Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Libya’nın deniz yetki mutabakatını onaylaması Türkiye’nin elini güçlendirdi

Libya Temsilciler Meclisinin, Türkiye ile 2019’da imzalanan deniz yetki alanları mutabakatını onaylaması, anlaşmaya yönelik bazı itirazların dayanağını zayıflattı. Uzmanlara göre gelişme, Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz’deki hukuki ve siyasi tezlerine ilave destek sağladı.

Libya Temsilciler Meclisinin, Türkiye ile 2019’da imzalanan deniz yetki alanları

Libya Temsilciler Meclisinin, Türkiye ile 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasını onaylaması, Doğu Akdeniz’deki dengeler açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Uzmanlara göre karar, özellikle anlaşmanın Libya’daki iç onay sürecine yönelik itirazları zayıflatırken, Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz’de savunduğu deniz yetki alanları tezlerine de ek bir hukuki ve siyasi dayanak oluşturdu.

2019’daki anlaşmaya yönelik itirazlar

Uzman Prof. Dr. Yücel Acer, Türkiye ile Libya arasında 2019’da imzalanan anlaşmanın iki ülke arasında yaklaşık 30 kilometrelik deniz sınırı ile kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırı belirlediğini ifade etti.

Acer’e göre Yunanistan, anlaşmaya iki temel gerekçeyle itiraz etmişti. Bunlardan ilki, Yunan adalarının kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgeye sahip olduğu gerekçesiyle Türkiye ile Libya arasında böyle bir sınırlandırma yapılamayacağı iddiasıydı. İkinci itiraz ise mutabakatın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmamış olmasıydı.

Libya Meclisinin anlaşmayı onaylamasıyla ikinci itirazın önemli ölçüde ortadan kalktığını belirten Acer, Mısır’ın da anlaşmanın Libya’daki yetki ve onay sürecine ilişkin itirazlarının zayıfladığını değerlendirdi.

“Türkiye’nin hukuki pozisyonunu güçlendirdi”

Acer, mutabakatın Türkiye’nin adaların deniz yetki alanlarına ilişkin tezleri açısından da önemli olduğunu belirtti.

Türkiye’nin Ege’de bazı Yunan adalarının konumları nedeniyle ana karanın kıta sahanlığını kesmemesi gerektiğini savunduğunu hatırlatan Acer, Libya’nın bu yaklaşımı kabul eden bölge ülkelerinden biri haline geldiğini söyledi.

Acer, Meclis onayının Türkiye’nin hem Ege’de hem de Doğu Akdeniz’de, özellikle Meis Adası çevresindeki deniz yetki alanları tartışmalarında elini güçlendirdiğini ifade etti.

“İtirazların bir bölümü dayanağını yitirdi”

Doç. Dr. Murat Aslan da Türkiye ile Libya arasında yapılan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının iki ülkenin karşılıklı kıyıları temelinde oluşturulduğunu belirtti.

Aslan, Yunanistan’ın anlaşmanın Libya tarafındaki meşruiyetine ilişkin itirazlarından birinin, Bingazi merkezli Temsilciler Meclisinin onayıyla birlikte zayıfladığını söyledi.

Anlaşmanın daha önce Birleşmiş Milletler Hukuk İşleri Ofisine bildirildiğini hatırlatan Aslan, Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin pozisyonunun uluslararası düzeyde daha güçlü bir zemine kavuştuğunu değerlendirdi.

Türkiye’nin Libya diplomasisine dikkat çekildi

Uzmanlar, anlaşmanın onay sürecinde Türkiye’nin Libya’nın hem batısındaki hem de doğusundaki aktörlerle yürüttüğü temasların etkili olduğuna dikkat çekti.

Aslan, Türkiye’nin Trablus ve Bingazi yönetimleri arasında yürüttüğü diplomatik temasların iki taraf arasındaki ilişkilerin gelişmesine katkı sağladığını belirterek, bu sürecin yalnızca deniz yetki alanları bakımından değil, Libya’daki siyasi süreç açısından da önem taşıdığını ifade etti.

Meclis onayı yeni bir hukuki başlangıç değil

ORSAM Kuzey ve Doğu Afrika Çalışmaları Koordinatörü Dr. Kaan Devecioğlu ise mutabakatın Birleşmiş Milletler Antlaşmalar Koleksiyonu’nda 8 Aralık 2019’da yürürlüğe girmiş olarak kayıtlı olduğunu hatırlattı.

Bu nedenle Meclis kararının anlaşmaya ilk kez hukuki varlık kazandırdığı şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Devecioğlu, kararın Libya’daki iç onay ve temsil tartışmaları açısından Türkiye’ye ilave bir kurumsal dayanak sağladığını söyledi.

Yunanistan ve AB ile temel uyuşmazlık sürüyor

Devecioğlu, Meclis onayının bütün anlaşmazlıkları ortadan kaldırmadığına da dikkat çekti.

Yunanistan’ın itirazlarından birinin Libya’daki temsil ve onay meselesi olduğunu, ancak diğer temel uyuşmazlığın adaların deniz yetki alanları ve sınırlandırma yöntemiyle ilgili olduğunu belirten Devecioğlu, bu başlığın Meclis kararıyla sona ermediğini ifade etti.

Avrupa Birliği’nin de geçmişte mutabakata üçüncü ülkelerin hakları ve deniz hukuku gerekçeleriyle karşı çıktığını hatırlatan Devecioğlu, Libya Meclisinin kararının Atina veya AB’nin tutumunu otomatik olarak değiştirmeyeceğini vurguladı.

Enerji iş birliği için daha öngörülebilir ortam

Devecioğlu’na göre anlaşmanın Libya’da daha geniş bir kurumsal sahiplenmeye kavuşması, gelecekte yaşanabilecek hükümet değişikliklerinin Türkiye-Libya ilişkileri üzerindeki belirsizliğini azaltabilir.

Bu durum enerji alanındaki iş birlikleri açısından daha öngörülebilir bir siyasi ortam oluşturabilir. Ancak deniz yetki alanları mutabakatının onaylanması tek başına yeni arama veya işletme ruhsatı anlamına gelmiyor. Somut enerji projeleri için ayrıca anlaşma, izin ve yatırım süreçlerinin yürütülmesi gerekiyor.

Uzmanlar, gelişmenin Türkiye açısından en önemli sonucunun Libya’nın farklı siyasi kesimleriyle ilişkilerin güçlenmesi ve Doğu Akdeniz’deki tezlerin daha geniş bir siyasi destekle savunulabilmesi olduğu görüşünde.