İşçinin, memurun, esnafın ve işletmelerin haklarını korumak amacıyla faaliyet gösteren sendika, oda ve meslek kuruluşlarında yöneticilere ödenen ücretler kamuoyunun gündemine yeniden geldi.
Üyelerinden düzenli olarak aidat toplayan, çeşitli belge ve hizmetler karşılığında ücret alan kuruluşlarda başkan ve üst düzey yöneticilerin maaşları tartışılıyor. Yönetici ücretlerine makam ve başarı tazminatları, huzur hakkı, harcırah, ikramiye, temsil giderleri ve farklı kurullardan elde edilen ödemelerin eklenmesiyle toplam gelirin oldukça yüksek seviyelere ulaştığı ileri sürülüyor.
Esnaf ve çalışanlar, ekonomik koşulların ağırlaştığı, ücretlerin enflasyon karşısında değer kaybettiği bir dönemde yönetici maaşlarının üyelerden gizlenmesine tepki gösteriyor.
Esnaftan yüksek maaşlara tepki
Meslek odalarına aidat ödeyen esnaflar, bazı oda başkanlarının aylık gelirlerinin 300 bin lirayı aştığını iddia ediyor.
Oda başkanlığı seçimlerinde yaşanan yoğun rekabetin arkasında yöneticilere sağlanan maaş, makam, araç, temsil ve harcırah imkânlarının bulunduğunu savunan esnaflar, ödenen ücretlerin kamuoyuna açık bir şekilde duyurulmasını talep ediyor.
Çalışanlar da düşük ücretlerle geçinmeye çalışırken sendika yöneticilerine yüksek maaşlar ve farklı isimler altında ek ödemeler yapılmasını eleştiriyor. Üyeler, sendikaların önceliğinin yönetici gelirlerini artırmak değil, çalışanların ücretlerini ve sosyal haklarını geliştirmek olması gerektiğini belirtiyor.
Maaşlarda yasal üst sınır bulunmuyor
Türkiye’de oda ve sendika başkanlarına ödenecek maaşlar için bütün kuruluşları kapsayan ortak bir üst sınır bulunmuyor.
Yönetici ücretleri; kuruluşun üye sayısına, gelirlerine, yürürlükteki asgari ücrete, sendika veya odanın tüzüğüne ve genel kurul kararlarına göre belirleniyor.
Genel kurullarda kararlaştırılan ücretlerin bazı kuruluşlarda 30 bin lira seviyesinden başlayarak 300 bin liranın üzerine çıkabildiği belirtiliyor. Maaşlara huzur hakkı, temsil ödeneği, makam tazminatı, ikramiye ve diğer kurul ödemeleri eklendiğinde memur sendikalarındaki toplam gelirin 500 bin liraya, bazı işçi sendikalarında ise 1 ila 1,5 milyon liraya kadar ulaşabildiği iddia ediliyor.
Bazı sendikalar yöneticilere yapılan ödemeleri faaliyet raporlarında açıklarken birçok kuruluşta maaşların ve diğer mali hakların ayrıntılı olarak kamuoyuyla paylaşılmadığı ifade ediliyor.
Gelirlerin büyük bölümü aidatlardan sağlanıyor
Oda ve sendikaların en önemli gelir kaynaklarının başında üyelerden tahsil edilen aidatlar geliyor.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesinde 365 oda ve borsa bulunuyor. Bu kuruluşlara farklı sektörlerde faaliyet gösteren yaklaşık 1,5 milyon firmanın kayıtlı olduğu belirtiliyor.
İşletmeler, yıllık aidatın yanı sıra gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinde yer alan kâr ve kazançları üzerinden binde 5 oranında munzam aidat ödüyor.
Firmalardan ayrıca;
- Oda kayıt ücreti,
- Ticaret sicili işlem ve ilan ücretleri,
- Faaliyet belgesi,
- Oda kayıt belgesi,
- Kapasite raporu,
- Menşe şahadetnamesi,
- ATA Karnesi,
- Ekspertiz işlemleri,
- Laboratuvar hizmetleri
gibi çok sayıda kalemde ücret tahsil ediliyor.
Esnaf ve küçük işletmeler, zorunlu aidat ve belge ücretlerinin işletmeler üzerinde ciddi bir mali yük oluşturduğunu savunuyor. Bazı işletmelerin büyüklüğüne ve işlem sayısına göre yıllık toplam ödemelerinin 20 bin liradan başlayıp 330 bin liraya kadar çıkabildiği ileri sürülüyor.
İşçinin ücretinden sendika aidatı kesiliyor
Sendikalarda da en büyük gelir kaynaklarından birini üyelik aidatları oluşturuyor.
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu kapsamında sendika üyesi işçilerden kesilen aylık üyelik aidatı, işçinin aylık brüt çıplak ücretinin bir günlük tutarını aşamıyor.
Kesintinin kesin miktarı ise sendikaların kendi tüzüklerinde belirleniyor. Bazı sendikalar bir günlük brüt ücretin yüzde 30’u, bazıları yüzde 50’si, bazıları ise daha farklı oranlarda aidat tahsil edebiliyor.
İşçi ve memurların maaşlarından kesilen aidatlar sayesinde sendikalar her yıl milyarlarca liralık bütçeyi yönetiyor.
Üyeler harcamalarda şeffaflık istiyor
Tartışmaların merkezinde yalnızca yönetici maaşlarının yüksekliği değil, söz konusu ödemelerin üyeler tarafından kolaylıkla öğrenilememesi de yer alıyor.
Birçok kuruluşta başkan ve yönetim kurulu üyelerine ödenen toplam ücretler, temsil giderleri, makam araçlarının maliyeti, seyahat ve konaklama harcamaları ile huzur hakları ayrıntılı biçimde yayımlanmıyor.
Aidat ödeyen üyeler, kendi hesaplarından ne kadar kesinti yapıldığını biliyor ancak toplanan paranın hangi hizmetlerde kullanıldığını ve yönetim kadrolarının kuruma toplam maliyetini aynı açıklıkta göremiyor.
Üyeler, sendika ve odaların yıllık faaliyet raporlarında şu bilgilerin ayrıntılı olarak açıklanmasını talep ediyor:
- Başkan ve yönetici maaşları,
- Makam ve görev tazminatları,
- Huzur hakkı ödemeleri,
- İkramiyeler,
- Harcırah ve seyahat giderleri,
- Araç tahsisleri,
- Temsil ve ağırlama harcamaları,
- İştiraklerden ve kurullardan alınan ücretler.
Başkanlık koltuklarında uzun yıllar
Sendika, oda ve meslek kuruluşlarında bazı başkanların uzun yıllardır görevlerini sürdürmesi de tartışmaların bir başka boyutunu oluşturuyor.
Türkiye Otel, Lokanta, Dinlenme Yerleri İşçileri Sendikası Genel Başkanı Cemail Bakındı’nın, sendikanın kuruluş tarihi olan 1 Eylül 1977’den bu yana genel başkanlık görevini sürdürdüğü belirtiliyor. Bakındı’nın yaklaşık 49 yıldır başkanlık koltuğunda bulunduğu ifade ediliyor.
Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu Başkanı Bendevi Palandöken’in 16 yıldır konfederasyon başkanlığı yaptığı, Türkiye Bakkallar ve Bayiler Esnaf Odası Başkanlığı görevini ise yaklaşık 36 yıldır sürdürdüğü kaydediliyor.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun 25 yıldır, Türkiye Tekstil, Örme, Giyim ve Deri Sanayii İşçileri Sendikası Genel Başkanı Nazmi Irgat’ın 19 yıldır, Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar’ın ise 21 yıldır görevde olduğu belirtiliyor.
Koop-İş Sendikası Genel Başkanı Eyüp Alemdar’ın 16 yıldır, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın 15 yıldır, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay’ın 13 yıldır, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın da 11 yıldır aynı görevleri yürüttüğü ifade ediliyor.
Görev süresi sınırı tartışması
Başkanların uzun yıllar görevde kalması, oda ve sendikalarda görev süresi sınırı getirilip getirilmemesi tartışmasını da beraberinde getiriyor.
Eleştirilerde, uzun başkanlık dönemlerinin kurum içi demokrasiyi, yönetimde yenilenmeyi ve mali denetimi zayıflatabileceği savunuluyor. Başkanlık görevlerinin belirli dönemlerle sınırlandırılması ve yöneticilerin toplam mali haklarının genel kurul öncesinde üyelere açıkça bildirilmesi isteniyor.
Sendika ve oda yönetimleri ise ücretlerin genel kurullarda delegelerin oylarıyla belirlendiğini, kurumların büyüklüğüne ve yöneticilerin sorumluluklarına göre farklılık gösterebildiğini dile getiriyor.
Tartışmaların ardından gözler, milyonlarca işçi, memur, esnaf ve işletmeden aidat toplayan meslek örgütlerinin mali tablolarına çevrildi. Aidat ödeyen üyelerin ortak talebi ise yönetici maaşlarının, ek ödemelerin ve tüm harcamaların açık, anlaşılır ve denetlenebilir biçimde kamuoyuna duyurulması.




