Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Hamdi Bağcı
Hamdi Bağcı

Enflasyon Nasıl Düşer?

Bildiğiniz gibi enflasyon yine beklentileri aştı ve hedeflenen rakamın çok üzerinde geldi. Şubat 2026’da tüketici enflasyonu aylık %2,96, yıllık %31,53 oldu; gıda aylık %6,89 artışla manşete en güçlü katkıyı verdi. Yİ-ÜFE ise aylık %2,43, yıllık %27,56 yükseldi.

Peki neden bu böyle oluyor?

Mehmet Şimşek kuşkusuz iyi bir finansçı olabilir; buna itirazım yok. Ancak finans bilmek başka, Türkiye’nin şartlarını bilmek başka. Bu ülkenin “ana caddeleri” kadar “ara sokaklarını”, yani kılcal damarlarını da tanımadan enflasyonla mücadele sadece kağıt üzerinde kalır.

Ben bunu teoriden değil, sahadan biliyorum. Bir dönem bir markette İnsan Kaynakları Müdürlüğü yaptım. O süreçte marketin işleyişini, tedarik zincirinin reflekslerini, raf fiyatının nasıl belirlendiğini, rakamların nasıl değiştiğini içeriden izledim. Bu yüzden Sayın Mehmet Şimşek bana inanır ya da inanmaz, mesele o değil; ben gördüğümü söylüyorum: Bu piyasa düzeni böyleyken enflasyon “mümkün değil düşmez” demiyorum; fiilen düşürülemez hale gelir.

Çünkü fiyatlama takvimi devletin takviminden hızlı. Ekim ayında daha yıl bitmeden satın almacılar ocak ayının fiyatlamasını yapmıştı. Ekimden itibaren ürünler zamlı gelmeye başlamıştı bile. Zaten standarda dönüşmüş bir uygulama var: Tedarikçiler her ay belirli oranlarda zammı otomatik ekliyor. Bu gerçeği beğenmeyebilirsiniz, kabul etmeyebilirsiniz; sıkıntı yok. Ama hayatın gerçeğiyle kavga ederseniz, sonuç değişmez.

Sonuç şu olur: Siz gerekli adımları atamaz, sıkı ve gerçekçi tedbirleri uygulayamazsanız, güç yetirebildiğiniz tek alana yüklenirsiniz: emekli ve asgari ücretli. Piyasa ise bildiğini okur. Siz ulusal medyanın artık izlenmeyen programlarında “enflasyonu düşüreceğiz” edebiyatı yaparsınız; kimse dinlemez, kimse ciddiye almaz. Piyasa sizi takmaz bile. Olan da vatandaşa olur.

Bugün piyasa, hükümetin enflasyon açıklamalarını fiilen umursamıyor. Rakamları “piyasa ağaları” belirliyor. Üreticiler ve büyük tedarikçiler… İster Ülker deyin, ister Torku, Eti deyin; et tedarikçileri, yağ tedarikçileri… İnceleyin: Her yıl, iktidar ne derse desin, Cumhurbaşkanı ne açıklarsa açıklasın, ürünlerin önemli bir kısmında çok sert artışlar yapılıyor. Üretici sert artırınca market de yükseltiyor. Bu kadar basit, bu kadar acı.

İnanın bugün en kârlı işlerden biri marketçilik. Enflasyon bu seviyede kaldığı sürece marketçi dehşet para kazanır, kazanmaya devam eder. Mantık şuna döndü: “Yıl başında yüklü al, nasıl olsa artacak; beklet.” Bu sadece bir ticari refleks değil, sistemin kendisi haline geldi.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Cevdet Yılmaz, Sayın Mehmet Şimşek açıklama yapıyor… Peki kim takıyor? Bu piyasa koşulları olduğu sürece siz istediğiniz kadar “tedbir aldık” deyin; piyasa disipline edilmeden enflasyon da disipline olmaz.

Peki çözüm ne?

Çözüm algıyla değil, yönetimle gelir. Sosyal medya söylemleriyle değil, ara sokakları yönetmekle gelir.  Et piyasasını, atıştırmalığı, yağ piyasalarını, tarlayı, hali, temizlik ürünleri piyasasını yönetmekle gelir. Bu sorun nasıl çözülür? Bana göre üç net adım var ve bunların yarım yamalak değil, kararlılıkla uygulanması gerekir:

1) Devlet sözleşmeli tarımı gerçekten uygulayacak, piyasaya bizzat girecek

Devlet sadece “düzenleyen” değil, kritik kalemlerde “oyuncu” olacak. Alım-satım yapacak, tedariki güvenceye alacak ve böylece piyasaya yön verecek. Türkşeker ve Çaykur benzeri modeller, istisna olmaktan çıkıp temel kalemlere yayılacak. Devlet tedarikte güçlü olmazsa, fiyatın direksiyonu başkasının elinde kalır.

2) Net fiyat tavanı koyacak; gerekiyorsa aradaki farkı sübvanse edecek

“Şu ürün şu rakamın üzerinde satılamaz” diyecek. Arada makul bir fark oluşuyorsa bunu hedefli biçimde sübvanse edecek. Evet, sübvansiyon maliyetlidir; ama yüksek enflasyonun maliyeti daha büyüktür. Enflasyon düşerse faiz de düşer, finansman yükü azalır; devlet orta vadede zaten daha kârlı çıkar. Mesele, bugünün yangınını söndürmek için doğru aracı seçmektir.

3) Girdi maliyetlerindeki artışlara kontrolsüz şekilde izin vermeyecek

Girdi maliyetleri patladıkça enflasyon otomatiğe bağlanır. Gübre, yem, enerji, lojistik… Bu alanlarda fiyat artışları ya kontrol altına alınacak ya da hedefli şekilde sübvanse edilecek. Üstelik bu iş “birkaç ay” değil; en az 5 yıllık sıkı bir planla yürütülecek. Enflasyon dediğiniz şey sabır ister ama sabır kadar irade de ister.

Bunlar yapılmazsa ne olur?

Ya algıyla enflasyonu düşürdüğünüzü zannetmeye devam edersiniz; birileri malı götürür, ülke enflasyonu yenemez. Siz de asgari ücretliye, emekliye yüklenmeye devam edersiniz; çünkü gücünüz ancak onlara yetiyormuş gibi görünür. Olan fakire fukaraya olur. Ve evet, bunun ahlaki bir karşılığı da vardır: Beddua alırsınız.

Ben açık açık söylüyorum: Enflasyon ciddi iştir. Sosyal medya açıklamalarıyla değil; kılcal damarları, ara sokakları yönetmekle çözülür. Bizden demesi.