Konya sokaklarının en bilinen, en sevilen ve hafızalara kazınan simalarından “Kırmızılı Kadın” Sultan Özcan, bir süredir tedavi gördüğü hastanede 74 yaşında hayatını kaybetti. 1952 yılında Aksaray’ın Ortaköy ilçesine bağlı Cumali köyünde dünyaya gelen Özcan’ın vefatı, başta her gün selamlaştığı Zafer ve Kayalıpark esnafı olmak üzere bütün Konya’yı hüzne boğdu.
Konya’da baştan aşağı giydiği kırmızı kıyafetleri, kırmızı makyajı ve kendine özgü yaşam tarzıyla tanınan Sultan Özcan’dan acı haber geldi.
Konyalıların “Kırmızılı Kadın” ve “Sultan Abla” olarak tanıdığı Sultan Özcan, bir süredir Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yoğun bakımda sürdürdüğü yaşam mücadelesini kaybetti. 1952 doğumlu olan Özcan, 74 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Özcan’ın vefat haberi; ailesi, yakınları, kendisini yıllardır tanıyan vatandaşlar ve her gün selamlaştığı Konya esnafı tarafından büyük bir üzüntüyle karşılandı. Özellikle Zafer Meydanı, Kayalıpark, Mevlana Caddesi ve şehir merkezinde onu görmeye alışan vatandaşlar, Konya’nın simge isimlerinden birini kaybetmenin hüznünü yaşadı.
Arkasında zorluklarla geçen bir çocukluk, büyük bir aşkla başlayıp şiddet ve ayrılıkla sona eren bir evlilik, çocuk özlemi, yarım kalmış hayaller ve kırmızıya adanmış 74 yıllık bir ömür bırakan Sultan Özcan, hayat hikâyesiyle belgesellere ve televizyon yapımlarına da konu olmuştu.
1952 yılında Aksaray’da dünyaya geldi
Sultan Özcan, 1952 yılında Aksaray’ın Ortaköy ilçesine bağlı Cumali köyünde dünyaya geldi. Çocukluk ve gençlik yıllarını köyde geçiren Özcan, henüz küçük yaşlardayken eğitimine devam etmek için ailesine karşı mücadele verdi.
Babası tarafından okuldan alınarak tarlada çalıştırılmak istendiğini anlatan Özcan, yıllar sonra o günleri, “Cahil kalamam, okula gideceğim” sözleriyle aktarmıştı.
Eğitimine devam etmekte ısrar eden Sultan Özcan’ın hayatının yönü, köylerine gelen öğretmeniyle tanışmasının ardından değişti. Özcan’ın anlatımına göre öğretmeni, sınıftaki öğrenciler arasından onun zekâsını ve konuşkanlığını fark etmişti.
Henüz 15 yaşındayken çocukluk aşkıyla evlendi
Sultan Özcan, 15 yaşındayken çocukluk aşkı olan öğretmeniyle evlendi. Büyük bir aşkla başlayan evliliğin ardından eşinin görevi nedeniyle önce Hakkâri’ye, daha sonra Giresun’a taşındı.
Özcan’ın anlattığına göre eşi ilerleyen yıllarda öğretmenlik görevinden ayrılarak polis oldu, ardından komiserliğe kadar yükseldi.
Yaklaşık 25 yıl devam eden evlilikte çocuk sahibi olamamaları zamanla en büyük sorunlardan biri haline geldi. Çocuk özlemi, kıskançlık, geçimsizlik ve yaşanan tartışmalar evliliklerini yıprattı.
Sultan Özcan, çocuklarının olmaması nedeniyle eşinden 1995 yılında ayrıldığını anlatmıştı. Yıllar sonra eski eşinin başka biriyle evlendiğini ve bir oğlu olduğunu öğrenen Özcan, yaşadığı üzüntüyü, “Çocuğumuz olsaydı hayat çok daha farklı olurdu. Başıma bunlar gelmezdi” sözleriyle ifade etmişti.
Kırmızı elbisenin ardında yarım kalmış bir aşk vardı
Sultan Özcan’ın yaşamının simgesi haline gelen kırmızı rengin ardında, sevdiği eşini kaybetme korkusuyla başlayan hüzünlü bir hikâye bulunuyordu.
Özcan’ın anlattığına göre Hakkâri’de yaşadıkları dönemde eşiyle birlikte kırmızı elbise giyen genç bir kadın gördüler. Eşinin bu kadının güzelliğinden söz etmesi üzerine endişelenen Sultan Özcan, eşinin başka bir kadına ilgi duymasını istemediği için bir mağazaya giderek kırmızı elbise aldı.
O günü yıllar sonra anlatan Özcan, “Eşim başkasına bakmasın, hep beni sevsin diye o günden beri kırmızı giyindim” ifadelerini kullanmıştı.
Sevdiği adamın ilgisini kaybetmemek için giydiği ilk kırmızı elbise, yıllar içerisinde Sultan Özcan’ın kimliğine dönüştü. Evliliği sona ermesine rağmen kırmızı renkten vazgeçmedi.
Bir aşkı koruma çabasıyla başlayan kırmızı tutkusu, zamanla onun hayata tutunma biçimi ve Konya sokaklarında tanınmasını sağlayan en önemli özelliği oldu.
Evliliğinde şiddete maruz kaldı
Sultan Özcan, yaklaşık 25 yıl süren evliliğinde kıskançlık nedeniyle sorunlar yaşadığını ve zaman zaman eşinin şiddetine maruz kaldığını açıklamıştı.
Eşinin kendisini çok kıskandığını, öfkelendiğinde fiziksel şiddet uyguladığını anlatan Özcan, aile içerisinde yaşanan başka bir tartışmada da ağır şekilde darbedildiğini ve hastaneye kaldırıldığını söylemişti.
Günlerce yoğun bakımda kaldığını belirten Özcan, yaşadığı olayların ardından yeniden evlenmekten korktuğunu ifade etmişti.
“Dövülmekten, şiddet görmekten korktum. Mutluluk bekârlıkta dedim ve evlenmedim” diyen Sultan Özcan, ayrılığın ardından hayatına tek başına devam etmeyi tercih etti.
Annesinin yanına döndü, ardından Konya’ya taşındı
Eşinden ayrıldıktan sonra memleketi Aksaray’a dönen Sultan Özcan, bir süre annesiyle birlikte yaşadı ve psikolojik tedavi gördü.
Annesinin hayatını kaybetmesinin ardından Konya’da yaşayan ağabeyinin yanına taşınan Özcan, ağabeyinin evinin altında bulunan bodrum katta yaklaşık 8 yıl yaşamını sürdürdü.
Sultan Özcan’a 2006 yılında duygu durumu bozukluğu teşhisi konulduğu ve yüzde 80 engelli raporu verildiği belirtilmişti.
Daha sonra ağabeyinin evinin yanında yaptırılan tek odalı eve taşınan Özcan, yaşamının geri kalanını burada geçirdi. Bütün zorluklara rağmen küçük evinde mutlu olduğunu söyleyen Özcan, mutluluğun zenginlikle ölçülemeyeceğini düşünüyordu.
Hayata bakışını, “Tek bir odada yaşıyorum ve mutluyum. Villada yaşasam, mutlu olamasam ne yapayım” sözleriyle anlatmıştı.
Kıyafetlerinden evindeki eşyalara kadar her şey kırmızıydı
Sultan Özcan’ın kırmızıya olan tutkusu yalnızca giydiği kıyafetlerle sınırlı değildi.
Elbiseleri, ayakkabıları, çantaları ve aksesuarlarının tamamına yakınında kırmızı rengi tercih eden Özcan, dudaklarını ve yanaklarını da kırmızıya boyuyordu.
Yaşadığı tek odalı evdeki eşyalarda da kırmızı renk hâkimdi. Perdelerinden mutfak eşyalarına, süslerinden çaydanlığına kadar birçok eşyasını kırmızı renkte seçen Özcan, “Her şeyim kırmızı. Evimin içi, çaydanlığım bile kırmızı” sözleriyle bu tutkusunu anlatmıştı.
Kırmızı rengin kendisine yakıştığına inanan Özcan, çarşı esnafının da kendisine, “Sultan, kırmızı sana yakıştığı gibi kimseye yakışmıyor” dediğini aktarmıştı.
Her gün 48 numaralı otobüsle şehir merkezine geliyordu
Havanın uygun olduğu günlerde sabah saatlerinde evinden çıkan Sultan Özcan, 48 numaralı otobüse binerek Konya şehir merkezine geliyordu.
Zafer Meydanı, Kayalıpark, Mevlana Caddesi, çarşı ve pazar çevresinde dolaşan Özcan, yıllar içerisinde kent merkezinin ayrılmaz bir parçası haline geldi.
Baştan aşağı kırmızı kıyafetleriyle kalabalığın içerisinde hemen fark edilen Sultan Özcan, esnafla selamlaşıyor, vatandaşlarla sohbet ediyor ve kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyenleri çoğu zaman geri çevirmiyordu.
“Beni seven çok. Pazara gidiyorum, çarşıya gidiyorum, beni tanıyorlar. Beni herkes bilir” diyen Özcan, Konyalıların kendisine gösterdiği ilgiden mutluluk duyduğunu dile getiriyordu.
Kadınlara şiddete karşı mesaj vermişti
Kendi evliliğinde şiddete maruz kalan Sultan Özcan, kadınlara yönelik açıklamalarıyla da dikkat çekmişti.
Kadınların birlikte olacakları kişileri iyi tanımaları gerektiğini söyleyen Özcan, anlayışlı ve eğitimli insanlarla hayat kurmalarını tavsiye etmişti.
“Kadınlar, anlayışlı ve tahsilli insanlarla görüşsünler. Cahil adamlarla görüşmesinler” diyen Sultan Özcan, sevgi ve anlayıştan uzak ilişkilerin kadınlar için mutsuzluk ve şiddet getirebileceğini ifade etmişti.
Aşkın evlilikte önemli olduğuna inanan Özcan, kendisinin de eşiyle severek evlendiğini, yaşadıkları tartışmaların ardından kısa sürede barıştıklarını anlatmıştı.
Hayatında yaşadığı bütün acılara rağmen gençlik yıllarındaki aşkını ve eşine duyduğu sevgiyi uzun süre kalbinde taşıdı.
Son aylarda sağlık sorunları yaşamıştı
Sultan Özcan, son aylarda çeşitli sağlık sorunları nedeniyle birkaç kez hastaneye kaldırılmıştı.
Mart 2026’da Mevlana Caddesi’nde fenalaşan Özcan’a çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine sağlık ekipleri müdahale etmişti. Daha sonraki aylarda sağlık sorunları yeniden ağırlaşan Sultan Özcan, Haziran 2026’da yoğun bakıma alınmıştı.
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi altına alınan Özcan’ın sağlık durumunun ciddi olduğu ve yoğun bakımda yaşam mücadelesi verdiği açıklanmıştı.
Bir süredir hastanede tedavi gören Sultan Özcan’dan 12 Temmuz 2026 Pazar günü acı haber geldi. Konya’nın “Kırmızılı Kadın”ı, 74 yaşında hayatını kaybetti.
Vefatı bütün Konya’yı hüzne boğdu
Sultan Özcan’ın vefatı, başta ailesi ve yakınları olmak üzere onu yıllardır tanıyan bütün Konyalıları derinden üzdü.
Onun kırmızı elbiseleriyle Zafer Meydanı’ndan geçişini, Kayalıpark’ta dolaşmasını ve esnafla selamlaşmasını görmeye alışan vatandaşlar, kent hafızasının önemli bir parçasını kaybetti.
Özcan’ın ölüm haberi özellikle her gün selamlaştığı Zafer ve Kayalıpark esnafında büyük üzüntüye neden oldu. Kent merkezinde Sultan Özcan’ı yıllardır gören vatandaşlar, kırmızı kıyafetleriyle Konya sokaklarına renk katan “Sultan Abla”nın artık aynı sokaklarda olmayacak olmasının hüznünü yaşadı.
Bazı insanlar yaşadıkları şehrin meydanları, sokakları ve tarihi yapıları kadar o şehrin kimliğinin parçası haline gelir. Sultan Özcan da Konya için bu isimlerden biri oldu.
1952 yılında Aksaray’ın Cumali köyünde başlayan ve 12 Temmuz 2026’da Konya’da sona eren 74 yıllık hayatına; büyük bir aşkı, çocuk özlemini, şiddeti, ayrılığı, yalnızlığı, hayata tutunma mücadelesini ve kırmızıya duyduğu vazgeçilmez sevgiyi sığdırdı.
Arkasında hüzünlü bir aşk hikâyesi, yarım kalmış hayaller, kadınlara bırakılmış önemli mesajlar ve kırmızıya adanmış bir ömür bırakan Sultan Özcan, Konya’nın “Kırmızılı Kadın”ı olarak hafızalarda yaşamaya devam edecek.




