İnsülin direnci, vücudun kan şekerini düzenleyen insülin hormonuna karşı duyarlılığının azalmasıyla ortaya çıkıyor. Sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam ve fazla kilo gibi etkenler bu tabloyla ilişkilendirilirken, erken dönemde fark edilmesi tip 2 diyabet riskinin azaltılması açısından önem taşıyor.
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emrah Turunç, insülin direncinin çoğu zaman sessiz ilerlediğini ancak bazı belirtilerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Bel çevresi genişliyorsa
Göbek çevresindeki yağlanma, insülin direnci açısından önemli göstergelerden biri olarak kabul ediliyor. Özellikle iç organların çevresinde biriken yağ dokusu metabolik riskleri artırabiliyor.
Bel çevresindeki genişlemeye kilo artışı, hareketsiz yaşam tarzı ve ailede diyabet öyküsü de eşlik ediyorsa metabolik değerlendirme yapılması öneriliyor.
Ancak bel çevresi tek başına tanı koydurmuyor.
Yemekten kısa süre sonra yeniden acıkıyorsanız
Bazı kişilerde insülin direnciyle birlikte öğünlerden kısa süre sonra yeniden açlık hissi görülebiliyor.
Özellikle porsiyonlar yeterli olmasına rağmen sık acıkma ve yoğun karbonhidrat içeren öğünlerin ardından açlık hissinin tekrar etmesi dikkate alınması gereken belirtiler arasında yer alıyor.
Yemek sonrası belirgin uyku hali varsa
Yemekten sonra hafif rehavet zaman zaman normal kabul edilebiliyor. Ancak her öğünden sonra belirgin halsizlik, uyku hali ve enerji düşüklüğü yaşanması dikkat çekici olabiliyor.
Bu tabloya kilo artışı, sık acıkma veya kan şekeri yüksekliği gibi başka bulgular da eşlik ediyorsa değerlendirme yapılması öneriliyor.
Tatlı isteği artıyorsa
Tatlı ve karbonhidratlı yiyeceklere yönelik yoğun istek, insülin direncinde sık dile getirilen yakınmalardan biri.
Ancak uzun süre aç kalmak, düzensiz beslenmek, yetersiz uyku ve stres de tatlı isteğini artırabileceği için bu belirti tek başına insülin direncine bağlanmamalı.
Sık acıkma, kilo artışı ve bel çevresinde genişleme gibi başka bulgularla birlikte görülmesi halinde hekime başvurulması öneriliyor.
Boyun ve koltukaltında koyulaşmaya dikkat
Boyun, koltukaltı veya kasık bölgesinde cildin koyulaşması ve kalınlaşması, insülin direnci açısından daha dikkat çekici bulgulardan biri olabiliyor.
Özellikle fazla kilolu kişilerde bu tür cilt değişiklikleri fark edildiğinde kan şekeri metabolizmasının değerlendirilmesi önem taşıyor.
Kan yağları da ipucu verebilir
İnsülin direnci yalnızca kan şekeriyle ilişkili bir durum değil.
Trigliserid yüksekliği, HDL kolesterolün düşük olması, yüksek tansiyon ve bel çevresinde yağlanma birlikte görülebiliyor. Bu nedenle kilo, bel çevresi, tansiyon, kan şekeri ve kan yağlarının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekiyor.
“Şekerim sınırda” deniyorsa dikkat
İnsülin direnci uzun süre kan şekeri normal sınırlarda görünürken ilerleyebiliyor. Zamanla pankreasın artan insülin ihtiyacını karşılamakta zorlanmasıyla birlikte kan şekeri yükselmeye başlayabiliyor ve prediyabet ortaya çıkabiliyor.
Açlık kan şekeri veya üç aylık şeker ortalamasını gösteren HbA1c değerlerinin prediyabet aralığına gelmesi önemli bir uyarı olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, prediyabetin “henüz diyabet değilim” şeklinde görülmemesi gerektiğini; bu dönemin yaşam tarzı değişiklikleri ve düzenli takip açısından kritik bir fırsat olduğunu belirtiyor.
Belirtilerin hiçbiri tek başına insülin direnci tanısı koydurmuyor. Bu nedenle şüpheli durumlarda hekim değerlendirmesi gerekiyor.





