Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, ABD programı kapsamında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Daimi Temsilcileri’ne Türkiye’nin COP31 ev sahipliği ve başkanlık sürecine ilişkin bilgilendirmede bulundu. Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturuma 100’ün üzerinde ülkenin temsilcisi ile çok sayıda BM kuruluşundan üst düzey yetkili katıldı.
Kurum, konuşmasında Ortadoğu’daki gerilim, Hürmüz Boğazı’ndaki enerji krizi, Ukrayna-Rusya savaşı, kuraklık, su stresi ve aşırı hava olaylarının dünyayı çok yönlü bir dönüşüme zorladığını belirtti. Türkiye’nin bu zorlu tablo karşısında çözüm odaklı bir diplomasi yürüttüğünü ifade eden Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “daha adil bir dünya” yaklaşımına dikkat çekti.
Finansman ve teknoloji vurgusu
İklim krizinin yalnızca çevresel bir mesele olmadığını, insanlığın geleceğini doğrudan etkileyen küresel bir sorun haline geldiğini kaydeden Kurum, kuraklığın yıllık maliyetinin 300 milyar doların üzerine çıktığını, dünya nüfusunun yarısının yılın en az bir ayında su kıtlığı yaşadığını söyledi. Kurum ayrıca, 2035 yılına kadar elektrik ihtiyacında yüzde 40 ila 50 artış beklendiğini, küresel iklim finansmanı ihtiyacının ise yıllık 7,5 ila 9 trilyon dolar seviyesinde bulunduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin COP31 vizyonunu da paylaşan Kurum, bu süreci yalnızca yeni taahhütlerin açıklandığı bir platform olarak görmediklerini vurguladı. Kurum, “COP31 Başkanlığı olarak, finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme gibi başlıkları COP31’in tam kalbine koyacağız. Çünkü finansman yoksa dönüşüm olmaz, teknoloji yoksa hızlanma olmaz, kapasite yoksa sürdürülebilirlik olmaz” ifadelerini kullandı.
Atık yönetiminden su güvenliğine kadar geniş gündem
Bakan Kurum, COP31 gündeminin somut ve ölçülebilir adımlardan oluşacağını belirterek; atık yönetiminde emisyonların azaltılması, döngüsel ekonominin güçlendirilmesi, temiz enerjiye erişimin yaygınlaştırılması, sanayinin net sıfır hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi, su, tarım ve gıda güvenliğinde uyum politikalarının geliştirilmesi ve biyolojik çeşitliliğin korunması gibi başlıkları sıraladı. Sıfır Atık Hareketi’nin kazanımlarının da tüm dünyayla paylaşılacağını ifade etti.
Deprem bölgesinde inşa edilen iklim dirençli şehirlerin örnek gösterildiğini belirten Kurum, aynı anlayışla Türkiye genelinde iklim dirençli şehirleri yaygınlaştıracaklarını söyledi. Türkiye ile Avustralya arasındaki COP31 iş birliği modelinin özgün bir yapı sunduğunu belirten Kurum, liderler düzeyinde Antalya Deklarasyonu hazırlığı yürütüldüğünü ve Antalya’nın on binlerce iklim gönüllüsünü ağırlamaya hazır olduğunu kaydetti.
BM’den Türkiye’ye övgü
Toplantıda konuşan BM Genel Sekreteri İklim Eylemi Özel Danışmanı Selwin Hart da Türkiye’nin COP31 Başkanlığı sürecindeki rolüne dikkat çekti. Hart, Türkiye’nin küresel iklim krizine karşı güçlü bir liderlik sergilediğini ve Avustralya ile yürütülen iş birliğinin takdire şayan olduğunu söyledi. Programda söz alan bazı ülke temsilcileri de Türkiye’ye destek mesajı vererek sürecin takvime uygun ilerlemesinden memnuniyet duyduklarını ifade etti.





