Yapay zekâ uygulamalarının günlük yaşamda giderek yaygınlaşması, çocuklar ve gençlerin bu sistemlerle kurduğu ilişkiyi de gündeme taşıyor. Özellikle yalnızlık, kaygı, aile sorunları ve psikolojik sıkıntıların sohbet robotlarıyla paylaşılması, bu teknolojilerin ruh sağlığı desteğinde ne kadar güvenli olduğu sorusunu öne çıkarıyor.
Ağustos 2026’da npj Digital Medicine dergisinde yayımlanan bilimsel inceleme ile ekim ayında ABD merkezli Common Sense Media tarafından açıklanan araştırma, genç kullanıcıların ruhsal krizlerinin her zaman doğru biçimde fark edilemeyebileceğine dikkat çekti.
4 binden fazla test yapıldı
Common Sense Media bünyesinde gerçekleştirilen çalışmada, ChatGPT’nin 13-17 yaş grubundaki kullanıcılar için güvenlik özellikleri 4 binden fazla test komutuyla incelendi.
Çocuk ve ergen psikiyatristlerinin katkısıyla hazırlanan senaryolarda intihar düşünceleri, kendine zarar verme ve yeme bozuklukları gibi yüksek riskli durumlar ele alındı.
Araştırmacılar, bazı uzun ve riskli konuşmalara rağmen ebeveyn hesaplarına güvenlik bildirimi gitmediğini, ayrıca profesyonel yardım veya kriz destek kaynaklarına yönlendirilmesi gereken bazı durumlarda bunun gerçekleşmediğini bildirdi.
Common Sense Media, bu bulgular doğrultusunda sistemi kendi değerlendirmesinde “kabul edilemez risk” kategorisine aldı ve güvenlik açıkları giderilene kadar kullanımın 18 yaş ve üzeriyle sınırlandırılması çağrısında bulundu.
OpenAI ise araştırmanın yöntemine itiraz ederek bazı testlerin ebeveyn kontrolleri tamamen etkinleşmeden yapılmış olabileceğini ve bunun sonuçları etkileyebileceğini savundu. Şirket, genç kullanıcıların güvenliğine yönelik koruma sistemlerinin geliştirilmeye devam ettiğini açıkladı.
Dolaylı kriz belirtileri gözden kaçabiliyor
npj Digital Medicine dergisinde yayımlanan incelemede ise yapay zekâ sistemlerinin açık biçimde dile getirilen intihar düşüncelerini tanımada daha başarılı olabildiği, ancak dolaylı veya zamana yayılan umutsuzluk, yalnızlık ve çaresizlik ifadelerini değerlendirmede zorlanabildiği belirtildi.
Araştırmacılar, özellikle ergenlerin yaşadıkları sıkıntıları her zaman doğrudan ifade etmemesi nedeniyle bu durumun önemli bir güvenlik sorunu oluşturabileceğine dikkat çekti.
Bununla birlikte mevcut çalışmalar, yapay zekânın gençlerde intihara doğrudan neden olduğunu göstermiyor. Vurgulanan temel risk, yapay zekânın ciddi bir krizi fark edememesi veya kullanıcıyı zamanında gerçek insan desteğine yönlendirememesi.
“Yapay zekâdan terapist olmaz”
Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan da daha önce yaptığı değerlendirmelerde yapay zekânın profesyonel ruh sağlığı desteğinin yerine konulmaması gerektiğini belirterek, “Yapay zekâyı terapist gibi görürseniz o zaman risk başlar. Çünkü yapay zekâdan terapist olmaz” ifadelerini kullanmıştı.
Tarhan, yapay zekânın terapistlere yardımcı bir araç olabileceğini ancak kişinin ruhsal durumunu tek başına değerlendiren ve tedavi yöneten bir sistem olarak görülmemesi gerektiğini vurgulamıştı.
Duygusal bağımlılık riski
Uzmanların dikkat çektiği başlıklardan biri de gençlerin sohbet robotlarını arkadaş veya sırdaş gibi görmesi.
Yapay zekânın sabırlı, anlayışlı ve sürekli erişilebilir yanıtlar vermesi, özellikle yalnızlık yaşayan gençlerde gerçek bir insan ilişkisi hissi oluşturabiliyor. Ancak bu durumun gerçek sosyal ilişkilerin veya profesyonel desteğin yerine geçmesi, yardım arayışının gecikmesine yol açabilecek bir risk olarak değerlendiriliyor.
Ailelere önemli görev düşüyor
Araştırmaların ortak noktası, çocuk ve gençlerin psikolojik sorunlarında yapay zekânın tek destek kaynağı haline gelmemesi gerektiği yönünde.
Uzmanlar, ailelerin çocuklarının yapay zekâ kullanımını takip etmesini, ciddi ruhsal sıkıntı belirtilerinde güvenilir yetişkinler ve ruh sağlığı uzmanlarından destek alınmasını öneriyor.
Yapay zekâ çocuklar ve gençler için eğitim ve bilgiye erişimde önemli imkanlar sunsa da ruh sağlığı söz konusu olduğunda insan desteği ve profesyonel değerlendirme önceliğini koruyor.




