Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Uzman uyardı: Meme kanseri sürecinde psikolojik dayanıklılık güçlendirilebilir

Klinik Psikolog Cumali Aydın, meme kanseri teşhisinin yalnızca tıbbi bir durum değil, birçok kadın için hayatı derinden sarsan bir eşik anı olduğunu belirtti. Aydın, duyguların bastırılmadan ifade edilmesi, destek alınması ve sosyal çevrenin şefkatli yaklaşımının iyileşme sürecinde önemli rol oynadığını söyledi.

Klinik Psikolog Cumali Aydın, meme kanseri teşhisinin yalnızca tıbbi bir

1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, meme kanseri sürecinde kadınların yaşadığı psikolojik zorluklara dikkat çekti. Aydın, meme kanseri teşhisinin birçok kadın için yalnızca bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda hayatın tamamını etkileyen sarsıcı bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.

Cumali Aydın, tanının ardından şok, inkâr, korku, kaygı ve kontrol kaybı hissinin sık görüldüğünü belirterek, birçok kadının ilk anda “bu bana olamaz” ya da “bir hata olmalı” düşüncesine kapıldığını söyledi. Bu inkâr tepkisinin, beynin ani tehdide karşı geliştirdiği doğal bir savunma mekanizması olduğunu vurgulayan Aydın, ilk haftalarda travma sonrası stres belirtilerine benzer tepkilerin ortaya çıkabildiğini dile getirdi.

Varoluşsal kaygılar erken dönemde başlıyor

Aydın, teşhis sonrası süreçte yalnızca hastalıkla ilgili değil, hayatın tamamına ilişkin sorgulamaların da öne çıktığını belirtti. “Çocuklarıma ne olacak?”, “Hayatım yarım mı kalacak?” gibi soruların özellikle erken dönemde yoğun şekilde hissedilebildiğini ifade eden Aydın, bazı kadınların aşırı bilgi arayışına yöneldiğini, bazılarının ise tam tersine tıbbi konuşmalardan kaçındığını söyledi.

Bu farklı tepkilerin kişinin baş etme biçimi, geçmiş yaşam deneyimleri ve kişilik yapısıyla bağlantılı olduğuna dikkat çeken Aydın, her tepkinin psikolojik açıdan anlaşılabilir olduğunu kaydetti.

Tedavi süreci yalnızca bedeni değil ruhu da etkiliyor

Cumali Aydın, meme kanseri tedavisinde uygulanan cerrahi, kemoterapi ve radyoterapinin yalnızca fiziksel değil, psikolojik açıdan da ağır sonuçlar doğurabildiğini belirtti. Cerrahi müdahalelerin, özellikle mastektomi sonrası dönemin, kadınlarda bedenlerine yabancılaşma, kayıp duygusu ve “artık eskisi gibi değilim” düşüncesini güçlendirebildiğini ifade etti.

Kemoterapi sürecinde saç dökülmesi, halsizlik, mide bulantısı gibi etkilerin kişinin kendisini daha yoğun biçimde “hasta” olarak algılamasına neden olabildiğini belirten Aydın, bu süreçte çaresizlik, öfke, sabırsızlık ve umutsuzluğun da görülebildiğini söyledi. Radyoterapinin ise daha sessiz ilerlese de uzun vadede yorgunluk, tahammülsüzlük ve duygusal dalgalanmalar oluşturabildiğini aktardı.

Aydın, bu duyguların tedavinin yan etkisi değil, son derece insani ve anlaşılır psikolojik tepkiler olduğunu vurguladı. Psikolojik destek alan kadınların hem ruhsal dayanıklılığının hem de tedaviye uyumunun daha yüksek olduğuna işaret etti.

Vücut imajı ve benlik algısı derinden etkileniyor

Meme kanseri sonrasında kadınların en hassas başlıklarından birinin vücut imajı olduğunu ifade eden Cumali Aydın, memenin kültürel ve bireysel düzeyde kadınlık, annelik, cinsellik ve çekicilikle ilişkilendirildiğini söyledi. Bu nedenle bedende meydana gelen değişimlerin yalnızca fiziksel değil, psikolojik bir kayıp gibi de yaşanabildiğini dile getirdi.

Ameliyat izleri, meme kaybı, protez kullanımı, kilo değişimi ve cilt farklılıkları nedeniyle bazı kadınların aynaya bakmakta zorlandığını aktaran Aydın, “Artık kendimi tanımıyorum” ya da “Eşim beni eskisi gibi beğenir mi?” gibi düşüncelerin sıkça dile getirildiğini belirtti. Bu durumun dışarıdan abartılı gibi görünse de aslında derin bir kimlik yeniden yapılanma sürecinin parçası olduğunu ifade etti.

“Ağlamak da iyileşmenin parçası”

Cumali Aydın, meme kanseri sürecinde psikolojik dayanıklılığın artırılmasının mümkün olduğunu söyledi. Bunun için öncelikle duyguların bastırılmadan ifade edilmesi gerektiğini belirten Aydın, üzgün, öfkeli ya da korkmuş hissetmenin zayıflık değil, insan olmanın doğal sonucu olduğunu vurguladı.

Yazmanın, güvendiği biriyle konuşmanın ya da bir uzmandan destek almanın duygusal yükü hafiflettiğini belirten Aydın, kişinin tedavi randevularını planlaması, beslenme ve uyku düzenine dikkat etmesi gibi kontrol edilebilir alanlara odaklanmasının kaygıyı azalttığını söyledi.

Mindfulness, nefes egzersizleri ve gevşeme çalışmalarının da kanser hastalarında anksiyete ve depresyonu azaltabildiğine dikkat çeken Aydın, destek gruplarının “yalnız değilim” duygusunu güçlendirdiğini ifade etti. Aydın, “Güçlü olmak zorunda değilsiniz. Zaman zaman dağılmak, ağlamak, durmak da iyileşmenin bir parçasıdır” dedi.

Sosyal destek iyileşmenin psikolojik zeminini güçlendiriyor

Cumali Aydın, sosyal desteğin meme kanseri sürecindeki en güçlü koruyucu faktörlerden biri olduğunu da vurguladı. Güçlü sosyal desteğe sahip kadınların daha düşük depresyon düzeyleri yaşadığını ve tedaviye psikolojik olarak daha iyi uyum sağladığını söyledi.

Ancak desteğin her zaman çok konuşmak ya da “pozitif ol” demek anlamına gelmediğini belirten Aydın, bazen en güçlü desteğin sadece dinlemek olduğunu ifade etti. Yakın çevrenin yargılamadan dinlemesi, duygulara alan açması ve kadının temposuna saygı göstermesinin çok değerli olduğunu söyledi.

Aydın, “İstersen bugün yanında olabilirim” gibi cümlelerin, yönlendirici ve kıyaslayıcı ifadelerden çok daha destekleyici olduğunu belirterek, meme kanserinin yalnızca bireyin değil, bir ilişkiler sisteminin yaşadığı deneyim olduğunu kaydetti. Şefkatli, anlayışlı ve sabırlı bir çevrenin iyileşmenin psikolojik zeminini güçlendirdiğini ifade etti.