Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), fiyat istikrarını sağlama hedefi doğrultusunda makroihtiyati çerçevede yeni bir adım attı. Banka, yurt dışından sağlanan kısa vadeli Türk lirası borçlara uygulanan zorunlu karşılık oranlarını artırarak, hem makrofinansal istikrarı güçlendirmeyi hem de parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini artırmayı amaçlıyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 24 Ocak 2026 tarihli ve 2026-02 sayılı basın duyurusuyla, yurt dışı kaynaklı kısa vadeli Türk lirası fonlamaya ilişkin zorunlu karşılık oranlarında değişikliğe gitti. Düzenlemenin, makrofinansal istikrarı desteklemek ve parasal aktarımın etkinliğini güçlendirmek amacıyla yapıldığı belirtildi.
Merkez Bankasının konuya ilişkin açıklaması şöyle: “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, makrofinansal istikrarı ve parasal aktarım mekanizmasını güçlendirmek amacıyla yurt dışından temin edilen 1 yıla kadar vadeli Türk lirası borçlara uygulanan zorunlu karşılık oranlarında aşağıdaki değişiklikleri yapmıştır.
Türk lirası cinsi yurt dışı repo işlemlerinden sağlanan fonlar ve yurt dışından kullanılan krediler için zorunlu karşılık oranları 2 puan artırılarak;
- 1 aya kadar vadede yüzde 20’ye,
- 3 aya kadar vadede yüzde 16’ya,
- 1 yıla kadar vadede yüzde 14’e
yükseltilmiştir.
Ayrıca, 1 yıla kadar vadeli yurt dışı bankalar mevduatı/katılım fonu ve yurt dışı merkeze olan yükümlülükler için zorunlu karşılık oranı yüzde 14’e yükseltilmiştir.
Kamuoyunun bilgisine sunulur.”
Yapılan düzenlemeyle birlikte, yurt dışı kaynaklı TL borçlanmalarda zorunlu karşılık oranları vadeye göre şu şekilde güncellendi:
| Vade | Yeni Zorunlu Karşılık Oranı |
|---|---|
| 1 aya kadar | %20 |
| 3 aya kadar | %16 |
| 1 yıla kadar | %14 |
Ayrıca, yurt dışı bankalardan sağlanan mevduat ve katılım fonları ile yurt dışı merkezlere olan yükümlülükler için de zorunlu karşılık oranı %14 olarak belirlendi.
TCMB’den yapılan açıklamada, bu adımın finansal istikrarı desteklemek ve para politikasının etkinliğini artırmak amacıyla atıldığı vurgulandı. Söz konusu düzenleme, özellikle kısa vadeli dış borçlanmaların maliyetini artırarak, daha dengeli ve sürdürülebilir bir finansal yapı oluşturmayı hedefliyor.
Bu hamle, Merkez Bankası’nın 2026 yılı makroihtiyati çerçevesi kapsamında attığı ilk adımlardan biri olarak öne çıkarken, önümüzdeki dönemde benzer politika araçlarının da devreye alınabileceği sinyalini veriyor.




