Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Enflasyon beklentilerinde son iki-üç yılda dikkat çeken toparlanma

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın “Enflasyon Beklentilerine Yönelik Çıpalama Göstergeleri” başlıklı ekonomi notu, enflasyon beklentilerinin son iki-üç yılda kayda değer bir iyileşme gösterdiğini ortaya koydu. Çalışmada piyasa katılımcıları, firmalar ve hanehalkının 12 ay sonrası enflasyon beklentileri üç ayrı ölçüt üzerinden incelendi. Bulgulara göre, 2018 ve özellikle 2022’de belirgin biçimde bozulan beklentiler, 2023 yazından itibaren sıkı para politikasıyla birlikte yeniden toparlanma eğilimine girdi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın “Enflasyon Beklentilerine Yönelik Çıpalama Göstergeleri” başlıklı

Enflasyon beklentileri neden bu kadar önemli?

Araştırma, merkez bankalarının temel hedefinin fiyat istikrarı olduğunu, bunun için de toplumun farklı kesimlerinin enflasyon beklentilerinin “çıpalanmasının” kritik önemde bulunduğunu vurguluyor. Buna göre finansal sektör kararlarını beklentilere göre alırken, firmalar fiyatlama davranışlarını, hanehalkı ise tasarruf ve tüketim tercihlerini enflasyon beklentileri doğrultusunda şekillendiriyor. Bu nedenle beklentilerin istikrarlı olması, para politikasının etkinliği ve merkez bankasının kredibilitesi açısından temel göstergelerden biri sayılıyor.

Çalışmada, beklentilerin çıpalandığı bir ortamda ekonomik birimlerin kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına daha az tepki verdiği ve merkez bankasının yönlendirmelerini daha fazla dikkate aldığı belirtiliyor. Buna karşılık güven kaybı ya da güçlü arz şokları olduğunda çıpanın zayıfladığı, beklentilerin resmi hedeften saptığı, daha oynak hale geldiği ve kısa vadeli gelişmelerden daha fazla etkilenmeye başladığı ifade ediliyor.

Araştırma hangi verilerle hazırlandı?

Çalışmada üç farklı kesime ait anket bazlı mikro veriler kullanıldı. Finansal sektör uzmanlarının beklentileri için TCMB’nin Piyasa Katılımcıları Anketi, reel sektör için İktisadi Yönelim Anketi, hanehalkı için ise TÜİK Tüketici Eğilimi Anketi esas alındı. Her üç grupta da temel değişken, 12 ay sonrası yıllık TÜFE beklentisi oldu. Araştırmanın örneklemi 2006:01-2025:09 dönemini kapsıyor.

Metinde, hanehalkı ve firmaların beklentilerinin aykırı değerlerden temizlendiği, firmaların yanıtlarının sektör içi ve sektörler arası üretim değerlerine göre ağırlıklandırıldığı da belirtiliyor. Böylece araştırma yalnızca genel eğilimleri değil, zaman içindeki beklenti davranışının niteliğini de ölçmeye çalışıyor.

Üç farklı kesim, üç farklı enflasyon algısı

Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri, üç kesimin enflasyon beklentilerinin tarihsel olarak birbirinden belirgin biçimde farklılaşması. Çalışmaya göre piyasa katılımcılarının beklentileri hem ortalama hem oynaklık açısından diğer gruplara göre daha düşük seviyede seyrediyor. 2015:01-2025:09 dönemini kapsayan betimleyici istatistiklere göre ortalama 12 ay sonrası TÜFE beklentisi piyasa katılımcılarında yüzde 17,10, firmalarda yüzde 27,14, hanehalkında ise yüzde 46,35 düzeyinde bulunuyor. Standart sapma da yine piyasa katılımcılarında en düşük, hanehalkında en yüksek düzeyde ölçülüyor.

Bu tablo, farklı toplumsal kesimlerin enflasyonu farklı bilgi kaynakları ve deneyimler üzerinden okuduğuna işaret ediyor. Çalışmada, hanehalkının resmi verilerden çok kendi günlük yaşam deneyimlerine ağırlık verme eğiliminde olduğuna, bu nedenle beklentilerinin daha yukarı yönlü ve oynak olabildiğine dikkat çekiliyor. Firmaların ise resmi enflasyondan daha yüksek, ancak hanehalkından daha düşük bir beklenti patikasında seyrettiği aktarılıyor.

Çıpalama nasıl ölçüldü?

Araştırmada enflasyon beklentilerinin çıpalanmasını ölçmek için üç temel gösterge kullanıldı. Bunlardan ilki, beklentilerin resmi enflasyon tahminlerinden ne kadar saptığını ölçen “sapma ölçütü”. İkinci gösterge, beklentilerin zaman içindeki dalgalanmasını izleyen “oynaklık ölçütü”. Üçüncü gösterge ise anket katılımcılarının beklentilerinin birbirine ne kadar yakın ya da uzak olduğunu ortaya koyan “yayılım ölçütü”. Üç ölçüt de 12 aylık kayan pencere yöntemiyle hesaplandı.

Çalışmada, veri kısıtları nedeniyle 12 ay sonrası beklentilerin kullanıldığı, resmi çıpa olarak da TCMB’nin sabit yüzde 5 orta vadeli hedefi yerine Enflasyon Raporları’nda duyurulan resmi enflasyon tahminlerinin esas alındığı belirtiliyor. Bu tercih, piyasa ve anket beklentileriyle daha uyumlu ve dönemsel olarak daha gerçekçi bir referans çerçevesi sunmayı amaçlıyor.

Birinci gösterge: Beklentiler hedeften ne kadar saptı?

Sapma ölçütü, farklı kesimlerin enflasyon beklentilerinin TCMB’nin resmi enflasyon tahminlerinden ne kadar uzaklaştığını ortaya koyuyor. Araştırmaya göre piyasa katılımcılarının beklentileri 2006-2018 döneminde resmi tahminlerle görece uyumlu ve yatay bir görünüm sergiledi. Ancak 2019-2021 döneminde bu uyum zayıflamaya başladı; 2022’den itibaren ise sapma hızlı biçimde büyüdü. Beklentilerdeki bozulma 2023 yılı Temmuz ayında zirveye ulaştıktan sonra aşağı yönlü bir eğilime girdi.

Firma ve hanehalkı beklentilerinde sapmanın tarihsel olarak çok daha yüksek olduğu görülüyor. Çalışma, bu iki grupta resmi tahminlerden uzaklaşmanın 2018 sonrası belirginleştiğini, 2022’den itibaren ise daha da keskin hale geldiğini ortaya koyuyor. Piyasa katılımcılarıyla benzer şekilde firmalar ve hanehalkında da en yüksek bozulma 2023 yaz aylarında görülürken, sonraki dönemde gerileme başladı.

Başka bir ifadeyle araştırma, beklentilerin en çok 2022-2023 döneminde hedef çıpasından koptuğunu, ardından yeniden bir yakınsama sürecinin başladığını gösteriyor. Bu da son dönemde para politikasının beklentiler üzerindeki etkisinin güçlenmeye başladığına işaret ediyor.

İkinci gösterge: Beklentiler ne kadar oynak?

Oynaklık ölçütü, beklentilerin zaman içinde ne kadar sert revizyonlara uğradığını gösteriyor. Çalışmada, çıpalanmış bir ortamda anket katılımcılarının beklentilerinde büyük sıçramalar görülmemesi gerektiği, beklenti serisinin daha istikrarlı ve yatay bir görünüm sergilemesinin beklendiği ifade ediliyor.

Bulgulara göre piyasa katılımcılarının enflasyon beklentilerindeki oynaklık 2018 ve 2021’de dikkat çekici yükselişler kaydetti. Benzer hareket firmalar ve hanehalkı için de gözlendi. Araştırma, tüm sektörlerde oynaklığın 2022 Eylül ayında zirveye çıktığını, son dönemde ise üç grubun tamamında aşağı yönlü bir seyir izlendiğini gösteriyor. Bu gerileme, beklentilerin yeniden daha istikrarlı bir yapıya kavuşmaya başladığı biçiminde yorumlanıyor.

Çalışma burada önemli bir uyarı da yapıyor: Oynaklıkta her artış mutlaka olumsuz okunmamalı. Çünkü beklentiler resmi hedefe doğru iyileşirken, katılımcılar tahminlerini aşağı yönlü güncellediği için geçici olarak oynaklık yükselebiliyor. Bu nedenle oynaklık tek başına değil, sapma ve yayılım göstergeleriyle birlikte değerlendiriliyor.

Üçüncü gösterge: Beklentiler birbirine yakın mı?

Yayılım ölçütü, farklı katılımcıların beklentilerinin birbirinden ne ölçüde ayrıştığını ortaya koyuyor. Beklentilerin çıpalandığı bir dönemde bireylerin, firmaların ve piyasa aktörlerinin tahminlerinin birbirine daha yakın olması bekleniyor. Yayılımın artması ise aynı ekonomide enflasyona dair ortak bir referansın zayıfladığı anlamına geliyor.

Araştırmaya göre piyasa katılımcıları, firmalar ve hanehalkının beklenti yayılımı 2018 ve 2022 yıllarında belirgin biçimde yükseldi. Bu dönemlerde farklı kesimlerin enflasyona ilişkin değerlendirmeleri arasındaki mesafe açıldı. Son dönemde ise her üç grupta da yayılımın gerilediği ve beklentilerin yeniden birbirine yaklaşmaya başladığı saptandı. Çalışma bu gelişmeyi, çıpalamada iyileşmenin önemli bir göstergesi olarak sunuyor.

2021 sonrası bozulma, 2023 yazı sonrası toparlanma

Araştırmanın genel resmi, 2021 itibarıyla enflasyon ve beklentilerde belirgin bir bozulmaya işaret ediyor. Metinde, 2021’den sonra TÜFE’deki güçlü yükselişin beklentilere de sert biçimde yansıdığı, 2022’de enflasyonun tepe noktasına ulaşmasıyla birlikte hem beklenti düzeylerinde hem oynaklık hem de yayılım göstergelerinde bozulmanın derinleştiği anlatılıyor.

Buna karşılık, 2023 yılında başlayan sıkı para politikasının etkisiyle üç farklı kesimde de enflasyon beklentilerinde düşüş eğilimi görülmeye başlandı. Çalışma, 2023 yaz aylarından itibaren sapma ölçütünün azaldığını, beklentilerin oynaklığının gerilediğini ve yayılımın daraldığını ortaya koyuyor. Yani hem beklentilerin seviyesi hem de dağılımı açısından daha olumlu bir görünüm oluştuğu belirtiliyor.

Çalışmanın ana bulgusu ne?

Araştırmanın en net mesajı, son iki-üç yılda enflasyon beklentilerinin çıpalanmasında dikkate değer bir iyileşme yaşandığı. Bu iyileşme, yalnızca beklentilerin resmi tahminlere biraz daha yaklaşmasıyla sınırlı değil; aynı zamanda beklentilerin daha az oynak hale gelmesi ve farklı kesimler arasında daha az ayrışmasıyla da destekleniyor. Çalışma, bu gelişmelerin dezenflasyon süreci açısından kritik olduğuna işaret ediyor.

Metne göre, enflasyon beklentilerinin çıpalanması para politikasının etkinliğini artırıyor. Beklentiler hedefe daha yakın, daha istikrarlı ve daha az dağınık hale geldikçe, dezenflasyon süreci de daha güçlü bir destek kazanıyor. Bu nedenle beklentilerdeki toparlanma, yalnızca anketlerde görülen teknik bir düzelme değil, para politikasının aktarım mekanizması açısından da önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Çalışma ne anlama geliyor?

Kısaca, Merkez Bankası’nın notu, enflasyonla mücadelede sadece gerçekleşen fiyatlara değil, toplumun geleceğe dair enflasyon algısına da bakmak gerektiğini söylüyor. Araştırmaya göre Türkiye’de beklentiler 2018 ve 2022’de ciddi biçimde bozuldu, ancak 2023 yazından sonra yeniden toparlanma sinyali verdi. Bu da sıkı para politikasının sadece bugünkü fiyatlara değil, geleceğe ilişkin beklentilere de etkide bulunmaya başladığını gösteriyor.

Sonuç

TCMB’nin 31 Mart 2026 tarihli ekonomi notu, Türkiye’de enflasyon beklentilerinin seyrine dair kapsamlı bir tablo sunuyor. Piyasa katılımcıları, firmalar ve hanehalkı üzerinden yapılan inceleme; beklentilerin 2018 ve özellikle 2022’de güçlü biçimde bozulduğunu, 2023 yazından itibaren ise sapma, oynaklık ve yayılım göstergelerinde kayda değer iyileşme görüldüğünü ortaya koyuyor. Çalışmanın en güçlü sonucu, son iki-üç yılda beklentilerin yeniden çıpalanmaya başladığı ve bunun dezenflasyon süreci açısından önemli bir destek unsuru olduğu yönünde.