Cumhuriyet Halk Partisi’nde kurultay sürecine ilişkin yargı kararlarının ardından başlayan siyasi hareketlilik yeni bir aşamaya taşınıyor. “Mutlak butlan” kararı sonrası parti içinde hem genel merkez hem de Meclis Grubu hattında karşılıklı hamleler dikkatle izlenirken, Özgür Özel’e yakın isimlerin olağanüstü kurultay çağrısı için topladığı imzaları Genel Merkez’e teslim etmeye hazırlandığı öğrenildi.
Parti kulislerinde yaklaşık 900 ila bin delegenin olağanüstü kurultay çağrısına destek verdiği belirtiliyor. Söz konusu imzaların 17 Haziran Çarşamba günü Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ne iletilmesinin planlandığı ifade edildi. Bu adımın, parti yönetimi üzerinde oluşan hukuki ve siyasi baskının ardından Özgür Özel ekibinin en önemli karşı hamlelerinden biri olarak değerlendirildiği belirtiliyor.
Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Murat Emir de sürece ilişkin açıklamasında, “Bu hafta salı günü Cumhuriyet Halk Partisi’nde grup toplantısı yapılmayacak. Olağanüstü kurultay çağrısı içeren 900 delegenin imzasını 17 Haziran Çarşamba günü Genel Merkez’e ileteceğiz” ifadelerini kullandı.
Olağanüstü Kurultay İçin İmza Süreci
Özgür Özel’in 1 Haziran’da delegelere yaptığı olağanüstü kurultay çağrısının ardından 15 günlük sürenin geride kaldığı, bu süreçte delegelerden yoğun şekilde imza toplandığı aktarıldı. Parti içindeki Özel’e yakın çevreler, delege iradesinin olağanüstü kurultay yoluyla yeniden ortaya konulması gerektiğini savunuyor.
Buna karşılık Kemal Kılıçdaroğlu cephesinin, daha önce verilen tedbir kararını işaret ederek delegelerin imzasıyla olağanüstü kurultay toplanamayacağı görüşünü dile getirdiği belirtiliyor. Bu nedenle imzaların Genel Merkez’e teslim edilmesinin ardından parti içinde yeni bir hukuki ve siyasi tartışmanın başlaması bekleniyor.
Parti kulislerinde, olağanüstü kurultay çağrısının yalnızca bir örgüt içi hamle olmadığı, aynı zamanda Yargıtay süreci öncesinde delege iradesini görünür kılmaya dönük stratejik bir adım olduğu yorumları yapılıyor.
Dokuz Milletvekilinin Disipline Sevki Sonrası Yeni Hamle İddiası
Cumhuriyet Halk Partisi’nde gerilim yalnızca kurultay süreciyle sınırlı değil. Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin etkili olduğu belirtilen Merkez Yönetim Kurulu tarafından daha önce 9 milletvekilinin disipline sevk edilmesi, parti içindeki ayrışmayı daha görünür hale getirmişti.
Disipline sevk edilen isimler arasında yer alan Ali Mahir Başarır ve Gökhan Günaydın’ın grup başkanvekilliği görevlerinin düşmesi de Meclis Grubu’ndaki dengeleri değiştiren gelişmeler arasında yer aldı.
Bu kararların ardından gözler şimdi parti örgütlerine çevrildi. Kulislerde Ankara, İstanbul ve İzmir il başkanlıklarının da görevden alınabileceği öne sürüldü. Henüz bu yönde resmi bir karar açıklanmazken, üç büyükşehirdeki olası görevden alma adımının parti içi gerilimi daha da artırabileceği değerlendiriliyor.
İstanbul, Ankara ve İzmir’in Cumhuriyet Halk Partisi örgüt yapısı açısından kritik öneme sahip olması nedeniyle, bu illere yönelik olası bir müdahalenin yalnızca yerel örgütleri değil, kurultay sürecindeki delege dengelerini de etkileyebileceği ifade ediliyor.
Grup Toplantısı Bu Hafta Yapılmayacak
Cumhuriyet Halk Partisi’nde bu hafta yapılması beklenen grup toplantısı da gündemdeki başlıklardan biriydi. Ancak Grup Başkanvekili Murat Emir, bu hafta salı günü grup toplantısı yapılmayacağını açıkladı.
Grup toplantısının yapılmayacak olması, Meclis Grubu’ndaki belirsizliğin sürdüğü bir dönemde dikkat çekti. Parti içinde yeni grup başkanvekilliği atamaları, disiplin süreçleri ve milletvekillerinin olası karşı hamleleri yakından takip ediliyor.
Kulislerde, Kılıçdaroğlu ekibinin yeni grup başkanvekili ataması durumunda Özel ekibinin de Meclis Grubu içinde farklı iç disiplin yollarını devreye sokabileceği konuşuluyor. Bu kapsamda, Meclis grubunun disipline sevk edilmesi halinde 35 milletvekilinin imzasıyla bazı atamaların boşa düşürülmesi seçeneği üzerinde çalışıldığı öne sürüldü.
Yeni Parti İddialarına Mesafeli Yaklaşım
Parti içindeki sert gerilime rağmen Özgür Özel ve ekibinin yeni parti kurma fikrine sıcak bakmadığı belirtiliyor. Özel’e yakın çevrelerin önceliğinin, mevcut parti yapısı içinde delege iradesini işletmek ve hukuki süreci takip etmek olduğu ifade ediliyor.
Bu çerçevede 20 Temmuz tarihi kritik eşiklerden biri olarak görülüyor. Yargıtay’dan bu tarihe kadar olumlu ya da olumsuz bir karar çıkması halinde, Özel ekibinin yeni yol haritasını buna göre belirleyeceği değerlendiriliyor.
Yeni parti seçeneğinin şimdilik masada olmadığı, ancak Yargıtay sürecinin uzaması ya da parti içi müdahalelerin derinleşmesi halinde Cumhuriyet Halk Partisi içindeki siyasi pozisyonların yeniden şekillenebileceği yorumları yapılıyor.
Yargıtay Süreci ve Dört Olası Senaryo
Özgür Özel’in temyiz başvurusunun Yargıtay’a ulaşmasının ardından dosyanın 3. Hukuk Dairesi’nde ele alınması bekleniyor. Ancak temyiz incelemesinin ne kadar sürede tamamlanacağına ilişkin açık bir yasal süre bulunmuyor.
Adli tatilin başlayacak olması nedeniyle 20 Temmuz tarihi parti kulislerinde kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. Başvurunun bu tarihten önce ele alınıp alınmayacağı ya da incelemenin adli tatil sonrasına kalıp kalmayacağı henüz netlik kazanmış değil.
Dosyanın Yargıtay’da öncelikle usul yönünden incelenmesi bekleniyor. Bu kapsamda istinaf mahkemesinin “mutlak butlan” ve görevden uzaklaştırma kararı verip veremeyeceği, kurultayın iptalini gerektirecek düzeyde hukuka aykırılık bulunup bulunmadığı ve yargılama usulüne ilişkin eksiklik olup olmadığı değerlendirilecek.
Yargıtay sürecinde dört temel ihtimal öne çıkıyor.
Birinci ihtimalde Yargıtay, istinaf kararını hukuka uygun bulursa kararı onayabilir. Bu durumda mutlak butlan kararı kesinleşir ve Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin göreve dönüşü hukuken netleşmiş olur.
İkinci ihtimalde Yargıtay, istinaf mahkemesinin hukuki değerlendirmesini hatalı bulabilir. Böyle bir durumda karar bozulur ve dosya yeniden incelenmek üzere alt mahkemeye gönderilir.
Üçüncü ihtimalde Yargıtay, yönetimin görevden uzaklaştırılmasına ilişkin tedbir kararını hukuka aykırı bulurken, kurultayın iptaline ilişkin değerlendirmeyi yerinde görebilir. Bu senaryo, parti yönetimi ve kurultay süreci açısından daha karmaşık bir hukuki tablo ortaya çıkarabilir.
Dördüncü ihtimalde ise temyiz yetkisi, görev alanı ya da yargılama usulüne ilişkin eksiklikler tespit edilebilir. Bu durumda dosya esasa girilmeden bozulabilir.
Parti İçi Mücadelenin Seyri Yargıtay Kararına Bağlı
Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan gelişmeler, yalnızca bir kurultay tartışması olarak değil, parti yönetiminin meşruiyeti, örgüt yapısı, Meclis Grubu dengeleri ve delege iradesi üzerinden yürüyen çok boyutlu bir siyasi mücadele olarak görülüyor.
Özgür Özel’e yakın isimlerin olağanüstü kurultay için imza toplaması, Kemal Kılıçdaroğlu cephesinin tedbir kararını işaret etmesi, milletvekillerinin disipline sevk edilmesi ve üç büyükşehir il başkanlığına ilişkin görevden alma iddiaları, partide tansiyonun kısa vadede düşmeyeceğine işaret ediyor.
Önümüzdeki günlerde imzaların Genel Merkez’e teslim edilmesi, olası yeni disiplin kararları, grup başkanvekilliği tartışmaları ve Yargıtay sürecinden gelecek işaretler Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki güç mücadelesinin yönünü belirleyecek.




