aile büyüklerinin yaz tatilinde mutlaka ziyaret edilmesini öneren Yıldırım, çocukların büyüklerinin evinde zaman geçirmesinin, hazırladıkları yemekleri yemesinin ve onların günlük yaşamına katılmasının duygusal gelişimlerine katkı sağladığını ifade etti.

Ailelere dengeli yaz tatili programı önerisi

Uzmanlar, çocuklar için hazırlanan yaz tatili programlarında dinlenme, eğlenme, öğrenme, kültür, doğa ve aile ilişkileri arasında denge kurulmasını öneriyor.

Buna göre ailelerin yaz tatilinde şu faaliyetlere yer vermesi tavsiye ediliyor:

  • Her gün yaşa uygun süreyle kitap okunması,
  • Telefon, tablet ve televizyon kullanımına sınır getirilmesi,
  • Büyükanne, büyükbaba ve diğer akrabaların ziyaret edilmesi,
  • Çocukların kuzenleri ve arkadaşlarıyla yüz yüze vakit geçirmesi,
  • Müze, tiyatro, konser ve tarihi alan ziyaretleri yapılması,
  • Doğa yürüyüşleri, piknikler ve açık hava oyunları düzenlenmesi,
  • Çocukların bitkiler ve hayvanlarla ilgilenmesinin sağlanması,
  • Yaşlarına uygun ev sorumlulukları verilmesi,
  • Resim, müzik, spor veya el sanatları gibi yeni hobiler edinmelerinin desteklenmesi,
  • Tamamlanan eğitim yılının konularının kısa çalışmalarla hatırlanması.

Uzmanlar, çocukların yaz tatilinden fiziksel ve zihinsel açıdan dinlenmiş olarak dönmesinin yanı sıra yeni deneyimler kazanmış, aile bağlarını güçlendirmiş ve sosyal ilişkilerini geliştirmiş şekilde yeni eğitim yılına başlamasının hedeflenmesi gerektiğini vurguluyor.