Konya’da otizmli çocuklara yönelik yürütülen atla terapi uygulaması, çocukların fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişim süreçlerine önemli katkılar sunuyor. Selçuklu Otizmli Bireyler Eğitim Vakfı’nda uygulanan terapi yöntemiyle çocuklar hem atlarla bağ kuruyor hem de doğal bir ortamda denge, koordinasyon, yön kavramları ve iletişim becerilerini geliştirme fırsatı buluyor.
Kentte 10 yıldır otizmli çocuklara hizmet veren Selçuklu Otizmli Bireyler Eğitim Vakfı, eğitim faaliyetlerinin yanı sıra çocukların gelişimini destekleyen farklı uygulamaları da bünyesinde sürdürüyor. Vakıfta konuşma terapisi, ergoterapi, spor, yüzme ve binicilik gibi alanlarda çocukların ihtiyaçlarına göre programlar uygulanıyor.
SOBE bünyesinde gerçekleştirilen atla terapi çalışmaları, özellikle otizmli çocukların motor becerilerinin gelişmesi, sosyal uyumlarının desteklenmesi ve öz güven kazanmaları açısından dikkat çekiyor.
SOBE’de 370 öğrenci eğitim görüyor
SOBE Eğitim Direktörü Alperen Sağdıç, vakıfta 370 öğrencinin eğitim aldığını, bini aşkın öğrencinin ise kayıt sırasının gelmesini beklediğini söyledi.
SOBE’nin daha fazla çocuğa ulaşabilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Sağdıç, vakfın amacının yalnızca klasik eğitim süreçleriyle sınırlı olmadığını ifade etti.
Sağdıç, otizmli çocukların ihtiyaç duyduğu tüm alanlarda ailelere alternatif destekler sunmaya çalıştıklarını dile getirerek, “SOBE Vakfı olarak amacımız sadece eğitimle sınırlı değil. Otizmli çocukların ihtiyaç duyduğu tüm alanlarda ailelere seçenekler sunmaya çalışıyoruz. Konuşma, ergoterapi, spor, yüzme ve binicilik de bunlardan biri” dedi.
Atla terapi çocukların motor becerilerini destekliyor
Atla terapinin çocuklar üzerinde çok yönlü etkileri bulunduğunu belirten Sağdıç, özellikle denge, postür ve koordinasyon açısından önemli kazanımlar sağlandığını söyledi.
Çocukların at üzerinde duruşlarını kontrol etmeye, dengede kalmaya ve bedensel farkındalıklarını artırmaya çalıştığını anlatan Sağdıç, bu sürecin motor becerileri doğal biçimde desteklediğine dikkati çekti.
Sağdıç, atla terapinin faydalarının hem uygulama sırasında gözlemlendiğini hem de bilimsel literatür tarafından desteklendiğini belirterek şunları kaydetti:
“Özellikle çocuk atın üzerindeyken postürünü doğru tutmaya çalışıyor, dengede kalmaya çalışıyor. Çocuğun motor becerilerini destekleyen bir yapısı var atın. Aslında yararlarını biz gözlemliyoruz ama bilimsel literatür de destekliyor. Atla terapi aynı zamanda çocukların sosyal becerilerini destekliyor, motor becerilerini destekliyor.”
Yer ve yön kavramları doğal ortamda öğreniliyor
Atla terapinin yalnızca fiziksel gelişime katkı sunmadığını, aynı zamanda çocukların bilişsel becerilerini de desteklediğini vurgulayan Sağdıç, özellikle yer-yön kavramlarının doğal bir ortamda öğrenildiğini ifade etti.
Sınıf ortamında sağ-sol kavramlarını öğretmek için yapılan çalışmaların, at üzerinde çok daha doğal ve işlevsel bir şekilde karşılık bulduğunu anlatan Sağdıç, şöyle devam etti:
“Atla terapi sırasında çocuklar yer yön kavramlarını doğal bir şekilde öğreniyor. Yani bir sınıfta ‘sağı-solu göster’ çalışırken aslında atın üzerinde çocuk sağa çektiğinde sağa gitmeyi, sola çektiğinde sola gitmeyi öğreniyor. Ya da atın üzerinde dengede kalmaya çalışırken aynı zamanda, şu anda bizim içeride ergoterapistimizin yaptığı çalışmayı burada doğal ortamda atın üzerinde kalmaya çalışırken yapıyor.”
Terapi süreci çocuğun ihtiyacına göre şekilleniyor
At terapisi, diğer adıyla hippoterapi uzmanı Sena Algan da uygulamanın yalnızca ata binmeyi öğretmekten ibaret olmadığını söyledi.
Terapi sürecinin her çocuk için farklı planlandığını belirten Algan, uygulamanın çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre şekillendiğini ifade etti. Otizmli çocukların atla temas sürecine uyum, iletişim ve denge dersleriyle başladıklarını anlatan Algan, bazen yalnızca ata temas etmenin bile çocuk açısından önemli bir aşama olduğunu dile getirdi.
Algan, atla kurulan temasın çocukların güven duygusunu pekiştirdiğini, çevreyle ilişkisini güçlendirdiğini ve terapi sürecine uyumunu artırdığını vurguladı.
“Hiç konuşamayan çocukların at üzerinde konuştuğuna şahit olduk”
Otizmli çocuklarla uzun yıllardır çalıştıklarını aktaran Sena Algan, atla terapinin özellikle el-göz koordinasyonu ve denge becerileri üzerinde etkili olduğunu belirtti.
Çocuğun at üzerinde birden fazla görevi aynı anda yerine getirmeye çalıştığını söyleyen Algan, bunun dikkat, koordinasyon ve çoklu beceri gelişimini desteklediğini ifade etti.
Algan, bazı çocuklarda dikkat çekici gelişimlere tanıklık ettiklerini belirterek, “Bu terapinin otizm üzerinde şöyle bir etkisi var; birincisi el-göz koordinasyonu. Denge konusunda çok işe yarıyor. Çocuk, iki işi aynı anda yapabilme yeteneğine sahip oluyor. Hiç konuşamayan çocuklarımızın bile atın üzerinde konuştuğuna şahit olduğumuz durumlar oldu bizim” diye konuştu.
Ata binmekten çekinen çocuklar zamanla özgüven kazanıyor
Terapiye ilk başladıklarında bazı çocukların ata binmekten çekindiğini anlatan Algan, zamanla bu çekingenliğin yerini güven duygusuna ve başarı hissine bıraktığını söyledi.
Süreç içinde çocukların hem atla bağ kurduğunu hem de kendi becerilerini keşfettiğini ifade eden Algan, bazı çocukların ileri seviyede binicilik yapabilecek düzeye geldiğini dile getirdi.
Algan, “Şu anda bizim kendi başına dört nal yapıp engel atlayabilen otizmli çocuklarımız var” dedi.
Çağrı’nın gelişimi umut veriyor
At terapisi uygulanan çocuklardan biri de 8 yaşındaki Çağrı Gürlek. Otizm tanısını 2020 yılında alan Çağrı, yaklaşık 4 yıldır SOBE’de eğitim görüyor. Bu süreçte yüzme ve at terapisine katılan Çağrı’nın gelişimi ailesi ve eğitmenleri tarafından yakından takip ediliyor.
Sena Algan, Çağrı’nın ilk geldiği dönemden itibaren biniciliğe yatkınlığının fark edildiğini belirterek, onun terapi sürecinde önemli ilerleme kaydettiğini söyledi.
Algan, Çağrı’nın artık biniciliği severek yaptığını ifade ederek, “4 yıl önce ilk geldiğinde zaten yeteneği belli oluyordu Çağrı’nın. Çağrı şu anda binici pantolonuyla, toglarıyla, yeleğiyle aslında bu spora gönül vermiş otizmli çocuklarımızdan bir tanesi. Çok severek geliyor. Ne dersek yapıyor. Sırıkların üzerinden geçiyor, engelleri atlıyor” diye konuştu.
Ailesi öz güvenindeki artışı gözlemliyor
Çağrı Gürlek’in babası Nevzat Gürlek de oğlunun yaklaşık 4 yıldır SOBE’de eğitim aldığını belirterek, bu süreçte at terapisi ve yüzme gibi destekleyici faaliyetlere katıldığını söyledi.
İlk zamanlarda oğlunun ata binmekten çekindiğini anlatan Gürlek, zamanla bu çekingenliğin azaldığını ve Çağrı’nın biniciliğe uyum sağladığını ifade etti.
At terapisinin oğlunun özellikle öz güveni, sosyal gelişimi ve komutlara uyma becerisi üzerinde olumlu etkiler oluşturduğunu belirten Gürlek, Çağrı’nın yön kavramlarını daha iyi öğrendiğini ve çevresine karşı daha duyarlı hale geldiğini söyledi.
Nevzat Gürlek, oğlunun gelişiminden memnun olduklarını belirterek, biniciliğe devam edeceklerini vurguladı.
Atların sessiz desteği çocukların yolculuğuna güç katıyor
SOBE’de uygulanan atla terapi, otizmli çocukların gelişim yolculuğunda önemli bir destek alanı olarak öne çıkıyor. Çocuklar, atların sakinleştirici ve ritmik hareketleri eşliğinde bedensel farkındalıklarını artırırken, aynı zamanda sosyal iletişim, denge, koordinasyon ve öz güven gibi alanlarda da kazanımlar elde ediyor.
Uzmanlara göre atla terapi, otizmli çocukların yalnızca fiziksel gelişimlerini değil, sosyal ve bilişsel becerilerini de destekleyen çok yönlü bir uygulama olarak önem taşıyor. Konya’da SOBE çatısı altında yürütülen çalışmalar ise otizmli çocukların hayata daha güçlü katılmasına katkı sunuyor.




