Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Empati Ve Utanma Duygusunun Zayıflaması Aldatmayı Normalleştirdi”

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dijital platformların aldatmayı kolaylaştırırken izleri de kalıcı hale getirdiğini belirterek “Daha önce ‘yalancının mumu yatsıya kadar yanar’ diyorduk, şimdi internete kadar yanıyor” dedi. Tarhan, aldatmanın “ihanet travması” olduğunu vurguladı.

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dijital platformların aldatmayı kolaylaştırırken izleri

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aldatma ve aldatılma psikolojisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tarhan, modern toplumlarda empati ve utanma duygusunun zayıflamasının aldatmayı normalleştirdiğini belirterek, merhamet ve şefkatin ilişkilerdeki belirleyici rolüne dikkat çekti.

Tarhan, “İnsanlar artık kendilerine her şeyi hak gibi görüyor. Merhamet duygusu azaldı; empati yoksunluğu arttı. Merhamet sosyal ilişkilerde, şefkat ise yakın ilişkilerde çok önemlidir. Bu iki duygunun içinde nezaket, empati, saygı vardır. Bunlar zayıfladığında aldatma da yalan da, ihanet de artar” ifadelerini kullandı.

“Aldatma, Bir İhanet Travmasıdır”

Fiziksel aldatma ile duygusal aldatmanın ayırt edilmesi gerektiğini söyleyen Tarhan, duygusal aldatmaların günümüzde ciddi biçimde arttığını belirtti. Tarhan, “Aldatma, aslında bir ihanet travmasıdır. Kişinin arkadan bıçaklanmış gibi hissettiği her durum sadakatin ihlalidir” dedi.

Aldatmanın temelinde güven ve dürüstlük eksikliği olduğunu vurgulayan Tarhan, “Yalan söyleyen kişiler genellikle aldatıcı oluyor. Aldatmanın karanlık üçlüsü vardır; yüksek narsizm, düşük dürtü kontrolü ve yüksek dışa dönüklük. Bu üç özellik bir aradaysa kişi aldatmaya daha yatkın hale gelir” değerlendirmesinde bulundu.

“Derin Pişmanlık Hissetmiyorsa Aynı Hatayı Tekrar Eder”

Tarhan, aldatma sonrası süreçte bazı kişilerin derin pişmanlık hissettiğini, bazılarının ise durumu rasyonalize etmeye çalıştığını belirtti. “Bir insan yanlış yapıp da derin pişmanlık hissetmiyorsa, aynı hatayı tekrar eder. Bazı kişiler kendilerini kandırmanın yolunu bulurlar; ‘zaten ilişkimiz bitmişti’, ‘zaten artık bir şey hissetmiyordum’ derler. Bu zihinsel manevradır. Kendisini haklı çıkarmaya çalışır” dedi.

Affetme sürecine dair de Tarhan, “Derin bir pişmanlık hisseden kişiye bir şans verilebilir ama hemen bağışlamak doğru değildir. Samimiyet, sorumluluk ve bedel ödeme olup olmadığına bakılmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Aldatılan İnsan ‘Sevilmeye Değer Değil Miyim?’ Diye Düşünür”

İhanetin benlik saygısını doğrudan etkilediğini söyleyen Tarhan, aldatılan kişinin ağır bir duygusal travma yaşadığını vurguladı:
“Aldatılan insan ‘Ben sevilmeye değer değil miyim?’ diye düşünür ve ciddi bir depresyona girer. Bu travma, yaşam olayları ölçeğinde en yüksek stres değerine sahip olaylardan biridir. Birçok araştırmada eşin aldatması, eşin ölümünden bile daha yüksek travma puanı alıyor.”

Tarhan, bazı kişilerin “intikam aldatması” davranışı gösterebildiğini de dile getirerek, “Kimi ‘Sen beni aldattın, ben de seni aldatırım’ diyerek intikam aldatması yapıyor” dedi.

“Evlilikte Sadık Kalmak İlkedir”

Kültürel kalıpların sadakat anlayışını etkilediğini belirten Tarhan, “Bizim kültürümüzde ‘erkek aldatabilir, kadın aldatmaz’ gibi yanlış değer yargıları var. Bu iki taraf için de yanlıştır” dedi. Tarhan, “Evlilik bir yolculuktur. Yol arkadaşlığına sadık kalmak bir ilkedir. Bunun için fedakârlık ve arzuları erteleyebilme becerisi gerekir. Evde güven ilişkisi oluşursa aile sığınak haline gelir. Bugün ailelerin sığınak olmamasının sebeplerinden biri güvenli alanların yok olmasıdır” ifadelerini kullandı.

Bağlanma stillerinin önemine işaret eden Tarhan, “Aldatan ya da aldatılan kişilerin çoğunda güvenli bağlanma yoktur. Kaygılı, kaçıngan veya dezorganize bağlanma stilleri görülür. İnsan ilişkisel bir varlıktır; beyin tek başına yaşamaya programlanmamıştır. Güvenli bağ kuramadığında, kişi ilişkilerde ya kaçar ya da aşırı bağlanır” değerlendirmesinde bulundu.

“Birlikte Yemek Yemek Bile İlişki Kalitesini Artırır”

İletişimde üç biçim olduğunu söyleyen Tarhan, “sağlıklı iletişim, çatışmalı iletişim ve iletişimsizlik” ayrımı yaptı ve “En kötüsü iletişimsizliktir” dedi. Tarhan, “Eğer evde insanlar birbirine uzatma oynar gibi davranıyorsa, duygusal yatırımlar azalmış demektir. Eve gelince ‘otelde hoş geldin’ der gibi bir hava varsa, orada güvenli bağ kalmamıştır. Göz teması, kısa ama nitelikli sohbetler, birlikte sıcak yemek yemek bile ilişkinin kalitesini artırır” diye konuştu.

Dijital Platformlar: “Aldatmayı Kolaylaştırdı, Gizlemeyi Zorlaştırdı”

Teknolojinin etkisine değinen Tarhan, dijital mecraların aldatmayı kolaylaştırdığını, ancak izlerin kalıcılığı nedeniyle saklamayı zorlaştırdığını söyledi:
“Dijital platformlar aldatma konusunda çok kolaylaştırdı. Fakat aynı zamanda da dijital platformların avantajı da oldu. Daha önce ‘yalancının mumu yatsıya kadar yanar’ diyorduk, şimdi internete kadar yanıyor. Bir insanın dijital hesabını incelediğinizde çelişkilerini, yalanlarını görebiliyorsunuz.”

Tarhan, eşlerin gizlilik davranışlarının güveni zayıflattığını belirterek, “Eve geldiğinde telefonunu kapatıyorsa bu güveni zedeler. Güven ilişkisi olan bir evlilikte kişi şifresini gizlemez, telefonu saklamaz. Ama ikinci, gizli bir telefon varsa zaten bu kolay anlaşılır” dedi.

“Kadınlar Aldatmayı Daha Çabuk Hissedebiliyor”

Tarhan, kadınların duygusal empati ve okuryazarlık açısından avantajlı olabildiğini belirterek, “Aldatmayla ilgili özellikle duygusal okuryazarlık kadın beyninde daha gelişmiştir. Duygusal empati konusunda erkeklerden birkaç adım öndedirler. Onun için aldatmayı daha çabuk hissedebiliyorlar. Ama bu his mutlaka doğrulanmalı. ‘Aldatıldım’ hissi geldi diye hemen etiketlemek doğru değil. Çünkü o zaman savunma duvarı örülür. Aldatmayı anlamak istiyorsak yargılamak yerine köprü kurmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Aldatma Bir Zincirleme İhmalin Sonucu”

Aldatmanın bir anda ortaya çıkmadığını vurgulayan Tarhan, “Aldatma bir zincirleme ihmalin sonucudur. İlk hata küçük olur ama kişi o hatayı fark edip durmazsa büyük sonuçlara yol açar” dedi. Tarhan, “Dışarıda dolaşırken elimiz mikroplarla temas ediyor; kirlenince hemen yıkarsak hastalık oluşmaz. Ama bekler, iltihap başlayınca temizlemeye kalkarsak geç olur. İnsan da hata yaptığında hemen fark edip vicdani temizlik yaparsa, o hata büyümez” benzetmesini yaptı.

Affetme konusunda ise Tarhan, “Kimi insanlar hata yapar, pişman olur ama eşi o hatayı sürekli hatırlatır. İkide bir yüzüne vurur, dürter, geçmişi yeniden yaşatır. Bu yaklaşım yarayı iyileştirmez, kanatır. Kişi hatasından ders almışsa, artık o hatanın üzerinde durmak değil, o dersi kalıcı hale getirmek gerekir” dedi.

“Güven Temelli İlişkiler Lazer Işığı Gibidir”

Günümüz ilişkilerinde sıklıktan çok niteliğin önemli olduğunu belirten Tarhan, “Nitelikli ilişkiler, az görüşülse bile güçlüdür. Böyle ilişkilerde iki kişi 1+1=2 etmez, 1+1=11 eder. Çünkü birbirini tamamlar, güçlendirir. Aynı hedefe odaklanmış, güven temelli ilişkiler lazer ışığı gibidir” değerlendirmesinde bulundu.

Tarhan, açıklamasını “Aldatma sadece fiziksel değil, manevi bir ihlaldir… Bu çağda en büyük direnç, ahlaki dirençtir” sözleriyle tamamladı.

Reklamı Geç