Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Eğitim-İş Konya’dan “güvenli okul” çağrısı: “Riski çocuklarımız yaralanmadan önce gören politika istiyoruz”

Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Bahattin Ertuğrul, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde 11 öğrencinin yaralandığı silahlı saldırının ardından Konya’da yaptığı basın açıklamasında okul güvenliğine ilişkin kamusal politikaların güçlendirilmesini istedi. Ertuğrul, “Çocuklarımız yaşamını kaybettikten sonra müdahale eden değil, yaralanmadan, ölmeden önce riski gören bir kamu politikası istiyoruz” dedi.

Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Bahattin Ertuğrul, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde 11

Eğitim-İş Konya Şubesi, okullarda ve okul çevrelerinde yaşanan şiddet olaylarına ilişkin Gedavet Parkı’nda basın açıklaması düzenledi.

Açıklamaya Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Bahattin Ertuğrul, sendikanın yönetim kurulu üyeleri ve öğretmenlerin yanı sıra Yeni Parti Konya İl Başkanı Nejat Türktaş, il yönetim kurulu üyeleri, bazı sivil toplum kuruluşu ve sendika temsilcileri katıldı.

Açıklamanın odağında, Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında 22 Eylül’de meydana gelen silahlı saldırı yer aldı. Resmi açıklamalara göre okul binası dışında meydana gelen saldırıda 11 öğrenci yaralandı; saldırıyla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldı. Milli Eğitim Bakanlığı olayın ardından üç bakanlık müfettişinin görevlendirildiğini, İçişleri Bakanlığı ise iki mülkiye ve iki polis başmüfettişinin Manisa’ya gönderildiğini açıkladı.

“Şiddeti besleyen nedenleri görmeden çocuklarımızı koruyamayız”

Bahattin Ertuğrul, şiddet olaylarının yalnızca meydana geldikten sonra ele alınmasının yeterli olmadığını savunarak şu ifadeleri kullandı:

“Manisa’nın Turgutlu ilçesinde, İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde yaşanan silahlı saldırıda 11 öğrencimiz yaralandı. Evlerinden eğitim görmek için çıkan çocuklarımız, daha okul sıralarına ulaşamadan silahlı şiddetin ortasında kaldı.

Okul toplumdan yalıtılmış bir ada değildir. Çocuklarımızı okulun kapısından içeri girdikleri andan ibaret göremeyiz. Adaletsizlik duygusundan geleceksizliğe, sosyal medyada ve günlük yaşamda normalleştirilen şiddetten aile ve sosyal çevrede yaşanan sorunlara kadar çocuklarımızı etkileyen bütün koşullar birlikte değerlendirilmek zorunda.

Şiddet bir anda ortaya çıkmıyor; onu besleyen nedenleri görmeden yalnızca sonucuna müdahale ederek çocuklarımızı koruyamayız.”

Ertuğrul, söz konusu okulun güvenlik açısından riskli okul olarak değerlendirildiğini ileri sürerek, bu tür sınıflandırmalar yapılıyorsa risk seviyesine uygun tedbirlerin de önceden alınması gerektiğini savundu.

“Yaşananları daha da vahim hale getiren ise bu okulun güvenlik açısından 1. derece riskli okul olarak değerlendirilmiş olmasıdır. Okulların çocuklarımız açısından ‘riskli alanlar’ olarak sınıflandırılmak zorunda kalması başlı başına üzerinde durulması gereken ciddi bir sorundur. Ancak madem bu okul 1. derece riskli olarak tespit edilmişti, o halde bu riskin gerektirdiği güvenlik tedbirlerinin neden alınmadığını da sormak zorundayız” dedi.

Ertuğrul’un okulun “1. derece riskli” olarak sınıflandırıldığı yönündeki bu ifadesi sendikanın açıklamasında yer alırken, resmi makamların kamuoyuna yaptığı saldırı sonrası açıklamalarda bu sınıflandırmaya ilişkin ayrıntılı bir bilgi paylaşılmadı.

“Çözüm, çocuğu bir bütün olarak gören kamusal politikalardadır”

Ertuğrul, okul güvenliğinin yalnızca fiziki tedbirlerle sınırlandırılmaması gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Okullar açıldıktan bir hafta sonra 7 bakanlık kameraların karşısına geçip güvenlik değerlendirmelerinin yapıldığını, risklerin tespit edildiğini ve gerekli önlemlerin alındığını açıkladı ve bir protokol imzalandı. Bu açıklamaların üzerinden 15 saat geçtikten sonra, 11 öğrencimizin yaralandığı silahlı bir saldırının yaşanması tam bir ciddiyetsizlik ve sorumsuzluktur.

Güvenli okul, yalnızca kapısında güvenlik görevlisi bulunan, geçici bahçe görevlisi bulunan okul değildir. Çocuğun kendisini ait hissettiği ve geleceğine umutla bakabildiği, öğretmenin saygınlığının ve mesleki güvencesinin korunduğu, zorbalığın ve dışlanmanın görmezden gelinmediği, yardım isteyenin sesinin duyulduğu okuldur.

Kısacası çözüm, çocuğu yalnızca öğrenci olarak değil, bir bütün olarak gören kamusal politikalardadır.”

Ertuğrul, ilgili bakanlıklara da çağrıda bulunarak risklerin önceden tespit edilmesi, ailelerin desteklenmesi ve kurumların koordineli hareket etmesi gerektiğini söyledi:

“Bugün buradan protokole imza atan Bakanlıklara çağrımız açıktır: Sorumluluğu birbirinizin üzerine bırakmayın. Müfettiş görevlendirmekle yetinmeyin. Çocuklarımız yaşamını kaybettikten sonra müdahale eden değil, yaralanmadan, ölmeden önce riski gören bir kamu politikası istiyoruz.

Çocuk eğitimden uzaklaştığında dosyasını kapatan değil, kapısını çalan bir kamu düzeni istiyoruz. Aile sorun yaşadığında yalnız bırakan değil, destekleyen bir kamu düzeni istiyoruz. Şiddet riski ortaya çıktığında kurumların birbirine yazı yazmasını bekleyen değil, birlikte harekete geçen bir kamu düzeni istiyoruz. Bir çocuğun eline silah geçtikten sonra değil, o silah çocuğun eline geçmeden önce tedbir alan bir kamu düzeni istiyoruz. Çünkü gerçek okul güvenliği budur.”

“Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim talebimizi yükseltiyoruz”

Manisa’daki saldırıda yaralanan öğrencilere geçmiş olsun dileklerini ileten Ertuğrul, Eğitim-İş’in okul güvenliği konusunda ülke genelinde eylem ve farkındalık çalışmaları yürüttüğünü belirtti.

Ertuğrul açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Manisa’da yaralanan 11 evladımıza bir kez daha acil şifalar diliyor; ailelerinin, arkadaşlarının, öğretmenlerinin yanında olduğumuzu ifade ediyoruz.

Eğitim-İş olarak bugün eğitimde şiddetin normalleştirilmesine ve okullarımızın şiddetin, korkunun ve suçun adresi hâline getirilmesine karşı ülkenin dört bir yanında alanlardayız. Çocuklarımızın güvenle eğitim gördüğü, eğitim emekçilerinin can güvenliği kaygısı taşımadan görev yaptığı okullar istiyoruz.

Bunun için ‘Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim’ talebimizi yükseltiyor, okullarımızda siyah giyiniyor, üç gün boyunca yakalarımıza kokartlarımızı takıyoruz. Çünkü çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin güvenliği sağlanana kadar bu meseleyi gündemde tutmaya, sorumlulara sorumluluklarını hatırlatmaya devam edeceğiz.

Hiçbir anne baba çocuğunu okula gönderirken onun silah seslerinin ortasında kalıp kalmayacağını düşünmek zorunda değildir. Hiçbir çocuk okul yolunda kurşunlarla karşılaşmamalıdır. Sorularımızın cevabını, eksikliklerin giderilmesini ve çocuklarımızı gerçekten koruyacak politikaların hayata geçirilmesini istiyoruz. Ve bunun takipçisi olacağız.”

Ertuğrul, açıklamasının sonunda sorumluluk vurgusu yaparak, “En büyük erdem sorumluluktur. Çocuklarımızı koruyamayan bu düzenin sorumluları istifa etsin diyoruz” ifadelerini kullandı.

Manisa’daki saldırının ardından Milli Eğitim Bakanlığı, olaydan etkilenen öğrenci, öğretmen ve veliler için psikososyal destek ekiplerinin sahada görevlendirildiğini ve soruşturmanın sürdüğünü açıklamıştı.