Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İstanbul’da düzenlenen 16. Türkiye Enerji Zirvesi’nde Türkiye’nin enerji politikalarına, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ndeki son duruma, petrol ve doğal gaz üretim hedeflerine, küresel enerji krizine ve vatandaşlara sağlanan enerji desteklerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendirmek ve dışa bağımlılığını azaltmak amacıyla kapsamlı bir strateji uyguladığını belirten Bayraktar, özellikle nükleer enerjinin önümüzdeki dönemde ülkenin enerji politikalarında belirleyici bir rol üstleneceğini ifade etti.
Bakan Bayraktar, Mersin’de yapımı devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde test süreçlerinin sürdüğünü ve ilk nükleer yakıtın yüklenmesi için hazırlıkların devam ettiğini bildirdi.
Akkuyu’da ilk nükleer yakıt önümüzdeki haftalarda yüklenecek
Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali olan Akkuyu’da sona yaklaşıldığını belirten Bayraktar, tesisin devreye alınması öncesinde nükleer güvenlik gereklilikleri doğrultusunda kapsamlı testler gerçekleştirildiğini söyledi.
Nükleer enerjinin Türkiye açısından vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Bayraktar, elektrik tüketiminin önümüzdeki yıllarda ekonominin bütün alanlarında artacağını ve bu ihtiyacın karşılanmasında nükleer enerjinin önemli bir yer tutacağını belirtti.
Bayraktar, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye iklim değişikliğiyle mücadele edecekse, binalardan tarıma, tarımdan ulaşıma her alanı elektrikleştireceksek mutlaka nükleer enerjiye sahip olmamız lazım.”
Akkuyu’daki hazırlıklara ilişkin ayrıntıları da paylaşan Bayraktar, şöyle konuştu:
“Akkuyu’da yoğun test süreci devam ediyor. Nükleer güvenlikten dolayı ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası konvansiyonlar ve anlaşmalardan dolayı çok daha özel bir alan ve hiçbir şekilde işi şansa bırakılmadı ve her türlü tedbirin alınarak yürüdüğü bir alan. Önümüzdeki birkaç hafta içinde ilk nükleer yakıtı yükleyerek Akkuyu’nun fiziki start-up’ını hedefliyoruz. 2027’den itibaren de sistemimizde Akkuyu elektriğini kullanacağız.”
Böylece Türkiye’nin nükleer enerji yatırımlarında yeni bir aşamaya geçilmesi ve Akkuyu’da üretilen elektriğin 2027 yılından itibaren ulusal elektrik sistemine verilmesi hedefleniyor.
Santralin elektrik üretimine başlaması, gerekli testlerin tamamlanması ve nükleer güvenlik süreçlerinin başarıyla sonuçlandırılmasına bağlı olacak.
Milli Enerji 2040 Vizyonu 5 Kasım’da açıklanacak
Bakan Bayraktar, Türkiye’nin uzun vadeli enerji politikalarını ortaya koyacak Milli Enerji 2040 Vizyonu’nun 5 Kasım’da İstanbul Dolmabahçe’de açıklanacağını duyurdu.
Türkiye Ulusal Enerji Planı’nın beş yılda bir yenilendiğini hatırlatan Bayraktar, yeni dönemde yapay zekâ teknolojileri, dijitalleşme ve ekonominin farklı alanlarında artan elektrik ihtiyacının dikkate alınacağını söyledi.
Bayraktar, hazırlanan yol haritasına ilişkin şu açıklamayı yaptı:
“Yapay zeka çağına hazırlık yapmamız gerekiyor. 5 Kasım’da Dolmabahçe’de açıklayacağız. Milli Enerji 2040 Vizyonu’nun merkezinde elektrikleşme olacak. Türkiye’deki ekonominin bütün alanlarında elektriğin daha yoğun olarak kullanılacağı bir döneme doğru gidiyoruz. Türkiye’nin enerji bağımsızlığına nasıl gideceğini ortaya koyduğu çok kapsamlı bir planı açıklayacağız.”
Yeni vizyon kapsamında yerli enerji kaynaklarının geliştirilmesi, yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması, enerji verimliliğinin güçlendirilmesi ve nükleer enerjinin elektrik üretimindeki payının yükseltilmesi gibi başlıkların ön plana çıkması bekleniyor.
Türkiye’nin petrol ve doğal gaz üretiminde hedefi günlük 1 milyon varil
Türkiye’nin petrol ve doğal gaz arama ve üretim faaliyetlerine de değinen Bayraktar, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO) üretim kapasitesinde önemli artış sağlandığını bildirdi.
TPAO’nun bugün itibarıyla günlük 300 bin varil petrol ve gaz üretim düzeyine ulaştığını belirten Bayraktar, 2028 yılı için hedeflenen üretimin 550-600 bin varil seviyesinde olduğunu açıkladı.
Bayraktar, “2028’de 550-600 bin varile gideceğiz. Hedef, günde 1 milyon varil üretime çıkabilmek.” dedi.
Üretim kapasitesinin geliştirilmesi amacıyla yeni sahalarda arama faaliyetlerinin yanı sıra uluslararası ortaklık ve şirket satın alma seçeneklerinin de değerlendirildiğini belirten Bayraktar, şu ifadeleri kullandı:
“Yıl bitmeden yeni haberler, müjdeler gelebilir. Şirket satın alabiliriz. Ortaklıklar yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. Yeni sahalar olabilir, yeni ülkeler olabilir. Bunlarla beraber 1 milyon varil hedefine ulaşmak istiyoruz.”
Türkiye’nin enerji kaynaklarını çeşitlendirme politikasının yalnızca yurt içindeki arama ve üretim çalışmalarından oluşmadığını belirten Bayraktar, farklı ülkelerdeki yatırım ve ortaklıkların da enerji güvenliği açısından önemli olduğunu vurguladı.
Küresel enerji krizinde Türkiye’nin arz güvenliği vurgusu
Konuşmasında küresel enerji piyasalarındaki gelişmelere geniş yer ayıran Bayraktar, son yıllarda yaşanan savaş ve çatışmaların enerji altyapıları üzerinde ciddi tehditler oluşturduğunu söyledi.
Özellikle enerji tesislerinin ve kritik ulaşım güzergâhlarının hedef haline gelmesinin uluslararası enerji piyasalarında belirsizlikleri artırdığına dikkat çeken Bayraktar, dünya enerji sisteminin art arda yaşanan krizlerle karşı karşıya kaldığını belirtti.
Bayraktar, dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda geçişlerin durduğunu ve günlük tanker bedellerinin 30 bin dolardan 1 milyon doların üzerine çıktığını ifade etti.
“Bildiğimiz her şey değişmiş durumda, dünya zor bir süreçten geçiyor.” diyen Bayraktar, yaşanan krizin kısa sürede çözülebilecek bir sorun olmadığını vurguladı.
Enerji politikalarında uzun vadeli planlamanın önemine işaret eden Bayraktar, bugünkü enerji sisteminin 10-15 yıl önce yapılan yatırımların sonuçları üzerinde şekillendiğini dile getirdi.
Türkiye’nin bu süreçte yerli kaynakların geliştirilmesi ve tedarik çeşitlendirmesine yönelik stratejiler uyguladığını belirten Bayraktar, “Türkiye enerjideki dışa bağımlılığını çözebilmek için kendi yerel kaynaklarına yöneldi. Bir taraftan da çok önemli çeşitlendirme stratejileri izledi.” değerlendirmesinde bulundu.
TürkAkım ve enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi
Türkiye’nin doğal gaz arz güvenliğinde TürkAkım Doğal Gaz Boru Hattı’nın önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Bayraktar, geçmişte Trakya bölgesine ulaşan doğal gazın farklı ülkeler üzerinden Türkiye’ye taşındığını hatırlattı.
İstanbul’un da bulunduğu bölgeye doğal gazın daha önce Ukrayna, Moldova, Romanya ve Bulgaristan güzergâhından ulaştığını belirten Bayraktar, 2020 yılından itibaren TürkAkım üzerinden doğrudan tedarik sağlandığını söyledi.
Türkiye’nin enerji kaynaklarını ve tedarik yollarını çeşitlendirmesinin küresel krizlere karşı dayanıklılığını artırdığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Attığımız çeşitlendirme adımlarıyla Türkiye, şubattan itibaren yaşanan büyük petrol ve arz krizine rağmen herhangi bir sıkıntı yaşamadı. Elbette fiyatlardan herkes gibi biz de etkileniyoruz. Uyguladığımız destek programlarıyla vatandaşlarımızı korumaya gayret ediyoruz.”
Enerji alanında uluslararası iş birliğinin her zamankinden daha önemli hale geldiğini söyleyen Bayraktar, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“Çünkü enerji dünyası çok büyük sınavlardan geçti, geçmeye devam ediyoruz. Birkaç şey aynı anda oluyor. Tek bir sorunla uğraşmıyoruz. Birçok şey bir arada. Çok kısa süre içerisinde arka arkaya şoklar geliyor. Onun için bu bir taraftan da aslında özellikle Türkiye olarak bizim enerji piyasalarımızın ne kadar dirençli ve temellerinin çok sağlam olduğunu gösteriyor.”
Elektrik ve doğal gaz destekleri devam edecek
Bakan Bayraktar, küresel enerji fiyatlarındaki artışların vatandaşlar üzerindeki etkisini azaltmak amacıyla elektrik ve doğal gaz desteklerinin sürdürüleceğini açıkladı.
2021-2026 yılları arasında elektrik ve doğal gaz için sağlanan toplam desteğin yaklaşık 75 milyar dolara ulaştığını belirten Bayraktar, bütçede enerji destekleri için 600 milyar liranın üzerinde kaynak ayrıldığını bildirdi.
Akaryakıt fiyatlarındaki artışlara karşı uygulanan Eşel Mobil sisteminin kamu maliyesine etkilerine de değinen Bayraktar, şu ifadeleri kullandı:
“Hanehalkına elektrik ve doğal gaz desteğine devam edeceğiz. Şubat’taki krizle beraber Eşel Mobil sistemiyle akaryakıtta maliyet tarafında Hazinemiz çok önemli bir vergiden vazgeçti. 250 milyar liraya yakın bir vergiden sarfınazar etmiş olduk. Bu desteklerle mümkün olduğu kadar vatandaşlarımızı korumaya gayret ediyoruz.”
Enerji desteklerinin özellikle hane halkının elektrik ve doğal gaz giderlerinin azaltılması bakımından önem taşıdığını belirten Bayraktar, küresel enerji piyasalarındaki gelişmelerin yakından takip edildiğini ifade etti.
Türkiye’nin yıllık doğal gaz tüketiminin 55-60 milyar metreküp seviyesinde bulunduğunu kaydeden Bayraktar, ülkenin bu yıl itibarıyla 13 farklı ülkeden doğal gaz tedarik ettiğini bildirdi.
Türkiye’nin doğal gaz ihraç eden bir ülke konumuna da geldiğini belirten Bayraktar, Avrupa Birliği’nin Rus gazına yönelik kararları sonrasında Türkiye’nin alternatif tedarik güzergâhlarından biri olabileceğine dikkat çekti.
Yerli kömür santrallerine verilen desteğin sürdürüleceğini de ifade eden Bayraktar, kömür sektöründe istihdamı dikkate alan adil dönüşüm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
COP31’de hedef: Konuşmadan uygulamaya geçmek
Bakan Bayraktar, Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.
COP31’in iklim değişikliği ve küresel ısınmayla mücadelede uluslararası iş birliğinin önemli platformlarından biri olduğunu belirten Bayraktar, toplantıya çok sayıda ülkenin devlet ve hükümet başkanlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve iş dünyası temsilcilerinin katılacağını söyledi.
İklim değişikliğiyle mücadelede sürekli yeni hedeflerin belirlendiğini ancak önceki hedeflere ulaşılması konusunda yeterli ilerleme sağlanamadığını ifade eden Bayraktar, Türkiye’nin COP31 kapsamında “konuşmadan aksiyona geçme” yaklaşımını öne çıkaracağını bildirdi.
Türkiye’nin elektrikleşme konusunda uluslararası bir hedef belirlenmesini önerdiğini açıklayan Bayraktar, şu ifadeleri kullandı:
“Mutabakat sağlanırsa ‘2035’te yüzde 35’lik elektrifikasyon’ hedefinden COP31’in en önemli çıktısı olarak bahsedebiliriz. Ümit ediyorum dünyaya çok önemli bir mesaj veririz ve sadece mesaj vermekle kalmayız, devamında da dünyayı bu anlamda hareket ettirebiliriz.”
Savaşların devam ettiği, enerji arzının kısıtlandığı ve fiyat baskılarının sürdüğü bir dönemde COP31’in gerçekleştirileceğine dikkat çeken Bayraktar, ülkelerin bir taraftan enerji güvenliğini sağlamaya çalışırken diğer taraftan yeşil enerji dönüşümünü gerçekleştirmek zorunda olduklarını ifade etti.
Bayraktar, Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek zirvenin enerji ve iklim politikalarında somut uygulamaların öne çıkarılması açısından önemli bir fırsat oluşturacağını belirtti.
Enerjide yeni dönemin yol haritası belli olacak
Türkiye’nin enerji politikalarında önümüzdeki dönemin iki önemli gelişmesi, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin elektrik üretimine başlaması ve Milli Enerji 2040 Vizyonu’nun açıklanması olacak.
Bakan Bayraktar’ın verdiği takvime göre 5 Kasım 2026’da Milli Enerji 2040 Vizyonu kamuoyuyla paylaşılacak, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde ise önümüzdeki haftalarda ilk nükleer yakıtın yüklenmesi hedeflenecek.
Santraldeki test ve güvenlik süreçlerinin tamamlanmasının ardından 2027 yılından itibaren Akkuyu’da üretilen elektriğin Türkiye’nin ulusal elektrik sisteminde kullanılması planlanıyor.
Yerli petrol ve doğal gaz üretiminin artırılması, enerji tedarik kaynaklarının çeşitlendirilmesi, yenilenebilir enerji yatırımlarının geliştirilmesi ve nükleer enerjinin üretim sistemine dahil edilmesi, Türkiye’nin enerji bağımsızlığı hedefinin temel unsurlarını oluşturacak.




