Dijitalleşmenin çocukların günlük yaşamı üzerindeki etkisi büyürken, uzmanlar bu dönüşümün okuma alışkanlıklarında yarattığı değişime dikkat çekiyor. İngiltere’de yapılan güncel bir araştırma, “tablet nesli” olarak adlandırılan çocukların fiziksel kitaplarla kurduğu ilişkinin zayıfladığını ortaya koydu. Araştırmaya göre bazı çocuklar, kitap sayfalarını çevirmek yerine tablet ekranlarındaki gibi kaydırma hareketi yapmaya çalışıyor.
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, 2 Nisan Dünya Çocuk Kitapları Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede, çocukların kitapla tanışmadan okula başlamasının hem bilişsel hem de duygusal açıdan ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
Dijital yerlilerde dikkat ve okuma alışkanlığı değişiyor
İngiltere’de Kindred Squared tarafından 2024 yılında gerçekleştirilen “School Readiness” araştırmasına göre, her üç çocuktan biri okula başladığında bir kitabı nasıl doğru kullanacağını bilmiyor. Öğretmenler, çocukların sayfa çevirmek yerine ekran alışkanlığıyla “kaydırma” hareketi yaptığını gözlemliyor.
Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, akademik çalışmaların çocuklarda bilişsel ve nörolojik dönüşüme işaret ettiğini belirterek, “Artık zihnin, belleğin, hafızanın, sinir sisteminin kullanım şekli değişmeye başlamıştır. ‘Tablet nesli’ veya ‘dijital yerli’ diye isimlendirilen neslin dikkat sürelerinde ve okuma alışkanlıklarında değişiklikler dikkati çekmektedir” dedi.
Özkan, hızlı tempolu dijital oyunlar ile Youtube Kids ve TikTok gibi platformların çocukların dikkat süresini ve derin odaklanma becerisini kısalttığını söyledi. Dijital uygulamaların çocuğun dikkatini sürekli elde tutmak üzere tasarlandığını vurgulayan Özkan, kitapla vakit geçirmenin ise sabır, zihinsel çaba ve kurgu kurma becerisi gerektirdiğini ifade etti.
Kitap okumak çocuk için çok yönlü bir gelişim alanı
Okuma alışkanlığı kazandırmanın bugün daha da zorlaştığını belirten Özkan, kitabın yalnızca okunacak bir nesne değil, aynı zamanda ilgi, ihtiyaç, odaklanma, anlama ve yorumlama sürecini birlikte çalıştıran bir gelişim alanı olduğunu anlattı.
Çocuğun kitapla ilişki kurabilmesi için uygun kitabın seçilmesi, sayfaların çevrilmesi, hikayenin içine girilmesi ve okuduğunu ya da dinlediğini anlaması gerektiğini belirten Özkan, bu sürecin dijital yerliler için durağan ve yavaş gelebileceğini söyledi. Tablet ve ekran kullanımına alışan çocuklar için metnin duygusal derinliğini kavramanın, alt metni fark etmenin ve soyut bağ kurmanın zorlaşabildiğini ifade etti.
“Dijital ekranlar emzik gibi kullanılmamalı”
Ailelere önemli sorumluluklar düştüğünü vurgulayan Özkan, çocukların ellerinde somut kitap tutan, kitap okuyan, kitaba zaman ve bütçe ayıran yetişkinleri görmesi gerektiğini söyledi.
Özkan, “Çocuklar çevrelerinde ellerinde somut kitap okuyan, kitap okuma alışkanlığı olan, kitaba para ve zaman ayıran yetişkinler görmeli. Kitap okumanın iyi bir şey olduğunu gözlemleyebilmeli ve yaşayabilmeli çocuklar. Özellikle ekranın hiçbir türü ‘dijital dadı/bakıcı’ gibi olmamalı çocuğun hayatında” dedi.
Ekranın zor anlarda bir tür “emzik” gibi kullanılmasının çocukların can sıkıntısıyla baş etme, kendi iç dünyasına dönme, hayal kurma, kurgulama ve duygusal dayanıklılık geliştirme becerilerini zayıflatabileceğini söyledi.
Çocuk yetişkinle birlikte kitapla bağ kurmalı
Özkan, çocukların henüz okula başlamadan önce ortak dikkat becerilerinin gelişmesinin çok önemli olduğunu belirterek, bir yetişkinle birlikte kitap bakmanın, sayfa çevirmenin ve resimler üzerine konuşmanın çocuk gelişiminde temel bir rol oynadığını söyledi.
Bu tür basit görünen etkileşimlerin beyin ve sinir sistemini dijital parçalanmış dikkatten koruduğunu belirten Özkan, aynı zamanda merak, bağ kurma, iletişim, diyalog ve empati becerilerini güçlendirdiğini ifade etti.
Banyo kitapları ve oyuncak kitaplardan başlanarak çocukların kitapla erken yaşta tanıştırılmasının, ileride okuma alışkanlığının temelini oluşturduğunu söyleyen Özkan, ninni, bilmece, mani, tekerleme ve masal gibi sözlü kültür unsurlarının da bu yolun ilk basamakları olduğunu kaydetti.
Teknoloji yasaklanmamalı, dengelenmeli
Teknolojinin tamamen hayat dışına çıkarılmasının mümkün olmadığını belirten Özkan, asıl önemli olanın doğru kullanım olduğunu söyledi. Özellikle ilk üç yıl boyunca çocukların ekrandan uzak tutulmasının beyin ve sinir sistemi gelişimi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Çocukların doğayı, çevreyi, oyunu ve sözlü kültür unsurlarını kullanarak dünyayı tanımasının daha sağlıklı bir gelişim zemini sunduğunu belirten Özkan, bebeklikte ninni ve tekerleme, ilerleyen yaşlarda ise masal, hikaye ve bilmecelerle büyüyen çocukların kitap dünyasına daha istekli şekilde adım attığını ifade etti.
Yanlış kitap seçimi çocukları kitaptan uzaklaştırabiliyor
Yaş ve gelişim özelliklerine uygun kitap seçiminin de okuma alışkanlığı açısından kritik olduğunu belirten Özkan, “Çocuğa görelik” anlayışında anahtar kavramın çocuğu tanımak olduğunu söyledi.
Çocuğun ilgi, ihtiyaç, merak ve gelişim özellikleri bilinmeden yapılan seçimlerin istenilen sonucu vermeyebileceğini belirten Özkan, biçimsel ve içerik özellikleri uygun olan kitaplarla buluşan çocukların kitap okuma alışkanlığını daha kolay geliştirdiğini ifade etti.
Okullara da önemli görev düşüyor
Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, çocukların temel alışkanlıklar açısından okula hazırlıksız gelmesinin, okulları yalnızca bilgi aktaran değil aynı zamanda bu kültürü yeniden kurmaya çalışan kurumlara dönüştürdüğünü söyledi.
Okullarda kitaplık ve kütüphanelerin bulunmasının, kitabın görünür ve ulaşılabilir olmasının önemli olduğunu kaydeden Özkan, öğretmenlerin de okuyan, kitabı önemseyen ve bunu yaşamında gösteren bir model olması gerektiğini belirtti.
Öncelik kitabı sevdirmek olmalı
Kitap okuma kültürünün sınavlarla değil, çocukta kitapla ilgili olumlu bağlar kurularak geliştirilebileceğini ifade eden Özkan, yazar ve çizerlerle buluşmalar, fuar ve kitabevi ziyaretleri, masal etkinlikleri ve etkileşimli okuma çalışmalarının bu açıdan önemli olduğunu söyledi.
Özkan, çocuğun kitabın dünyasını tanıdıkça ve sevdikçe okuma alışkanlığının da güçleneceğini belirterek, önceliğin kitabı sevdirmek olması gerektiğini vurguladı.




