Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Piyasalarda tek yön yok: Amerika Birleşik Devletleri enflasyonu, Avrupa Merkez Bankası kararı ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası haftası başlıyor

Amerika Birleşik Devletleri’nde açıklanacak enflasyon verileri, Avrupa Merkez Bankasının faiz kararı ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının para politikası mesajları yeni haftada piyasaların yönünü belirleyecek. Jeopolitik riskler, teknoloji hisselerindeki satış baskısı ve petrol fiyatlarındaki hareketlilik ise Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa, Asya ve Türkiye piyasalarında farklı fiyatlamaları öne çıkarıyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde açıklanacak enflasyon verileri, Avrupa Merkez Bankasının faiz

Küresel piyasalar yeni haftaya tek bir ana eğilimle değil, bölgesel olarak ayrışan güçlü hikâyelerle giriyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde beklentileri aşan istihdam verileri faizlerin daha uzun süre yüksek kalabileceği endişesini artırırken, Avrupa’da gözler enflasyon-resesyon ikilemi altında karar verecek Avrupa Merkez Bankasına çevrildi. Asya’da teknoloji hisseleri kaynaklı satış baskısı öne çıkarken, yurt içinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının faiz kararı, sanayi üretimi ve ödemeler dengesi verileri yatırımcıların odağında olacak.

Bu nedenle yeni haftanın ana başlığı yalnızca “küresel piyasalar” değil, birbirinden farklı nedenlerle yön arayan Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa, Asya ve Türkiye piyasaları olacak. Bir tarafta güçlü istihdam verisiyle faiz artışı ihtimalini yeniden fiyatlayan Amerika Birleşik Devletleri piyasaları, diğer tarafta yüksek enerji maliyetleri ve zayıflayan büyüme görünümü arasında sıkışan Avrupa, teknoloji satışlarıyla baskılanan Asya ve para politikası sinyallerini takip eden Türkiye piyasaları bulunuyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde gündem enflasyon: Güçlü istihdam faiz beklentilerini değiştirdi

Amerika Birleşik Devletleri piyasalarında yeni haftanın en kritik başlığı mayıs ayı enflasyon verileri olacak. Tüketici Fiyat Endeksi verisi çarşamba günü, Üretici Fiyat Endeksi verisi ise perşembe günü açıklanacak. Piyasa beklentilerinde manşet Tüketici Fiyat Endeksi’nin aylık bazda yüzde 0,60 artması, çekirdek Tüketici Fiyat Endeksi’nin ise aylık bazda yaklaşık yüzde 0,33 yükselmesi bekleniyor. Yıllık tarafta manşet enflasyon beklentisi yüzde 3,7, çekirdek enflasyon beklentisi ise yüzde 2,7 seviyesinde bulunuyor.

Bu veriler, Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankasının faiz patikasına ilişkin beklentiler açısından kritik önemde olacak. Geçen hafta açıklanan istihdam verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesi, ekonominin halen güçlü seyrini koruduğunu gösterdi. Amerika Birleşik Devletleri’nde tarım dışı istihdam mayıs ayında 172 bin kişi artarken, işsizlik oranı yüzde 4,3 seviyesinde sabit kaldı. Mart ve nisan aylarına ilişkin istihdam verilerinin yukarı yönlü revize edilmesi de iş gücü piyasasındaki dayanıklılığı teyit etti.

Mart ayı istihdam artışı 185 binden 214 bine, nisan ayı istihdam artışı ise 115 binden 179 bine revize edildi. Bu tablo, Amerika Birleşik Devletleri ekonomisinde büyüme tarafında sert bir yavaşlama sinyali alınmadığını, buna karşılık enflasyonla mücadelenin de kolaylaşmadığını ortaya koydu.

Güçlü istihdam verisi sonrasında piyasalarda Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankasının faizleri daha uzun süre yüksek seviyelerde tutabileceği, hatta yılın ilerleyen döneminde faiz artışı ihtimalinin masada kalabileceği beklentisi güçlendi. Bu beklenti, tahvil faizlerini yukarı çekerken hisse senetleri ve değerli metaller üzerinde baskı oluşturdu.

Amerika Birleşik Devletleri’nin 10 yıllık tahvil faizi geçen hafta 8 baz puan artarak yüzde 4,52’ye yükseldi. Dolar endeksi haftayı yüzde 1,1 artışla 100,1 seviyesinde tamamlarken, altının ons fiyatı yüzde 4,7 düşüşle 4 bin 329 dolara geriledi. Gümüşün ons fiyatı ise haftalık bazda yüzde 9,8 azalarak 67,9 dolara indi. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,7 yükselişle 92,1 dolara çıktı.

Bu görünüm, Amerika Birleşik Devletleri piyasalarında klasik bir “iyi veri kötü piyasa fiyatlaması” tablosu oluşturdu. İstihdam piyasasının güçlü kalması ekonomik aktivite açısından olumlu görülürken, aynı veri faiz indirimi beklentilerini zayıflattığı için hisse senetleri ve değerli metaller üzerinde satış baskısını artırdı.

New York borsasında teknoloji satışları öne çıktı

New York borsasında geçen hafta negatif bir seyir izlendi. Jeopolitik risklerin artması, yapay zeka rallisinde ivme kaybı ve güçlü istihdam verisinin faiz beklentilerini yukarı çekmesi endekslerde baskı yarattı.

Haftalık bazda Dow Jones endeksi yüzde 0,32, Standard and Poor’s 500 endeksi yüzde 2,59, Nasdaq endeksi ise yüzde 4,68 değer kaybetti. Teknoloji hisselerinin yoğun olduğu Nasdaq endeksindeki sert düşüş, piyasalarda en dikkat çekici ayrışmalardan biri oldu.

Son dönemde küresel borsalardaki yükselişin ana taşıyıcılarından biri olan yapay zeka ve yarı iletken hisselerinde kar satışları belirginleşti. Amerika Birleşik Devletleri merkezli çip üreticisi Broadcom’un gelir tahminleri ve çip satışlarına ilişkin görünümünün beklentileri karşılamaması, teknoloji hisseleri üzerindeki baskıyı artırdı. Şirket hisseleri haftalık bazda yüzde 5,9 değer kaybetti.

Bu gelişme, yatırımcıların yapay zeka temalı hisselerde ulaşılan yüksek değerlemeleri yeniden sorgulamaya başladığını gösterdi. Piyasalarda yapay zeka hikâyesi tamamen ortadan kalkmış değil; ancak kısa vadede bu alanın artık tek başına endeksleri yukarı taşımakta zorlandığı görülüyor.

Yeni haftada Amerika Birleşik Devletleri’nde salı günü dış ticaret dengesi, çarşamba günü Tüketici Fiyat Endeksi, perşembe günü Üretici Fiyat Endeksi ve haftalık işsizlik maaşı başvuruları, cuma günü ise Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi takip edilecek. Enflasyon verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesi halinde tahvil faizleri ve dolar endeksinde yukarı yönlü baskı artabilir. Beklentilerin altında kalacak veriler ise riskli varlıklarda geçici rahatlama sağlayabilir.

Avrupa’da farklı sorun: Enflasyon yüksek, büyüme zayıf

Avrupa piyasalarında hikâye Amerika Birleşik Devletleri’nden farklı ilerliyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde güçlü istihdam verisi faiz beklentilerini yukarı çekerken, Avrupa’da yatırımcılar yüksek enflasyon ile zayıflayan büyüme arasındaki dengeye odaklanıyor.

Avrupa Merkez Bankasının yeni haftadaki faiz kararı piyasaların ana gündem maddesi olacak. Piyasa ve ekonomist beklentilerinde Bankanın mevduat faizini 25 baz puan artırarak yüzde 2,25 seviyesine çıkarması öne çıkıyor. Reuters anketine yansıyan beklentilere göre ekonomistlerin büyük çoğunluğu, Avrupa Merkez Bankasının haziran toplantısında faiz artırımına gideceğini öngörüyor.

Bu beklentinin temelinde Avro Bölgesi’nde enflasyonist baskıların yeniden güç kazanması bulunuyor. Enerji maliyetlerindeki artış, savaş kaynaklı arz baskıları, üretim maliyetlerinin tüketici fiyatlarına yansıması ve hizmet enflasyonundaki direnç, Avrupa Merkez Bankasının karar alanını daraltıyor.

Buna karşılık büyüme tarafında tablo zayıf. Avro Bölgesi ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde beklentilerin aksine yüzde 0,2 daralması, bölgede enflasyon-resesyon ikilemini daha görünür hale getirdi. Bölge ekonomisinin 2022’nin son çeyreğinden bu yana ilk kez küçülmesi, Avrupa Merkez Bankasının faiz artırımı konusunda daha hassas bir zeminde hareket etmesine neden oluyor.

Bu nedenle Avrupa piyasalarında yeni haftanın temel sorusu yalnızca “faiz artacak mı?” olmayacak. Asıl soru, Avrupa Merkez Bankasının faiz artırırken büyümedeki zayıflamaya karşı nasıl bir iletişim kuracağı olacak. Bankanın karar metni ve Başkan Christine Lagarde’ın açıklamaları, Avro Bölgesi tahvil faizleri, avro/dolar paritesi ve Avrupa borsaları üzerinde belirleyici olabilir.

Geçen hafta Avrupa borsalarında genel olarak negatif bir görünüm hakimdi. Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 1,38, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,40 ve İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,28 değer kaybetti. Fransa’da CAC 40 endeksi ise yüzde 0,43 yükselerek pozitif ayrıştı.

Avrupa piyasalarında Amerika Birleşik Devletleri kaynaklı tarife önerileri de risk unsuru olarak öne çıktı. “Zorla çalıştırma” gerekçesiyle 60 ülkeye yönelik yeni tarife önerisinin gündeme gelmesi, Avrupa şirketleri açısından ticaret belirsizliğini artırdı. Çin ile yaşanan ekonomik sıkıntılar da Avrupa sanayisi ve ihracatçı şirketler üzerinde baskı oluşturan başlıklar arasında yer aldı.

Yeni haftada pazartesi günü Almanya’da fabrika siparişleri, salı günü Almanya’da dış ticaret dengesi, perşembe günü Avrupa Merkez Bankasının faiz kararı, cuma günü ise İngiltere’de büyüme verisi izlenecek.

İngiltere’de siyasi belirsizlik ve inşaat sektörü riskleri izleniyor

Avrupa başlığı içinde İngiltere ayrı bir risk alanı olarak öne çıkıyor. Ülkede siyasi belirsizlik gündemdeki yerini korurken, yüksek faiz oranları ve savaş kaynaklı enerji maliyetleri inşaat sektörü üzerinde baskı yaratıyor.

İnşaat sektörü, yüksek finansman maliyetlerinden en hızlı etkilenen alanlardan biri olduğu için İngiltere ekonomisindeki yavaşlama sinyalleri yakından takip ediliyor. Enerji maliyetlerinin üretim ve hane halkı bütçeleri üzerindeki etkisi, tüketici güveni ve şirket kârlılıkları açısından da risk oluşturuyor.

Cuma günü açıklanacak büyüme verisi, İngiltere ekonomisinin yüksek faiz ve maliyet baskılarına ne ölçüde dayanabildiğini göstermesi bakımından önemli olacak.

Asya piyasalarında teknoloji baskısı: Japonya pozitif ayrıştı

Asya piyasalarında geçen hafta Japonya hariç negatif bir seyir izlendi. Amerika Birleşik Devletleri teknoloji hisselerinde görülen satış baskısı, Asya’daki yarı iletken ve teknoloji şirketlerine de yansıdı.

Güney Kore borsası bu baskının en belirgin hissedildiği piyasalardan biri oldu. Kospi endeksi haftalık bazda yüzde 3,72 değer kaybetti. Son dönemde rekor seviyeleriyle dikkat çeken Kospi’deki sert düşüş, yatırımcıların teknoloji temalı yükselişlere daha temkinli yaklaşmaya başladığını gösterdi.

Güney Kore piyasaları ayrıca ülkenin Çalışma Bakanı Kim Young-hoon’un büyük teknoloji firmalarının yapay zeka kaynaklı kârlarının daha büyük bölümünü tedarikçiler, taşeronlar ve çalışanlarla paylaşması gerektiğine yönelik açıklamalarından da olumsuz etkilendi. Bu açıklamalar, büyük teknoloji şirketlerinin kâr marjlarına ilişkin soru işaretlerini artırdı.

Japonya’da ise Nikkei 225 endeksi haftalık bazda yüzde 0,39 yükselerek bölgeden pozitif ayrıştı. Ancak Japonya piyasalarında da tablo tamamen risksiz değil. Japonya Merkez Bankasının bu ayki toplantısında faiz artırımına gidebileceğine yönelik beklentiler, hisse senedi piyasası üzerinde zaman zaman baskı oluşturuyor.

Japonya’da nisan ayına ilişkin hane halkı harcamalarının yüzde 1,6 artarak beklentileri aşması, iç talebin dirençli kaldığına işaret etti. Bu veri, Japonya Merkez Bankasının faiz artırımı için daha fazla hareket alanına sahip olabileceği yorumlarını beraberinde getirdi. Bankanın haziran ayından sonra yıl sonuna kadar bir faiz artırımına daha gidebileceği tahmin ediliyor.

Çin’de Şanghay bileşik endeksi haftalık bazda yüzde 1, Hong Kong’da Hang Seng endeksi ise yüzde 0,88 değer kaybetti. Çin tarafında dış ticaret dengesi ve enflasyon verileri, bölge piyasalarının yönü açısından yakından izlenecek. Yeni haftada pazartesi Japonya’da büyüme, salı Çin’de dış ticaret dengesi, çarşamba Çin’de enflasyon, cuma Japonya’da sanayi üretimi verileri açıklanacak.

Jeopolitik riskler piyasaların ortak baskı unsuru olmaya devam ediyor

Bölgesel farklılıklara rağmen piyasaların ortak risk başlığı jeopolitik gelişmeler olmaya devam ediyor. Orta Doğu’da çatışmaların şiddetlenmesi ve taraflardan gelen açıklamaların belirsizliği azaltmaması, yatırımcıların risk algısını yüksek tutuyor.

İsrail ve Lübnan’ın ateşkesin uygulanması konusunda mutabık kaldığına ilişkin haberler petrol fiyatlarındaki sert yükselişi sınırlasa da bölgede gerilimin devam etmesi enerji fiyatları ve güvenli liman talebi üzerinden piyasalara yansımayı sürdürüyor.

Yeni haftada Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki görüşme sürecine ilişkin haber akışı yakından takip edilecek. Diplomatik temaslara ilişkin olumlu sinyaller petrol fiyatlarında baskıyı azaltabilirken, gerilimin tırmanması enerji fiyatları, tahvil faizleri, dolar endeksi ve değerli metallerde oynaklığı artırabilir.

Brent petrolün varil fiyatının geçen hafta yüzde 0,7 yükselişle 92,1 dolara çıkması, enerji piyasasında jeopolitik risk priminin korunduğunu gösterdi. Petrol fiyatlarının yüksek kalması, özellikle enerji ithalatçısı ekonomiler açısından enflasyon görünümünü zorlaştıran başlıklardan biri olmaya devam ediyor.

Türkiye piyasalarında gündem Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kararı

Yurt içinde geçen hafta Borsa İstanbul’da alış ağırlıklı bir seyir izlendi. BIST 100 endeksi haftalık bazda yüzde 0,23 artışla 13.694,19 puana yükseldi. Dolar/TL ise haftayı önceki haftalık kapanışın yüzde 0,4 üzerinde 46,0470 seviyesinden tamamladı.

Yeni haftada Türkiye piyasalarının odağında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının faiz kararı olacak. Son kararında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutan Banka, gecelik borç verme faizini yüzde 40, gecelik borçlanma faizini ise yüzde 35,5 seviyesinde korumuştu. Piyasa beklentisi, Bankanın yeni toplantıda da sıkı para politikası duruşunu koruyacağı ve politika faizini yüzde 37 seviyesinde bırakacağı yönünde şekilleniyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının karar metninde enflasyon eğilimine, iç talep görünümüne, Türk lirası likiditesine, kur gelişmelerine ve küresel risk iştahına ilişkin vereceği mesajlar yakından takip edilecek. Özellikle enerji fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik riskler, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler açısından enflasyon beklentileri üzerinde etkili olabilir.

Yurt içinde pazartesi günü reel efektif döviz kuru, çarşamba günü sanayi üretimi, perşembe günü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının faiz kararı, cuma günü ise ödemeler dengesi ve piyasa katılımcıları anketi açıklanacak.

Sanayi üretimi verisi, ekonomide üretim tarafının seyrini göstermesi açısından önemli olacak. Ödemeler dengesi ise cari açık, enerji ithalatı ve döviz ihtiyacı görünümü açısından yakından izlenecek. Piyasa katılımcıları anketinde ise yıl sonu enflasyon, döviz kuru ve faiz beklentilerindeki değişim takip edilecek.

Yeni haftanın piyasa takvimi

Yeni haftada Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa, Asya ve Türkiye piyasalarında yoğun veri akışı izlenecek.

Amerika Birleşik Devletleri’nde salı günü dış ticaret dengesi, çarşamba günü Tüketici Fiyat Endeksi, perşembe günü Üretici Fiyat Endeksi ve haftalık işsizlik maaşı başvuruları, cuma günü Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi açıklanacak.

Avrupa’da pazartesi Almanya fabrika siparişleri, salı Almanya dış ticaret dengesi, perşembe Avrupa Merkez Bankası faiz kararı, cuma İngiltere büyüme verisi takip edilecek.

Asya’da pazartesi Japonya büyüme verisi, salı Çin dış ticaret dengesi, çarşamba Çin enflasyon verisi, cuma Japonya sanayi üretimi açıklanacak.

Türkiye’de pazartesi reel efektif döviz kuru, çarşamba sanayi üretimi, perşembe Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası faiz kararı, cuma ödemeler dengesi ve piyasa katılımcıları anketi izlenecek.

Piyasalar için ana senaryo: Veri ve merkez bankası haftası

Yeni haftaya girilirken piyasalarda tek bir yön değil, veri ve merkez bankası kararlarına bağlı çok parçalı bir fiyatlama zemini öne çıkıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde enflasyon beklentilerin üzerinde gelirse, faizlerin daha uzun süre yüksek kalacağı beklentisi güçlenebilir. Bu durumda tahvil faizleri ve dolar endeksi yukarı yönlü hareket edebilir, hisse senetleri ve değerli metallerde baskı artabilir.

Enflasyonun beklentilerin altında kalması halinde ise Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankasına ilişkin sıkılaşma beklentileri zayıflayabilir. Bu senaryo, riskli varlıklarda sınırlı rahatlama sağlayabilir. Ancak güçlü istihdam verisi nedeniyle tek bir enflasyon verisinin piyasa algısını tamamen değiştirmesi beklenmeyebilir.

Avrupa’da Avrupa Merkez Bankasının faiz artırması halinde piyasaların asıl tepkisi kararın kendisinden çok karar metnine ve gelecek döneme ilişkin mesajlara bağlı olacak. Bankanın enflasyonla mücadelede daha şahin bir ton kullanması Avro Bölgesi tahvil faizlerini yukarı çekebilir. Büyümedeki zayıflığa daha fazla vurgu yapılması ise Avrupa borsalarında farklı sektörler arasında ayrışmayı artırabilir.

Asya’da teknoloji hisselerindeki görünüm ve Çin verileri belirleyici olacak. Çin’de enflasyon ve dış ticaret verileri, bölge ekonomisindeki toparlanmanın gücü hakkında sinyal verecek. Japonya’da ise büyüme ve sanayi üretimi verileri, Japonya Merkez Bankasının faiz artırım beklentileri açısından takip edilecek.

Türkiye’de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının faiz kararı ve karar metnindeki yönlendirme, Borsa İstanbul, tahvil piyasası ve döviz kuru açısından belirleyici olacak. Politika faizinin yüzde 37 seviyesinde korunması beklenirken, piyasa katılımcıları Bankanın sıkı duruşun süresine ve enflasyon görünümüne ilişkin mesajlarına odaklanacak.

Sonuç: Piyasalarda kontrast haftası

Yeni hafta, piyasalarda tek bir küresel hikâyenin değil, birbirine bağlı ama farklı dinamiklerle hareket eden bölgesel hikâyelerin öne çıktığı bir hafta olacak. Amerika Birleşik Devletleri’nde güçlü istihdam ve enflasyon verileri faiz beklentilerini belirlerken, Avrupa’da Avrupa Merkez Bankasının yüksek enflasyon ve zayıf büyüme arasında nasıl bir denge kuracağı izlenecek.

Asya’da teknoloji hisseleri ve Çin verileri, Türkiye’de ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının faiz kararı, sanayi üretimi ve ödemeler dengesi piyasaların yönü üzerinde etkili olacak. Jeopolitik riskler ve petrol fiyatları ise tüm bölgeleri kesen ortak risk başlığı olarak kalmaya devam edecek.

Bu çerçevede yatırımcıların yeni haftada veri akışına, merkez bankası mesajlarına ve Orta Doğu kaynaklı haber akışına bağlı olarak daha dalgalı bir piyasa ortamıyla karşılaşması bekleniyor.

Bu haber ve değerlendirmelerde yer alan bilgi, veri ve yorumlar yatırım tavsiyesi kapsamında değildir. Sermaye piyasası araçlarına ilişkin işlemler, kişilerin risk-getiri tercihleri ve mali durumları dikkate alınarak yetkili kurumlar aracılığıyla değerlendirilmelidir.