İZMİR – Zeytin ve zeytinyağı sektöründe 2026-2027 sezonuna ilişkin yüksek rekolte beklentisi, ihracat hedeflerini yeniden gündeme taşıdı. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Emre Uygun, gelecek sezonda tarihin en yüksek zeytin rekoltelerinden birinin gerçekleşmesinin beklendiğini belirterek, doğru politikalarla bu üretim gücünün ihracatta tarihi bir fırsata dönüştürülebileceğini söyledi.
Ege İhracatçı Birlikleri’nde düzenlenen basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan Uygun, zeytin ve zeytinyağının Türkiye ekonomisi açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. Sektörün net döviz kazandıran yapısıyla tarım, sanayi ve ihracat zincirinde önemli bir yerde durduğunu belirten Uygun, Türkiye’nin zeytinlik alanlarında ve üretim kapasitesinde ciddi bir büyüme yakaladığını ifade etti.
Türkiye üretimde küresel güç haline geldi
Mehmet Emre Uygun, Türkiye’de doğru tarım uygulamaları ve üreticilerin yoğun emeği sayesinde zeytinlik sahalarının genişlediğini söyledi. Bu gelişmenin Türkiye’yi dünya zeytin üretiminde çok daha güçlü bir konuma taşıdığını belirten Uygun, ülkenin sofralık zeytin üretiminde birinci, zeytinyağı üretiminde ise ikinci sıraya yükseldiğini dile getirdi.
Uygun, Türkiye’nin artık zeytin ve zeytinyağında yalnızca iç pazara üretim yapan bir ülke olmadığını, küresel ölçekte belirleyici bir üretici ve tedarikçi konumuna geldiğini ifade etti. Bu üretim gücünün ihracat politikalarıyla desteklenmesi halinde sektörün çok daha yüksek döviz geliri sağlayabileceğini vurguladı.
7 aylık ihracat 260 milyon dolar oldu
Sektörün 1 Kasım 2025-31 Mayıs 2026 dönemindeki ihracat performansına ilişkin verileri de paylaşan Uygun, bu dönemde 260 milyon dolarlık zeytin ve zeytinyağı ihracatı gerçekleştirildiğini açıkladı.
Uygun, geçen yılın aynı dönemine göre ihracat gelirlerinde düşüş yaşandığını belirterek, bu gerilemede küresel fiyatlardaki düşüş ile iç piyasaya yönelik idari tedbirlerin birikimli etkisinin rol oynadığını söyledi.
Uygun, “Geçen yılın aynı dönemine göre küresel fiyatlardaki gerileme ve iç piyasaya yönelik idari tedbirlerin birikimli etkisiyle ihracat gelirlerimizde yaklaşık yüzde 34 düşüş yaşandı. Bu süreçte sofralık zeytin ihracatımız 172,5 milyon dolarla güçlü seyrini korurken, zeytinyağı ihracatımız değer bazında yüzde 62’lik düşüşle 69 milyon dolara geriledi.” dedi.
Sofralık zeytin güçlü seyrini korudu
İhracat verilerinde sofralık zeytinin daha dirençli bir tablo sergilediği görüldü. 1 Kasım 2025-31 Mayıs 2026 döneminde sofralık zeytin ihracatı 172,5 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.
Buna karşılık zeytinyağı ihracatında değer bazında yüzde 62’lik düşüş yaşandı ve ihracat 69 milyon dolara geriledi. Sektör temsilcilerine göre bu durum, yalnızca üretim miktarının değil, ihracat kanallarının açık tutulmasının, fiyat istikrarının ve uluslararası alıcılarla uzun vadeli kontrat yapılabilmesinin de büyük önem taşıdığını ortaya koydu.
Yeni sezonda yüksek rekolte beklentisi
Uygun, sahadan ve üretim bölgelerinden aldıkları ilk verilerin 2026-2027 sezonuna ilişkin güçlü bir üretim beklentisine işaret ettiğini söyledi.
Üretim bölgelerinden gelen ilk sinyallere göre yeni sezonda tarihin en yüksek rekolte seviyelerinden birinin görülebileceğini belirten Uygun, bu ürün bolluğunun doğru politikalarla yönetilmesi gerektiğini vurguladı.
Yüksek rekoltenin tek başına yeterli olmadığını ifade eden Uygun, ürünün katma değere dönüştürülmesi, ihracat kanallarının açık tutulması, markalı ve ambalajlı ihracatın güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
“Tüm ihracat kanallarının açık kalması çok önemli”
Mehmet Emre Uygun, yüksek rekoltenin ihracat açısından tarihi bir fırsata dönüşebilmesi için sektörün önünün açık olması gerektiğini belirtti.
Uygun, “Bu devasa rekolteyi katma değere dönüştürebilmemiz için dökme, varilli veya ambalajlı ayrımı yapılmaksızın tüm ihracat kanallarının açık kalması sektörümüzün geleceği için çok önemlidir. İhracatçının önünü görebilmesi ve uluslararası alıcılarla uzun vadeli büyük tonajlı kontratlar imzalayabilmesi için bu güvence hayati önemdedir.” ifadelerini kullandı.
Bu açıklama, sektörün özellikle ihracat kısıtlamaları ve belirsizlikler karşısında uzun vadeli pazarlama stratejisi oluşturmakta zorlandığını gösterdi. Uygun’un mesajı, yüksek üretimin ancak planlı ve öngörülebilir ihracat politikalarıyla ekonomik değere dönüşebileceği yönünde oldu.
Hedef 1 milyar dolar ve üzeri ihracat
Uygun, sektörün temel hedefinin Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesini daha yüksek katma değerli ihracata dönüştürmek olduğunu belirtti. Özellikle markalı ve ambalajlı ihracatın artırılmasıyla Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı ihracatında yeniden 1 milyar dolar seviyesine ulaşabileceğini söyledi.
Uygun, “Temel hedefimiz, Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesini daha yüksek katma değerli, markalı ve ambalajlı ihracata dönüştürerek sektör ihracatımızı yeniden 1 milyar dolar seviyelerine ve üzerine çıkarmaktır. Önümüzdeki büyük rekolte dönemi, bu hedefe ulaşmamız için bize tarihi bir fırsat sunmaktadır.” dedi.
Sektör temsilcilerine göre, yüksek rekolte döneminde yalnızca ham ürün satışı değil, ambalajlı, markalı ve katma değerli ürün ihracatı öne çıkarılırsa Türkiye dünya pazarlarında daha güçlü bir konuma ulaşabilir.
Dijital takip sistemi gündemde
Uygun, zeytinyağında dijital takip sistemi oluşturulması için de çalışma yürütüldüğünü kaydetti. Bu sistemin, üretimden ihracata kadar olan süreçte izlenebilirliği artırması ve kalite kontrolünü güçlendirmesi bekleniyor.
Dijital takip sistemiyle ürünün kaynağından son tüketiciye kadar izlenebilmesi, hem iç piyasada hem de dış pazarlarda güven unsurunu artırabilecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ayrıca sistemin, kayıt dışılıkla mücadele, kalite standardının korunması ve Türk zeytinyağının uluslararası pazarlardaki algısının güçlenmesi açısından da katkı sağlayabileceği belirtiliyor.
AB kotasının kaldırılması için çalışma yürütülüyor
Zeytinyağı ihracatında gündeme gelen başlıklardan biri de Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye uyguladığı 100 tonluk kota oldu. Uygun, bu kotanın kaldırılması için çalışma yürütüldüğünü söyledi.
Sektör temsilcileri, Türkiye’nin zeytinyağı üretimindeki gücüne rağmen AB pazarına erişimde kota nedeniyle sınırlı kaldığını belirtiyor. Kotanın kaldırılması ya da genişletilmesi halinde Türk zeytinyağının Avrupa pazarındaki payının artabileceği, bunun da sektörün ihracat gelirine doğrudan katkı sağlayabileceği ifade ediliyor.
Yüksek üretim doğru yönetilirse fırsata dönüşecek
Zeytin ve zeytinyağı sektöründe beklenen yüksek rekolte, üretici, ihracatçı ve ülke ekonomisi açısından kritik bir döneme işaret ediyor. Sektör, üretimde yakaladığı güçlü kapasiteyi ihracat gelirine dönüştürmek için öngörülebilir politikalara, açık ihracat kanallarına, markalı üretime ve uluslararası pazarlarda kalıcı alıcı ilişkilerine ihtiyaç duyuyor.
Mehmet Emre Uygun’un açıklamaları, 2026-2027 sezonunun yalnızca yüksek üretim dönemi değil, aynı zamanda Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı ihracatında yeni bir sıçrama yapabileceği stratejik bir eşik olarak görüldüğünü ortaya koydu.
Sektörün hedefi, yüksek rekolteyi katma değerli ihracata dönüştürerek Türkiye’yi sofralık zeytin ve zeytinyağında dünya pazarlarında daha güçlü, daha markalı ve daha kalıcı bir oyuncu haline getirmek.




