Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Son 10 yılda çocuk işçi sayısı 160 milyondan 138 milyona geriledi

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası, Çalışma Hayatı Derneği iş birliğiyle yürüttüğü “Küçük Eller İçin Büyük Gelecekler: Çocuk İşçiliğine Hayır” projesini tamamladı. İstanbul’da düzenlenen kapanış toplantısında çocuk işçiliğiyle mücadelede sürdürülebilir çözümler, tedarik zinciri denetimi, eğitim, göçmen çocuklar ve hak temelli savunuculuk başlıkları ele alındı.

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası, Çalışma Hayatı Derneği iş birliğiyle

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası, Çalışma Hayatı Derneği iş birliğiyle yürüttüğü “Küçük Eller İçin Büyük Gelecekler: Çocuk İşçiliğine Hayır” projesinin kapanış toplantısını İstanbul’da gerçekleştirdi.

Toplantıda proje sürecinde elde edilen çıktılar kamuoyuyla paylaşılırken, çocuk işçiliğiyle mücadelede sürdürülebilir çözüm yolları akademik bir perspektifle masaya yatırıldı.

Proje sürecinde Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası üyeleri ve sektör temsilcilerine yönelik eğitim programları düzenlendi. Ayrıca alanında uzman akademisyenlerin katkılarıyla çocuk işçiliğiyle mücadeleye yönelik rehber bir kitap çalışması hazırlandı.

Çocuk İşçiliğine Hayır Projesi bir yılı tamamladı

Yeni nesil sendikacılığın Türkiye’deki temsilcilerinden Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası, gıda sanayisinin sürdürülebilir gelişimine katkı sağlayan çalışmalarının yanında toplumsal sorumluluk alanlarında da faaliyetlerini sürdürüyor.

Bu kapsamda Çalışma Hayatı Derneği iş birliğiyle ve Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından sağlanan hibe katkısıyla hayata geçirilen “Küçük Eller İçin Büyük Gelecekler: Çocuk İşçiliğine Hayır” projesi tamamlandı.

Projenin kapanış toplantısı Divan İstanbul Otel’de gerçekleştirildi.

Proje çıktıları kamuoyuyla paylaşıldı

Kapanış toplantısında proje kapsamında yürütülen eğitimler, hazırlanan rehber çalışma, tedarik zincirlerinde risklerin azaltılmasına yönelik öneriler ve çocuk işçiliğiyle mücadelede kalıcı çözüm yolları değerlendirildi.

Toplantıya Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, Çalışma Hayatı Derneği Başkanı Dr. Nurcan Önder, İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüdayi Sayın ve Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Tayfun konuşmacı olarak katıldı.

Eğitim programları düzenlendi

“Küçük Eller İçin Büyük Gelecekler: Çocuk İşçiliğine Hayır” projesi kapsamında Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası üyeleri ve sektör temsilcilerine yönelik kapsamlı eğitim programları düzenlendi.

İlk eğitim programında tedarik zincirinde risklerin azaltılması ve kurumsal sorumluluklar ele alındı. İkinci eğitim programında ise akademik çalışmalar detaylandırıldı.

Eğitimlerde uluslararası düzenlemeler, Birleşmiş Milletler ilkeleri, sorumlu iş pratikleri ve çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik kurumsal yaklaşımlar değerlendirildi.

Rehber kitap çalışması hazırlandı

Proje kapsamında sosyal medya ve görünürlük faaliyetleri de yürütüldü.

Alanında uzman akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanan rehber çalışmada çocuk işçiliğiyle mücadele kapsamında uygulanabilecek politika önerileri, iyi uygulama örnekleri ve akademik makalelere yer verildi.

Hazırlanan rehber çalışmanın, sektör temsilcilerine ve kurumlara çocuk işçiliğiyle mücadelede yol gösterici olması hedefleniyor.

Dünyada 138 milyon çocuk işçi bulunuyor

Toplantının açılış konuşmasını yapan Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, çocuk işçiliğinin insanlığın ortak vicdanını yaralayan en önemli toplumsal sorunlardan biri olduğunu söyledi.

Sidar, Uluslararası Çalışma Örgütü ve UNICEF verilerine göre bugün dünyada yaklaşık 138 milyon çocuk işçi bulunduğunu belirtti.

Son 10 yılda yürütülen çalışmalarla bu sayının 160 milyondan 138 milyona gerilediğini ifade eden Sidar, bunun önemli bir ilerleme olduğunu ancak hâlâ milyonlarca çocuğun eğitimden ve sağlıklı gelişim hakkından mahrum kaldığını vurguladı.

“Çocuk işçiliği toplumların geleceğini zayıflatıyor”

Kaan Sidar, çocuk işçiliğinin çocukların ruhsal, fiziksel, bilişsel ve ahlaki gelişimini doğrudan etkileyen çok boyutlu bir sorun olduğunu belirtti.

Sidar, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“ILO ve UNICEF verilerine göre bugün dünyada yaklaşık 138 milyon çocuk işçi bulunuyor. Son 10 yılda yürütülen çalışmalarla bu sayı 160 milyondan 138 milyona geriledi. Bu elbette önemli bir ilerleme. Ancak hâlâ milyonlarca çocuğun eğitimden ve sağlıklı gelişim hakkından mahrum bırakıldığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Çocuk işçiliği; çocukların ruhsal, fiziksel, bilişsel ve ahlaki gelişimini doğrudan etkileyen, aynı zamanda toplumların geleceğini de zayıflatan çok boyutlu bir sorundur. Kısa vadeli ve haksız kazanç uğruna çocukların geleceğinin ellerinden alınması, dünyanın geleceğinin de tehdit altına girmesi anlamına geliyor.”

Türkiye’de çocuk işçi sayısının 770 bin seviyelerine gerilediği belirtildi

Çocuk işçiliğinin özellikle tarım, madencilik, ağır sanayi ve inşaat gibi alanlarda yoğunlaştığına dikkat çeken Sidar, Türkiye’nin bu alanda yürüttüğü çalışmalarla dünyada örnek gösterilen ülkeler arasında yer aldığını ifade etti.

Sidar, Türkiye’de çocuk işçi sayısının son 10 yıllık dönemde ilgili bakanlıklar ve Uluslararası Çalışma Örgütü iş birliğiyle yürütülen çalışmalar sonucunda yaklaşık 770 bin seviyelerine gerilemesinin değerli olduğunu söyledi.

“Güncel ve kapsamlı ölçüm yapılmalı”

Kaan Sidar, göç hareketleri, ekonomik kırılganlıklar ve kayıt dışı istihdam gibi başlıkların çocuk işçiliği riskini canlı tuttuğunu belirtti.

Sidar, “Türkiye’de çocuk işçi sayısının son 10 yıllık dönemde ilgili bakanlıklarımız ve ILO iş birliğiyle yürütülen çalışmalar sonucunda yaklaşık 770 bin seviyelerine gerilemesi son derece değerli. Bununla birlikte göç hareketleri, ekonomik kırılganlıklar ve kayıt dışı istihdam gibi başlıklar çocuk işçiliği riskini canlı tutuyor. Kamuoyuyla paylaşılan son istatistiksel verilerin 2019 yılına ait olması nedeniyle güncel ve kapsamlı bir ölçüm yapılmasını da önemli görüyoruz. TÜGİS olarak, ülkemizde çocuk işçiliğinin tamamen ortadan kalkması için çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Göçmen çocuklar kayıt dışı istihdam riskiyle karşı karşıya

Toplantıda göçmen emeği ve çocuk işçiliği ilişkisini ele alan İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüdayi Sayın, Türkiye’de geçici koruma altında yaşayan Suriyeli nüfusa odaklanan çalışmalarında İstanbul, Gaziantep ve Konya örneklerini karşılaştırmalı olarak incelediklerini söyledi.

Sayın, Suriye’de başlayan savaşın ardından Türkiye’nin dünyada en fazla Suriyeli nüfusu barındıran ülkelerden biri haline geldiğini hatırlattı.

2018 yılında 3,6 milyon seviyesine ulaşan Suriyeli nüfusun Kasım 2025 itibarıyla 2,4 milyona gerilediğini belirten Sayın, yaklaşık 1 milyon 190 bin kişinin ise geri dönüş yaptığını aktardı.

İkinci kuşak kalıcı toplumsal gerçeklik haline geldi

Doç. Dr. Hüdayi Sayın, Türkiye’de doğup büyüyen ikinci kuşağın artık kalıcı bir toplumsal gerçeklik oluşturduğuna dikkat çekti.

Bu nüfusun önemli bölümünü kadınlar ve çocukların oluşturduğunu belirten Sayın, göçmen emeği, kayıt dışı çalışma biçimleri ve çocuk işçiliğinin aynı yapısal zeminde birbirini beslediğini ifade etti.

Sayın, UNICEF verilerine göre yaklaşık 350 bin göçmen çocuğun çocuk işçiliği riskiyle karşı karşıya bulunduğunu söyledi.

İstanbul, Gaziantep ve Konya örnekleri değerlendirildi

Doç. Dr. Hüdayi Sayın, şehirler arasında farklılaşan istihdam örüntülerine de dikkat çekti.

Sayın’ın değerlendirmesine göre İstanbul’da 400 binin üzerinde Suriyeli nüfus bulunuyor ve hizmet ile tekstil sektörleri öne çıkıyor. Gaziantep’te nüfusun yaklaşık yüzde 20’sini Suriyeliler oluşturuyor ve ayakkabı ile tekstil üretiminde yoğunlaşma görülüyor. Konya’da ise yaklaşık 103 bin Suriyeli yaşıyor ve tarımsal üretim belirginleşiyor.

Göçmen çocuklara ilişkin tablo

Başlık Veri / Değerlendirme
Türkiye’de Suriyeli nüfusun zirve seviyesi 2018’de 3,6 milyon
Kasım 2025 itibarıyla Suriyeli nüfus 2,4 milyon
Geri dönüş yapan kişi sayısı Yaklaşık 1 milyon 190 bin
Çocuk işçiliği riski altındaki göçmen çocuk sayısı Yaklaşık 350 bin
İstanbul’daki Suriyeli nüfus 400 binin üzerinde
Konya’daki Suriyeli nüfus Yaklaşık 103 bin
Gaziantep’te Suriyelilerin nüfustaki payı Yaklaşık yüzde 20

Tedarik zincirinde denetim ve eğitim birlikte ele alınmalı

Çalışma Hayatı Derneği Başkanı Dr. Nurcan Önder ise pazara erişimi belirleyen uyum kurallarına dikkat çekti.

Önder, küresel tedarik zincirlerinde alt tedarikçilerin izlenmesinin hâlâ önemli bir zorluk olduğunu belirterek, yasal uyumun yanı sıra sürekli denetim, eğitim ve şeffaflık mekanizmalarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Uluslararası şirketlerden örnekler paylaşıldı

Dr. Nurcan Önder, uluslararası şirketlerin tedarik zinciri uygulamalarına ilişkin örnekler de paylaştı.

Amazon, Sainsbury’s, Mitsubishi Materials ve Olam International gibi şirketlerin çocuk işçiliği, zorla çalıştırma ve insan ticareti risklerine karşı geliştirdiği denetim, izleme ve şeffaflık mekanizmalarını ele alan Önder, bu uygulamaların önemine dikkat çekti.

Yüksek riskli tedarikçiler bağımsız denetimle izleniyor

Önder, örnek uygulamalarda yüksek riskli tedarikçilerin bağımsız denetim süreçleriyle takip edilmesi, uygunsuzluk durumunda düzeltici eylem planlarının devreye alınması, anonim şikayet mekanizmalarının oluşturulması ve insan hakları eğitimlerinin zorunlu hale getirilmesi gibi adımların öne çıktığını söyledi.

Özellikle Amazon ve Sainsbury’s örneklerinde modern kölelik ve çocuk işçiliği risklerinin düzenli analizlerle takip edildiğini belirten Önder, Mitsubishi Materials’ın dijital izlenebilirlik sistemleriyle tedarik zinciri boyunca veri takibi gerçekleştirdiğini aktardı.

Tarım sektörüne ilişkin örneklerde ise Olam International’ın kakao ve kahve üretim zincirlerinde çocuk işçiliği riskine karşı saha doğrulama ziyaretleri, toplum temelli izleme mekanizmaları ve rehabilitasyon programları yürüttüğünü paylaştı.

Tedarik zincirlerinde öne çıkan uygulamalar

Uygulama Amaç
Bağımsız denetim Yüksek riskli tedarikçileri takip etmek
Düzeltici eylem planları Uygunsuzluk durumlarında çözüm üretmek
Anonim şikayet mekanizmaları Çalışanların güvenli bildirim yapmasını sağlamak
İnsan hakları eğitimleri Kurumsal farkındalığı artırmak
Dijital izlenebilirlik sistemleri Tedarik zinciri boyunca veri takibi yapmak
Saha doğrulama ziyaretleri Riskli üretim alanlarını yerinde incelemek
Toplum temelli izleme mekanizmaları Yerel düzeyde çocuk işçiliği riskini takip etmek
Rehabilitasyon programları Risk altındaki çocuklara destek sağlamak

Hak temelli savunuculuğun önemi vurgulandı

Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Tayfun ise çocuk işçiliğiyle mücadelede stratejik iletişim ve hak temelli savunuculuğun önemine dikkat çekti.

Tayfun, günümüzde algı yönetimi, kamu diplomasisi ve halkla ilişkiler kavramlarının iletişim süreçlerinde daha görünür hale geldiğini belirterek, stratejik iletişimin yalnızca mesaj üretmekten ibaret olmadığını söyledi.

“Sosyal farkındalık için stratejik iletişim kritik”

Prof. Dr. Recep Tayfun, stratejik iletişimin sosyal farkındalık oluşturma açısından kritik rol üstlendiğini ifade etti.

Yeni sosyal hareketlerin ortak sorunları yardım ya da ihtiyaç ekseninden çıkararak hak ekseninde ele aldığını belirten Tayfun, bu yaklaşımın hak temelli savunuculuk anlayışını güçlendirdiğini söyledi.

Dezavantajlı grupların sesi duyurulmalı

Hak temelli savunuculuğun insan hakları bilincinin yaygınlaşmasına katkı sağladığını belirten Tayfun, daha önce görünmez kalan hak ihlallerinin görünür hale geldiğini, dezavantajlı grupların seslerini duyurabildiğini ve politika değişikliklerine zemin hazırlandığını söyledi.

Dijital çağda bilgi akışının hızlandığını ancak bilgilerin çoğu zaman bağlamından koparıldığını da vurgulayan Tayfun, bu durumun sosyal sorunların doğru anlaşılmasını zorlaştırdığına dikkat çekti.

Çocuk işçiliğiyle mücadelede ortak sorumluluk çağrısı

Toplantıda yapılan değerlendirmelerde çocuk işçiliğiyle mücadelenin yalnızca kamu kurumlarının değil, iş dünyasının, sivil toplum kuruluşlarının, akademinin, tedarik zincirlerinin ve toplumun ortak sorumluluğu olduğu vurgulandı.

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası’nın yürüttüğü proje ile çocuk işçiliğinin önlenmesi konusunda farkındalık oluşturulması, sektör temsilcilerinin bilgilendirilmesi ve tedarik zincirlerinde daha güçlü denetim mekanizmalarının geliştirilmesi hedeflendi.

Mücadelede kalıcı çözüm için eğitim, denetim ve şeffaflık öne çıkıyor

“Küçük Eller İçin Büyük Gelecekler: Çocuk İşçiliğine Hayır” projesinin kapanış toplantısı, çocuk işçiliğiyle mücadelede kalıcı çözüm için eğitim, güçlü denetim, şeffaflık, hak temelli savunuculuk ve güncel veriye dayalı politikaların önemini bir kez daha ortaya koydu.

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası, Türkiye’de çocuk işçiliğinin tamamen ortadan kalkması için çalışmaya devam edeceğini açıkladı.