Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Güçlü El Niño dünyayı yeni bir sıcaklık sınavına sürüklüyor: Türkiye’de ekstrem hava riski, Konya’da sıcaklık ve kuraklık alarmı

Pasifik Okyanusu’nda hızla güçlenen El Niño, küresel iklim sistemini yeniden hareketlendirdi. Son tahminler, 2026 sonunda çok güçlü bir El Niño görülme ihtimalinin yüzde 81’e kadar çıktığını gösteriyor. Küresel sıcaklıkların rekor seviyelere yakın seyrettiği dönemde sıcak hava dalgaları, kuraklık, aşırı yağış, sel ve orman yangını risklerinin bölgesel olarak artabileceği belirtiliyor. Türkiye’de sonbahar aylarının büyük bölümünde normallerin üzerinde sıcaklık beklenirken, tarımsal üretim ve su kaynakları açısından kritik bölgelerden Konya’da da sıcaklıkların eylül, ekim ve kasım aylarında mevsim normallerinin üzerine çıkabileceği öngörülüyor.

Pasifik Okyanusu’nda hızla güçlenen El Niño, küresel iklim sistemini yeniden

Dünya, 2026 yılının ikinci yarısına güçlü bir El Niño’nun etkisi altında giriyor.

Tropikal Pasifik Okyanusu’nun orta ve doğu kesimlerinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının normal değerlerin üzerine çıkmasıyla gelişen El Niño, yaz aylarında belirgin biçimde güçlendi. Güncel değerlendirmeler, olayın ağustos-ekim döneminde güçlü seviyeye ulaşacağını, yılın son aylarına doğru ise daha da kuvvetlenebileceğini ortaya koyuyor.

Pasifik’teki temel izleme bölgelerinde mevsim ortalaması deniz yüzeyi sıcaklık anomalilerinin yaklaşık 2,9 dereceye kadar ulaşabileceği tahmin ediliyor. Bu büyüklükte bir sapma, 2026’daki El Niño’nun sıradan bir olaydan çok daha güçlü seyretme ihtimalini artırıyor.

ÇOK GÜÇLÜ EL NİÑO İHTİMALİ YÜZDE 81

Son tahminlere göre El Niño’nun 2026 sonuna kadar güçlenmeye devam etmesi bekleniyor. Olayın 2027 yılının ilkbaharına kadar devam etme olasılığı yüzde 97 seviyesinde bulunuyor.

Daha dikkat çekici tahmin ise ekim-aralık dönemi için yapıldı. Bu dönemde El Niño’nun “çok güçlü” sınıfa ulaşma ihtimali yüzde 81 olarak hesaplandı. Böyle bir senaryoda 2026-2027 El Niño’su, 1950’den bu yana gözlenen en büyük El Niño olayları arasına girebilir.

Ancak bu noktada “son 150 yılın en güçlü El Niño’su kesinleşti” şeklindeki değerlendirmelere temkinli yaklaşılması gerekiyor.

Mevcut resmi değerlendirmeler El Niño’nun hızla güçlendiğini ve tarihsel ölçekte çok güçlü bir olay haline gelebileceğini ortaya koyuyor; ancak olay henüz zirve noktasına ulaşmadığı için son 150 yılın kesin olarak en güçlüsü olduğu söylenemiyor. Mevcut tahminler daha çok 2026’daki olayın tarihsel olarak en güçlü El Niño’lar arasına girebileceğine işaret ediyor.

REKOR SICAKLIKLARIN ÜZERİNE EL NİÑO ETKİSİ

El Niño’nun güçlenmesi, dünyanın zaten son derece sıcak bir dönemden geçtiği sırada gerçekleşiyor.

Temmuz 2026’da küresel ortalama yüzey sıcaklığı 16,90 derece olarak ölçüldü. Ay, 1991-2020 Temmuz ortalamasının 0,67 derece, sanayi öncesi dönem olarak kabul edilen 1850-1900 ortalamasının ise 1,47 derece üzerinde gerçekleşti.

Temmuz 2026, ölçüm serisinde 2024 ile birlikte kayıtlardaki en sıcak ikinci temmuz ayı olurken, rekor 2023 yılında kaldı.

Okyanuslardaki tablo ise daha çarpıcı oldu.

Kutup bölgeleri dışındaki küresel okyanusların ortalama deniz yüzeyi sıcaklığı temmuz ayında 20,96 dereceye yükseldi. Bu değer temmuz ayları için şimdiye kadar kaydedilen en yüksek seviye oldu.

Bu durum önemli çünkü sıcak okyanuslar atmosfere daha fazla enerji ve nem sağlayabiliyor. Uygun atmosfer koşullarının oluştuğu bölgelerde aşırı yağışların şiddetlenmesi mümkün olurken, başka bölgelerde yüksek sıcaklık ve yağış eksikliği kuraklığı ağırlaştırabiliyor.

1,5 DERECELİK EŞİKTE KRİTİK AYRINTI

Küresel sıcaklıklardaki yükselişle birlikte Paris İklim Anlaşması’nın 1,5 derecelik hedefi de yeniden tartışılıyor.

2024 yılında küresel yıllık ortalama sıcaklık sanayi öncesi dönemin yaklaşık 1,55 derece üzerine çıkarak 1,5 derecelik seviyeyi bir yıllığına aşmıştı. Önümüzdeki yıllarda benzer geçici aşmaların daha sık görülmesi bekleniyor.

2026-2030 arasındaki yıllardan en az birinde küresel ortalama sıcaklığın 1,5 dereceyi geçme ihtimali yüzde 91, beş yıllık ortalamanın 1,5 derecenin üzerinde gerçekleşme ihtimali ise yüzde 75 olarak hesaplanıyor. Ayrıca 2026-2030 dönemindeki yıllardan birinin mevcut sıcaklık rekorunu kırma ihtimali yüzde 86 olarak değerlendiriliyor.

Ancak 1,5 derecenin tek bir yıl veya birkaç yıl aşılması, Paris Anlaşması’ndaki uzun dönemli sıcaklık hedefinin teknik anlamda kalıcı olarak geçildiği anlamına gelmiyor. Paris hedefinde küresel ısınma uzun dönemli, genellikle yaklaşık 20 yıllık ortalamalar üzerinden değerlendiriliyor.

EKSTREM HAVA OLAYLARI DAHA FAZLA GÜNDEMDE OLACAK

El Niño’nun dünyanın her bölgesinde aynı sonucu doğurması beklenmiyor.

Güçlü El Niño dönemleri küresel atmosfer dolaşımını değiştiriyor. Bunun sonucunda bazı coğrafyalarda yağışlar artarken bazı bölgelerde kuraklık ihtimali yükseliyor. Ağustos-ekim döneminde Güney Avrupa’nın bazı kesimleri ile Orta Asya’da normalin üzerinde yağış, Kuzey Avrupa ve bazı tropikal bölgelerde ise normalden daha kurak koşullar bekleniyor.

Prof. Dr. Ceyhun Özçelik de sıcaklık ve okyanuslardaki değişimin meteorolojik ve hidrolojik olaylar üzerindeki etkisine dikkat çekerek açıklamasında, “Okyanus sıcaklıklarının artması atmosfer ısısını artıracağı için önümüzdeki dönemde meteorolojik ve hidrolojik olayların sayısında ve sıklığında artışı beraberinde getireceğini öngörüyoruz. Son 3 yıllık ortalamaya baktığımız zaman 1,5 derecelik limitin aşıldığını öngörüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Uzmanlar sıcak hava dalgaları, kuraklık, ani ve kuvvetli yağışlar, taşkınlar ile orman yangınları açısından hazırlıklı olunması gerektiğini vurguluyor.

TÜRKİYE’DE EL NİÑO YAŞANMIYOR, ETKİLERİ HİSSEDİLEBİLİR

El Niño’nun Türkiye açısından değerlendirilmesinde önemli bir kavram karmaşası bulunuyor.

El Niño, Türkiye’de meydana gelen bir hava olayı değil. Olay tropikal Pasifik Okyanusu’nda oluşuyor. Ancak Pasifik’teki çok geniş ölçekteki sıcaklık değişimleri atmosfer dolaşımını değiştirerek dünyanın farklı bölgelerindeki sıcaklık ve yağış düzenlerine dolaylı şekilde etki edebiliyor.

Türkiye’nin havasını ise yalnızca El Niño belirlemiyor. Akdeniz ve Atlantik’teki deniz sıcaklıkları, Kuzey Atlantik’teki atmosfer hareketleri, kutupsal sistemler ve bölgesel basınç merkezleri de Türkiye’deki yağış ve sıcaklık koşullarında belirleyici oluyor.

Bu nedenle güçlü bir El Niño’nun başlaması, “Türkiye kesin kuraklık yaşayacak” ya da “aşırı yağışlar başlayacak” şeklinde doğrudan yorumlanamıyor.

Buna karşın uzun vadeli tahminler Türkiye’de özellikle sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde kalma ihtimalinin güçlü olduğunu ortaya koyuyor.

EYLÜLDE TÜRKİYE’NİN BÜYÜK BÖLÜMÜ DAHA SICAK

Eylül 2026 tahminlerine göre Türkiye’nin önemli bölümünde sıcaklıkların mevsim normallerinin 1 ila 2 derece üzerinde gerçekleşmesi bekleniyor.

Güney Ege ve Batı Akdeniz kıyılarında sıcaklıkların normaller civarında kalması, Trakya, Batı Akdeniz’in iç kesimleri ve Doğu Akdeniz’de 0,5 ila 1 derece, bazı doğu bölgelerinde ise 2 ila 3 dereceye ulaşan pozitif sıcaklık sapmaları bekleniyor.

Yağışların ise Türkiye’nin büyük bölümünde mevsim normalleri civarında gerçekleşeceği tahmin ediliyor.

EKİMDE HEM SICAKLIK HEM YAĞIŞ ARTIŞI BEKLENİYOR

Ekim ayında Türkiye’nin büyük bölümünde sıcaklıkların yine normallerin 1 ila 2 derece üzerinde seyretmesi öngörülüyor.

Yağış açısından ise eylülden farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Ekim ayında ülke genelinde yağışların mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşebileceği tahmin ediliyor.

Bu durum daha sıcak bir atmosferle birlikte değerlendirildiğinde özellikle kısa süreli kuvvetli yağışların yakından izlenmesi gerektiğini gösteriyor. Ancak mevsimlik tahminler tek tek şehirlerde hangi gün aşırı yağış meydana geleceğini göstermiyor.

KASIMDA DA SICAK HAVA SİNYALİ SÜRÜYOR

Kasım ayı tahminlerinde de Türkiye’nin geniş bölümünde sıcaklıkların mevsim normallerinin 1 ila 2 derece üzerinde gerçekleşmesi bekleniyor.

Yağışların ise İç Anadolu’nun kuzeybatısı ve birkaç bölge dışında ülkenin büyük bölümünde normallerin üzerinde gerçekleşebileceği değerlendiriliyor.

Bu görünüm, 2026 sonbaharının Türkiye açısından hem sıcak hem de dönem dönem yağışlı geçebileceğine işaret ediyor.

KONYA İÇİN KRİTİK TABLO

Türkiye’nin en önemli tarımsal üretim merkezlerinden biri olan Konya, El Niño ve küresel sıcaklık artışının olası sonuçlarının en yakından takip edilmesi gereken iller arasında bulunuyor.

Konya’nın önemi yalnızca hava sıcaklığıyla sınırlı değil. Geniş tarım alanları, sulama ihtiyacı ve yer altı su kaynaklarına yönelik yüksek talep nedeniyle yağışların zamanlaması ve sıcaklıklardaki değişim kent açısından doğrudan önem taşıyor.

Güncel uzun vadeli tahminler Konya’da sonbaharın büyük bölümünün normalden sıcak geçebileceğine işaret ediyor.

KONYA’DA EYLÜL 1-2 DERECE DAHA SICAK OLABİLİR

Eylül tahmininde İç Anadolu’nun büyük bölümü için sıcaklıkların mevsim normallerinin 1 ila 2 derece üzerinde gerçekleşmesi bekleniyor.

Bu bölgesel tahmin Konya’ya uyarlandığında, kentte eylül ayının uzun yıllar ortalamalarından daha sıcak geçmesi olasılığı öne çıkıyor. Yağışların ise Konya’nın da içinde bulunduğu kesimlerde genel olarak mevsim normalleri civarında kalması bekleniyor. Bu, mevcut mevsimlik tahminden yapılan bölgesel bir değerlendirme ve günlük hava tahmini anlamına gelmiyor.

Özellikle sıcaklıkların yüksek seyretmesi topraktaki ve yüzey sularındaki buharlaşmayı artırabileceği için yağış miktarı tek başına su dengesi açısından yeterli gösterge oluşturmuyor.

EKİMDE KONYA İÇİN DAHA SICAK VE DAHA YAĞIŞLI SENARYO

Ekim tahmininde İç Anadolu’nun büyük bölümünde sıcaklıkların mevsim normallerinin 1 ila 2 derece üzerinde olması bekleniyor.

Aynı tahminde Türkiye genelinde yağışların normalin üzerinde gerçekleşeceği öngörülüyor. Bu nedenle Konya için de ekim ayında ortalamadan daha sıcak ancak yağış ihtimali güçlenmiş bir senaryo öne çıkıyor.

Yağışın fazla olması ise her durumda kuraklık sorununu ortadan kaldırmıyor. Tarım açısından yağışın miktarı kadar hangi dönemde, ne kadar sürede ve hangi şiddette gerçekleştiği de önem taşıyor.

Kısa sürede düşen kuvvetli yağış, toprağın suyu yeterince tutamaması halinde yüzey akışına ve taşkınlara neden olabilirken uzun süreye yayılan düzenli yağışlar toprak nemi ve su kaynakları açısından daha yararlı olabiliyor.

KASIMDA DA SICAKLIK NORMALİN ÜZERİNDE

Kasım tahminlerinde İç Anadolu’nun önemli bölümünde sıcaklıkların yine 1 ila 2 derece normalin üzerinde gerçekleşmesi bekleniyor.

Yağışların İç Anadolu’nun kuzeybatı kesimleri dışında normallerin üzerinde olması tahmin edildiğinden, Konya için de kasım ayında normalden sıcak ve yağışlı bir tablonun oluşması ihtimali bulunuyor. Bu değerlendirme mevcut bölgesel tahminlerden çıkarılıyor.

KONYA 2026’DA ASLINDA DAHA FAZLA YAĞIŞ ALDI

Konya açısından dikkat çeken bir başka ayrıntı ise 2026 su yılı verileri.

1 Ekim 2025 ile 30 Haziran 2026 arasındaki dokuz aylık dönemde Türkiye genelindeki yağışlar uzun yıllar ortalamasının yüzde 30 üzerinde gerçekleşti.

Konya ve çevresinde ise bazı kesimlerde yağışların normal değerlerin yüzde 60’tan fazla üzerine çıktığı belirlendi. İç Anadolu genelinde de dönem yağışları normallerin yüzde 27 üzerinde gerçekleşti.

Dolayısıyla Konya’da 2026 için “şu anda hiç yağış yok ve kent bütünüyle meteorolojik kuraklık altında” şeklinde genelleme yapmak doğru değil.

Son dönemde yağış açısından önemli bir toparlanma yaşandı.

ANCAK KONYA’NIN SU SORUNU TEK BİR YAĞIŞLI YILLA ÇÖZÜLMÜYOR

Bununla birlikte Konya Havzası uzun vadeli kuraklık ve su yönetimi açısından Türkiye’nin hassas bölgelerinden biri olmayı sürdürüyor.

2025 yılında Konya Havzası ve çevresinde olağanüstü şiddette kuraklık yaşandığı resmi değerlendirmelere yansırken, iklim değişikliğinin Türkiye’nin su kaynaklarını uzun vadede azaltacağı tahmin ediliyor. 2100 yılına kadar ülkenin su kaynaklarında yüzde 25’e varan azalma ihtimali üzerinde duruluyor.

Bu nedenle 2026’nın ilk dokuz ayında yağışların yüksek gerçekleşmesi önemli bir olumlu gelişme olsa da Konya’daki uzun vadeli su baskısını tek başına ortadan kaldırmış değil.

TARIMDA EN BÜYÜK RİSK SICAKLIK VE BUHARLAŞMA

Konya açısından önümüzdeki dönemin asıl kritik başlıklarından biri sıcaklığın sürekli normalin üzerinde seyretmesi olabilir.

Eylül, ekim ve kasım aylarının ortalamadan 1-2 derece sıcak geçmesi halinde topraktan ve bitkilerden su kaybı artabilir. Bu da sulama ihtiyacını yükseltebilir ve özellikle yağışların düzensiz gerçekleştiği dönemlerde tarımsal su talebini artırabilir.

Konya’da dolayısıyla yalnızca “ne kadar yağmur yağacağı” değil, yağış ile sıcaklığın birlikte nasıl gelişeceği yakından izlenecek.

Yağışın normal veya üzerinde gerçekleşmesi olumlu görünse bile yüksek sıcaklık nedeniyle artan buharlaşma su bilançosundaki kazanımın bir bölümünü azaltabilir.

PROF. DR. ÖZÇELİK’TEN TAŞKIN VE KURAKLIK UYARISI

Prof. Dr. Ceyhun Özçelik, Türkiye’nin farklı bölgelerinde birbirinden farklı sonuçların aynı dönem içinde yaşanabileceğini belirterek açıklamasında, “İklim değişikliği sonucu meydana gelen taşkın ve kuraklık etkilerini, sıcak hava dalgalarını ve orman yangınlarını da etkileme olasılığı oldukça yüksek. Gerek bilim adamları gerekse de yerel yöneticilerin bu etkilere karşı hazırlık içerisinde bulunması gerekiyor. Akdeniz’e baktığımız zaman temmuz ve ağustos aylarında sıcaklıkların ekstrem olduğunu görüyoruz. Uydu verileri bize deniz suyu sıcaklıklarının Akdeniz’in batı kesiminde 7-8 dereceye kadar artış olduğunu gösteriyor. Bu ise kıyı bölgesinde şiddetli yağışları, iç bölgelerde de kuraklık etkilerini beraberinde getirme olasılığını yükseltiyor.” ifadelerini kullandı.

Akdeniz’de temmuz ayında deniz yüzeyi sıcaklıklarının birçok bölgede olağanüstü yüksek seviyelerde gerçekleştiği doğrulanırken, yer yer görülen çok yüksek anomalilerin bütün Akdeniz’in ortalama sıcaklık artışı şeklinde değerlendirilmemesi gerekiyor.

KONYA İÇİN EN KRİTİK DÖNEM SONBAHAR

Mevcut veriler birlikte değerlendirildiğinde Konya için üç başlık öne çıkıyor:

Sıcaklık: Eylül, ekim ve kasım aylarında normallerin yaklaşık 1-2 derece üzerinde sıcaklık ihtimali bulunuyor.

Yağış: Eylülde normaller civarında, ekim ve kasımda ise normalin üzerinde yağış olasılığı dikkat çekiyor.

Su ve tarım: 2026 su yılının ilk dokuz ayında Konya önemli miktarda yağış almış olsa da havzanın geçmişten gelen kuraklık ve su kaynakları üzerindeki baskısı devam ediyor.

Bu nedenle Konya açısından El Niño’nun etkisini yalnızca “daha sıcak” veya “daha kurak” şeklinde tek cümleyle ifade etmek mümkün değil.

Mevcut tahminler, daha sıcak ancak bazı aylarda daha yağışlı bir sonbahar olasılığını ortaya koyuyor. Bunun tarıma ve su kaynaklarına gerçek etkisini ise yağışların zamanlaması, şiddeti, toprak nemi ve sıcaklıkların ne kadar uzun süre yüksek kalacağı belirleyecek.

GÖZLER KASIM AYINDAKİ ZİRVEDE

2026 El Niño’sunun önümüzdeki birkaç ayda daha da güçlenmesi ve kasım ayı civarında en yüksek seviyesine yaklaşması bekleniyor.

Çok güçlü El Niño senaryosunun gerçekleşmesi halinde dünya 2026’nın sonu ve 2027’nin başında sıcaklık rekorları ile bölgesel ekstrem hava olaylarının daha fazla gündeme geldiği bir döneme girebilir.

2026-2030 döneminde yeni bir küresel yıllık sıcaklık rekorunun kırılma ihtimalinin yüzde 86’ya ulaşması ve 1,5 derecelik seviyenin en az bir yıl yeniden aşılma ihtimalinin yüzde 91 olarak hesaplanması da bu riskin yalnızca El Niño’yla sınırlı olmadığını gösteriyor.

Türkiye’de ve özellikle tarım ile su kaynakları açısından hassas bölgelerden Konya’da ise önümüzdeki sonbahar boyunca sıcaklık, yağış, toprak nemi ve su kaynaklarındaki değişimlerin birlikte takip edilmesi kritik önem taşıyacak.