Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Palandöken’den ÖTV indirimi çağrısı: Türkiye’de 8,3 milyon araç 21 yaşın üzerinde

Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Türkiye’de giderek yaşlanan araç parkının hem trafik güvenliği hem çevre hem de esnafın maliyetleri açısından ciddi bir sorun haline geldiğini belirterek ÖTV indirimi çağrısında bulundu. Güncel veriler Palandöken’in işaret ettiği tabloyu daha da çarpıcı hale getiriyor. Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye’de trafiğe kayıtlı taşıt sayısı 34 milyon 746 bine ulaşırken, 2025 sonundaki yaş dağılımına göre 8 milyon 260 bin araç 21 yaş ve üzerinde. Otomobil ve hafif ticari araç pazarı ise 2026’nın ilk sekiz ayında yüzde 11,9 daraldı. Peki 20 yaş üzerindeki araçların yenilenmesini sağlayacak bir ÖTV düzenlemesi yapılırsa araç fiyatları ne kadar düşebilir?

Türkiye’de araç parkının yaşlanması, otomobil fiyatlarındaki yükseliş ve yeni araca erişimin zorlaşması, “hurda teşviki” ve Özel Tüketim Vergisi indirimi tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken de özellikle ticari araçlarını kullanarak geçimini sağlayan esnaf açısından araç yenilemenin artık çok ciddi bir maliyet oluşturduğuna dikkat çekti.

Palandöken, eski araçların yüksek bakım masraflarının yanı sıra trafik güvenliği ve çevre üzerinde de yük oluşturduğunu belirterek, ÖTV’nin azaltılması veya belirli şartlarda sıfırlanması yoluyla araç parkının yenilenmesini istedi.

Türkiye’de araç sayısı 35 milyona dayandı

Palandöken açıklamasında Türkiye’de yaklaşık 35 milyon araç bulunduğunu söyledi. Son açıklanan Temmuz 2026 verileri bu rakamı büyük ölçüde doğruluyor. Türkiye’de trafiğe kayıtlı taşıt sayısı 34 milyon 746 bin 396 seviyesine ulaştı. Bunların yüzde 51,7’sini otomobiller, yüzde 21,7’sini motosikletler, yüzde 14,4’ünü kamyonetler oluşturuyor.

Araç parkının yaşına ilişkin en kapsamlı yıllık tablo ise 2025 sonunu gösteriyor:

Gösterge Araç sayısı / oran
2025 sonundaki toplam motorlu taşıt 33 milyon 612 bin 650
Ortalama taşıt yaşı 14,2
21 yaş ve üzerindeki taşıt 8 milyon 260 bin 319
21 yaş ve üzerindekilerin toplam içindeki payı %24,6
21 yaş ve üzerindeki otomobil 4 milyon 584 bin 685
21 yaş ve üzerindeki otomobillerin payı %26,4

Resmî yıllık verilerde araç parkının ortalama yaşı 14,2 olarak hesaplanıyor. Yaş gruplarına ilişkin ayrıntılı tabloda ise 21 yaş ve üzerindeki taşıt sayısı 8 milyon 260 bini geçiyor. Dolayısıyla Palandöken’in dile getirdiği “7 milyon 20 yaş üzeri araç” rakamı, mevcut yıllık yaş dağılımıyla karşılaştırıldığında ihtiyatlı kalıyor. Her dört taşıttan yaklaşık biri 21 yaş veya üzerinde bulunuyor.

Otomobillerde de tablo benzer. 2025 sonundaki 17 milyon 373 bin 581 otomobilin yaklaşık 4 milyon 585 bini 21 yaş ve üzerinde. Başka bir ifadeyle Türkiye yollarındaki her dört otomobilden birinden fazlası 21 yaşını geçmiş durumda.

Palandöken: “Can ve mal güvenliği için ÖTV indirimi şart”

Palandöken, araç parkının yenilenmesine yönelik çağrısında şu ifadeleri kullandı:

“Ülkemizde toplam 35 milyon araç var. Bu araçların yaş ortalaması 14 yaş sınırı üzerinde. 7 milyonu bunun 20 yaş üzerinde. Yani şimdiki teknoloji kullanımına ve ülkemizdeki yollara, aynı şekilde bunların masraflarına esnaf gerçekten de zorlanıyor. Bunları ticari kullananlar, kendi işlerini yapan esnaf perişan oluyor. Bu araçların ekonomik ömürleri dolmuş. Trafikte doğayı kirleten gazların salınması, aynı şekilde bunların parçalarının bulunması, tamiri vs. yük oluyor. Bunun için ne lazım? ÖTV’de bir indirim sağlanıp, hem piyasalarının canlanması, hem otomobillerin yenilenmesi, hem çağın konforunun yakalanması açısından çok önemli. Bu araçların sıkıntılı vaziyette trafikte çalışması, can güvenliğini de tehdit ediyor.”

Palandöken böylece ÖTV düzenlemesinin yalnızca otomotiv sektörünü hareketlendirecek ekonomik bir teşvik olarak değil, Türkiye’nin yaşlanan araç parkının yenilenmesine yönelik bir güvenlik politikası olarak da değerlendirilmesini istedi.

20 yaş üzerindeki araç neden trafik güvenliği açısından önemli?

Bir aracın yalnızca yaşlı olması, tek başına o aracın güvensiz olduğu anlamına gelmiyor. Düzenli bakımı yapılan eski bir araç teknik olarak trafiğe uygun olabilir. Ancak 20 yılın üzerindeki araçlar söz konusu olduğunda teknoloji, yapısal güvenlik ve mekanik yıpranma bakımından yeni araçlarla aradaki fark giderek büyüyor.

2005-2006 ve daha eski dönemde üretilmiş çok sayıda otomobil; bugünkü araçlarda yaygınlaşan elektronik denge kontrolü, gelişmiş yan ve perde hava yastıkları, otomatik acil fren, şerit takip, kör nokta uyarısı ve gelişmiş çarpışma önleyici sistemlerden yoksun olabiliyor. Elektronik denge kontrolünün aracın kaymasını ve kontrol kaybını önlemede etkili olduğu, yeni nesil araç güvenliğinin en önemli unsurlarından biri haline geldiği kabul ediliyor.

Buna zaman içinde oluşabilecek korozyon, süspansiyon aşınması, fren sistemi yorgunluğu, direksiyon aksamındaki boşluklar, elektrik sistemleri, far ve aydınlatma performansı ile güvenlik ekipmanlarının eski teknolojide kalması da ekleniyor.

Uluslararası çalışmalar da daha yeni, çarpışma dayanımı daha yüksek ve elektronik güvenlik donanımları bulunan araçların ağır kazalarda daha iyi koruma sağlayabildiğine işaret ediyor.

Dolayısıyla burada temel mesele yalnızca “eski araç” değil; eski teknoloji, yüksek kilometre, mekanik yıpranma ve modern güvenlik sistemlerinin eksikliğinin aynı araçta birleşmesi.

Çevre açısından da önemli bir sorun

Araç parkının yaşlanmasının ikinci boyutu hava kirliliği.

Yeni nesil motorlarda karbonmonoksit, hidrokarbon, azot oksit ve partikül emisyonlarına yönelik sınırlar yıllar içerisinde ciddi biçimde sıkılaştırıldı. Bunun ne kadar büyük bir teknolojik fark oluşturduğunu göstermek açısından dizel otomobillerde Avrupa emisyon standartları dikkat çekici bir örnek sunuyor. NOx sınırı Euro 3 döneminde kilometrede 500 miligram seviyesindeyken Euro 6 ile 80 miligrama kadar indirildi.

Bu nedenle özellikle eski motor ve eski egzoz arıtma sistemlerine sahip araçların yoğun şekilde kullanıldığı büyük şehirlerde araç parkının yenilenmesi; NOx, karbonmonoksit, hidrokarbon ve partikül gibi yerel hava kirleticilerinin azaltılması açısından önem taşıyor.

Çevresel değerlendirmede ise bir ayrım yapmak gerekiyor. Eski aracın hemen hurdaya çıkarılıp yerine yenisinin üretilmesinin de üretim, hammadde ve enerji kaynaklı çevresel maliyeti bulunuyor. Bu nedenle çevresel faydanın en yüksek olduğu model; çok yüksek emisyonlu ve ekonomik ömrünü tamamlamış araçların daha verimli, düşük emisyonlu veya sıfır emisyonlu araçlarla değiştirilmesi. Avrupa Çevre Ajansı da genç araç parkının genel olarak daha düşük hava kirletici emisyonlarına sahip olduğunu, ancak araç üretimi ve geri dönüşümünün çevresel maliyetinin de hesaba katılması gerektiğini vurguluyor.

Araç satışlarında Palandöken’in yüzde 12 tespiti verilerle örtüşüyor

Palandöken açıklamasının devamında otomotiv pazarındaki daralmaya da dikkat çekerek şunları söyledi:

“Bu yıl otomobil ve hafif ticari araç satışlarının yüzde 12 gerilediğini söylemek mümkün. Bunun için bazı tedbirlerin alınması, olmazsa olmaz. ÖTV indirimi sağlandığı zaman, bu ekonomik ömürleri tamamlanmış araçlar yenilenecek. Piyasadaki bu araçların yapmış oldukları hem doğaya hem insanların ceplerine yapılan zarar asgari edilecek. Hem de devletin yeni bir gelir kaynağı olan ÖTV’deki indirimle birlikte, en azından bir bölümü ÖTV’nin sıfırlanmasıyla, piyasalardaki bu hareketliği, bu konforu, bu yeni teknolojiyi kullanma imkanı olacak. Yoksa bunların hepsi de zaman içerisinde trafikteki dolaşmalarının, ülkemiz için kâr değil zarar olacağının, trafiğin akışını yavaşlatan, şehirlerdeki artan nüfustaki yoğunluğu, böyle teknolojik, yeni nesil araçların kullanımı, bu teknolojiyle birlikte de yapılacak tasarruf ÖTV’den daha çok gelir getirecek. Ama ilk etapta ÖTV’sinin düşürülmesi, insanlara da cazip hale gelerek araçlarını yenilemiş olacaklar.”

Palandöken’in yüzde 12’lik daralma tespiti de son verilerle örtüşüyor. 2026’nın Ocak-Ağustos döneminde otomobil ve hafif ticari araç pazarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,9 azalarak 719 bin 996 adede geriledi. Otomobil satışlarında düşüş yüzde 13,8 olurken hafif ticari araçlarda yüzde 4,4 olarak gerçekleşti.

Ocak-Ağustos 2026 Satış Yıllık değişim
Otomobil + hafif ticari 719.996 -%11,9
Otomobil 564.241 -%13,8
Hafif ticari 155.755 -%4,4

Trafiğe ilk kez kayıt istatistiklerinde de benzer bir gerileme görülüyor. Ocak-Temmuz döneminde trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,1 azaldı.

Peki Türkiye’de otomobilde ÖTV ne kadar?

ÖTV’nin nihai otomobil fiyatına etkisi oldukça yüksek. 2026 itibarıyla klasik benzinli ve dizel binek otomobillerde uygulanabilecek oranlar motor hacmi ve vergisiz satış bedeline göre değişiyor.

Motor hacmi ÖTV matrahı ÖTV oranı
1400 cc ve altı 650 bin TL’ye kadar %70
1400 cc ve altı 650-900 bin TL %75
1400 cc ve altı 900 bin-1,1 milyon TL %80
1400 cc ve altı 1,1 milyon TL üzeri %90
1401-1600 cc 850 bin TL’ye kadar %75
1401-1600 cc 850 bin-1,1 milyon TL %80
1401-1600 cc 1,1-1,65 milyon TL %90
1401-1600 cc 1,65 milyon TL üzeri %100
1601-2000 cc, genel kategori 1,65 milyon TL’ye kadar %150
1601-2000 cc, genel kategori 1,65 milyon TL üzeri %170
2000 cc üzeri, genel kategori Tüm matrahlar %220

Elektrikli otomobillerde ise motor gücü ve matrah esas alınarak yüzde 25, 55, 65 ve 75 oranları uygulanıyor. Mevcut oranların temel yapısı 10115 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla belirlendi.

31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren bir başka düzenlemeyle binek otomobillerde 100 bin liralık asgari maktu ÖTV de getirildi. Yani normal vergilendirmede oranla hesaplanan ÖTV’nin 100 bin liranın altında kalması halinde alt sınır devreye giriyor. Ancak 20 yaş üzerindeki araçlara yönelik özel bir hurda/ÖTV istisnası çıkarılması halinde düzenlemenin şartları ayrıca kanun veya Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenmek durumunda.

ÖTV sıfırlanırsa otomobilin fiyatı kaç liraya iner?

Palandöken çağrısında kesin bir indirim oranı önermiyor; ÖTV’nin düşürülmesini ve en azından belirli bölümünün sıfırlanmasını gündeme getiriyor. Dolayısıyla bugün için “20 yaş üzerindeki aracını veren şu kadar ÖTV ödeyecek” şeklinde yürürlüğe girmiş bir sistem bulunmuyor.

Ancak mevcut vergi sistemi üzerinden olası bir düzenlemenin tüketiciye etkisini hesaplamak mümkün.

Örneğin vergisiz fiyatı yani ÖTV matrahı 1 milyon TL olan, 1400 cc veya altında bir otomobil bugün yüzde 80 ÖTV diliminde bulunuyor.

Hesap şöyle:

1.000.000 TL araç bedeli
+ 800.000 TL ÖTV
= 1.800.000 TL

KDV, araç bedeliyle ÖTV’nin toplamı üzerinden yüzde 20 hesaplandığında:

360.000 TL KDV

Yalnızca bu iki vergi dikkate alındığında otomobilin fiyatı:

2.160.000 TL’ye çıkıyor.

Eğer bu araç için ÖTV tamamen kaldırılırsa:

1.000.000 TL + 200.000 TL KDV = 1.200.000 TL

oluyor.

Yani özel bir hurda teşviki kapsamında ÖTV tamamen sıfırlanırsa aynı 1 milyon TL matrahlı otomobilde teorik fiyat farkı 960 bin TL’ye ulaşabiliyor.

Yüzde 50 indirim ve sıfır ÖTV senaryosu

Palandöken’in talebinin olası mali etkisini daha açık göstermek amacıyla, mevcut ÖTV oranının yarıya indirilmesi ve tamamen kaldırılması halinde ortaya çıkabilecek tablo şöyle:

Vergisiz araç bedeli Bugünkü ÖTV Bugünkü ÖTV+KDV dahil fiyat ÖTV oranı yarıya inerse ÖTV tamamen kalkarsa
600.000 TL %70 1.224.000 TL 972.000 TL 720.000 TL
800.000 TL %75 1.680.000 TL 1.320.000 TL 960.000 TL
1.000.000 TL %80 2.160.000 TL 1.680.000 TL 1.200.000 TL
1.500.000 TL* %90 3.420.000 TL 2.610.000 TL 1.800.000 TL
1.800.000 TL* %100 4.320.000 TL 3.240.000 TL 2.160.000 TL

*1,5 ve 1,8 milyon TL’lik örneklerde 1401-1600 cc motorlu otomobil varsayılmıştır. Hesaplamalar yalnızca ÖTV ve yüzde 20 KDV üzerinden yapılmış; tescil, plaka, sigorta, aksesuar ve diğer satış giderleri dahil edilmemiştir.

Bu tablo aynı zamanda ÖTV’nin araç fiyatındaki etkisinin neden yalnızca ÖTV oranından ibaret olmadığını da gösteriyor. Çünkü ÖTV üzerinden ayrıca KDV alınıyor. Dolayısıyla ÖTV’de yapılan 100 bin liralık bir indirim, KDV etkisiyle nihai fiyatı yaklaşık 120 bin lira azaltabiliyor.

1 milyon liralık araçta 960 bin liralık fark oluşabilir

Özellikle orta gelir grubunun ulaşabileceği araçlar açısından tablo çarpıcı.

Vergisiz değeri 1 milyon TL olan yüzde 80 ÖTV’li bir otomobil için mevcut sistemde:

800 bin TL ÖTV + 360 bin TL KDV = toplam 1 milyon 160 bin TL vergi yükü ortaya çıkıyor.

Aracın kendisi 1 milyon TL iken yalnızca ÖTV ve KDV nedeniyle hesaplanan fiyat 2 milyon 160 bin TL’ye ulaşıyor.

ÖTV’nin tamamen kaldırılması halinde ise KDV 200 bin TL olacak ve araç 1 milyon 200 bin TL seviyesine inecek. Böylece tüketicinin cebinde kalan tutar 960 bin TL olacak.

ÖTV oranının tamamen kaldırılmayıp yüzde 80’den yüzde 40’a düşürüldüğü bir senaryoda ise fiyat yaklaşık 1 milyon 680 bin TL’ye geriliyor; mevcut sisteme göre 480 bin TL avantaj oluşuyor.

Ticari araçlarda hesap farklı

Palandöken’in açıklamasında özellikle esnafın kullandığı ticari araçlara vurgu yapılması önemli. Ancak her kamyonet, panelvan ve hafif ticari araç binek otomobille aynı ÖTV sisteminde değerlendirilmiyor. Aracın GTİP sınıfı, yolcu-yük taşıma kapasitesi, motor hacmi ve teknik özellikleri vergilendirmeyi değiştirebiliyor.

Bu nedenle olası bir hurda teşvikinin yalnızca binek otomobile değil; taksi, minibüs, servis aracı, kamyonet ve diğer ticari araçlara nasıl uygulanacağı, esnaf açısından düzenlemenin gerçek etkisini belirleyecek en önemli unsurlardan biri olacak.

Asıl soru: İndirim herkese mi, eski aracını verene mi?

Palandöken’in çağrısının hayata geçirilmesi halinde uygulanacak model de kritik önem taşıyor. ÖTV’nin bütün araç alımlarında genel olarak indirilmesi ile 20 veya 25 yaş üzerindeki aracını kalıcı olarak trafikten çeken kişiye yeni araçta özel ÖTV avantajı sağlanması ekonomik sonuçları bakımından birbirinden oldukça farklı iki seçenek.

Yaşlı araç parkının yenilenmesi hedefleniyorsa, eski aracın hurdaya ayrılması karşılığında yeni ve daha düşük emisyonlu bir araç için vergi avantajı verilmesi, doğrudan 8 milyonu aşan yaşlı taşıt grubuna yönelmiş bir dönüşüm programı anlamına gelir.

Böyle bir sistemde aracın gerçekten trafikten çekilmesi, yeniden tescilinin engellenmesi, hurda geri dönüşümünün belgelenmesi ve teşvikin hangi fiyat veya motor sınıfındaki yeni araçlarla sınırlandırılacağının açık biçimde belirlenmesi gerekecek.

8,3 milyonluk araç parkı artık yalnızca otomotiv sektörünün meselesi değil

Rakamlar, tartışmanın yalnızca sıfır otomobil satışlarını artırmaktan ibaret olmadığını ortaya koyuyor.

Türkiye’nin araç parkı 35 milyona yaklaşırken, yıllık yaş dağılımına göre 8,26 milyon taşıtın 21 yaş ve üzerinde olması, araç yenileme meselesini trafik güvenliğinden hava kalitesine, esnafın bakım maliyetlerinden otomotiv sektöründeki iç talebe kadar geniş bir alana taşıyor.

Palandöken’in ÖTV indirimi çağrısı da tam olarak bu noktada yeni bir tartışmanın kapısını açıyor: Devletin kısa vadede bir miktar vergi gelirinden vazgeçmesi, ekonomik ömrünü tamamlamış milyonlarca aracın trafikten çekilmesini ve daha güvenli, daha verimli yeni araçların sisteme girmesini sağlayabilir mi?

Mevcut veriler, Türkiye’nin önünde artık yalnızca “kaç yeni otomobil satılacak?” sorusunun değil, “8 milyondan fazla yaşlı araç nasıl yenilenecek?” sorusunun da bulunduğunu gösteriyor.