Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

ABD’nin İran’daki yeni hedefi: Gözler Kazma Dağı’ndaki nükleer tesise çevrildi

ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın Natanz yakınlarında inşa ettiği ve nükleer faaliyetler için kullanıldığı öne sürülen Kazma Dağı’nı hedef alabileceklerini açıklaması, bölgedeki gerilimi yeni bir aşamaya taşıdı. Granit yapının yaklaşık 80 ila 100 metre altında bulunduğu değerlendirilen tesisin, İran’ın gelişmiş santrifüjlerini hava saldırılarından korumak amacıyla hazırlandığı iddia ediliyor. Ancak dağın içinde aktif bir uranyum zenginleştirme tesisi bulunduğuna ilişkin henüz bağımsız ve kesin bir doğrulama bulunmuyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın Natanz yakınlarında inşa ettiği ve

ABD ile İran arasında devam eden gerilimde bu kez “Kazma Dağı” olarak bilinen yer altı kompleksi gündeme geldi. ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın nükleer faaliyetleriyle bağlantılı olduğu öne sürülen tesise yönelik saldırı ihtimalini açık biçimde dile getirdi.

Washington’ın bölgedeki askerî operasyonlarının henüz tamamlanmadığını belirten Trump, Kazma Dağı çevresinin yakından izlendiğini ve buranın ABD’nin yeni hedeflerinden biri olabileceğini açıkladı.

Trump’ın açıklaması, İran’ın çok sayıda gelişmiş uranyum zenginleştirme santrifüjünü Natanz yakınlarındaki dağın içine taşıdığı yönündeki İsrail istihbarat değerlendirmelerinin uluslararası basına yansımasının ardından geldi.

Batılı kaynaklarda “Pickaxe Mountain”, İran’da ise Kolang Gaz-La Dağı olarak adlandırılan bölgenin, İran’ın nükleer programında nasıl bir role sahip olduğu henüz bütün yönleriyle bilinmiyor.

Trump’tan açık saldırı mesajı

Trump, Kazma Dağı’nın ABD’nin olası hedefleri arasında bulunduğunu belirterek bölgeye “çok yakında ve ağır biçimde” saldırılabileceği mesajını verdi.

ABD Başkanı’nın açıklamaları, Washington’ın İran’ın nükleer programına yönelik askerî baskısını artırmaya hazırlandığı şeklinde değerlendirildi. Trump daha önce de dağın tünel girişlerinin hedef alınabileceğini söylemişti.

ABD yönetimi, İran’ın yer altında sürdürdüğü öne sürülen faaliyetlerin nükleer programın yeniden kurulmasına imkân sağlayabileceğini savunuyor. Tahran yönetimi ise uzun yıllardır nükleer programının enerji üretimi ve diğer barışçıl amaçlara yönelik olduğunu belirtiyor.

Trump’ın son açıklaması, doğrudan dağın içindeki tesislerin mi yoksa tünel girişleri, havalandırma sistemleri, enerji bağlantıları ve ulaşım hatlarının mı hedef alınacağına ilişkin yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.

2025’te üç nükleer tesis vurulmuştu

ABD, 22 Haziran 2025’te gerçekleştirdiği ve “Gece Yarısı Çekici Harekâtı” adı verilen saldırılarda İran’ın Fordo, Natanz ve İsfahan’daki nükleer tesislerini hedef almıştı.

Operasyonda yüksek koruma seviyesine sahip yer altı tesislerine karşı sığınak delici mühimmat kullanılmıştı. Washington ve Tel Aviv yönetimleri, saldırılar sonucunda İran’ın nükleer programının ciddi ölçüde zarar gördüğünü açıklamıştı.

Ancak saldırıların ardından yapılan farklı değerlendirmelerde, İran’ın santrifüj kapasitesinin ve zenginleştirilmiş uranyum stokunun ne kadarının imha edildiği konusunda kesin bir sonuca ulaşılamadığı belirtildi.

Kazma Dağı’ndaki kompleksin ise 2025’teki operasyon sırasında doğrudan hedef alınmadığı bildirildi. Bu durum, İran’ın kritik nükleer ekipmanının bir bölümünü saldırılardan önce veya sonraki dönemde bu bölgeye taşımış olabileceği iddialarını güçlendirdi.

Kazma Dağı nerede?

Kazma Dağı, İran’ın en önemli uranyum zenginleştirme merkezlerinden biri olan Natanz Nükleer Tesisi’nin yaklaşık 1,5 ila 2 kilometre güneyinde bulunuyor.

Bölgenin stratejik önemini artıran en önemli unsur, dağın sert kaya ve granit yapısı. Uydu görüntüleri üzerinden yapılan değerlendirmelerde tesislerin 80 ila 100 metreyi aşan derinliklere inebileceği öne sürülüyor.

Bu derinliğin, dünyanın en güçlü sığınak delici mühimmatlarına karşı bile önemli bir koruma sağlayabileceği belirtiliyor. Ancak kompleksin kesin derinliği, iç yapısı ve hangi bölümlerinin tamamlandığı kamuoyuna açıklanmış değil.

Dağın içinde birden fazla tünel girişi, bağlantı yolu ve çalışma alanı bulunduğu değerlendiriliyor. Bu yapının santrifüj üretimi, santrifüj montajı, ekipman depolama veya uranyum zenginleştirme amacıyla kullanılabileceğine ilişkin farklı görüşler bulunuyor.

İnşaat faaliyetleri uydu görüntülerine yansıdı

Kazma Dağı’nda yer altı tesisi kurulmasına yönelik ilk planlamaların 2007 yılına kadar uzandığı, sistematik kazı ve inşaat faaliyetlerinin ise 2020’den itibaren hız kazandığı belirtiliyor.

Uydu görüntülerini inceleyen uzmanlar, bölgedeki tünel girişlerinin toprak ve kaya tabakalarıyla güçlendirildiğini, yeni güvenlik çevrelerinin oluşturulduğunu ve ağır iş makinelerinin faaliyet gösterdiğini bildirdi.

2025 yılına ait görüntüler üzerinde yapılan bir analizde çalışmaların ileri aşamaya ulaştığı, özellikle kompleksin güvenliğini artırmaya yönelik düzenlemelerin sürdüğü belirtildi. Bununla birlikte görüntülerin, tesiste aktif uranyum zenginleştirmesi yapıldığını tek başına kanıtlamadığı vurgulandı.

Son dönemde yayımlanan yeni görüntülerde de tünel girişleri çevresindeki tahkimat faaliyetlerinin devam ettiği ileri sürüldü. İran’ın hava saldırılarının etkisini azaltmak amacıyla girişlerin önüne kaya ve toprak yığdığı, ulaşım yollarını yenilediği ve güvenlik önlemlerini artırdığı değerlendiriliyor.

Binlerce santrifüj taşındığı iddiası

İsrail istihbaratının değerlendirmelerine dayandırılan haberlerde İran’ın, gelişmiş modeller de dâhil olmak üzere binlerce uranyum zenginleştirme santrifüjünü Kazma Dağı’ndaki tünellere taşıdığı öne sürüldü.

Bu iddiaya göre santrifüjler, 2025’te Natanz, Fordo ve İsfahan’a düzenlenen saldırılardan sonraki dönemde daha korunaklı bir alana nakledildi. Ancak ekipmanların kurulup kurulmadığı ve tesiste fiilen zenginleştirme faaliyetinin başlayıp başlamadığı bilinmiyor.

Santrifüjler uranyum zenginleştirme sürecinin en kritik ekipmanları arasında bulunuyor. Bu nedenle çok sayıda santrifüjün korunaklı bir yer altı kompleksine taşınması, İran’ın zarar gören nükleer kapasitesini yeniden oluşturabileceği yönündeki kaygıları artırıyor.

Uluslararası basına yansıyan değerlendirmelerde, İsrail ile ABD’nin bölgedeki hareketliliği uydu görüntüleri ve diğer istihbarat imkânlarıyla takip ettiği ifade ediliyor. İran yönetimi ise Kazma Dağı’nda aktif ve gizli bir zenginleştirme tesisi bulunduğu iddialarını doğrulamadı.Natanz’daki sabotajların ardından gündeme geldi

Kazma Dağı’ndaki çalışmaların hızlanmasında, Natanz Nükleer Tesisi’nin 2020 ve 2021 yıllarında uğradığı sabotajların etkili olduğu değerlendiriliyor.

Söz konusu olaylarda santrifüj üretimi ve uranyum zenginleştirme altyapısının bir bölümü zarar görmüştü. İran yönetimi saldırılardan İsrail’i sorumlu tutarken, Tel Aviv yönetimi olaylara ilişkin resmî bir sorumluluk açıklamasında bulunmamıştı.

İran Atom Enerjisi Kurumunun eski Başkanı Ali Ekber Salihi de Natanz’daki hasarın ardından santrifüj üretim zincirinin kesintiye uğramaması için daha güvenli bir yer altı tesisinin oluşturulacağını açıklamıştı.

Salihi, tesisin nerede kurulacağını belirtmemişti. Ancak Natanz’a yakınlığı, devam eden tünel çalışmaları ve bölgedeki güvenlik önlemleri nedeniyle açıklamada sözü edilen yerin Kazma Dağı olabileceği yorumları yapılmıştı.

Uluslararası denetim tartışması

Kazma Dağı ile ilgili en önemli başlıklardan birini, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının kompleksin içindeki faaliyetler hakkında yeterli bilgiye sahip olmaması oluşturuyor.

İran’ın bölgede nükleer amaçlı bir tesis kurması veya nükleer madde bulundurması durumunda bunu ajansa bildirmesi ve gerekli denetimlere izin vermesi gerekiyor. Ancak Batılı ülkeler, Tahran yönetiminin kompleksin kullanım amacı konusunda yeterli açıklama yapmadığını savunuyor.

Ajansın dağ içindeki tesise erişememesi, uydu görüntüleri ve istihbarat değerlendirmelerine dayanan iddiaların bağımsız biçimde doğrulanmasını zorlaştırıyor. Bu nedenle Kazma Dağı’nda aktif bir uranyum zenginleştirme hattı bulunduğu iddiası henüz kesinleşmiş değil.

İran’ın tesisi yalnızca santrifüj üretimi veya hassas ekipmanların korunması amacıyla kullanıyor olması da ihtimaller arasında gösteriliyor.

Erakçi’nin açıklaması iddiaları güçlendirdi

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, 12 gün süren savaş sırasında İran’a ait üçüncü bir nükleer tesisin de zarar gördüğünü, İsfahan yakınlarındaki bu tesisin saldırı sırasında henüz faaliyete geçmediğini açıklamıştı.

Erakçi tesisin adını açık biçimde belirtmedi. Açıklamanın ardından bazı çevreler, söz konusu yapının Kazma Dağı kompleksine işaret etmiş olabileceğini ileri sürdü.

Ancak Kazma Dağı’nın Natanz yakınındaki konumu dikkate alındığında Erakçi’nin açıklamasının doğrudan burayı tarif edip etmediği kesinlik kazanmadı. Bu nedenle açıklama ile Kazma Dağı arasında kurulan bağlantı, doğrulanmış bilgi değil, yorum olarak değerlendiriliyor.

Saldırı teknik açıdan neden zor?

Kazma Dağı’nın sert granit yapısı ve tesisin tahmin edilen derinliği, olası bir hava saldırısını teknik açıdan son derece güç hale getiriyor.

Sığınak delici bombalar yüzeyin veya tünel girişlerinin altında patlayarak şok dalgası oluşturabiliyor. Ancak tesisin yaklaşık 100 metre derinlikte bulunması halinde mühimmatın doğrudan ana bölümlere ulaşmasının zor olabileceği belirtiliyor.

Bu nedenle muhtemel bir operasyonda yalnızca yer altındaki bölümlerin değil, tünel girişlerinin, elektrik hatlarının, havalandırma sistemlerinin ve ulaşım bağlantılarının hedef alınabileceği değerlendiriliyor.

Böyle bir saldırı tesisi tamamen yok etmese bile girişleri kapatabilir, ekipmana ulaşılmasını güçleştirebilir ve faaliyetleri uzun süre aksatabilir. Diğer taraftan tünel sistemlerinin birden fazla girişe ve bağımsız enerji bağlantılarına sahip olması, operasyonun etkisini sınırlayabilir.

Bölgesel savaş riskini artırabilir

Kazma Dağı’na yönelik olası bir ABD saldırısının yalnızca İran’ın nükleer programını değil, Orta Doğu’daki askerî ve siyasi dengeleri de doğrudan etkilemesi bekleniyor.

İran’ın böyle bir saldırıya bölgedeki ABD üsleri, İsrail hedefleri veya stratejik deniz yolları üzerinden karşılık verme ihtimali bulunuyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik durumunun kötüleşmesi, petrol ve doğal gaz sevkiyatında yeni kesintilere yol açabilir.

Enerji arzında yaşanacak bir aksama ise petrol fiyatlarının yükselmesine, taşıma maliyetlerinin artmasına ve küresel enflasyon baskısının güçlenmesine neden olabilir.

Diplomatik çözüm ihtimalinin giderek zayıflaması, Kazma Dağı’nı İran’ın nükleer programına ilişkin teknik bir tartışmanın ötesine taşıyor. Derinliği, sert granit yapısı ve içindeki faaliyetlere ilişkin belirsizlik nedeniyle kompleks, ABD-İran geriliminin yeni odak noktalarından biri haline gelmiş durumda.