Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Tohumculukta ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 141’e yükseldi

Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı M. Kayhan Yıldırım, Türkiye’nin tohumculukta dış ticaret fazlası veren küresel bir aktör konumuna ulaştığını belirterek, ihracatın ithalatı karşılama oranının 2018’de yüzde 108 iken 2025’te yüzde 141’e çıktığını söyledi. Yıldırım, Türkiye’nin küresel tohum ticaretinde 10. sırada bulunduğunu, hedefin ilk 5’e girmek olduğunu ifade etti.

Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı M. Kayhan Yıldırım, Türkiye’nin tohumculukta dış

ANTALYA – Türkiye tohumculuk sektöründe dış ticaret performansını güçlendirdi. Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı M. Kayhan Yıldırım, Türkiye’nin tohum ihracatında önemli bir gelişme kaydettiğini belirterek, ihracatın ithalatı karşılama oranının 2025’te yüzde 141’e yükseldiğini açıkladı.

Yıldırım, tohum ve tohumculuk sektörünün artık yalnızca tarımsal üretimin bir girdisi değil, ülkelerin gıda güvenliği ve milli güvenlik stratejileri açısından kritik bir alan haline geldiğini söyledi. Küresel ölçekte yaşanan iklim değişikliği, nüfus artışı, kuraklık, gıda arzı riskleri ve tarımsal verimlilik arayışlarının tohumculuğu daha stratejik bir noktaya taşıdığını belirten Yıldırım, Türkiye’nin bu alanda önemli bir mesafe aldığını vurguladı.

Tohumculuk milli güvenlik alanı haline geldi

TÜRKTOB Başkanı Yıldırım, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, küresel gıda güvenliğinin temel yapı taşının tohum olduğunu ifade etti. Tohumculuk sektörünün 21. yüzyılın stratejik öneme sahip endüstrilerinden biri haline geldiğini dile getiren Yıldırım, bu alanın birçok ülkede milli güvenlik konsepti içinde değerlendirildiğine dikkat çekti.

Yıldırım, güçlü tohumculuk altyapısına sahip ülkelerin tarımsal üretimde daha bağımsız, dış şoklara karşı daha dirençli ve küresel pazarda daha rekabetçi hale geldiğini belirtti. Türkiye’nin de son yıllarda bu bilinçle hareket ederek sektörde önemli bir dönüşüm yaşadığını kaydetti.

Geleneksel yapıdan AR-GE odaklı üretime geçildi

Türk tohumculuk sektörünün tarihsel süreç içerisinde geleneksel tedarik yöntemlerinden sıyrıldığını belirten Yıldırım, sektörün artık ileri teknolojiye dayalı, AR-GE odaklı ve dış ticaret fazlası veren bir yapıya ulaştığını söyledi.

Yıldırım, 2000’li yıllarda tohumculuk kanununun ardından kamu ve özel sektör işbirliğiyle AR-GE çalışmalarının hızlandığını, bu dönemin sektör açısından önemli bir kırılma noktası olduğunu ifade etti.

Tohumculuk alanında yapılan yasal düzenlemeler, sertifikalı üretim uygulamaları, özel sektör yatırımları ve araştırma geliştirme faaliyetlerinin sektöre ivme kazandırdığını belirten Yıldırım, Türkiye’nin artık uluslararası pazarlarda daha görünür bir oyuncu olduğunu dile getirdi.

İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 141 oldu

Sektörün uluslararası alanda daha aktif rol almaya başladığını vurgulayan Yıldırım, Türkiye’nin 2018’den bu yana tohumculukta ciddi şekilde ihracatçı ülke konumuna geldiğini söyledi.

Yıldırım, “2018’den beri ülkemiz ciddi bir şekilde ihracatçı ülke konumunda. 2018’de yüzde 108’lik bir ihracatın ithalatı karşılama oranı vardı. 2025’te bu oran yüzde 141’e çıkmış durumda.” dedi.

Bu oran, Türkiye’nin tohumculukta ithal ettiğinden daha fazla ihracat yapan bir yapıya kavuştuğunu gösterdi. Sektör temsilcilerine göre bu gelişme, Türkiye’nin tohumculukta dışa bağımlılığını azaltırken aynı zamanda küresel pazarlardaki rekabet gücünü de artırıyor.

Türkiye dış ticaret fazlası veren küresel aktör oldu

Yıldırım’ın verdiği bilgilere göre Türkiye, tohumculukta yalnızca üretim kapasitesini değil, ihracat kabiliyetini de artırdı. Sektör, AR-GE, çeşit geliştirme, sertifikalı üretim ve uluslararası pazarlama faaliyetleri sayesinde dış ticaret fazlası veren bir konuma yükseldi.

Bu tablo, Türk tohumculuğunun bölgesel pazarların ötesine geçerek küresel rekabet içinde daha güçlü bir yer edinmeye başladığını ortaya koydu. Türkiye’nin sahip olduğu iklim çeşitliliği, farklı tarımsal üretim bölgeleri ve geniş ürün deseni de sektörün ihracat potansiyelini destekleyen unsurlar arasında yer aldı.

Uluslararası Asya Tohumculuk Kongresi Antalya’da yapılacak

Yıldırım, sektör olarak ihracatı artırmak amacıyla önemli çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Bu kapsamda 1-5 Aralık’ta Antalya’da düzenlenecek Uluslararası Asya Tohumculuk Kongresi’nin büyük önem taşıdığını söyledi.

Asya Pasifik ülkelerinin dünya tohum pazarının yüzde 30’una hakim olduğunu ifade eden Yıldırım, Antalya’daki organizasyonun Türkiye’nin tohum ticaretine önemli katkı sağlayacağını bildirdi.

Kongrenin, Türkiye’deki firmalar ile uluslararası alıcıları, üreticileri, araştırmacıları ve sektör temsilcilerini bir araya getirmesi bekleniyor. Organizasyonun aynı zamanda Türkiye’nin tohumculuk alanındaki üretim gücünü ve ihracat potansiyelini tanıtması açısından da önemli bir vitrin olması hedefleniyor.

Dünya tohum ticaretinde hedef ilk 5

Küresel tohum ticaretinde ABD’nin ilk sırada yer aldığını belirten Yıldırım, Çin’in ikinci, Fransa’nın üçüncü, Brezilya’nın ise dördüncü sırada bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin dünya tohum ticaretinde 10. sırada olduğunu ifade eden Yıldırım, hedefin önümüzdeki yıllarda ilk 5’e girmek olduğunu kaydetti.

Yıldırım, “Çin ikinci, Fransa üçüncü sırada. Arkasından Brezilya geliyor. Ülkemiz de 10. sırada. Hedefimiz önümüzdeki yıllarda ilk 5’e çıkarmak. Bunun için milli tarım, milli AR-GE, daha çok uzun vadeli AR-GE planlamaları yapmamız gerekiyor. Çeşitli organizasyonlarla, ekstra çalışmalarla başarılı olacağımıza inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Bu hedef doğrultusunda sektörün daha fazla AR-GE yatırımı yapması, yeni çeşit geliştirme kapasitesini artırması, uluslararası sertifikasyon süreçlerini güçlendirmesi ve pazarlama ağlarını genişletmesi gerektiği vurgulanıyor.

Milli tarım ve milli AR-GE vurgusu

TÜRKTOB Başkanı Yıldırım, Türkiye’nin tohumculukta ilk 5 hedefi için milli tarım ve milli AR-GE yaklaşımının kritik önemde olduğunu söyledi.

Uzun vadeli AR-GE planlamalarının sektörün geleceğini belirleyeceğini ifade eden Yıldırım, yeni çeşit geliştirme, verimlilik, iklim değişikliğine dayanıklı tohumlar, hastalıklara dirençli türler ve yerli genetik kaynakların korunması gibi başlıkların stratejik öncelik olması gerektiğine işaret etti.

Tohumculukta kalıcı başarı için sadece üretim miktarının değil, teknoloji, bilgi birikimi ve çeşit geliştirme kabiliyetinin de güçlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

117 ülkeye tohum ihracatı yapılıyor

Türkiye’nin tohumculukta ihracat pazarını genişlettiğini aktaran Yıldırım, yalnızca tohum olarak 117 ülkeye ihracat gerçekleştirildiğini söyledi.

Yıldırım, “117 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz, sadece tohum olarak. Ama fidan ve süs bitkisi de eklendiğinde bu 130 ülkeye çıkıyor. Bu da ciddi bir ülke sayısı. Mevcut ülkelerdeki potansiyelimizin daha da artacağını düşünüyorum.” dedi.

Bu rakamlar, Türkiye’nin tohumculuk alanında geniş bir dış pazar ağına ulaştığını gösteriyor. Fidan ve süs bitkileriyle birlikte ihracat yapılan ülke sayısının 130’a çıkması, sektörün yalnızca tarla bitkileri değil, bahçecilik ve peyzaj alanlarında da uluslararası pazarlarda yer aldığını ortaya koyuyor.

Hububat, mısır ve ayçiçeği ihracatta öne çıkıyor

Yıldırım, Türkiye’nin tohum ihracatında en fazla hububat grupları, mısır ve ayçiçeğinde öne çıktığını belirtti. Bununla birlikte sebze tohumculuğunda da ihracat yapan güçlü firmaların bulunduğunu söyledi.

Türkiye’nin farklı iklim kuşaklarına sahip olması, çok sayıda ürün grubunda tohum geliştirme ve üretme imkanı sağlıyor. Bu çeşitlilik, sektöre hem iç pazarda hem de dış pazarda avantaj sunuyor.

Özellikle hububat, mısır ve ayçiçeği gibi stratejik ürünlerdeki ihracat kapasitesi, Türkiye’nin gıda arz güvenliği açısından önemli ürünlerde teknoloji ve üretim gücünü artırdığını gösteriyor.

Konya Ovası sertifikalı tohumda önemli rol üstleniyor

Türkiye’nin sertifikalı tohum üretiminde önemli merkezlerinden biri de Konya Ovası olarak öne çıkıyor. Geniş tarım alanları, üretim tecrübesi ve iklim özellikleriyle Konya, sertifikalı tohum üretiminde ülkenin yükünü taşıyan bölgeler arasında yer alıyor.

Sertifikalı tohum üretiminin artması, tarımsal verimlilik, kalite standardı ve üretici gelirleri açısından büyük önem taşıyor. Konya Ovası’nın bu alandaki rolü, Türkiye’nin tohumculukta dış ticaret fazlası veren yapısına katkı sağlayan önemli unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Tohumculukta yeni hedef katma değerli büyüme

Türkiye’nin tohumculukta ihracatın ithalatı karşılama oranını yüzde 141’e çıkarması, sektörün son yıllarda yakaladığı büyümenin önemli göstergelerinden biri oldu. Ancak sektör temsilcilerine göre bundan sonraki süreçte hedef yalnızca daha fazla ihracat yapmak değil, katma değeri yüksek, AR-GE’ye dayalı ve markalaşmış ürünlerle küresel pazarda daha üst sıralara çıkmak olacak.

TÜRKTOB Başkanı Yıldırım’ın açıklamaları, Türkiye’nin tohumculukta stratejik bir eşiğe geldiğini ortaya koydu. Sektör, kamu-özel sektör işbirliği, uzun vadeli AR-GE yatırımları, uluslararası organizasyonlar ve yeni pazar çalışmalarıyla dünya tohum ticaretinde ilk 5 ülke arasına girmeyi hedefliyor.

Türkiye’nin 117 ülkeye tohum, fidan ve süs bitkileriyle birlikte 130 ülkeye ihracat yapması, sektörün küresel ölçekte büyüme potansiyelinin güçlü olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde Antalya’da düzenlenecek Uluslararası Asya Tohumculuk Kongresi’nin de bu hedefe katkı sunması bekleniyor.