Toplumda zaman zaman Safer ayının uğursuzluk, bela ve musibetlerle ilişkilendirildiği görülüyor. Ancak bu düşünce, İslâmiyet öncesindeki Cahiliye dönemine ait batıl inanışlardan biri olarak kabul ediliyor.
Safer ayında hastalıkların arttığı, felaketlerin yaşandığı, evlilik yapılmaması, iş kurulmaması, yolculuğa çıkılmaması veya önemli kararların alınmaması gerektiği yönündeki inanışların dinî bir temeli bulunmuyor.
İslâm’a göre günlerin, ayların ve belirli zaman dilimlerinin kendi başına uğur ya da uğursuzluk getirdiğine inanmak doğru kabul edilmiyor. Bu nedenle Safer ayının diğer aylardan farklı şekilde değerlendirilmesi ve “bela ayı” olarak görülmesi hurafe olarak nitelendiriliyor.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in, “Safer ayının uğursuzluğu diye bir şey yoktur.” buyurduğu naklediliyor. Hadis kaynaklarında yer alan bu ifade ile Cahiliye döneminde yaygın olan uğursuzluk anlayışının açık biçimde reddedildiği belirtiliyor.
Safer ayı diğer aylardan farklı değildir
İslâm inancına göre zamanın kendisi uğursuz değildir. İyilik ve kötülük, yaşanan olayların niteliği ve insanların davranışlarıyla ilişkilendirilir. Bu nedenle herhangi bir ayı uğursuz saymak, kötü olayları yalnızca o aya bağlamak veya o ayda yapılan işlerin sonuçsuz kalacağını düşünmek dinî açıdan doğru görülmez.
Safer ayında meydana gelen savaş, ölüm, hastalık veya başka üzücü olayların ayın uğursuzluğuyla açıklanamayacağı vurgulanıyor. Aynı şekilde bu ayda gerçekleşen güzel gelişmelerin de ayın özel bir uğur taşıdığı anlamına gelmediği ifade ediliyor.
Müslümanların Safer ayına korku, endişe veya batıl inanışlarla yaklaşmak yerine diğer aylar gibi değerlendirmesi gerekiyor.
Cahiliye dönemindeki batıl inanışlar reddedildi
İslâmiyet öncesi Arap toplumunda Safer ayıyla ilgili farklı batıl inanışlar bulunuyordu. Bunlardan biri, bu ayda hac veya umre yapılmasının uygun görülmemesiydi. Cahiliye dönemi insanlarının, özellikle hac aylarında umre yapmayı kötü ve yanlış bir davranış olarak değerlendirdikleri aktarılıyor.
Hz. Muhammed, umrenin belirli bir zamana bağlı olmadığına işaret ederek hac ile umrenin birlikte yapılabileceğini bildirmiş ve bu yanlış uygulamayı ortadan kaldırmıştı.
Cahiliye dönemindeki bir başka inanışa göre ise “Safer”in insanların veya hayvanların karnında yaşayan, ağrıya neden olan ve başkalarına bulaşan bir varlık olduğu düşünülüyordu. Resûlullah’ın bu anlayışı da reddettiği ve hastalıkların batıl inanışlarla açıklanmaması gerektiğini ortaya koyduğu belirtiliyor.
Safer ayına özel ibadet veya dua var mı?
Safer ayına özel olarak yapılması gereken bir namaz, dua, oruç ya da başka bir ibadet şekli bulunmuyor.
Dinî kaynaklarda Hz. Peygamber’in yalnızca Safer ayına özgü olarak yaptığı veya ümmetine tavsiye ettiği özel bir ibadetten söz edilmiyor. Bu nedenle Safer ayına girerken ya da ayın belirli günlerinde yapılması gerektiği ileri sürülen özel namazların, duaların veya uygulamaların dinî bir zorunluluğu bulunmuyor.
Müslümanlar, diğer aylarda olduğu gibi Safer ayında da beş vakit namazlarını kılabilir, Kur’an okuyabilir, dua edebilir, oruç tutabilir, sadaka verebilir ve hayırlı işler yapabilir. Ancak bu ibadetlerin yalnızca Safer ayına mahsus olduğu düşünülmemelidir.
Safer ayında okunacak özel bir dua bulunuyor mu?
Safer ayına özgü olduğu kesin olarak bildirilen özel bir dua bulunmuyor. Buna karşılık Hz. Peygamber’in günlük hayatında okuduğu duaların, bela ve musibetlerden korunmak amacıyla yaptığı niyazların her zaman olduğu gibi Safer ayında da okunabileceği ifade ediliyor.
Kişiler sağlık, huzur, afiyet ve kötülüklerden korunmak için dua edebilir. Ancak bu duaların “Safer ayının uğursuzluğunu gidermek” amacıyla yapılması doğru bir yaklaşım olarak görülmüyor. Çünkü İslâm’a göre Safer ayının kendisi uğursuz değildir.
Safer kelimesi ne anlama geliyor?
“Safer” kelimesi sözlükte “boş kalmak”, “boşluk”, “sararmak”, “sarılık” ve “karında yaşayan kurtçuk” gibi anlamlara geliyor.
Kelimenin kökeniyle ilgili farklı açıklamalar bulunuyor. Bazı değerlendirmelere göre Arap kabilelerinin savaş veya yolculuk amacıyla evlerinden ayrılmasının ardından yerleşim yerlerinin boş kalması nedeniyle bu aya “Safer” adı verilmiş olabilir.
Bazı kaynaklarda ise sıcaklık, kuraklık, sararma veya hastalıklarla ilişkilendirilen eski kullanımların kelimenin anlamının oluşmasında etkili olduğu belirtiliyor. Ancak bu sözlük anlamlarının ayın uğursuz olduğu şeklinde yorumlanamayacağı vurgulanıyor.
Safer ayı hicrî yılın ikinci ayıdır
Safer, hicrî takvimin Muharrem ayından sonra gelen ikinci ayıdır. Kamerî aylardan biri olan Safer, ayın hareketlerine göre belirlenir ve miladî takvimde her yıl yaklaşık 10-11 gün daha erken başlar.
Hicrî takvim sırasıyla Muharrem, Safer, Rebiülevvel, Rebiülahir, Cemaziyelevvel, Cemaziyelahir, Recep, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade ve Zilhicce aylarından oluşur.
Safer ayı, haram aylardan biri değildir. İslâm’da haram aylar Muharrem, Recep, Zilkade ve Zilhicce olarak kabul edilir.
İslâmiyet öncesinde iki Safer ayı bulunuyordu
İslâmiyet öncesindeki Arap toplumunda yılın aylarının isimlendirilmesi bugünkünden farklıydı. Arapların yılı altı bölüme ayırdığı ve her bölümde aynı adı taşıyan iki ay bulunduğu aktarılıyor.
Bu sistemde iki Safer, iki Rebi ve iki Cemaziye ayı bulunuyordu. Aynı adı taşıyan ayları birbirinden ayırmak için birincisine “evvel”, ikincisine ise “ahir” veya “sânî” gibi ifadeler ekleniyordu.
Bu dönemde Muharrem ayı “Saferü’l-evvel” veya “Saferü’l-muharrem”, günümüzde Safer olarak bilinen ikinci ay ise “Saferü’s-sânî” adıyla anılıyordu. Her iki aya birlikte “Saferân” deniliyordu.
Zaman içerisinde “Muharrem” ifadesi ilk ayın özel adı haline gelirken, ikinci ay yalnızca “Safer” olarak kullanılmaya başlandı.
Nesî uygulaması ayların yerini değiştiriyordu
Cahiliye döneminde Arapların “nesî” adı verilen bir uygulamayla haram ayların yerini değiştirdiği biliniyor. Savaş veya ticaret gibi nedenlerle haram aylarda değişiklik yapılabiliyor, Muharrem ayının dokunulmazlığı başka bir aya aktarılabiliyordu.
Bu uygulama sonucunda bazı dönemlerde Safer ayı haram ay gibi kabul ediliyor, Muharrem ayı ise ertelenebiliyordu. İslâmiyet, ayların yerlerinin değiştirilmesine dayanan nesî uygulamasını kaldırarak hicrî ayların düzenini kesinleştirdi.
İslâmî dönemde “Saferü’l-hayr” adı kullanıldı
Safer ayıyla ilgili uğursuzluk anlayışını ortadan kaldırmak amacıyla İslâmî dönemde bu aya “Saferü’l-hayr” ve “Saferü’l-muzaffer” gibi isimler de verildi.
“Saferü’l-hayr”, “hayırlı Safer”, “Saferü’l-muzaffer” ise “zaferli Safer” anlamına geliyor. Bu ifadelerin, Cahiliye döneminden kalan uğursuzluk algısının silinmesi amacıyla kullanıldığı değerlendiriliyor.
Bununla birlikte bu isimlendirmeler, Safer ayının diğer aylardan daha hayırlı veya üstün olduğu anlamına gelmiyor. Asıl amaç, ayın uğursuz olduğu yönündeki yanlış inanışı ortadan kaldırmak olarak açıklanıyor.
Osmanlı belgelerinde Safer ayı nasıl gösteriliyordu?
Safer ayı, Osmanlı dönemine ait resmî belgelerde ve tarih kayıtlarında Arapça “sad” harfiyle, yani “ص” kısaltmasıyla gösteriliyordu.
Osmanlı arşiv belgelerinde ayların isimleri bazen açık biçimde, bazen de belirli harflerle kısaltılarak yazılıyordu. Safer ayı için kullanılan bu işaret, belgelerin tarihlendirilmesinde önemli bir unsur olarak kabul ediliyor.
Safer ayı bela ayı değildir
Dinî kaynaklara göre Safer ayını “bela ayı”, “musibet ayı” veya “uğursuz ay” olarak tanımlamak doğru değildir. Bu ayda daha fazla kaza, hastalık veya ölüm meydana geldiğine ilişkin inancın bilimsel ya da dinî bir dayanağı bulunmuyor.
Safer ayında evlenmenin, nişan yapmanın, iş yeri açmanın, taşınmanın, seyahate çıkmanın veya ticari faaliyette bulunmanın sakıncalı olduğuna dair hükümler de İslâm dininde yer almıyor.
Bu nedenle Safer ayında yapılacak helal ve meşru işlerin ertelenmesine gerek bulunmadığı, kişilerin hayatlarına normal biçimde devam edebileceği belirtiliyor.
İslâm tarihinde Safer ayında meydana gelen önemli olaylar
Safer ayında İslâm tarihi açısından önemli birçok gelişme yaşandı. Ancak bu olayların yaşanmış olması, ayın uğursuz olduğu anlamına gelmiyor. Tarihin farklı dönemlerinde her ayda hem sevindirici hem de üzücü hadiselerin meydana geldiği ifade ediliyor.
Safer ayında gerçekleştiği aktarılan önemli olaylardan bazıları şöyle:
Hz. Muhammed ve Hz. Ebû Bekir’in hicret yolculuğu
Resûl-i Ekrem Hz. Muhammed ile Hz. Ebû Bekir’in Mekke’den Medine’ye hicret etmek üzere yola çıkmaları ve Sevr Mağarası’na sığınmaları hicretin başlangıç sürecindeki en önemli olaylardan biri oldu.
Miladî 622 yılında gerçekleşen hicret, İslâm tarihinin dönüm noktalarından biri olarak kabul edildi ve daha sonra hicrî takvimin başlangıcı olarak benimsendi.
Ebvâ Gazvesi
Hicretin ikinci yılında, miladî 623’te gerçekleşen Ebvâ veya Veddân Gazvesi, Hz. Peygamber’in bizzat katıldığı ilk askerî seferlerden biri olarak biliniyor.
Bu sefer sırasında bölgede yaşayan bazı kabilelerle anlaşmalar yapıldığı ve Medine’nin güvenliğini sağlamaya yönelik adımlar atıldığı aktarılıyor.
Recî ve Bi’rimaûne olayları
Hicretin dördüncü yılında meydana gelen Recî ve Bi’rimaûne hadiseleri, İslâm tarihinin acı olayları arasında yer alıyor.
İslâm’ı öğretmek amacıyla çeşitli bölgelere gönderilen sahabilerin saldırıya uğraması ve büyük bölümünün hayatını kaybetmesi Müslüman toplumunda derin üzüntüye neden oldu.
Hayber Seferi
Hicretin yedinci yılında, miladî 628’de düzenlenen Hayber Seferi de Safer ayıyla ilişkilendirilen önemli tarihî olaylar arasında bulunuyor.
Hayber’in fethiyle birlikte Medine çevresindeki güvenlik tehdidinin önemli ölçüde ortadan kaldırıldığı ve Müslümanların bölgedeki etkisinin güçlendiği belirtiliyor.
Hz. Zeyneb’in vefatı
Hz. Peygamber’in kızlarından Hz. Zeyneb, hicretin sekizinci yılında, miladî 629’da vefat etti.
Hz. Zeyneb’in vefatı, Resûlullah ve ailesi için büyük bir üzüntü kaynağı oldu.
Hz. Peygamber’in son hastalığı
Hz. Muhammed’in vefatından önce geçirdiği şiddetli hastalığın hicretin 11’inci yılında Safer ayının sonlarına doğru başladığı aktarılıyor.
Hastalığın ilerlemesinin ardından Resûlullah, Rebiülevvel ayında Medine’de vefat etti.
Sıffîn Savaşı
Hicretin 37’nci yılında, miladî 657’de meydana gelen Sıffîn Savaşı da Safer ayında yaşanan önemli gelişmeler arasında gösteriliyor.
Hz. Ali ile Muaviye bin Ebû Süfyan’ın kuvvetleri arasında meydana gelen savaş, İslâm tarihindeki siyasî ayrışmaların derinleşmesine neden olan olaylardan biri oldu.
Uzmanlardan hurafelere karşı uyarı
Dinî değerlendirmelerde, Safer ayıyla ilgili halk arasında dolaşan doğrulanmamış bilgilere karşı dikkatli olunması gerektiği vurgulanıyor. Özellikle sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden paylaşılan “Safer ayının son çarşambası”, “bela gecesi”, “özel korunma namazı” veya “şu duayı okumayan musibete uğrar” şeklindeki ifadelerin güvenilir dinî kaynaklara dayanmadığı belirtiliyor.
Müslümanların ibadetlerini Kur’an, sünnet ve güvenilir dinî bilgiler doğrultusunda yerine getirmesi; korku ve endişe oluşturan hurafelere itibar etmemesi gerekiyor.
Safer ayının diğer aylardan hiçbir farkının bulunmadığı, bu ayın korkulacak veya uğursuz kabul edilecek bir zaman dilimi olmadığı ifade ediliyor.




