Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Kur’an, Oruç ve İnsan: TYB Konya’da “Ramazan İklimi” Program Serisi Başladı

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi, 2026 yılı kültürel etkinlikler takvimini “Ramazan İklimi” program serisiyle başlattı. Sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen yılın ilk programının konuğu Prof. Dr. Ali Öge, “Kur’an, Oruç ve İnsan” başlıklı konuşmasında orucun bireysel ve toplumsal hayattaki dönüştürücü yönlerini ele aldı.

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi, 2026 yılı kültürel etkinlikler

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi, 2026 yılı kültürel etkinlikler takvimini “Ramazan İklimi” program serisiyle başlattı. Ramazan ayı münasebetiyle sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen programda Prof. Dr. Ali Öge, “Kur’an, Oruç ve İnsan” başlıklı konuşmasıyla izleyicilerle buluştu.

Oruç ve takva ilişkisi

Prof. Dr. Ali Öge, konuşmasında orucun en temel amacının takvaya ulaşmak olduğunu belirtti. Bakara Suresi’ndeki ayet-i kerimede “Oruç size farz kılındı, umulur ki korunursunuz” buyurulduğunu hatırlatan Öge, oruç ile takva arasındaki güçlü bağa dikkat çekti.

Takvayı; insanın hayat yolculuğunda sırat-ı müstakim üzere kalabilmek için şeytanın kurduğu tuzaklara karşı dikkatli davranması ve kendisini koruma altına alması şeklinde tanımlayan Öge, Ramazan ayının bu bilinç için önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Prof. Dr. Öge’nin konuşması kısaltılmadan şöyle:

“Takva, Efendimizin işaret ettiği gibi kalpte başlar. Efendimiz üç kere kalbini işaret etmişse, imanın merkezi kalpse; iman ve takva ilişkisi, oruç ve takva ilişkisi aslında birbirinden ayrılmayan, birbirine geçmiş, sarmal hale gelmiş özellikler olarak karşımıza çıkar. O zaman takvayı Hazreti Ömer Efendimizin ifadesiyle söyleyeyim: Önünüzde ateş, kor, dikenler var; ayağınız çıplak ve o yolda yürüyeceksiniz. Ayağınıza diken batmasın diye bastığınız yere nasıl dikkat ederseniz, kor ateş ayağınızı yakmasın diye ateş olmayan yerleri nasıl dikkat ederek gözlerseniz; hayat yolculuğunda sırat-ı müstakim üzerinde şeytanın yolunuza kurmuş olduğu tuzaklara karşı son derece dikkatli davranmak ve oralara basmamak, düşmemek için kendinizi korumaya almanızın adıdır.”

Bütün azalarla tutulan “havasın orucu”

İbadetin yalnızca fiziksel açlıkla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Öge, orucun bütün azalarla tutulması gerektiğini ifade etti. “Dilimize, ağzımıza, midemize tutturduğumuz orucu; gözümüze, kalbimize, kulağımıza, elimize ve ayağımıza da tutturmalıyız. Zihnimiz, düşüncelerimiz, niyetlerimiz ve hedeflerimiz de bu ibadetten nasibini almalıdır” dedi.

Ağzın ve dilin nasıl yemekten uzak duruyorsa, haramdan, gıybetten ve dedikodudan da uzak durması gerektiğini belirten Öge, insanın bütün varlığıyla oruç tutması hâlinde bunun âlimler tarafından “havasın orucu” olarak adlandırıldığını söyledi. Kalbiyle Allah Zülcelal Hazretleri’ne bağlanarak bu bilinç seviyesini zirveye taşıyanların ise “hasların hası” mertebesine ulaşabileceğini ifade etti.

Kur’an mukabelesi ve hayat muhasebesi

Ramazan’ın aynı zamanda bir Kur’an ayı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Ali Öge, mukabele geleneğinin yalnızca bir okuma faaliyeti değil, aynı zamanda bir hayat muhasebesi olduğunu dile getirdi.

“Müslümanlar bir araya gelerek Kur’an’ı baştan sona okuyorlar. Ancak bu, sadece tilavetle sınırlı kalmamalıdır. Hayatımızdaki yanlışlara, nefsimizin ve şeytanın bizi uzaklaştırdığı tutum ve davranışlara karşı Kur’an’ın ne söylediğini sorgulamalıyız. ‘Şu fiil yanlıştır; Kur’an buna haram demektedir ya da mekruh görmektedir’ diyerek, Kur’an’ın hayatımıza nasıl mukabele ettiğini düşünmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Şükür, tekbir ve dua iklimi

Konuşmasının sonunda orucun şükür ve dua ile olan bağına değinen Öge, Rabbimizin oruç günlerini tamamlamayı ve hidayet nimeti için O’nu tekbir etmeyi emrettiğini hatırlattı.

Bir bardak suyun, bir lokma ekmeğin kıymetinin oruçlu iken daha iyi idrak edildiğini belirten Öge, şükrün nimeti vereni tanımak ve o nimeti O’nun rızasına uygun şekilde kullanmak anlamına geldiğini ifade etti.

“Rabbimiz, ‘Kullarım beni senden sorarlarsa, şüphesiz ben onlara çok yakınım’ buyuruyor. Bu sebeple oruçlu insanın duası makbuldür. İftar sofralarında ve seher vakitlerinde Rabbimize yönelerek dua etmeliyiz” dedi.

Programın sonunda Prof. Dr. Ali Öge, Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi’ne ve emeği geçenlere teşekkür ederek, ahirete irtihal etmiş tüm üyeleri rahmetle andı. Program, Ramazan ayının İslam âlemine huzur ve bereket getirmesi temennisiyle sona erdi.