Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Almanya’nın başkenti Berlin’e yaptığı ziyaret kapsamında üst düzey temaslarda bulundu. Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması Üçüncü Toplantısı’na katılmak üzere Berlin’de bulunan Fidan, Almanya Başbakanı Friedrich Merz tarafından kabul edildi. Fidan ayrıca Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Başbakanı Hendrik Wüst ile de bir araya geldi.
Bakan Fidan, Berlin’de Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile yaptığı görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda Türkiye-Almanya ilişkileri, Avrupa Birliği süreci, ekonomi, enerji, savunma sanayisi, terörle mücadele, Rusya-Ukrayna Savaşı, İran-ABD müzakereleri, Gazze’deki durum ve İsrail’in Küresel Sumud Filosu’na saldırısı gündeme geldi.
“Stratejik diyalog mekanizması tekrar hayata geçti”
Bakan Fidan, karşılıklı ziyaretlerin Türkiye ile Almanya arasında siyasi liderlerin ortaya koyduğu iradeyle ilişkilerin yeniden ivme kazandığını gösterdiğini söyledi.
Fidan, bu ivmenin önemli göstergelerinden birinin de 12 yıl aradan sonra yeniden toplanan Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması olduğunu belirterek, “Diğer önemli bir gösterge de bakanlar olarak başkanlık yaptığımız, 12 yıl aradan sonra ilk defa topladığımız stratejik diyalog mekanizması tekrar hayata geçti.” ifadelerini kullandı.
Türkiye ve Almanya’nın daha fazla alanda daha güçlü bir ortaklık sergilemesi gerektiğini belirten Fidan, “Sayın Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in ortaya koyduğu irade doğrultusunda birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.” dedi.
Fidan, Almanya Başbakanı Friedrich Merz tarafından kabul edildiğini de hatırlatarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajlarını ilettiğini, Başbakan Merz’in görüşlerini de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a iletmek üzere aldığını söyledi.
Ticaret hacminde hedef 60 milyar dolar
Bakan Fidan, Almanya’nın Türkiye’nin Avrupa’daki en büyük, dünyada ise ikinci büyük ticaret ortağı olduğuna dikkat çekti.
İki ülke arasındaki ticaret hacminin 52 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu belirten Fidan, “52 milyar dolar seviyesindeki ikili ticaret hacmimizi, yakın vadede 60 milyar dolara çıkartabileceğimize inanıyoruz.” dedi.
Fidan, enerji ve bağlantısallık alanlarında diyalog ve işbirliğinin gelişmesinden memnuniyet duyduklarını ifade ederek, özellikle yenilenebilir enerji alanında somut projeleri birlikte hayata geçirmek istediklerini söyledi.
Savunma sanayisi ve terörle mücadele mesajı
Diğer taraftan Fidan, savunma sanayisi alanındaki işbirliğinin çeşitlenmesi ve gelişmesine ayrı önem verdiklerini vurguladı.
Bakan Fidan, “Bu alandaki işbirliğimizin artması ilişkilerimizin stratejik niteliğini daha da pekiştirecektir.” ifadelerini kullandı.
Güvenlik alanında müşterek çabaların önemli boyutlarından birinin de terörle mücadele olduğunu belirten Fidan, “Terörle mücadele işbirliğimizin müttefiklik ruhuna uygun, net ve sonuç odaklı bir zeminde geliştirilmesinin her zamankinden daha önemli olduğuna inanıyoruz.” dedi.
Fidan, Almanya’daki Türk toplumunun iki ülke ilişkilerine katkısına da değinerek, “Türk toplumunun Batı Avrupa’daki güçlü varlığı, ortaklığımızın yalnızca devletler düzeyinde değil, toplumlar nezdinde de kökleştiğini göstermektedir.” diye konuştu.
“Türkiye ile derinleştirilmiş ekonomik entegrasyon AB için stratejik gereklilik”
Öte yandan Bakan Fidan, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden temel beklentisinin, Türkiye ile ilişkilerin ve AB’ye adaylık sürecinin siyasi konulardan bağımsız şekilde yürütülmesi olduğunu söyledi.
Fidan, zamanın ruhunun Türkiye-AB ilişkilerinin daha gerçekçi, stratejik ve sonuç odaklı bir zeminde ele alınmasını gerekli kıldığını belirterek, “Düzensiz göçle mücadele eden bölgesel güvenliğe, enerji koridorlarından terörle mücadeleye kadar pek çok başlıkta güçlü işbirliği yürütmemiz gerekmekte.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerine atıfta bulunan Fidan, Türkiye’nin hak ettiği yeri almadığı bir Avrupa mimarisinin eksik kalacağını ve krizlerle başa çıkma kapasitesinin zayıflayacağını vurguladı.
Fidan, AB’nin ekonomik geleceğine ilişkin değerlendirmesinde, “AB’nin ekonomik geleceği, rekabetçi kapasitesini güçlendirmesine, şoklara karşı dayanıklılığını artırmasına ve tedarik zincirlerini yakın bölgelerde yeniden yapılandırabilmesine bağlıdır. Türkiye ile derinleştirilmiş bir ekonomik entegrasyon, AB için bir stratejik gereklilik haline gelmiştir. Bu, Türkiye için de geçerlidir.” dedi.
Gümrük Birliği ve vize serbestisi vurgusu
Bakan Fidan, bu entegrasyonu hayata geçirmenin ilk ve en büyük somut adımının Gümrük Birliği’nin güncellenmesi olacağını belirtti.
Fidan, “Keza vize serbestisi ve diyaloğunun bir an evvel somut bir neticeye ulaşması, ortaklığımızın doğal akışını ve ruhunu zedeleyen bir meselenin ortadan kalkmasını sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin AB’nin savunma ve güvenlik ilişkilerinden dışlanmasının, Avrupa’nın ortaya koyduğu güvenlik hedefleriyle çeliştiğini söyleyen Fidan, “Türkiye’nin savunma sanayisi alanında katettiği mesafe, AB’nin kendi stratejik duruşunu hayata geçirebilmesi bakımından Avrupa’nın elindeki en değerli imkanlardan biridir. Bu imkanın görmezden gelinmesi Avrupa’nın çıkarlarına da zarar vermektedir.” diye konuştu.
“Avrupa’nın kalbinde beşinci yılına giren savaş kabul edilebilir değil”
Bakan Fidan, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın Avrupa’ya ağır bedeller ödetmeye devam ettiğini belirtti.
Fidan, “Avrupa’nın kalbinde beşinci yılına giren bir savaşın varlığı artık kabul edilebilir bir durum da değildir.” dedi.
Alman mevkidaşıyla savaşın gidişatı, Ukrayna’daki son durum, savaşın nasıl durdurulabileceği ve yürüyen müzakerelere ilişkin görüş alışverişinde bulunduklarını aktaran Fidan, son dönemde ilan edilen kısa süreli ateşkeslerin kalıcı çözüm için diplomatik zeminin hâlen mevcut olabileceğini gösterdiğini söyledi.
Fidan, bu zeminin büyümesinin ortak çabaya bağlı olduğunu belirterek, Türkiye’nin başından beri olduğu gibi bundan sonra da savaşın durması için elinden gelen çabayı her platformda göstermeye devam edeceğini ifade etti.
İran-ABD müzakereleri gündemde
Bu arada Bakan Fidan, ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan savaşa da değindi.
Yaşanan büyük krizin diplomatik yollarla bir an önce çözülmesinin tüm dünyanın yararına olduğunu belirten Fidan, Türkiye’nin Pakistan’ın arabuluculuk faaliyetlerine katkı sağlamaya devam ettiğini söyledi.
Fidan, önceliğin ateşkesin muhafaza edilmesi olduğunu vurgulayarak, “Savaşın yeniden başlamasının küresel düzeyde çok ciddi ekonomik ve siyasi sonuçları olacaktır. İran’ın da ABD’nin de bu riskin farkında olduklarına ve kalıcı bir anlaşmaya varılması yönünde gerekli iradeye sahip olduklarına inanmak istiyoruz.” dedi.
“Krizlerin aşılması bölgesel sahiplenmeyle mümkün”
Bakan Fidan, krizlerin aşılmasının ancak bölgesel sahiplenmeyi merkeze alan kapsamlı bir güvenlik ve refah vizyonuyla mümkün olacağını söyledi.
Fidan, “Bölgesel sahiplenme ve ortak akılla barışın nasıl inşa edilebileceğini Suriye’de bugün gelişen istikrar tablosu en güncel ve somut örnek olarak ortaya koymaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
Fidan, barış ve refah vizyonunun tam anlamıyla hayata geçmesinin bölgedeki kronik krizlerin ana kaynağı olan Filistin meselesinin iki devletli çözüm temelinde çözüme kavuşturulmasına bağlı olduğunu vurguladı.
“İsrail’in saldırganlığı küresel tehdide dönüştü”
Diğer taraftan Fidan, İsrail’in aşırılıkçı ve yayılmacı politikalarının barış vizyonu karşısındaki en büyük engel olduğunu söyledi.
Fidan, “Gazze’de ve Batı Şeria’da masumları hedef alan, Lübnan ve Suriye’ye kadar uzanan bu saldırganlık, maalesef artık küresel bir tehdide dönüşmüştür. Bu tehdidin yansımaları, göç hareketlerinden enerji güvenliğine kadar Avrupa’yı da doğrudan etkilemektedir.” ifadelerini kullandı.
“Korsanlık eylemini en güçlü şekilde kınıyoruz”
Bakan Fidan, İsrail’in Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla uluslararası sularda seyreden Küresel Sumud Filosu’na müdahalesine sert tepki gösterdi.
Fidan, “Uluslararası hukuku açıkça ihlal eden bu korsanlık eylemini en güçlü şekilde kınıyoruz. Gemilerde yaklaşık 40 ülkeden katılımcı bulunmaktaydı. Bu ülkelerle temas halindeyiz. Vatandaşlarımızın en kısa sürede serbest bırakılması için gerekli girişimleri de kararlılıkla sürdürmekteyiz.” dedi.
Bakan Fidan, bu kritik dönemde Türkiye ile Almanya arasındaki işbirliğinin daha da derinleşmesi gerektiğini ifade ederek, “İkili ilişkilerimizi kararlılıkla ileri taşımak istiyoruz. Bölgesel sınamalar karşısında da yakın eşgüdüm ve işbirliği içinde çalışmayı sürdüreceğiz. Bugün gerçekleştirdiğimiz stratejik diyalog mekanizması, hedeflerimizi hayata geçirmek bakımından son derece yararlı olmuştur.” değerlendirmesinde bulundu.
“Amacımız meselelerin savaş yoluyla değil, diyalog yoluyla çözümüdür”
Basın toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Bakan Fidan, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada uzun yıllardır savaşlar, işgaller, iç çatışmalar, terörle mücadele ve bunların getirdiği yıkımla karşı karşıya olduğuna dikkat çekti.
Fidan, “Türkiye, bölgesindeki demokratik, kalkınmış ve Avrupa Birliği ile entegrasyon sürecinde olan bir ülke olarak barışın ve istikrarın kıymetini yeterince bilmektedir.” dedi.
Türkiye’nin çevresindeki tüm çatışmalarda ilk refleksinin savaşların bir an önce sona erdirilmesi yönünde olduğunu belirten Fidan, bunun Ankara’nın barış ve istikrara verdiği önemin göstergesi olduğunu kaydetti.
Fidan, Afrika’daki çatışmalarda, Ukrayna’da, Gazze’de ve İran ile ABD arasındaki ihtilafta da aynı tavrı ortaya koyduklarını belirterek, “Amacımız meselelerin savaş yoluyla değil, diyalog yoluyla çözümüdür. Biliyoruz, bu naif bir istek gibi de görünebilir ama güçlü ülkelerin bir araya gelip çıkar yol buldukları, ortaya gerekli ‘havuç-sopa’ taktiğini koydukları ortamda bunlar uygulanabilir şeyler.” ifadelerini kullandı.
ABD-İran görüşmeleri için iyimserlik mesajı
Öte yandan Fidan, Pakistan arabuluculuğunda yürütülen ABD-İran görüşmelerinde iyimser olmak istediklerini dile getirdi.
Fidan, “Bunun zemini de nedenleri de mevcut. İnanıyoruz ki hem Amerika hem İran, hem Hürmüz Boğazı’nın açılması hem de savaşın yeniden başlamaması konusunda yeterince motivasyona sahipler. Her ikisi de farklı sebepleri olmakla birlikte. Açıkçası, her iki tarafın da uygun arabuluculuk yöntemleri ile gerekli çabayı ortaya koydukları zaman bir orta yolda buluşmaması için hiçbir sebep olmadığına inanıyoruz.” diye konuştu.
Uluslararası kamuoyunun İran ile ABD arasındaki gerilim başlamadan önceki düzene geri dönülmesi konusunda aynı görüşte olduğunu belirten Fidan, Avrupa başta olmak üzere uluslararası toplumun savaşın durması, boğazın açılması, serbest ticaretin başlaması, enerji güvenliğine ve dünya piyasalarına oluşan tehdidin ortadan kalkması konusunda neredeyse ittifak ettiğini söyledi.
Fidan, bu ortak tutumun diplomatik baskı aracına dönüştürülerek taraflar nezdinde kullanılmasının önemli olduğunu ifade etti.
“Türkiye elinden gelen katkıyı veriyor”
Bakan Fidan, Türkiye’nin ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerde elinden gelen katkıyı verdiğini belirtti.
Pakistan’daki ve ABD’deki mevkidaşlarıyla yakın iletişim içinde olduklarını söyleyen Fidan, Türkiye’nin krizleri çözmede hem Amerikan tarafıyla hem İran tarafıyla hem de Orta Doğu’daki aktörlerle tecrübesi bulunduğunu ifade etti.
Fidan, “Esas itibarıyla herkes elinden geleni gücü yettiğince yapmaya çalışıyor. Aslında uluslararası toplumun bu konuda birleşik tutum ortaya koymuş olması herkesin bir an önce boğazın açılmasını, savaşa geri dönülmemesini görmek istemesi bizim gibi bu konuda emek harcayan aktörlere de aslında büyük destek vermekte.” dedi.
Bakan Fidan, bu konuda Alman mevkidaşına ve onun şahsında Avrupa Birliği’ndeki diğer muhataplarına teşekkür ettiğini söyledi.
İran’ın nükleer dosyası
Diğer taraftan Fidan, İran’ın nükleer dosyasıyla ilgili yürütülen müzakerelerin 20 yıldan uzun bir geçmişi olduğuna işaret etti.
Fidan, İran’ın taraf olduğu Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nın şartlarını yerine getirmesi ve sınırları içinde kalması kaydıyla, kendisine uygulanan ambargoların kaldırılmasının nasıl mümkün olacağı konusunda yıllardır devam eden bir müzakere süreci bulunduğunu belirtti.
Bir dönem Ortak Kapsamlı Eylem Planı ile bir mutabakata ulaşıldığını, ancak daha sonra bazı şartlar nedeniyle bunun ABD tarafından kabul edilmediğini hatırlatan Fidan, “Şimdi yeni bir müzakerenin eşiğindeyiz.” dedi.
“Şu anda pratikte tehdit oluşturan bir durum yok”
Fidan, İran ile ABD arasındaki müzakerelerin merkezinde Hürmüz Boğazı’nın açılması ve zenginleştirilmiş uranyumun ya ülke dışına çıkarılması ya da yüzde 3,5 seviyelerine kadar inceltilerek ülkede nükleer silah yapacak derecede uranyum bulunmamasının sağlanması olduğunu söyledi.
Fidan, 2025 haziranda nükleer tesislere yönelik saldırıdan sonra yüksek miktarda zenginleştirilmiş uranyumların enkaz altında olduğunu ifade ederek, “Büyük tünellerin yıkılması sonucunda pratikte de buna şu anda herhangi birisinin ulaşma imkanı yok. Bunlar uzaydan da Amerikalılar tarafından gözetlenmekte. Şu anda pratikte aslında tehdit oluşturan bir durum yok ama ileride bunun devam ettirilebilmesi için tarafların kendi aralarında bir nükleer müzakereye varmaları, sonuçlandırmaları gerekiyor.” dedi.
Fidan, İran tarafının nükleer müzakerelerde gereken şartlara uyum sağlamayı kabul etmesinde prensipte bir sorun görmediğini belirtti. Ancak karşılığında neyin, nasıl ve hangi sıralamayla alınacağı konusunda taraflar arasında bazı ihtilaflar bulunduğunu söyledi.
Bakan Fidan, yürüyen müzakereleri desteklemeye devam edeceklerini kaydetti.
Gazze Barış Planı ve Sumud Filosu
Bu arada Bakan Fidan, İsrail’in Gazze Barış Planı’yla ortaya konulan insani yardımlar ve ilaçlar gibi hususları karşılamadığına işaret etti.
Mısır, Katar, Türkiye, ABD tarafları ve Gazze heyetinin haftalardır görüşme trafiğinde olduğunu belirten Fidan, tarafların barış planı sürecinin ikinci aşamaya nasıl taşınacağına ilişkin temaslarını sürdürdüğünü söyledi.
Fidan, “Bizim gördüğümüz birinci aşamada ihlaller devam ediyor ama savaş şartlarına nazaran bir miktar iyileşme var. Ancak ideal olan, 20 maddelik Gazze Barış Planı’nın bir aşamalandırmayla hayata geçmesi ve Gazze’de şu anda 2 milyondan fazla insanın içinde bulunduğu şartların bir an önce iyileştirilmesi. Bizim bir numaralı önceliğimiz bu.” diye konuştu.
“Bunun literatürdeki adı korsanlıktır”
Küresel Sumud Filosu’ndaki duruma ilişkin bilgi veren Fidan, filoda 40 ülkeden 400’den fazla katılımcının yer aldığını söyledi.
Fidan, “Şu anda 25 gemiye müdahale edildiği tahmin edilmekte. Uluslararası hukuka, deniz güvenliğine ve seyrüsefer serbestisine açıkça aykırı bir durumla karşı karşıyayız. Tabii bunun literatürdeki adı korsanlıktır, biliyorsunuz.” dedi.
Filoya katılan tüm aktivistlerin can güvenliğinin her şeyden önce geldiğini vurgulayan Fidan, filoda vatandaşı bulunan tüm ülkelerle temas halinde olduklarını, vatandaşların güvenli biçimde geri dönmesi için ilgili kurumlarla ve diğer ülkelerle çalışmaya devam ettiklerini ifade etti.
Stratejik Diyalog Toplantısı’na eş başkanlık etti
Öte yandan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile Berlin’de düzenlenen Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması Üçüncü Toplantısı’na eş başkanlık yaptı.
Dışişleri Bakanlığı’nın Nsosyal hesabından yapılan açıklamaya göre Fidan, Berlin’deki toplantıya Alman mevkidaşı Wadephul ile birlikte başkanlık etti.
“Almanya’yla yakın eş güdüm ve işbirliğimizi sürdüreceğiz”
Bakan Fidan, Almanya’daki temaslarına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda da ikili ilişkiler ve bölgesel ile küresel gelişmelerin ele alındığını bildirdi.
Fidan, Türkiye ile İngiltere arasında nisanda imzalanan Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi’nin ardından Berlin’de Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması Üçüncü Toplantısı’nın yapıldığını belirtti.
Bir önceki toplantının 12 yıl önce düzenlendiğine işaret eden Fidan, bu toplantının iki ülkenin stratejik işbirliğini daha da ileri taşıma yönündeki ortak iradesini ortaya koyduğunu ifade etti.
Fidan, başta Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul olmak üzere Alman yetkililerle yaptığı görüşmelerde ikili ilişkilerin kapsamlı biçimde ele alındığını aktardı.
Savunma sanayisi, ekonomi, enerji ve bağlantısallık gibi alanlardaki işbirliklerini somut projelerle ve karşılıklı yatırımlarla derinleştirmeyi sürdüreceklerini belirten Fidan, Almanya’daki Türk toplumunun ilişkilerin beşeri, kültürel ve ekonomik temelini güçlendiren önemli bir köprü olduğunu vurguladı.
Fidan, görüşmelerde Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’nin hazırlıkları, Avrupa güvenliği, Rusya-Ukrayna Savaşı’yla ilgili gelişmeler, İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaş ve Gazze’deki durum başta olmak üzere güncel meseleler hakkında görüş alışverişinde bulunulduğunu belirtti.
Fidan, “Müttefikimiz Almanya’yla ikili, bölgesel ve uluslararası konulardaki yakın eş güdüm ve işbirliğimizi kararlılıkla sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.
Fidan’dan telefon diplomasisi
Diğer taraftan Bakan Fidan, İran ile ABD arasındaki müzakerelere ilişkin telefon görüşmeleri de gerçekleştirdi.
Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Fidan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi ve ABD’li müzakerecilerle görüştü.
Görüşmelerde İran ile ABD arasındaki müzakerelerde gelinen nokta ele alındı.




