Türkiye Cumhuriyeti, bugün kuruluşunun 103. yıl dönümünü kutluyor. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Türkiye’nin dört bir yanında kutlamalar gerçekleştirilirken, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini Cumhuriyet’in ilanıyla taçlandırdığı tarihi süreç bir kez daha hatırlanıyor.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yürütülen Milli Mücadele, yalnızca Anadolu’nun işgalden kurtarılmasını değil, aynı zamanda egemenliğin millete ait olduğu yeni bir devletin kurulmasını sağladı. 29 Ekim 1923’te ilan edilen Cumhuriyet, bu uzun mücadelenin siyasi ve hukuki sonucu oldu.
Cumhuriyet’in kuruluşuna giden süreç, Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik ayrılması ve 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasıyla başlayan zorlu dönemde şekillendi. Anadolu’nun çeşitli bölgelerinin işgal edilmesi üzerine başlayan direniş, Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmasıyla örgütlü bir Milli Mücadele’ye dönüştü.
Erzurum ve Sivas kongrelerinde ortaya konulan milli irade anlayışı, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla kurumsal bir yapıya kavuştu. Kurtuluş Savaşı’nda kazanılan askeri zaferler, Lozan Barış Antlaşması ve Ankara’nın başkent ilan edilmesiyle yeni Türk devletinin temelleri güçlendi.
Bütün bu gelişmelerin ardından 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle Türkiye’nin yönetim biçimi resmen belirlendi.

İşgal yıllarından bağımsızlığa uzanan mücadele
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalandı. Mütarekenin ardından Anadolu topraklarının çeşitli bölgeleri işgal edilmeye başlandı.
13 Kasım 1918’de İtilaf Devletleri donanmasının İstanbul’a gelmesi, Osmanlı Devleti’nin karşı karşıya kaldığı durumun en belirgin göstergelerinden biri oldu. 15 Mayıs 1919’da İzmir’in Yunan kuvvetleri tarafından işgal edilmesi ise Anadolu’daki direniş hareketlerinin güçlenmesinde önemli rol oynadı.
Mustafa Kemal Paşa, 16 Mayıs 1919’da Bandırma Vapuru ile İstanbul’dan ayrılarak 19 Mayıs’ta Samsun’a ulaştı. Bu tarih, Türk Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı olarak kabul edildi.
Samsun’un ardından Havza’ya geçen Mustafa Kemal Paşa, burada yayımladığı genelgeyle işgallere karşı milli tepkinin örgütlenmesini istedi.
22 Haziran 1919’da yayımlanan Amasya Genelgesi’nde ise Milli Mücadele’nin temel ilkeleri ortaya konuldu. Genelgede yer alan “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” anlayışı, bağımsızlık mücadelesinin millet iradesine dayanacağını ilan etti.
Bu gelişmeleri Erzurum ve Sivas kongreleri takip etti. 23 Temmuz 1919’da başlayan Erzurum Kongresi’nde milli sınırlar içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı vurgulandı. 4-11 Eylül 1919 tarihlerinde gerçekleştirilen Sivas Kongresi’nde ise milli direniş hareketlerinin ortak bir teşkilat altında birleştirilmesi yönünde kararlar alındı.
Mustafa Kemal Paşa’nın 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelmesi, Milli Mücadele’nin yönetim merkezinin belirlenmesi açısından önemli bir dönüm noktası oldu.

Cumhuriyet’e giden tarihi yol: 1918-1923 kronolojisi
Anadolu Ajansının Cumhuriyet’in 103. yılı dolayısıyla hazırladığı infografikte, Mondros Mütarekesi’nden Cumhuriyet’in ilanına kadar uzanan tarihi gelişmeler kronolojik olarak ele alındı.
İşgallerin başlaması, milli direnişin örgütlenmesi, kongreler, savaş meydanlarında kazanılan zaferler ve yeni Türk devletinin kuruluşuyla ilgili önemli olaylar şöyle:
| Tarih | Tarihi gelişme | Açıklama ve önemi |
|---|---|---|
| 30 Ekim 1918 | Mondros Mütarekesi | Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında imzalandı. Fransa, İtalya ve İngiltere başta olmak üzere İtilaf Devletlerinin Anadolu’daki işgalleri başladı. |
| 13 Kasım 1918 | İstanbul’un fiilen işgali | İtilaf Devletleri donanması İstanbul’a demirledi. |
| 15 Mayıs 1919 | İzmir’in işgali | Yunan kuvvetleri İzmir’i işgal etti. Anadolu’daki milli direniş güç kazandı. |
| 16 Mayıs 1919 | Bandırma Vapuru ile hareket | Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’dan Samsun’a doğru yola çıktı. |
| 19 Mayıs 1919 | Samsun’a çıkış | Mustafa Kemal Paşa Samsun’a ulaştı. Milli Mücadele’nin başlangıcı kabul edildi. |
| 28 Mayıs 1919 | Havza Genelgesi | İşgallere karşı milli tepkinin örgütlenmesi amacıyla genelge yayımlandı. |
| 22 Haziran 1919 | Amasya Genelgesi | Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararının kurtaracağı vurgulandı. |
| 23 Temmuz 1919 | Erzurum Kongresi | Milli sınırlar içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı karara bağlandı. Kongre 7 Ağustos’ta sona erdi. |
| 4-11 Eylül 1919 | Sivas Kongresi | Milli Mücadele’nin ortak bir teşkilat altında yürütülmesi ve manda ile himayenin reddi kararlaştırıldı. |
| 27 Aralık 1919 | Mustafa Kemal Paşa Ankara’da | Ankara, Milli Mücadele’nin yönetim merkezi haline geldi. |
| 23 Nisan 1920 | TBMM’nin açılışı | Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Milli egemenliğe dayanan yönetimin kurumsal temelleri atıldı. |
| 23 Ağustos-13 Eylül 1921 | Sakarya Meydan Muharebesi | Türk ordusu Yunan kuvvetlerine karşı önemli bir zafer kazandı. |
| 30 Ağustos 1922 | Başkomutanlık Meydan Muharebesi | Türk ordusu Büyük Taarruz’un belirleyici zaferini kazandı. |
| 9 Eylül 1922 | İzmir’in kurtuluşu | Türk ordusu İzmir’e girdi ve Yunan işgali sona erdi. |
| 11 Ekim 1922 | Mudanya Mütarekesi | Ateşkes imzalandı. Kurtuluş Savaşı’nın diplomatik aşamasında önemli bir adım atıldı. |
| 24 Temmuz 1923 | Lozan Barış Antlaşması | Yeni Türk devletinin bağımsızlığı ve uluslararası konumu antlaşmayla güvence altına alındı. |
| 13 Ekim 1923 | Ankara’nın başkent oluşu | Ankara, Türkiye’nin hükümet merkezi ve başkenti ilan edildi. |
| 29 Ekim 1923 | Cumhuriyet’in ilanı | TBMM, devletin yönetim biçimini Cumhuriyet olarak belirledi. Mustafa Kemal Paşa ilk cumhurbaşkanı seçildi. |
23 Nisan 1920: Egemenlik milletin oldu
Cumhuriyet’e giden süreçte en önemli gelişmelerden biri, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasıydı.
İstanbul’un 16 Mart 1920’de resmen işgal edilmesi ve Osmanlı Meclis-i Mebusanının çalışmalarının sona ermesi üzerine Ankara’da yeni bir meclisin toplanması kararlaştırıldı.
Mustafa Kemal Paşa’nın öncülüğünde açılan TBMM, Milli Mücadele’nin siyasi ve askeri yönetimini üstlenerek millet egemenliğine dayanan yeni devletin temelini oluşturdu.
1921 Anayasası’nın kabul edilmesiyle egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesi anayasal güvenceye kavuştu.
Bu dönemde henüz Cumhuriyet resmen ilan edilmemiş olsa da Meclisin üstünlüğüne dayanan yönetim anlayışı, Cumhuriyet rejiminin siyasi temelini hazırladı.
Mustafa Kemal Atatürk, Erzurum Kongresi günlerinde Mazhar Müfit Kansu’ya ileride kurulacak devletin yönetim biçiminin Cumhuriyet olacağını ifade etmişti. Ancak Milli Mücadele’nin içinde bulunduğu şartlar nedeniyle bu düşüncenin resmen açıklanması daha sonraki yıllara bırakıldı.

Sakarya’dan Büyük Taarruz’a: Cumhuriyet’in askeri temelleri
Milli Mücadele’nin başarıya ulaşmasında Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz belirleyici rol oynadı.
23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihleri arasında gerçekleşen Sakarya Meydan Muharebesi’nde Türk ordusu, Yunan kuvvetlerinin ilerleyişini durdurdu. Günlerce devam eden muharebenin ardından kazanılan zafer, Milli Mücadele’nin askeri ve siyasi geleceği açısından önemli bir dönüm noktası oldu.
Sakarya Zaferi’nin ardından Mustafa Kemal Paşa’ya TBMM tarafından mareşal rütbesi ve gazi unvanı verildi.
26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz ise Türk ordusunun işgal kuvvetlerine karşı gerçekleştirdiği son büyük askeri harekât oldu.
30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin kazanılmasıyla Yunan ordusunun ana kuvvetleri yenilgiye uğratıldı. Türk ordusu, 9 Eylül’de İzmir’e girerek kentin işgaline son verdi.
Bu zaferlerin ardından 11 Ekim 1922’de Mudanya Mütarekesi imzalandı ve Kurtuluş Savaşı’nın askeri başarıları diplomatik alana taşındı.
24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması ise yeni Türk devletinin bağımsızlığının uluslararası alanda tanınmasını sağlayan temel belgelerden biri oldu.
Ankara başkent ilan edildi
Lozan Antlaşması’nın ardından Türkiye’nin siyasi ve idari yapılanmasında önemli adımlar atıldı.
13 Ekim 1923’te TBMM tarafından kabul edilen kararla Ankara, yeni Türk devletinin başkenti ilan edildi.
Milli Mücadele’nin yönetim merkezi olan Ankara’nın başkent seçilmesi, yeni devletin Anadolu merkezli siyasi yapılanmasını kesinleştirdi.
Ancak hükümetin kurulması ve devlet başkanlığı konusundaki belirsizlikler devam ediyordu. Özellikle 27 Ekim 1923’te İcra Vekilleri Heyetinin istifa etmesi ve yeni hükümetin oluşturulamaması, mevcut yönetim sisteminde bir değişiklik yapılması gereğini ortaya çıkardı.
Bu gelişmeler, Cumhuriyet’in ilan edilmesini hızlandıran siyasi koşulları oluşturdu.

28 Ekim 1923: Çankaya’da tarihi karar
Cumhuriyet’in ilanından bir gün önce, 28 Ekim 1923 Pazar akşamı Mustafa Kemal Paşa, yakın çalışma arkadaşlarını Çankaya Köşkü’nde yemeğe davet etti.
Latife Hanım’ın hazırlattığı sofrada İsmet Paşa, Kazım Paşa, Fethi Bey, Kemalettin Sami Paşa, Halit Paşa, Fuat Bey ve Ruşen Eşref Bey’in de aralarında bulunduğu isimler bir araya geldi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş tarihine geçen karar, bu akşam yemeğinde açıklandı.
Mustafa Kemal Paşa, yakın arkadaşlarına “Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz” diyerek ertesi gün yapılacak anayasal değişikliğin temelini ortaya koydu.
Atatürk, yıllar sonra Nutuk’ta 28 Ekim gecesini şu sözlerle anlattı:
“Gece olmuştu… Çankaya’ya gitmek üzere Meclis binasından ayrılırken, koridorlarda beni beklemekte olan Kemalettin Sami ve Halit Paşa’lara rastladım. Ali Fuat Paşa, Ankara’dan hareket ederken bunların Ankara’ya geldiklerini o günkü gazetede ‘Bir Uğurlama ve Bir Karşılama’ başlığı altında okumuştum. Daha kendileriyle görüşmemiştim. Benimle konuşmak üzere geç vakte kadar orada beklediklerini anlayınca, akşam yemeğine gelmelerini, Milli Savunma Bakanı Kazım Paşa vasıtasıyla kendilerine bildirdim.
İsmet Paşa ile Kazım Paşa’ya ve Fethi Bey’e de Çankaya’ya benimle birlikte gelmelerini söyledim. Çankaya’ya gittiğim zaman, orada, beni görmek üzere gelmiş bulunan Rize Milletvekili Fuat, Afyonkarahisar Milletvekili Ruşen Eşref Bey’lerle karşılaştım. Onları da yemeğe alıkoydum. Yemek sırasında ‘Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz’ dedim. Orada bulunan arkadaşlar, derhal düşünceme katıldılar. Yemeği bıraktık. O dakikadan itibaren, nasıl hareket edileceği konusunda kısa bir program belirledim ve arkadaşları görevlendirdim.”
Tarihi kararın ardından Mustafa Kemal Paşa ile İsmet Paşa, 1921 Anayasası’nın bazı maddelerinde değişiklik yapılmasını öngören kanun teklifini hazırladı.
Bu teklif, ertesi gün Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülecekti.
29 Ekim 1923: Cumhuriyet saat 20.30’da ilan edildi
29 Ekim 1923 Pazartesi günü Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk siyasi tarihinin en önemli oturumlarından birine sahne oldu.
Anadolu Ajansının arşivinde bulunan dönemin Fransızca haber bültenlerine göre Meclis, saat 18.00’de toplandı.
Anayasa Komisyonunca hazırlanan ve Cumhuriyet’in ilan edilmesini öngören teklif, milletvekillerinin görüşüne sunuldu.
Görüşmelerde yeni devletin yönetim biçimine ilişkin değerlendirmeler yapıldı. Yunus Nadi Bey başta olmak üzere milletvekilleri, Cumhuriyet’in ilanının gerekliliğine ilişkin görüşlerini dile getirdi.
Yapılan müzakerelerin ardından 1921 Anayasası’nda değişiklik öngören teklif oylamaya sunuldu.
Saatler 20.30’u gösterdiğinde, oturuma katılan 158 milletvekilinin tamamının oyuyla Cumhuriyet ilan edildi.
Anayasa’ya eklenen hükümle Türkiye’nin yönetim biçimi şu ifadeyle belirlendi:
“Türkiye Devleti’nin şekli hükümeti Cumhuriyet’tir.”
Mecliste alınan tarihi karar, milletvekillerinin alkışları ve “Yaşasın Cumhuriyet” sesleriyle karşılandı.
Böylece 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla oluşturulan millet egemenliğine dayalı yönetim, Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle yeni bir anayasal kimlik kazandı.

Mustafa Kemal Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi
Cumhuriyet’in ilanının ardından aynı gece cumhurbaşkanlığı seçimine geçildi.
TBMM’de yapılan gizli oylamada, 158 milletvekilinin tamamının oyunu alan Gazi Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı seçildi.
Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Meclis kürsüsüne çıkan Mustafa Kemal Paşa, milletin bağımsızlık mücadelesinde ortaya koyduğu kararlılığa ve yeni devletin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Atatürk, ilk cumhurbaşkanı olarak yaptığı tarihi konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.”
Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle devlet başkanlığı meselesi çözüme kavuşurken, hükümetin kuruluş yöntemi de yeniden düzenlendi.
Yeni sistemde hükümeti kurmakla İsmet Paşa görevlendirildi. Fethi Bey ise Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına seçildi.
Cumhuriyet Bayramı ne zaman milli bayram oldu?
29 Ekim 1923 gecesi Cumhuriyet’in ilan edilmesi, başta Ankara olmak üzere ülkenin çeşitli bölgelerinde sevinçle karşılandı.
Cumhuriyet’in ilanının ardından kutlamaların resmiyet kazanması için düzenlemeler yapıldı.
26 Ekim 1924’te yayımlanan kararnameyle Cumhuriyet’in ilanının 101 pare top atışı ve çeşitli etkinliklerle kutlanması kararlaştırıldı.
19 Nisan 1925’te kabul edilen kanunla 29 Ekim, Cumhuriyet Bayramı olarak milli bayram ilan edildi.
Böylece Cumhuriyet’in ilan edildiği gün, 1925 yılından itibaren resmi milli bayram olarak kutlanmaya başlandı.
Geçen 103 yıl boyunca 29 Ekim, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun yanı sıra Türk milletinin bağımsızlık ve egemenlik mücadelesinin simgesi olarak anıldı.
Cumhuriyet’in 103. yılı: Milli egemenlikten çağdaşlaşmaya uzanan miras
29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanı, yalnızca devletin yönetim biçiminin değişmesi anlamına gelmedi. Yeni dönemde Türkiye’nin siyasi, hukuki, toplumsal ve ekonomik yapısında kapsamlı dönüşümlerin önü açıldı.
Cumhuriyet’in kuruluşunu takip eden yıllarda eğitim, hukuk, kamu yönetimi, ekonomi ve toplumsal yaşam alanlarında önemli düzenlemeler gerçekleştirildi.
3 Mart 1924’te halifeliğin kaldırılması ve öğretim birliğini sağlayan Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabulü, yeni devletin yapılanmasındaki önemli adımlar arasında yer aldı.
1926 yılında Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle aile hukuku ve bireylerin medeni haklarına ilişkin yeni düzenlemeler getirildi.
1928’de Türk harflerinin kabul edilmesi ve 1934’te kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının tanınması da Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki önemli toplumsal ve siyasal dönüşümler arasında yer aldı.
Cumhuriyet’in ilk döneminde demir yolu yatırımları, sanayileşme girişimleri, tarımsal üretimin geliştirilmesi ve eğitim kurumlarının yaygınlaştırılması da ülkenin kalkınmasında öncelikli alanlar olarak değerlendirildi.
Bütün bu adımlar, Cumhuriyet’in yalnızca bir yönetim değişikliği değil, aynı zamanda yeni bir devlet ve toplum düzeninin inşası açısından da tarihi önem taşıdığını ortaya koydu.
Konya da Milli Mücadele’den Cumhuriyet’e uzanan sürecin önemli merkezleri arasındaydı
Milli Mücadele yıllarında Anadolu’nun birçok şehri gibi Konya da siyasi, askeri ve toplumsal gelişmelerin yaşandığı merkezlerden biri oldu.
Konya, Anadolu’nun iç kesimlerindeki konumu, ulaşım bağlantıları, tarımsal üretim kapasitesi ve nüfusuyla Milli Mücadele döneminde önemli bir yere sahipti.
Kurtuluş Savaşı sırasında cephelerin ihtiyaçlarının karşılanması, ulaşım ve lojistik bağlantılarının sürdürülmesi bakımından İç Anadolu’daki şehirlerin katkısı önem taşıdı.
Cumhuriyet’in ilanından sonraki yıllarda ise Konya’nın tarım, eğitim, ulaşım ve sanayi alanlarındaki gelişimi, yeni Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal dönüşümünün bir parçası oldu.
Bugün Türkiye’nin önemli tarım ve sanayi merkezlerinden biri olan Konya, Cumhuriyet’in 103. yıl dönümünü tarihi mirasının bilinciyle karşılıyor.
103 yıl önce Çankaya’da verilen karar bugün de hatırlanıyor
28 Ekim 1923 gecesi Çankaya Köşkü’nde söylenen “Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz” sözleriyle başlayan son hazırlıklar, ertesi akşam Türkiye Büyük Millet Meclisinde alınan tarihi kararla tamamlandı.
Milli Mücadele’nin savaş meydanlarında elde ettiği başarılar, yeni bir devletin kuruluşuyla taçlandırıldı.
29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilan edilmesi, Türkiye’nin yönetim biçiminin belirlenmesi, millet egemenliğinin anayasal düzende açıkça yer alması ve yeni devletin siyasi yapılanmasının tamamlanması bakımından dönüm noktası oldu.
Bugün, 29 Ekim 2026’da Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Milli Mücadele’nin bütün kahramanlarının mirası olan Cumhuriyet, kuruluşunun 103. yıl dönümünde bir kez daha bağımsızlık, milli egemenlik ve ortak gelecek düşüncesiyle anılıyor.





