Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, diplomatik temasların yanı sıra Türk mutfağının zenginliğini dünyaya tanıtan özel sofralara da sahne oldu. Zirve kapsamında uluslararası heyetlere, liderlere, eşlere, delegasyonlara ve basın mensuplarına sunulan yemeklerde Anadolu’nun yedi bölgesinden seçilen lezzetler ön plana çıktı.
Zirvedeki resmi yemek organizasyonunda görev alan 3 şeften biri olan Şef Osman Sezener, menülerin hazırlanma sürecini, sunulan özel lezzetleri ve uluslararası konuklardan gelen geri dönüşleri anlattı.
Dünyanın en saygın restoran değerlendirme sistemlerinden Michelin Rehberi’nin 2024 İstanbul-İzmir-Bodrum seçkisine işlettiği 3 restoranıyla dahil olan Osman Sezener, Bodrum’daki restoranında yaptığı açıklamada, NATO Zirvesi için hazırlanan menülerin özel bir felsefeyle oluşturulduğunu belirtti.
Yedi bölgeden seçilen lezzetler zirve sofrasında buluştu
Osman Sezener, menülerin yalnızca bir yemek listesi olarak değil, Türkiye’nin kültürel ve gastronomik zenginliğini anlatan özel bir hikâye olarak hazırlandığını söyledi.
Türkiye’nin yedi bölgesinden coğrafi işaretli ürünlerin ve tanıtılması istenen özel lezzetlerin bir araya getirildiğini aktaran Sezener, özellikle bölgesel ürünlerin seçimine büyük önem verdiklerini ifade etti.
Sezener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın ev sahipliğinde Çankaya Köşkü’nde devlet ve hükümet başkanlarının eşlerine verilen yemek için özel bir menü hazırladıklarını belirtti. Bunun yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde misafirler, delegasyonlar ve basın mensupları için sabah kahvaltısı, öğle ve akşam yemeklerini kapsayan geniş açık büfeler oluşturduklarını anlattı.
First Lady’lere özel çini tabaklarda sunum
Devlet ve hükümet başkanlarının eşlerine verilen özel yemekte sunumun da menü kadar özenle hazırlandığını vurgulayan Osman Sezener, yemeklerin özel yaptırılmış çini tabaklarda servis edildiğini söyledi.
Sezener, bu özel yemekte Türkiye’nin farklı bölgelerinden seçilen lezzetlerin zarif bir sunumla konuklara ikram edildiğini belirterek şu bilgileri paylaştı:
“First Lady’lerin yemeğinde Urla’nın sakız enginarı vardı. İlk başta yedi bölgemizden yedi ayrı mezenin farklı sunumları yer aldı. Bunun içinde Erzincan tulumuyla özel bir bal, Karadeniz’den Trabzon tereyağı, Antalya’dan hibeş ve tarhana mezesi vardı. Yemeğe geçildiğinde ise enginar ve Bodrum’dan gambilya favası olan bir tabağımız sunuldu. Nektarin ve Seferihisar’ın armola peynirinden oluşan semizotlu bir salata, Anadolu usulü kabak çiçeği dolması ve yaprak sarmanın farklı bir yorumu ikram edildi. Ana yemek olarak firik bulguruyla uzun pişmiş dana kaburga veya Çeşme’nin damla sakızıyla yapılmış soslu lahoz balığı seçeneği sunuldu. Tatlıda ise Ege’den gelen özel bir yoğurtla beyaz çikolatalı yoğurt mus ve orman meyveleri yer aldı.”
Urla sakız enginarı zirvenin en beğenilen lezzetlerinden oldu
Osman Sezener, konukların özellikle bölgesel ürünlere büyük ilgi gösterdiğini belirtti. NATO Zirvesi kapsamında verilen yemekte en çok beğenilen lezzetlerden birinin Urla’nın sakız enginarı olduğunu ifade eden Sezener, Çeşme’nin damla sakızı sosuyla hazırlanan lahoz balığının da konuklar için farklı ve özel bir deneyim olduğunu söyledi.
Sezener, zirveye katılan misafirlerin yemeklerden sonra teşekkürlerini ilettiğini dile getirerek, Türk mutfağının uluslararası konuklar üzerinde güçlü bir izlenim bıraktığını kaydetti.
“Özellikle Urla’nın sakız enginarını çok güzel bulduklarını söylediler, bölgesel ürünleri çok sevdiler. Böyle güzel bir sofrada Türk yemeğini tattıkları için hepsi ayrı ayrı teşekkür etti. En çok Urla sakız enginarına hayran kaldılar. Onun haricinde Çeşme’nin damla sakızı sosuyla yapılan lahoz balığı onlar için çok farklı bir deneyim oldu. Genel olarak çok güzel bir ağırlama yaptık ve bu NATO Zirvesi’nden geriye kalan çok güzel yemek hikayeleriyle onları ülkelerine uğurladık.”
Açık büfelerde Anadolu mutfağının zenginliği yer aldı
Zirve kapsamında yalnızca özel davet yemekleri değil, delegasyonlar, basın mensupları ve misafirler için hazırlanan açık büfeler de dikkat çekti.
Osman Sezener, açık büfelerde Türkiye’nin farklı bölgelerinden çok sayıda yöresel ürünün yer aldığını söyledi. Tire köfte, Urla’nın ahtapot yemekleri, kalamar, balık yahni, Adana kebap, taze kesilmiş döner ve keşkek gibi birçok lezzetin konuklara sunulduğunu aktardı.
Bu yönüyle NATO Zirvesi’nde kurulan sofralar, Türkiye’nin yalnızca diplomatik ev sahipliğini değil, aynı zamanda köklü mutfak kültürünü de yansıttı. Ege’den Akdeniz’e, Karadeniz’den İç Anadolu’ya, Güneydoğu’dan Marmara’ya kadar birçok farklı bölgenin lezzeti aynı organizasyonda buluştu.
20 binden fazla kişiye yemek servisi yapıldı
Osman Sezener, zirvedeki yemek organizasyonunun oldukça büyük çaplı bir hazırlık süreci gerektirdiğini söyledi. Cumhurbaşkanlığının mutfak ekibiyle koordineli şekilde çalıştıklarını belirten Sezener, toplamda en az 70 kişilik bir mutfak kadrosuyla görev yaptıklarını aktardı.
Zirve süresince 20 binden fazla kişiye yemek servisi yapıldığını ifade eden Sezener, bu organizasyonun hem kendisi hem de ekibi için büyük bir tecrübe olduğunu kaydetti.
Yemek hazırlıklarının haftalar öncesinden başladığını belirten Sezener, Türkiye’nin farklı bölgelerinden özel ürünlerin temin edildiğini ve tüm sürecin büyük bir titizlikle yürütüldüğünü söyledi.
Emine Erdoğan menü süreciyle yakından ilgilendi
Osman Sezener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın da menü hazırlık sürecine büyük önem verdiğini ifade etti. Emine Erdoğan’ın tüm detaylarla yakından ilgilendiğini belirten Sezener, hazırlanan yemeklerin misafirlere sunulmadan önce test edildiğini ve onay sürecinden geçtiğini aktardı.
Sezener, “Sayın Emine Erdoğan da bu konuyla ilgili en ince detayına kadar bizimle ilgilendi. Oturduk, konuştuk. En sonuna kadar getirip çok detaylı bir işi çok güzel bir şekilde bitirdik. Tüm yemekleri Emine Erdoğan test etti ve bütün hepsi onaydan geçip öyle misafirlere sunuldu.” dedi.
Türk mutfağı diplomasi sofrasında güçlü bir iz bıraktı
36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, siyasi ve diplomatik temasların yanı sıra Türkiye’nin misafirperverliğini ve mutfak kültürünü öne çıkaran özel bir organizasyon olarak da kayıtlara geçti.
Zirvede sunulan menüler, yalnızca konuklara yemek ikramı olarak değil, Anadolu’nun zengin gastronomi mirasının uluslararası platformda tanıtılması açısından da önem taşıdı.
Urla sakız enginarından Erzincan tulumuna, Trabzon tereyağından Antalya hibeşine, Bodrum gambilya favasından Çeşme damla sakızlı lahoz balığına kadar birçok özel ürün, NATO Zirvesi’nin diplomasi sofrasında Türkiye’yi temsil etti.
Şef Osman Sezener’in ifadeleriyle, zirveden geriye yalnızca diplomatik temaslar değil, Türkiye’nin yedi bölgesinden dünyaya uzanan “güzel yemek hikayeleri” de kaldı.




