Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

KTO Başkanı Öztürk: Ekonomi programı özel sektörün talepleri doğrultusunda güncellenmeli

Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, yüksek faiz, finansmana erişimde yaşanan güçlükler, artan üretim maliyetleri, uzayan vadeler ve zayıflayan iç talebin reel sektör üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi. Enflasyonla mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Öztürk, uygulanan ekonomi programının özel sektörün sahadaki gerçekleri ve talepleri dikkate alınarak güncellenmesini istedi.

Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, yüksek faiz, finansmana erişimde

Konya Ticaret Odası’nın Temmuz Ayı Olağan Meclis Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda ekonomi gündemi, iş dünyasının finansmana erişimde yaşadığı sorunlar, üretim maliyetlerindeki yükseliş, iç talepteki yavaşlama, ihracatçıların rekabet gücü ve özel sektörün beklentileri ele alındı.

Toplantıda konuşan KTO Başkanı Selçuk Öztürk, Oda bünyesindeki 70 Meslek Komitesinin tamamıyla yapılan istişare toplantılarında üyeler tarafından dile getirilen sorunları ve talepleri değerlendirdi.

Türkiye ekonomisinde yaklaşık üç yıldır uygulanan programın yalnızca enflasyon verileri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Öztürk, tüccarın, sanayicinin ve esnafın faaliyetlerini sürdürebilmesinin de programın başarısında temel ölçüt olması gerektiğini ifade etti.

Öztürk, “Üç yıldır uygulanan ekonomi programının başarısı, yalnızca enflasyon rakamlarının gerilemesiyle değil; tüccarımızın, sanayicimizin ve esnafımızın faaliyetlerini sürdürebilmesiyle birlikte değerlendirilmelidir.” dedi.

70 meslek komitesiyle 48 istişare toplantısı yapıldı

KTO yönetimi olarak üyelerle sürekli iletişim kurmaya ve güçlü bir istişare kültürü oluşturmaya önem verdiklerini kaydeden Öztürk, Meslek Komiteleri İstişare Toplantıları sürecini tamamladıklarını açıkladı.

Bu kapsamda 48 ayrı toplantı düzenlendiğini ve KTO bünyesindeki 70 Meslek Komitesinin tamamıyla bir araya gelindiğini belirten Öztürk, son bir yıl içerisinde sektörlerin sorunlarını doğrudan dinlemeye ağırlık verdiklerini söyledi.

Toplantılarda sektörlerin mevcut durumu, işletmelerin karşılaştığı güçlükler, geleceğe ilişkin beklentiler ve çözüm taleplerinin ele alındığını aktaran Öztürk, bu sürecin KTO’nun çalışmalarına ve hizmet politikalarına yön verdiğini ifade etti.

“Bu çalışma Türkiye’de ilk ve tektir”

KTO Başkanı Selçuk Öztürk, bütün meslek komitelerini ve özel sektörün geniş kesimlerini kapsayan istişare sürecinin Türkiye’deki odalar arasında örnek bir çalışma olduğunu dile getirdi.

Öztürk, şunları söyledi:

“Bu buluşmaları; üyelerimizle iletişimimizi güçlendiren, sektörlerimizin geleceğine yönelik ortak hedefler belirlememize imkân sağlayan ve Odamızın hizmetlerine yön veren önemli bir istişare süreci olarak değerlendirdik. Türkiye’deki odalar arasında bu ölçekte gerçekleştirilen, bütün meslek komitelerini ve özel sektörün tamamını kapsayan böylesine geniş bir istişare zinciri yalnızca Odamız tarafından hayata geçirilmiştir. Bu çalışma Türkiye’de ilk ve tektir.”

Farklı sektörlerde faaliyet gösteren yaklaşık 30 bin KTO üyesinin tamamının toplantılara davet edildiğini belirten Öztürk, özel sektörün nabzını doğrudan tuttuklarını vurguladı.

Sektörlerin sorunlarını yalnızca istatistikler, masa başı çalışmalar veya tahminler üzerinden değerlendirmediklerini kaydeden Öztürk, ticaretin ve üretimin içerisinde bulunan üyelerin gerçek tecrübelerine başvurduklarını ifade etti.

Ortak sorun finansmana erişim

Meslek komiteleriyle yapılan görüşmelerde farklı sektörlerden gelen değerlendirmelerin birçok noktada ortaklaştığını anlatan Öztürk, iş dünyasının son derece zorlu bir dönemden geçtiğini söyledi.

Öztürk’e göre dezenflasyon sürecinin öngörülenden daha uzun sürmesi, yüksek faizlerin kalıcı hale gelmesi ve kredi imkânlarının daralması, işletmeler üzerindeki finansman baskısını her geçen gün artırıyor.

Birçok firma için krediye erişimin yalnızca zorlaşmadığını, neredeyse imkânsız hale geldiğini belirten Öztürk, krediye ulaşabilen işletmelerin de yüksek maliyet nedeniyle bu kaynakları kullanmakta tereddüt ettiğini bildirdi.

“Reel sektör nefes almakta zorlanıyor”

KTO Başkanı Öztürk, işletmelerin çalışma sermayesi ihtiyacının arttığı bir dönemde finansmana ulaşamamasının üretim ve ticaret üzerinde ciddi baskı oluşturduğuna dikkati çekti.

Öztürk, şöyle konuştu:

“Bugün birçok firmamız açısından finansmana erişim, zorlaşmanın ötesine geçmiş ve neredeyse imkânsız hâle gelmiştir. Krediye ulaşabilen işletmelerimiz ise yüksek maliyetler nedeniyle bu kaynakları kullanmakta tereddüt etmektedir. İşletme sermayesi ihtiyacının arttığı, vadelerin uzadığı ve tahsilatların zorlaştığı bir ortamda firmalarımız nakit akışlarını yönetmekte ciddi güçlük yaşamaktadır.”

Vadeli satış sürelerinin uzaması, alacakların tahsil edilmesinde yaşanan gecikmeler ve artan finansman ihtiyacının firmaların nakit dengesini bozduğunu belirten Öztürk, mevcut koşullarda özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin daha fazla zorlandığına işaret etti.

Üretim maliyetleri yükseliyor, iç talep yavaşlıyor

Öztürk, firmaların yalnızca finansmana erişim sorunu yaşamadığını, üretim maliyetlerindeki artışın da işletmelerin faaliyetlerini olumsuz etkilediğini söyledi.

Ham madde, ara malı, enerji ve işçilik giderlerindeki yükselişin şirketlerin maliyet yükünü artırdığını ifade eden Öztürk, buna karşılık iç talepte yaşanan yavaşlamanın satışları, kârlılığı ve yatırım imkânlarını sınırladığını belirtti.

Firmaların bir taraftan yüksek maliyetlerle mücadele ederken diğer taraftan satışların yavaşlamasıyla karşı karşıya kaldığını kaydeden Öztürk, bu tablonun yeni yatırım kararlarının ertelenmesine neden olabileceğini dile getirdi.

İhracatçının rekabet gücüne kur baskısı

Döviz kuru ile üretim maliyetleri arasındaki dengesizliğin ihracatçı firmaları da zorladığını belirten Öztürk, maliyetlerdeki artışın döviz kurundaki hareketin üzerinde kalmasının uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü olumsuz etkilediğini söyledi.

İhracatçıların yüksek işçilik, ham madde ve finansman maliyetleriyle üretim yaptığını kaydeden Öztürk, fiyat rekabetinin yoğun olduğu dış pazarlarda Türk firmalarının daha fazla baskı altında kaldığını ifade etti.

Mevcut koşulların uzun süre devam etmesi halinde firmaların ihracat pazarlarını korumakta zorlanabileceğine işaret eden Öztürk, üretim ve ihracat kapasitesinin korunması gerektiğini vurguladı.

“Üretimin daralması ve istihdamın zarar görmesi riski var”

KTO Başkanı Öztürk, yüksek faiz, daralan kredi imkânları, artan maliyetler ve zayıflayan talebin uzun süre devam etmesinin ekonomi genelinde kalıcı sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Bu şartların üretimin daralmasına, yatırımların ertelenmesine, ticaretin yavaşlamasına ve istihdamın zarar görmesine yol açabileceğini belirten Öztürk, reel sektörün dayanma gücünün korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.

İşletmelerin faaliyetlerini küçültmesi veya tamamen durdurmasının yalnızca ilgili işletmeyi değil, tedarikçilerini, çalışanlarını ve bağlantılı sektörleri de etkilediğini kaydeden Öztürk, ekonominin bütün bileşenlerinin birbirine bağlı olduğunu söyledi.

Enflasyonla mücadele sürerken üretim kapasitesi korunmalı

Enflasyonla mücadelenin Türkiye ekonomisi için gerekli olduğunu ve kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini belirten Öztürk, bu süreçte reel sektörün üretim kapasitesinin korunmasını istedi.

Fiyat istikrarının kalıcı biçimde sağlanabilmesi için üretim, ticaret ve hizmet sektörlerinin faaliyetlerini sürdürebilmesinin zorunlu olduğunu vurgulayan Öztürk, ekonomi politikalarının oluşturulmasında firmaların sahadaki koşullarının dikkate alınması gerektiğini bildirdi.

Öztürk, enflasyonla mücadele politikalarının özel sektör üzerindeki etkilerinin düzenli olarak ölçülmesi ve gerektiğinde destekleyici adımların devreye alınması gerektiğini ifade etti.

“Ekonominin bütün çarkları birbirine bağlı”

Sektörlerin farklı alanlarda faaliyet göstermesine rağmen ekonominin bir bütün olduğunu dile getiren Öztürk, herhangi bir sektörde yaşanan sorunun zincirleme biçimde diğer alanlara yansıdığını söyledi.

Küçük bir işletmenin faaliyetinde yaşanan aksamanın bile tedarik, üretim, satış, lojistik ve istihdam kanalları üzerinden ekonomik sistemin tamamını etkileyebildiğine dikkati çeken Öztürk, şöyle devam etti:

“Sektörlerimiz farklı alanlarda faaliyet gösterse de ekonominin bütün çarkları birbirine bağlıdır. Bir sektörde yaşanan sıkıntı, zincirleme bir etkiyle diğer sektörlere de yansımaktadır. Küçük bir işletmenin faaliyetinde meydana gelen aksama bile ekonomik sistemin bütün dişlilerini yavaşlatmaktadır.”

Reel sektörün ekonomiyi ayakta tutan temel güç olduğunu belirten Öztürk, üretici, tüccar, sanayici ve esnafın gücünü kaybetmesi halinde fiyat istikrarının sağlanmasının da güçleşeceğini dile getirdi.

Ekonomi programının başarı ölçütü genişletilmeli

Uygulanan ekonomi programının başarısının yalnızca yıllık veya aylık enflasyon oranlarındaki gerilemeyle ölçülemeyeceğini vurgulayan Öztürk, özel sektörün üretmeye, yatırım yapmaya ve istihdam sağlamaya devam edip edemediğinin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Öztürk, ekonomi programının reel sektörün talepleri doğrultusunda güncellenmesi gerektiğini belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Ekonomiyi ayakta tutan reel sektör gücünü kaybettiğinde, fiyat istikrarının sağlanması ve kalıcı hâle gelmesi mümkün değildir. Üç yıldır uygulanan ekonomi programının başarısı, yalnızca enflasyon rakamlarının gerilemesiyle değil; tüccarımızın, sanayicimizin ve esnafımızın faaliyetlerini sürdürebilmesiyle birlikte değerlendirilmelidir.”

Özel sektörün temel beklentileri

Meslek komiteleriyle gerçekleştirilen toplantılarda dile getirilen sorunlar doğrultusunda iş dünyasının öncelikli beklentileri; finansmana erişimin kolaylaştırılması, kredi maliyetlerinin işletmeler açısından kullanılabilir seviyelere çekilmesi, işletme sermayesi ihtiyacının karşılanması ve üretim kapasitesinin korunması başlıklarında yoğunlaştı.

İhracatçının rekabet gücünün desteklenmesi, üretim maliyetleriyle döviz kuru arasındaki dengenin gözetilmesi, tahsilat sorunlarına karşı işletmelerin korunması ve yatırımların devamını sağlayacak güven ortamının oluşturulması da özel sektörün öne çıkan talepleri arasında yer aldı.

KTO Başkanı Öztürk, Konya Ticaret Odası olarak üyelerden gelen görüşleri ilgili kurumlara aktarmayı, özel sektörün sorunlarını gündemde tutmayı ve çözüm önerileri geliştirmeyi sürdüreceklerini bildirdi.