Konya’nın en önemli kültür ve gastronomi organizasyonlarından biri haline gelen 4. Konya GastroFest tamamlandı. 3-6 Eylül tarihleri arasında Kalehan Ecdat Bahçesi’nde gerçekleştirilen festival, 500 binin üzerinde misafiri ağırlarken; etliekmekten fırın kebabına, bamya çorbasından su böreğine, tandır ekmeği ve böreğinden onlarca çeşit ekmeğe, kurutmalıklardan tarhanalara kadar Konya ve Anadolu mutfağının geniş birikimi ziyaretçilerle buluştu. Geleneksel tariflerin yanı sıra modern mutfak yorumları, sokak lezzetleri, şef gösterileri, atölyeler ve söyleşilerle GastroFest dört gün boyunca adeta büyük bir Anadolu sofrasına dönüştü.
Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehrin binlerce yıllık mutfak kültürünü daha geniş kitlelere tanıtmak amacıyla düzenlenen 4. Konya GastroFest, dört günlük yoğun programın ardından sona erdi.
3 Eylül’de Kalehan Ecdat Bahçesi’nde kapılarını açan festival, 6 Eylül’de gerçekleştirilen etkinliklerle tamamlandı. Her yıl yüz binlerce insanı Konya’da buluşturan GastroFest, bu yıl da 500 binin üzerinde misafirin katılımıyla şehrin en büyük kitlesel organizasyonlarından biri oldu.
Konya’dan olduğu kadar farklı şehirlerden gelen ziyaretçilerin de yoğun ilgi gösterdiği festivalde yalnızca yemek yenmedi; Anadolu’nun sofra geleneği, üretim kültürü, saklama yöntemleri, ekmek çeşitleri, yöresel ürünleri ve modern gastronomi anlayışı aynı alanda bir araya getirildi.
Festivalin resmi programında 65’in üzerinde firma, 43’ten fazla söyleşi ve imza programı, 100’ün üzerinde kültürel etkinlik ve 30’dan fazla atölye yer aldı.
Bir festivalden çok büyük bir Konya sofrası
GastroFest’in en güçlü tarafını Konya mutfağının çeşitliliği oluşturdu.
Festival alanında bir tarafta odun ateşinde ve taş fırında hazırlanan geleneksel yemekler yer alırken, diğer tarafta usta şeflerin geleneksel ürünleri çağdaş mutfak teknikleriyle yeniden yorumladığı tabaklar ziyaretçilerle buluştu.
Konya sofrasının vazgeçilmezlerinden etliekmek, fırın kebabı, bamya çorbası, su böreği, tandır böreği, tirit, düğün pilavı ve irmik helvası festivalde öne çıkan lezzetler arasında yer aldı.
Ancak GastroFest’i yalnızca birkaç meşhur yemekle anlatmak mümkün olmadı.
Anadolu’nun evlerinde nesiller boyunca sürdürülen sebze ve meyve kurutma geleneği, tarhanalar, erişteler, yufkalar, salçalar, tahıl ürünleri, pekmezler ve farklı yöresel hazırlıklar da festivalin kültürel zenginliğini tamamladı.
Konya mutfağında önemli bir yere sahip olan ekmek kültürü ise bu yıl daha görünür hale getirildi. Bazlamadan yufkaya, tahinli pideden yöresel ekmeklere kadar farklı üretim biçimleri festival alanında sergilendi.
Festival programında Konya pilavı ve irmik helvası, patlıcan tiridi ve bazlama, Akşehir herisesi, Kadınhanı tahinli pidesi, Konya küflüsüyle hazırlanan sarımsaklı ekmek, Zülbiye, Tarhın köftesi ve peynirli su böreği gibi çok sayıda yöresel lezzete ilişkin özel atölyeler düzenlendi.
Böylece Konya mutfağı yalnızca etliekmek ve fırın kebabıyla sınırlı olmayan, tahıldan ete, çorbadan hamur işine, sebzeden tatlıya kadar genişleyen güçlü yapısıyla ziyaretçilerin karşısına çıktı.
Geleneksel mutfak modern yorumlarla buluştu
Festivalde dikkat çeken bir diğer unsur, geleneksel tariflerin modern mutfak anlayışıyla buluşturulması oldu.
Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen şefler, yerel ürünleri kendi mutfak teknikleriyle yorumladı. Bir yanda yüzyıllardır aynı yöntemlerle hazırlanan geleneksel yemekler pişirilirken, diğer yanda Konya ürünlerinin yeni sunumlarla ve farklı tekniklerle hazırlandığı modern tabaklar ortaya çıktı.
Örneğin festival programında “Bamyalı Mısır Keşkeği Yatağında Tarhanalı Kıtır Tavuk” ve “Kuzu Göbeği Mantarı ile Konya Usulü Bamya Çorbası” gibi geleneksel ürünlerin çağdaş mutfak anlayışıyla yeniden ele alındığı çalışmalar yer aldı.
Bu yaklaşım, GastroFest’in yalnızca geçmişi anlatan bir organizasyon olmadığını, geleneksel Konya mutfağının gelecekte nasıl yorumlanabileceğine ilişkin de bir alan oluşturduğunu gösterdi.
Festivalde sokak lezzetleri de önemli bir yer tuttu. Ziyaretçiler bir tarafta klasik Konya yemeklerini tadarken diğer tarafta farklı şehirlerden ve Anadolu mutfağından gelen sokak lezzetlerini deneyimleme imkanı buldu.
Canlı mutfak gösterileri, tadımlar ve şef buluşmaları festivalin en fazla ilgi gören bölümlerinden oldu.
Ekmeğin binlerce yıllık yolculuğu anlatıldı
Konya’nın yemek kültüründe ekmeğin ayrı bir yeri bulunuyor.
Bu nedenle festivalde ekmek yalnızca sofraya gelen bir ürün olarak değil, topraktan sofraya uzanan bir kültürün parçası olarak ele alındı.
Programda “Antik Dönemden Günümüze Ekmek” ile “Çatalhöyük’de Tahıl, Ekmek ve Gündelik Hayat” başlıklı etkinlikler düzenlendi. Böylece Konya’nın tarih öncesine uzanan tahıl ve ekmek kültürü, günümüz mutfak geleneğiyle birlikte ele alındı.
Bu yönüyle festivaldeki ekmek çeşitleri yalnızca gastronomik bir ürün değil, Anadolu insanının üretme, paylaşma ve aynı sofrada buluşma kültürünün de simgesi oldu.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay da festivalin açılışında Konya mutfağının güçlü bir tarihsel birikime sahip olduğunu vurgulayarak, şehrin sahip olduğu zenginliğin yalnızca Konya’da değil Türkiye’de ve dünyanın farklı coğrafyalarında daha yakından tanınmasını istediklerini söyledi.
Çatalhöyük’ten Selçuklu’ya, Mevlevi mutfağından bugüne
Konya mutfağının derinliğini oluşturan en önemli unsurlardan biri de şehrin binlerce yıllık tarihinin sofraya yansıması.
Çatalhöyük’te tahılın işlendiği dönemlerden Selçuklu saray mutfağına, Mevlevi sofra geleneğinden bugünkü Konya evlerine kadar uzanan yemek kültürü, şehrin gastronomik kimliğinin temelini oluşturuyor.
Bu nedenle Konya mutfağı yalnızca tariflerden oluşan bir yemek listesi değil; tarım, hayvancılık, tahıl üretimi, kurutma, saklama, mayalama, hamur işi ve birlikte yemek yeme geleneğinin birleştiği büyük bir kültürel birikim anlamına geliyor.
Festival programındaki “Mevlevi Sofrasından Kent Hafızasına”, “Gastronominin Başladığı Yer Tarımdır” ve “Bir Lokma Bile Ziyan Olmasın” gibi söyleşiler de gastronominin yalnızca tabaktaki yemekten ibaret olmadığını ortaya koydu.
Özellikle kurutmalıklar, tarhanalar ve kış hazırlıkları Anadolu mutfak kültürünün önemli bir bölümünü oluşturuyor. Yazın yetişen sebze ve meyvelerin kurutularak kış aylarına taşınması, tarhananın hazırlanması, yufkanın açılıp saklanması ve tahıl ürünlerinin farklı şekillerde değerlendirilmesi Konya’nın kırsalından şehir merkezine uzanan mutfak hafızasının parçaları arasında bulunuyor.
GastroFest de bu kültürü yalnızca restoran yemekleri üzerinden değil, ev mutfağının ve geleneksel üretimin birikimi üzerinden ziyaretçilere aktaran büyük bir vitrin haline geldi.
Konya gastronomi turizmini büyütüyor
Konya, Türkiye’nin en önemli kültür ve inanç turizmi merkezlerinden biri olmasının yanında son yıllarda gastronomi alanındaki potansiyelini de daha güçlü biçimde öne çıkarmaya çalışıyor.
GastroFest bu hedefin en önemli organizasyonlarından biri haline geldi.
Festival, bir taraftan Konya yemeklerinin daha geniş kitleler tarafından tanınmasını sağlarken diğer taraftan yerel üreticiler, restoranlar, kadın üreticiler, yöresel ürün satıcıları, şefler ve gastronomi profesyonellerini aynı alanda buluşturuyor.
Konya’nın coğrafi işaretli ürün sayısının 91’e ulaşmış olması da kentin gastronomik çeşitliliğinin önemli göstergelerinden biri.
Bu çeşitlilik doğru tanıtım ve gastronomi turizmiyle birleştiğinde Konya için Mevlana ve Selçuklu mirasının yanında güçlü bir başka turizm başlığı ortaya çıkıyor: Konya mutfağı.
Dört gün boyunca Kalehan Ecdat Bahçesi’nde kurulan sofralar da bunun en güçlü örneklerinden birini verdi.
Etli ekmeğin fırından çıkışından bamya çorbasının hazırlanmasına, su böreğinin ince yufkalarından tandır yemeklerine; tarhanalardan kurutmalıklara, geleneksel ekmeklerden modern şef tabaklarına kadar uzanan geniş yelpaze, ziyaretçilere Anadolu mutfağının ne kadar güçlü bir birikime sahip olduğunu bir kez daha gösterdi.
3 Eylül’de başlayan ve 6 Eylül’de tamamlanan 4. Konya GastroFest, atölyeler, söyleşiler, tadımlar, konserler ve kültürel etkinliklerle dört gün boyunca yüz binlerce insanı aynı sofrada buluşturdu.
GastroFest artık Konya için yalnızca bir yemek festivali değil; şehrin tarihini, tarımını, üreticisini, esnafını, mutfağını ve misafirperverliğini aynı çatı altında anlatan büyük bir şehir organizasyonu haline gelmiş durumda.




