Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın sunduğu Tarafsız Bölge programında gündeme ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, Türkiye’nin İran konusunda tavrının net olduğunu belirterek, savaşın sona ermesi için çok yönlü diplomatik çaba yürütüldüğünü ifade etti.
Türkiye’nin İran konusundaki tutumu
Yılmaz, Türkiye’nin hem İran halkının yanında ilkesel bir tutum sergilediğini hem de bölgedeki saldırı ve gerilim siyasetini kabul edilemez bulduğunu söyledi. Türkiye’nin dış politikada duygusal reflekslerle değil, çok boyutlu analizlerle hareket ettiğini belirten Yılmaz, yaşanan gelişmelerin soğukkanlı biçimde takip edildiğini kaydetti.
NATO, savunma sanayii ve Çelik Kubbe vurgusu
Programda yöneltilen, İran’dan atıldığı belirtilen füzeler ve NATO’nun rolüne ilişkin soruya da yanıt veren Yılmaz, Türkiye’nin NATO üyesi olduğunu ve kolektif güvenlik yapısının önem taşıdığını söyledi. Bununla birlikte Türkiye’nin son 23 yılda savunma sanayisinde büyük bir dönüşüm yaşadığını dile getiren Yılmaz, hava savunma kapasitesinin de sürekli geliştirildiğini vurguladı.
Çelik Kubbe sistemine de değinen Yılmaz, farklı hava savunma unsurlarının yapay zeka destekli biçimde eş zamanlı çalışabildiği bir yapı üzerinde ilerlediklerini anlattı. Türkiye’nin bu alanda önemli bir mesafe aldığını belirten Yılmaz, savunma teknolojilerinde gelişimin durağan olmadığını, önümüzdeki dönemde daha ileri bir noktaya ulaşılacağını söyledi.
Savaşın yayılma riski ve insani maliyet
Savaşın bölgeye yayılma riskine dikkat çeken Yılmaz, insani tablonun giderek ağırlaştığını belirtti. Bu savaşın yalnızca askeri sonuçlar doğurmadığını, aynı zamanda ekonomik ve çevresel maliyetler de ürettiğini ifade eden Yılmaz, çatışmanın daha fazla uzamadan sonlandırılması gerektiğini kaydetti.
Enerji ve arz güvenliği değerlendirmesi
Enerji arzı konusunda Türkiye’nin güçlü bir pozisyonda olduğunu vurgulayan Yılmaz, petrol ve LNG tedarikinde kaynak çeşitliliğine sahip olunduğunu söyledi. Türkiye’nin yerli ve yenilenebilir enerji yatırımları sayesinde arz yönlü bir kriz yaşamayacağını ifade eden Yılmaz, asıl etkinin maliyetler ve fiyatlar üzerinden hissedileceğini belirtti.
Ekonomide direnç mesajı
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde Türkiye’nin dış şoklara karşı dirençli bir yapıya sahip olduğunu belirten Yılmaz, cari açığın tarihi düşük seviyelerde olduğunu, bütçe açığının yönetilebilir düzeyde kaldığını ve bankacılık sisteminin güçlü yapısını koruduğunu söyledi. Merkez Bankası rezervlerinin de yeterli seviyelerde bulunduğunu kaydeden Yılmaz, makro ekonomik temellerin sağlam olduğunu ifade etti.
Yılmaz, savaşın etkilerinin enflasyon beklentilerini olumsuz etkileyebileceğini ancak Türkiye ekonomisinin bu tür şokları yönetme kapasitesine sahip olduğunu dile getirdi. Orta Vadeli Program’da gerekli görülmesi halinde eylül ayında revizyon yapılabileceğini belirten Yılmaz, ekonomik programın esas çerçevesinin korunduğunu vurguladı.
Terörsüz Türkiye ve bölgesel kalkınma
Programda iç güvenlik ve terörle mücadele başlığına da değinen Yılmaz, “Terörsüz Türkiye” sürecinin yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda kalkınma ve toplumsal huzur açısından da stratejik önemde olduğunu söyledi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun ekonomik potansiyelinin terörün sona ermesiyle daha güçlü biçimde ortaya çıkacağını belirten Yılmaz, bölgesel istikrarın Türkiye ekonomisine doğrudan katkı sağlayacağını ifade etti.
Meclis komisyonu ve siyasi uzlaşı
Meclis bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na da değinen Yılmaz, bu yapının demokratik siyaset açısından önemli bir kazanım olduğunu söyledi. Farklı siyasi görüşlerin ortak zeminde buluşabilmesini kıymetli gördüklerini belirten Yılmaz, Türkiye’nin içeride birliği güçlendirerek bölgesel tehditlere karşı daha sağlam duracağını kaydetti.
İsrail ve dış müdahale eleştirisi
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmesinde ise Yılmaz, bölgedeki güvensizliğin temel kaynaklarından birinin İsrail’in yayılmacı politikaları olduğunu savundu. İran’da dış müdahale yoluyla rejim değişikliği arayışlarının ise istikrar değil, daha fazla maliyet ve kaos üreteceğini ifade etti.




