Hava kirliliği, günlük yaşamda çoğu zaman fark edilmeden maruz kalınan önemli çevresel risklerden biri olarak öne çıkıyor. Solunum sistemi ise dış ortamla doğrudan temas halinde olduğu için hava kirliliğinin etkilerinin en belirgin görülebildiği sistemlerin başında geliyor.
Dünya Sağlık Örgütü, hava kirliliğini insan sağlığı açısından önemli çevresel risklerden biri olarak değerlendiriyor. Kirli hava; kalp hastalıkları, inme, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, akciğer kanseri ve solunum yolu enfeksiyonları gibi birçok sağlık sorunuyla ilişkilendiriliyor.
26 Eylül Dünya Çevre Sağlığı Günü kapsamında çevresel koşulların insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Göğüs Hastalıkları Hekimi Doç. Dr. Savaş Özsu, özellikle uzun süren solunum yakınmalarının yalnızca çevresel nedenlere bağlanmaması gerektiğini vurguladı.
İnce partiküller akciğerlerin derin bölgelerine ulaşabiliyor
Hava kirliliğinin solunum sistemi üzerindeki etkilerinde havadaki partikül maddelerin önemli rol oynadığını belirten Özsu, özellikle çok küçük boyuttaki partiküllerin solunum yoluyla en küçük hava yollarına kadar ulaşabildiğini söyledi.
Özsu, “Özellikle çok küçük boyuttaki partiküller solunum yoluyla en küçük hava yollarına kadar ulaşabiliyor. Hava kirliliğinin yoğun olduğu dönemlerde astım ve KOAH gibi kronik solunum hastalığı bulunan kişilerde şikâyetler artabiliyor. Ancak hava kirliliği yalnızca mevcut hastalığı olan kişiler açısından değil, uzun süre maruz kalan herkes için solunum sağlığı açısından risk oluşturabiliyor” dedi.
Astım ve KOAH hastalarında şikâyetler artabiliyor
Hava kalitesinin kötü olduğu dönemlerde kronik solunum hastalığı bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini belirten Özsu, bu kişilerde öksürük, nefes darlığı ve hırıltı gibi şikâyetlerin artabileceğine dikkat çekti.
Özsu, hava kalitesinin düzenli takip edilmesinin özellikle astım ve KOAH hastalarının günlük yaşamlarını planlamasında yol gösterici olabileceğini ifade etti.
Yoğun fiziksel aktivite maruziyeti artırabilir
Hava kirliliğinin yüksek olduğu günlerde açık havada yapılan yoğun egzersizin de maruziyeti artırabileceğini belirten Özsu, fiziksel aktivite sırasında daha hızlı ve derin nefes alındığı için vücuda giren hava miktarının arttığını söyledi.
Bu nedenle hava kalitesinin kötü olduğu dönemlerde özellikle kronik solunum hastalığı bulunan kişilerin açık havadaki yoğun fiziksel aktivitelerini sınırlamasının yararlı olabileceği belirtiliyor.
Uzun süren belirtiler göz ardı edilmemeli
Özsu, çevresel koşulların sağlık üzerindeki etkilerinin günlük yaşamda alınacak bazı önlemlerle azaltılabileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Yaşadığımız çevre ile sağlığımız birbirinden bağımsız değil. Soluduğumuz havanın kalitesi akciğer sağlığımızı doğrudan etkileyebiliyor. Hava kalitesini takip etmek ve hava kirliliğinin yüksek olduğu dönemlerde maruziyeti mümkün olduğunca azaltmak önemli.”
Özsu, uzun süren öksürük, nefes darlığı, hırıltı veya göğüste sıkışma gibi belirtilerin yalnızca hava kirliliğine bağlanmaması gerektiğini de vurguladı.
Bu tür şikâyetlerin tekrarlaması veya uzun sürmesi halinde altta yatan başka bir akciğer hastalığının araştırılması için uzman değerlendirmesi öneriliyor.





