Dünya rekortmeni milli serbest dalıcı, sıfır atık elçisi ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Sudaki Yaşam Savunucusu Şahika Ercümen, denizlerin korunmasına yönelik çalışmalarına Antalya’da devam etti.
Demre ilçesine bağlı Çayağzı bölgesinde deniz kaplumbağalarıyla dalış yapan Ercümen, su altındaki yaşamı tehdit eden plastik kirliliği, tekne trafiği, kıyılardaki insan yoğunluğu ve bilinçsiz müdahaleler konusunda önemli uyarılarda bulundu.
Spor kariyerinin yanı sıra uzun yıllardır denizlerin ve su altı yaşamının korunmasına yönelik farkındalık çalışmalarında yer alan Ercümen, deniz kaplumbağalarının yaşam mücadelesinin daha yumurtadan çıkmadan başladığını söyledi.

Yaşam mücadeleleri daha kumsalda başlıyor
Deniz kaplumbağalarının yumurtlama alanlarında yapılan yanlış uygulamaların canlıların doğal döngüsünü doğrudan etkilediğine dikkat çeken Ercümen, kıyılardaki şezlonglardan gece kullanılan yoğun ışıklara kadar pek çok insan faaliyetinin kaplumbağalar üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.
Ercümen, şu ifadeleri kullandı:
“Biz onların yaşam alanlarını maalesef işgal ediyoruz. Koyduğumuz şezlonglarla veya akşam kumsallarda, özellikle koruma alanlarında yakılan ışıklarla onların yumurta bırakma yönlerini bile şaşırtabiliyoruz.”
Kaplumbağaların yumurtadan çıktıktan sonra da tehlikelerle karşı karşıya kaldığını belirten Ercümen, özellikle denizlerdeki yoğun ve hızlı tekne trafiğinin ciddi yaralanmalara neden olabildiğini ifade etti.
Daha önce birlikte daldığı çok sayıda deniz kaplumbağasının üzerinde tekne pervanesi izleri gördüğünü söyleyen Ercümen, denizlerdeki plastik atıkların da bu canlılar için ölümcül sonuçlara yol açabildiğine dikkat çekti.

Plastik poşetleri denizanası sanıyorlar
Plastik kirliliğinin deniz kaplumbağaları üzerindeki etkisini somut bir örnekle anlatan Ercümen, denize ulaşan sıradan bir plastik poşetin bile ölümcül olabileceğini söyledi.
Ercümen, “Attığımız herhangi bir plastik atık bile denize ulaştığında, örneğin bir plastik poşet, bir deniz kaplumbağası bunu denizanası zannedip yemeye çalışıyor ve bağırsakları düğümlenip yaşamı sonlanıyor” diye konuştu.
Denize atılan plastiklerin yalnızca görüntü kirliliği oluşturmadığını, doğrudan deniz canlılarının yaşamını tehdit ettiğini vurgulayan Ercümen, deniz ekosisteminin korunmasının bireysel alışkanlıklardan başlayabileceğine işaret etti.

“Onları beslemememiz lazım”
Deniz kaplumbağalarının zaman zaman insanlara saldırdığı veya ısırdığı yönündeki söylemlere de değinen Ercümen, bu davranışların çoğunlukla insanların canlıların doğal yaşamına müdahale etmesinden kaynaklandığını söyledi.
Ercümen şöyle konuştu:
“Bazen deniz kaplumbağaları saldırır, ısırır gibi şeyler duyuyorum. Aslında hiçbir deniz canlısının insanlara saldırma içgüdüsü yok. Fakat biz onların hem yaşam alanlarını işgal ettiğimiz hem de bazen onları beslediğimiz için tekrar besin alabilme amacıyla insanlara yaklaşıyorlar ve bazen alamadıklarında çeneleriyle hareketler yapıyorlar. Bunlar beklenen şeyler. Bu yüzden de aslında hiçbir şekilde müdahale etmememiz lazım. Onları beslemememiz de lazım.”
Ercümen’in mesajı, deniz canlılarıyla karşılaşıldığında onları sevmek veya korumak adına dahi olsa doğal davranışlarını değiştirecek müdahalelerden kaçınılması gerektiği yönünde oldu.

Aynı kaplumbağayla yeniden aynı sularda
Demre’de gerçekleştirilen dalışın Ercümen açısından özel bir anlamı da vardı.
Ercümen’e dalış sırasında bölgede yaklaşık 5 yıldır serbest dalış yapan Sercan Demirkaya’nın düzenli olarak karşılaştığı ve “Mahmut” adını verdiği yeşil deniz kaplumbağası da eşlik etti.
Ercümen, aynı kaplumbağayla yeniden karşılaşmanın kendisi için son derece özel bir deneyim olduğunu belirterek, canlı ile Demirkaya arasında zaman içinde dikkat çekici bir uyum oluştuğunu anlattı.
“Senelerdir burada onunla birlikte dalan, artık arkadaşı, hatta kankası olmuş Sercan’la farklı bir uyum içindeler. İnsanlara karşı öyle bir güven duymuş ki sanırım bu bölgedeki bilinçli yaklaşımın da bunda çok etkisi var. Sizinle birlikte adeta oyun oynuyor. Siz nefes aldığınızda sizinle nefes alıyor. Sizinle birlikte suyun altına iniyor.”

“Doğru davranıldığında birlikte uyum içinde yaşayabiliyoruz”
Şahika Ercümen, deniz canlılarıyla insanlar arasındaki ilişkinin temelinde yaşam alanlarına saygının bulunması gerektiğini vurguladı.
İnsan müdahalesinin sınırlandırıldığı, canlıların beslenmediği, doğal davranışlarının değiştirilmediği ve yaşam alanlarının korunduğu durumlarda insanlarla deniz canlılarının aynı ekosistem içerisinde uyum içinde yaşayabileceğine dikkat çeken Ercümen, dalışın kendisi açısından unutulmaz olduğunu söyledi.
Ercümen sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Bugün yaptığım dalış gerçekten çok çok özeldi. Doğru davranıldığında, onların yaşam alanına zararlı şekilde müdahale edilmediğinde aslında çok güzel bir uyum içinde hareket edebiliyoruz. Bu dünya hepimizin. Onların yuvasını korumak, ortak evimizi korumaktır.”







