Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Suriye’nin Yeni Çıkmazı

Suriye’de Halep merkezli çatışmalar yeniden alevlenirken, uluslararası diplomasi hızlanıyor; fakat sahadaki şiddet ve insani kriz, bölgenin kalıcı barıştan hâlâ çok uzak olduğunu gösteriyor.

Suriye’de Halep merkezli çatışmalar yeniden alevlenirken, uluslararası diplomasi hızlanıyor; fakat

Suriye, on yılı aşkın bir savaşın ardından yeniden küresel gündemin merkezine oturdu. 2026’nın ilk günlerinde özellikle Halep’teki şiddetli çatışmalar hem ülke içinde hem de bölge siyasetinde yeni bir dönemeç oluşturuyor.

Ocak ayının ilk haftasında, Suriye ordusu ile Kürt ağırlıklı Suriye Demokratik Güçleri (SDF) arasındaki mücadele yeniden alevlendi. Halep’in özellikle Şeyh Maqsûd ve Eşrefiyye mahallelerinde yoğunlaşan çatışmalar, sivillerin kitlesel göçüne, evlerin ve altyapının yıkımına yol açtı. Binlerce aile, kurşun ve bombaların gölgesinde yeni bir güvenlik arayışıyla şehri terk etti.

Bu yeni çatışma dalgası, Mart 2025’te iki taraf arasında imzalanan bir entegrasyon anlaşmasının fiilen uygulanamamasının sonucudur. Söz konusu plan, SDF’yi Suriye ordusuna dahil etmeyi ve kuzeydoğu kaynaklarının merkezi yönetimle paylaşımını öngörüyordu. Fakat pratikte her iki taraf da güven ve egemenlik konularında uzlaşamıyor.

Bu durum sadece iki askeri aktör arasındaki gerilimden ibaret değil. Suriye’nin yeni siyasi yapısı —ve geçiş sürecindeki kırılgan dengeler— uluslararası aktörlerin de yoğun ilgisini çekiyor. Türkiye, resmi açıklamalarında Suriye hükümetinin isteğiyle yardıma hazır olduğunu belirtirken, ABD ve bölge aktörleri de arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. Bu uluslararası etkileşim, sahadaki çatışmanın politik yansımalarının ne denli geniş olduğunu gösteriyor.

Küresel diplomasi cephesinde de hareketlilik yaşanıyor. Çin, Şam’daki büyükelçiliğini yeniden açma planını duyurarak ekonomik ve diplomatik ilişkileri canlandırma niyetini açıkça ortaya koydu. Bu adım, Suriye’nin izolasyonunun kalkması ve yeniden uluslararası sisteme entegre edilmesinin bir işareti olabilir.

Ancak diplomasinin geri planda sürdüğü bu tabloda insanî maliyet hiç değişmedi. Birleşmiş Milletler ve diğer kurumlar, Suriye geçiş sürecinin halen kırılgan olduğunu ve şiddet olaylarının siviller üzerindeki etkisinin sürdüğünü rapor ediyor. Tarım ürünlerindeki düşüş, kuraklık ve ekonomik kriz, ülkedeki milyonlarca insanın yaşamını doğrudan etkilemeye devam ediyor.

Halep’teki çatışmalar bize çok şey anlatıyor: Barış çoğu zaman bir imzadan daha fazlasını gerektirir. Sahadaki silah sesleri susmadan, siyasette kalıcı bir uzlaşma sağlanmadan, Suriye halkının uzun vadeli bir güvenlik ve refah vizyonuna ulaşması zor görünüyor.

Sonuç olarak, Suriye’deki bu yeni dönemeç, ülkeyi “savaş sonrası Suriye” beklentisinden “sürekli çatışma Suriye’si” gerçeğine tekrar yaklaştırıyor. Sadece askeri hareketlilik değil, aynı zamanda diplomasi, insanî yardım ve ekonomik yeniden inşa süreçleri de artık aynı ölçüde kriz yönetimi sınavında. Bu sınavda başarının sırrı, sadece güç kullanmak değil —aynı zamanda empati, esneklik ve kapsayıcı bir siyasi çözüm arayışında yatıyor.