Psikozun kişinin gerçeklik algısını bozarak düşünce, muhakeme ve davranışlarını etkileyen ciddi bir ruhsal sorun olduğunu belirten uzmanlar, bu durumun ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, psikozun genellikle genç yaşlarda ortaya çıktığını ve belirtilerin çoğu zaman yıllar içinde yavaş geliştiğini söyledi.
Psikozun kişiyi gerçeklerden koparan bir hastalık grubu olduğunu ifade eden Beyaz, “Kişinin düşünceleri, dünyayı ve gerçekleri algılayış biçimi, duyguları ve davranışları bu hastalık sebebiyle etkilenir” dedi. Psikotik bozuklukların şizofreni başta olmak üzere birçok hastalığı kapsayan geniş bir tanım olduğuna dikkat çeken Beyaz, her psikotik bozukluğun şizofreni anlamına gelmediğini vurguladı.
Psikoza yol açan nedenlerin her zaman net olmadığını belirten Beyaz, genetik yatkınlık, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımı, travmalar ve çeşitli nörolojik hastalıkların önemli risk faktörleri arasında yer aldığını söyledi. Beyaz, travmatik beyin yaralanmaları, beyin tümörleri, felç, Parkinson, Alzheimer, demans ve HIV gibi durumların da psikoz gelişimine zemin hazırlayabileceğini ifade etti.
Psikozun tipik bir başlangıcı olmadığını belirten Beyaz, bazı vakalarda ani ve şiddetli, bazılarında ise sinsi bir şekilde ortaya çıkabildiğini söyledi. İlk atak öncesinde çoğu zaman fark edilmesi zor belirtiler görülebildiğine dikkat çeken Beyaz, sosyal izolasyon, akademik başarıda düşüş, konuşma miktarında azalma ve günlük aktivitelere ilgisizlik gibi değişimlerin erken sinyaller olabileceğini kaydetti.
Toplumda görülme sıklığına da değinen Beyaz, “Her 100 insandan 1 ila 2’si hayatında en az bir kez psikoza girer. Bu rahatsızlık genellikle 12 ile 29 yaş arasında ortaya çıkar ve kadınlarla erkeklerde benzer oranlarda görülür” dedi.
Psikotik belirtilerin bazı depresyon türlerinde de görülebildiğini belirten Beyaz, özellikle psikotik özellikli depresyonda sanrı ve halüsinasyonların tabloya eşlik edebileceğini söyledi. Bu belirtilerin çoğunlukla suçluluk, değersizlik ve cezalandırılma gibi temalarla ortaya çıktığını ifade etti.
Tedavide erken müdahalenin önemine dikkat çeken Beyaz, ilk psikoz atağının ardından zaman kaybetmeden tedaviye başlanması gerektiğini vurguladı. Erken tedavinin kişinin sosyal ilişkilerini korumaya ve günlük yaşamda oluşabilecek olumsuzlukları azaltmaya yardımcı olduğunu belirtti.
Tedavi sürecinin kişiye özel planlandığını ifade eden Beyaz, antipsikotik ilaçların semptomları azaltmada etkili olduğunu söyledi. Bunun yanında bilişsel davranışçı terapinin de hastaların düşünce ve davranışlarını düzenlemede önemli rol oynadığını belirten Beyaz, gerektiğinde hastanede tedavi sürecinin de gündeme gelebileceğini ifade etti.
Uzmanlar, psikoz riskini artıran alkol ve madde kullanımından kaçınılması gerektiğini vurgularken, erken tanı ve düzenli tedavi ile hastalığın kontrol altına alınabileceğine dikkat çekiyor.




