Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Tatil dönüşünde sürücüleri bekleyen tehlike: Uzun yolda uyku ve dikkat kaybı

Yaz tatilinden dönen vatandaşların oluşturduğu trafik yoğunluğu, uzun süre direksiyon başında kalma, sıcak hava ve uykusuzlukla birleştiğinde kaza riskini artırıyor. Sürücülerin yolculuk öncesinde yeterince dinlenmesi, düzenli mola vermesi ve uyku belirtileri başladığında aracı güvenli bir noktaya çekmesi gerekiyor.

Yaz tatilinden dönen vatandaşların oluşturduğu trafik yoğunluğu, uzun süre direksiyon

Yaz tatilinin sona ermesiyle birlikte şehirlerarası yollarda araç hareketliliğinin artması beklenirken, uzmanlar sürücüleri uzun yol yorgunluğu ve dikkat kaybına karşı uyarıyor. Saatlerce kesintisiz araç kullanmak, düzensiz uyku, yoğun trafik, sıcak hava ve monoton yol koşulları, sürücünün çevresinde yaşanan gelişmelere zamanında tepki vermesini zorlaştırabiliyor.

Uykulu ve yorgun araç kullanmak yalnızca direksiyon başında tamamen uyuyakalma riskini doğurmuyor. Uykusuzluk; sürücünün yola odaklanmasını güçleştiriyor, ani fren veya manevra gerektiren durumlarda tepki süresini uzatıyor ve doğru karar verme yeteneğini olumsuz etkiliyor. Bu nedenle sürücü kendisini uyanık hissetse bile sürüş performansında ciddi düşüş yaşanabiliyor.

 

Saatler ilerledikçe kaza riski artıyor

Emniyet Genel Müdürlüğünün sürücü yorgunluğuna ilişkin bilgilendirmesinde, uzun süre araç kullanmanın yorgunluk ve dikkat dağınıklığına yol açtığı belirtiliyor. Özellikle günlük sürüş süresi 8-9 saati geçtiğinde sürüş performansında ciddi bozulmalar görülebileceği ve kaza riskinin önemli ölçüde artabileceği ifade ediliyor.

Uzun yolculuklarda sürücünün aynı hızda ve benzer yol şartlarında ilerlemesi de “yol hipnozu” olarak bilinen dikkat azalmasına neden olabiliyor. Özellikle düz, uzun ve monoton güzergâhlarda sürücü, farkında olmadan çevresindeki işaretleri, araçları veya yol değişikliklerini daha geç algılayabiliyor.

Uykulu sürüşe bağlı kazaların gece yarısı ile sabah 06.00 arasında ve vücudun doğal olarak enerji kaybettiği öğleden sonraki saatlerde daha sık görüldüğü belirtiliyor. Bu kazaların önemli bir bölümü, sürücünün fren yapamadan şeritten çıkması veya yol dışına savrulması şeklinde meydana geliyor.

Bu belirtiler varsa yolculuğa devam edilmemeli

Sık sık esneme, göz kapaklarının ağırlaşması, gözleri açık tutmakta zorlanma, son birkaç kilometrede yaşananları hatırlayamama ve trafik işaretlerini kaçırma, sürücünün dinlenmesi gerektiğini gösteren önemli belirtiler arasında yer alıyor.

Aracın şerit içinde sağa veya sola kayması, çıkışların kaçırılması, hızın farkında olmadan değişmesi ve yol kenarındaki titreşimli şeritlere temas edilmesi de ciddi yorgunluk işareti olarak değerlendiriliyor. Bu belirtilerden biri ortaya çıktığında sürücünün “biraz daha giderim” düşüncesiyle yolculuğa devam etmemesi gerekiyor.

Birkaç saniye sürebilen “mikro uyku” sırasında sürücü gözleri açık görünse bile yolu algılayamayabiliyor. Yüksek hızla ilerleyen bir araç, bu birkaç saniye içinde yüzlerce metre boyunca kontrolsüz şekilde hareket edebiliyor. Bu durum hem araçta bulunanlar hem de diğer yol kullanıcıları açısından ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.

Yolculuk öncesinde yeterli uyku şart

Güvenli bir yolculuk için alınacak önlemlerin başında, direksiyon başına geçmeden önce yeterli ve kaliteli uyku geliyor. Sürücülerin özellikle uzun yola çıkacakları gecede uyku sürelerini azaltmamaları, yola yorgun şekilde başlamamaları ve mümkünse seyahat saatlerini alışık oldukları uyku düzenine göre belirlemeleri tavsiye ediliyor.

Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi, yetişkinlerin uykulu sürüş riskini azaltmak için gecede yaklaşık 7-8 saat uyuması gerektiğine işaret ediyor. Yolculuk öncesinde alkol alınmaması ve uyku hâline yol açabilecek ilaçların kullanım talimatlarının kontrol edilmesi de önem taşıyor.

Uyku apnesi gibi uyku bozukluğu bulunanlar, gece vardiyasında çalışanlar, düzensiz uyuyanlar, profesyonel sürücüler ve uyku getirici ilaç kullananlar uzun yolculuklarda daha yüksek risk altında bulunuyor. Sürekli yorgunluk, şiddetli horlama veya gündüz saatlerinde istemsiz uyuklama yaşayan kişilerin sağlık kuruluşuna başvurması öneriliyor.

İki saatte bir mola verilmesi öneriliyor

Emniyet Genel Müdürlüğü, normal uyku ve araç kullanma düzeninin dışına çıkan sürücülerin yaklaşık iki saatte bir en az 10 dakika mola vermesini öneriyor. Molaların yalnızca yakıt almak veya kısa süreli ihtiyaç gidermek amacıyla değil, sürücünün zihinsel ve fiziksel olarak dinlenmesini sağlayacak şekilde planlanması gerekiyor.

Yorgunluk belirtileri başlayan sürücünün aracını yol kenarına değil, güvenli bir dinlenme tesisi veya belirlenmiş park alanına çekmesi gerekiyor. Güvenli bir noktada verilen 15-20 dakikalık kısa uyku molasının geçici olarak dikkati artırabileceği belirtiliyor. Ancak kısa uykunun, uzun süreli uykusuzluğun yerine geçmediği vurgulanıyor.

Araçta birden fazla ehliyetli sürücü bulunması durumunda direksiyonun belirli aralıklarla değiştirilmesi, tek sürücüyle yapılacak uzun yolculuklarda ise güzergâh üzerindeki dinlenme noktalarının önceden belirlenmesi güvenliği artırıyor.

Cam açmak ve müziğin sesini yükseltmek çözüm değil

Uykusu gelen bazı sürücüler camı açmanın, yüzünü yıkamanın, sakız çiğnemenin veya müziğin sesini yükseltmenin kendilerini uyanık tutacağını düşünüyor. Ancak bu uygulamalar yalnızca çok kısa süreli bir hareketlilik sağlıyor ve uykusuzluğun sürüş üzerindeki etkisini ortadan kaldırmıyor.

Kahve ve diğer kafeinli içecekler de geçici bir uyanıklık sağlayabiliyor. Buna rağmen ciddi biçimde uykusuz olan bir sürücünün kafein aldıktan sonra da mikro uyku yaşayabileceği belirtiliyor. Bu nedenle kafein tüketimi, güvenli bir yerde durarak dinlenmenin alternatifi olarak görülmemeli.

Telefon kullanımı dikkat kaybını büyütüyor

Uzun yol yorgunluğuna cep telefonu kullanımı da eklendiğinde dikkat kaybı daha ciddi boyutlara ulaşabiliyor. Navigasyon ayarlamak, mesaj okumak veya telefon görüşmesi yapmak için gözün birkaç saniye yoldan ayrılması, özellikle yüksek hızda ilerleyen araçlarda sürücünün önemli bir mesafeyi yolu görmeden katetmesine neden olabiliyor.

Sürücülerin navigasyonu hareket etmeden önce ayarlaması, seyir hâlindeyken telefonu eline almaması ve acil bir görüşme yapılması gerekiyorsa güvenli bir noktada durması gerekiyor. Güvenli Trafik platformu da birkaç saniyelik telefon kullanımının ve yorgun şekilde direksiyon başına geçmenin ağır sonuçlara yol açabilecek güvensiz sürücü davranışları arasında bulunduğunu belirtiyor.

Tatil dönüşü için güvenli sürüş uyarısı

Tatil dönüşünde trafik yoğunluğuna yakalanmamak için acele etmek, hız sınırlarını aşmak veya mola vermeden hedefe ulaşmaya çalışmak kaza riskini artırıyor. Sürücülerin yolculuklarını önceden planlaması, araçlarının bakımını kontrol etmesi, hız ve takip mesafesi kurallarına uyması, tüm yolcuların emniyet kemeri taktığından emin olması gerekiyor.

Yorgunluk belirtisi ortaya çıktığında yolculuğa devam etmek yerine mola vermek, sürücünün varış saatini geciktirebilir ancak olası bir kazayı önleyerek hayat kurtarabilir. Uzmanların ortak uyarısı ise net: Uykulu sürüşün güvenli bir seviyesi bulunmuyor; gözler ağırlaşmaya başladığında direksiyon bırakılmalı.