CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Balıkesir’de mitin alanında yaptığı konuşmada “Şimdi buradan sizlere soruyorum, Balıkesirlilere soruyorum. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu hapiste. Bırakmayabilirler. Onun yerine adaylarımız olur, onun yerine elbette mücadelemiz sürer. Herhangi bir Cumhuriyet Halk Partili Cumhuriyet Halk Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayıdır bir başına. Ben Balıkesir’deki Cumhuriyet Halk Partililere ve tüm demokratlara soruyorum. Seçim sandığı gelene kadar her biriniz sabah yataktan Cumhurbaşkanı adayı olarak kalkmaya hazır mısınız? Bir Cumhurbaşkanı adayı olarak çalışmaya hazır mısınız? Önümüzdeki seçimleri kazanacak mıyız? Halkın iktidarını kuracak mıyız? Emeklinin hakkını verecek miyiz? Emekçinin hakkını söke söke alacak mıyız? Çiftçinin, gençlerin yüzünü güldürecek miyiz? Bunun için yürümeye hazır mısınız? Yürüyecek miyiz birlikte? O zaman yolunuz açık olsun yolumuz açık olsun. Yürüyelim arkadaşlar, yürüyelim Balıkesir.” dedi. Özel’in tutuklu yargılanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun adaylığına ilişkin bu sözleri, muhalefetin cumhurbaşkanlığı stratejisi açısından yeni bir tartışma başlattı.
CHP’nin ön seçim sürecinin ardından “cumhurbaşkanı adayı” olarak ilan ettiği Ekrem İmamoğlu hakkında kesinleşmiş bir hüküm bulunmuyor. Ancak Özel’in, “Bırakmayabilirler. Onun yerine adaylarımız olur. Herhangi bir CHP’li, CHP’nin adayıdır” anlamına gelen açıklaması, parti içinde ve siyasi kulislerde “CHP, İmamoğlu dışında bir senaryoya mı hazırlanıyor?” sorusunu gündeme taşıdı.
Siyasi tabloya bakıldığında Özgür Özel’in, kısa vadede İmamoğlu’ndan açıkça vazgeçmesi kolay görünmüyor. Çünkü CHP, İmamoğlu’nu yalnızca parti yönetiminin kararıyla değil, ön seçim süreciyle cumhurbaşkanı adayı olarak ilan etti. Bu nedenle parti yönetiminin “İmamoğlu defteri kapandı” mesajı vermesi, hem CHP tabanında hem de muhalefet seçmeninde ciddi kırılmalara yol açabilir.
Buna karşılık İmamoğlu’nun devam eden hukuki süreci, CHP yönetimini alternatif senaryolar üzerinde düşünmeye zorluyor. Diploma iptaline ilişkin idari süreç ve ceza davası henüz nihai olarak sonuçlanmış değil. Bu durum, İmamoğlu’nun adaylığı etrafındaki belirsizliği canlı tutarken, Özel’in açıklaması da “vazgeçme ilanı”ndan çok, “CHP adaylıksız kalmaz” mesajı olarak okunuyor.
İmamoğlu dosyasında süreç hangi aşamada?
İmamoğlu, “zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik” suçlamasıyla İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor. İddianamede 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası ve TCK 53 kapsamında belli haklardan yoksun bırakma talep ediliyor.
Son duruşmada mahkeme, diploma iptaline karşı açılan idari davadaki kararın kesinleşmesini bekleme kararı aldı. Duruşma 6 Temmuz 2026 saat 11.00’e ertelendi.
Diploma iptaline karşı açılan idari davada ise İstanbul 5. İdare Mahkemesi, 23 Ocak 2026’da davayı reddetti. İmamoğlu’nun avukatlarının istinaf başvurusu da İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi tarafından 13 Mayıs 2026’da oy birliğiyle reddedildi. Bu kararın ardından dosyanın Danıştay’a taşınması bekleniyor.
Bu tablo, CHP açısından siyasi olduğu kadar hukuki bir zamanlamayı da zorunlu hale getiriyor. Ceza davası idari yargıdaki kararın kesinleşmesini beklerken, İmamoğlu’nun adaylığı etrafındaki belirsizlik muhalefetin seçim stratejisine doğrudan yansıyor.
Özel’in mesajı: İmamoğlu sahipleniliyor ama alternatif kapısı açık tutuluyor
Özgür Özel’in açıklaması iki yönlü bir siyasi mesaj içeriyor. Bir taraftan CHP yönetimi, İmamoğlu’nun mağduriyet algısı üzerinden muhalefet seçmenini konsolide etmeye çalışıyor. Diğer taraftan ise yargı süreci nedeniyle İmamoğlu’nun adaylığı fiilen imkânsız hale gelirse, parti tabanını ve kamuoyunu alternatif bir adaya hazırlıyor.
Bu nedenle Özel’in çıkışı, İmamoğlu’ndan gönüllü bir kopuş olarak değil, hukuki risklere karşı alınan siyasi pozisyon olarak değerlendirilebilir. CHP lideri, hem İmamoğlu’nun adaylığını sahipleniyor hem de “CHP’nin kaderi tek bir isme bağlı değil” mesajı veriyor.
B planında en güçlü isim Mansur Yavaş
İmamoğlu’nun aday olamaması halinde CHP’de ilk gündeme gelecek isimlerden biri Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş olacaktır. Yavaş’ın öne çıkmasının temel nedeni, CHP seçmeninin yanı sıra milliyetçi, merkez sağ ve muhafazakâr seçmen nezdinde de karşılığı olan bir profile sahip olmasıdır.
CHP açısından olası bir aday değişikliği yalnızca parti içi denge meselesi değildir. Muhalefetin yeni adaydan beklentisi, hem CHP tabanını tutması hem de ikinci tur denkleminde daha geniş seçmen kümelerine ulaşması olacaktır. Bu noktada Mansur Yavaş, “seçilebilirlik” başlığı altında en güçlü alternatiflerden biri olarak masaya gelebilir.
Özgür Özel’in adaylığı neden riskli?
Bir diğer ihtimal ise CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bizzat aday olmasıdır. Ancak bu seçenek siyasi açıdan daha riskli görünmektedir. Çünkü Özel, mevcut denklemde kampanyayı yöneten, parti içi koordinasyonu sağlayan ve İmamoğlu’nun adaylığını savunan lider konumundadır.
Özel’in İmamoğlu’nun yerine kendisini adaylaştırması, parti içinde ve muhalefet kamuoyunda “İmamoğlu’nun yerine kendini koydu” eleştirisine neden olabilir. Bu nedenle Özel’in, zorunlu bir aday değişikliği durumunda kendi isminden önce başka bir adayı öne sürmesi daha muhtemel görünmektedir.
Üçüncü hat: Kriz ve denge adayı arayışı
İmamoğlu, Yavaş ve Özel dışında bir isim gündeme gelirse, bu adayın “doğal favori” olmaktan çok “kriz ve denge adayı” olması beklenir. Böyle bir adayın İmamoğlu seçmenini küstürmemesi, CHP örgütünü toparlaması ve muhalefetin ortak hareket etmesini sağlaması gerekir.
Bu tabloda CHP’li büyükşehir belediye başkanları öne çıkabilir. Özellikle Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, yerel yönetim tecrübesi, merkez seçmene daha yumuşak gelen profili ve sert kutuplaşmanın doğrudan tarafı olmaması nedeniyle “denge adayı” olarak değerlendirilebilir.
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar da CHP’nin güçlü yerel figürlerinden biri olarak öne çıksa da, Türkiye geneli seçmen denkleminde Mansur Yavaş kadar geniş bir karşılık üretip üretemeyeceği tartışmalıdır.
Kemal Kılıçdaroğlu ihtimali ise teorik olarak konuşulsa da pratikte zayıf görünmektedir. 2023 seçim yenilgisi sonrası CHP’de liderlik değişimi yaşanmış olması, Kılıçdaroğlu’nun yeniden adaylığı halinde muhalefet seçmeninde eski tartışmaların canlanmasına yol açabilir.
CHP’nin temel hedefi: İmamoğlu enerjisini dağıtmadan alternatif üretmek
Gelinen noktada CHP’nin temel hedefi, İmamoğlu’nun oluşturduğu siyasi enerjiyi dağıtmadan, hukuki risklere karşı alternatif bir siyasi hat kurmak olarak öne çıkıyor.
İmamoğlu’nun adaylığı hukuken sürdürülebilir kalırsa CHP’nin ana planı değişmeyebilir. Ancak yargı süreci adaylığı fiilen imkânsız hale getirirse, Mansur Yavaş en güçlü alternatif olarak masaya gelecektir. Daha olağanüstü bir kriz senaryosunda ise Vahap Seçer gibi yerel yönetim tecrübesi olan, sert kutuplaşmanın merkezinde bulunmayan isimler “denge adayı” olarak gündeme gelebilir.
Kısa formülle CHP’de mevcut tablo şöyle okunabilir: Ana plan İmamoğlu, zorunlu B planı Mansur Yavaş, kriz ve denge hattı ise Vahap Seçer gibi büyükşehir belediye başkanlarıdır.
Özgür Özel’in açıklaması da tam bu nedenle yalnızca bir adaylık değerlendirmesi değil, CHP’nin olası hukuki ve siyasi gelişmelere karşı seçmenini hazırlama hamlesi olarak değerlendiriliyor.
Bu konuların tamamı, normal şartlar altında geçerli, eğer CHP için mahkeme mutlak butlan kararı verirse, tabi o zaman ise bambaşka senaryolar konuşulmaya başlanacak, zira CHP yönetimi tamamen değişmiş olacak.





