ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın 10’uncu gününde, küresel enerji piyasalarında sert dalgalanma yaşandı. Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat akışının aksaması ve bölgedeki petrol tesislerinin hedef alınması, petrol fiyatlarını son yılların en yüksek seviyelerine taşıdı.
Brent petrol, günlük bazda yüzde 23’ü aşan artışla varil başına 113,76 dolara yükseldi. ABD ham petrolü de yüzde 25,3 değer kazanarak 113,25 dolara çıktı. Böylece petrol fiyatlarında, pandemi döneminden bu yana en sert günlük yükselişlerden biri kaydedildi.
Piyasalardaki yükselişte, Hürmüz Boğazı’nda tanker geçişlerinin durma noktasına gelmesi belirleyici oldu. Küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip bölgede yaşanan aksama, üretim ve ihracat zincirinde ciddi baskı oluşturdu.
Çatışmaların genişlemesiyle birlikte Körfez ülkelerindeki enerji altyapısı da hedef haline geldi. Kuveyt petrol şirketinin mücbir sebep ilan ederek üretim, sevkiyat ve sözleşme yükümlülüklerini geçici olarak durdurduğu belirtilirken, Irak’ın petrol üretiminde de yüzde 60’a varan düşüş yaşandığı aktarıldı.
Bölgede tansiyonu daha da yükselten gelişmelerden biri de ABD ve İsrail’in Tahran’daki büyük yakıt depolarını vurması oldu. Bu saldırının ardından İran Devrim Muhafızları Ordusu, bölge ülkelerindeki yakıt ve enerji tesislerini hedef alabilecekleri uyarısında bulunarak, petrol fiyatının 200 doların üzerine çıkabileceği tehdidini gündeme taşıdı.
ABD Başkanı Donald Trump ise petrol fiyatlarındaki yükselişi, “ABD ve dünyanın güvenliği ile barışı için ödenecek küçük bir bedel” olarak nitelendirdi. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran’ın nükleer tehdidinin ortadan kaldırılmasıyla birlikte petrol fiyatlarının yeniden düşeceğini savundu.
Petroldeki yükselişin Türkiye’ye etkileri de yakından izleniyor. Artan maliyet baskısına karşı Türkiye’de daha önce 2021 yılında uygulanan Eşel Mobil sistemi yeniden devreye alındı. Yeni düzenlemeyle, akaryakıt fiyatlarındaki artışların yüzde 75’inin Özel Tüketim Vergisi’nden karşılanması, kalan yüzde 25’lik kısmın ise pompa fiyatlarına yansıtılması öngörülüyor.
Bu adımla birlikte, enerji fiyatlarındaki küresel yükselişin iç piyasadaki enflasyon etkisinin sınırlandırılması hedefleniyor.




