Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Su kaynaklarımızı verimli kullanmak ve doğru yönetmek mecburiyetindeyiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, DSİ tarafından tamamlanan 563 tesisin toplu açılış töreninde, Türkiye’nin su stresi yaşayan ülkeler arasında yer aldığını belirterek su kaynaklarının korunması, verimli kullanılması ve doğru yönetilmesinin zorunluluk olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, DSİ tarafından tamamlanan 563 tesisin toplu açılış töreninde,

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından tamamlanan 563 tesisin toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, su kaynaklarının korunması ve bilinçli kullanımı konusunda önemli mesajlar verdi.

Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen törende konuşan Erdoğan, Türkiye’nin su stresi yaşayan ülkeler arasında bulunduğunu belirterek, kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarının bin 301 metreküp seviyesinde olduğunu söyledi.

Dünyadaki ortalama yıllık yağış miktarının 990 milimetre olduğunu hatırlatan Erdoğan, Türkiye’de bu rakamın 574 milimetre seviyesinde kaldığına dikkat çekti. Bu tablonun su yönetiminde daha dikkatli olunmasını zorunlu kıldığını ifade eden Erdoğan, “Su kaynaklarımızı tükenme sınırına gelmeden korumak, verimli kullanmak ve doğru yönetmek mecburiyetindeyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, suyun daha bilinçli kullanılması gerektiğinin altını çizerek, tüm kurumların ve vatandaşların bu konuda azami hassasiyet göstermesini beklediğini dile getirdi.

İşte Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:

Aziz milletim, Tarım ve Orman Bakanlığımızın kıymetli mensupları, değerli misafirler; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüz tarafından yapımı tamamlanan 563 tesisin toplu açılışını gerçekleştireceğimiz bu anlamlı tören vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, milletin evine hepiniz hoş geldiniz.

Birazdan hizmete alacağımız önemli yatırımların ülkemiz, milletimiz ve şehirlerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. 54’ü baraj ve gölet, 109’u sulama tesisi, 18’i içme suyu tesisi, 11’i arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri, 371’i taşkın kontrol tesisi olmak üzere toplam 563 yeni tesisimizin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

Güncel yatırım bedeli 137 milyar lira olan bu eserlerle 896 milyon metreküp su depolama kapasitesi geliştirmiş, 1 milyon 190 bin dekar araziyi sulamaya açmış oluyoruz. Aynı şekilde yıllık 212 milyon metreküp içme suyu sağlıyor ve içme suyu arıtma kapasitemizi günlük 301 bin metreküp artırıyoruz. Bu yatırımlar marifetiyle 505 meskûn mahali ve 52 bin 400 dekar araziyi de taşkının yol açtığı zararlardan inşallah koruyacağız. Toplulaştırma ve tarla içi geliştirme faaliyetlerimiz kapsamında 2 milyon 20 bin dekar alanın tescilini yaptık. Tamamladığımız bu tesisler, günümüz rakamlarıyla ekonomimize yıllık 22 milyar lira katkı yapacak. Az sonra canlı bağlantılarla açılışını gerçekleştireceğimiz 563 eserin bir kez daha hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Tarım ve Orman Bakanlığımıza, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüze, yüklenici firmalarımıza, proje aşamasından inşa sürecine kadar bu eserlerin yapımında emeği geçen her bir kardeşime teşekkür ediyorum.

“Bu topraklar bir su medeniyetidir”

Kıymetli misafirler, şunu evvel emirde ifade etmek isterim: Hamuru şehit ve gazilerimizin mübarek kanlarıyla yoğrulan, âlimlerimizin, ariflerimizin ve gönül erlerimizin ilim ve hikmet pınarlarıyla çağlayan bu topraklar, her veçesiyle bir su medeniyetidir. Bin yıl önce dergâhlarını su kıyılarına kurarak kalplere ve zihinlere iyilik tohumları eken, diyarı ruhunu adım adım medeniyet bahçesine dönüştüren erenlerin yurdudur. İnancına dört elle sarılan ve “Su gibi aziz ol” diye dua eden bu milletin ruh köklerinde su; temizliğin, saflığın, güzellik ve bereketin simgesidir.

Hangi sadakanın verilmesi daha çok hoşunuza gider diye sorulunca “su” cevabını veren Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselam, suya erişmekte zorlananlara su temin etmenin onlara bir hayat bağışlamak anlamına geldiğini belirtmiş, güzel ve tatlı suyu insanlara takdim etmenin Allah katında mükâfatla karşılık bulacağını müjdelemiştir. Bizler öyle bir su medeniyetinin mensuplarıyız ki ecdadımız, Allah’ın rızasından başka hiçbir çıkar gözetmemek anlamına gelen “fi sebilillah” kavramını kısaltıp çeşmelerine “sebil” ismini vermiştir. Kuşların bile unutulmadığı bu sebiller, nice zamanlar ruhumuzun, yüksek seciyemizin, şefkat ve merhametimizin ete kemiğe büründüğü eserlerdir. Su vakıflarını, su sebillerini bir sadaka-i cariye olarak gören ecdat, hastalarını bile su sesiyle tedavi etmiştir. Hayratlarıyla, şadırvanlarıyla ve su yollarıyla atalarımız adeta sıfırdan bir ümran inşa etmiştir. Su saatlerimiz, su terazilerimiz ve su kemerlerimiz; bunların tamamı birer sanat ve mühendislik şaheseridir. Hülasa, medeniyetimizde, kültürümüzde, sanat ve mimarimizde, hatta mühendislik faaliyetlerimizde çok önemli bir yere sahip olan su, hayatımızı idame ettirebilmek için ihtiyaç duyduğumuz temel bir kaynak olmanın çok ötesine geçmiştir.

“En stratejik ve en değerli kaynak sudur”

Değerli dostlar, güç rekabetinin her alanda giderek kızıştığı bir yüzyılda en stratejik ve en değerli kaynak, üretim ve enerjinin de ana unsuru olan sudur. Geçtiğimiz asırda petrol ve karbon yakıtlar için yapılan mücadele, önümüzdeki dönemde su alanında yapılacaktır. Çevremizde yaşanan sıcak çatışmalara baktığımızda bunun işaretlerini şimdiden görebiliyoruz. İklim değişikliği, kuraklık, nüfus artışı, aşırı kentleşme ve sanayileşme gibi faktörlerin yol açtığı sorunlar, su kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor. Özellikle şu rakamlar, karşı karşıya olduğumuz tehlikenin büyüklüğünü daha net ortaya koyuyor.

Bakınız, dünya genelindeki 1,4 milyar kilometreküp toplam suyun yalnızca yüzde 2,5’i tatlı sulardan oluşuyor. 1960 yılında 3 milyar olan dünya nüfusu bugün 8 milyarı aşmasına karşın, aynı dönemde yeryüzüne düşen yağış miktarında hiçbir değişiklik olmamıştır. Temiz su kaynaklarına duyulan ihtiyaç artarken, hızlı tüketim ve kirliliğin etkisiyle kullanılabilir su kaynakları maalesef hızla azalıyor. Bugün dünyadaki 2,2 milyar insan sağlıklı içme suyuna erişemiyor. Dünya Su Kalkınma Raporu’na göre 2050 yılında yaklaşık 6 milyar insanın yeterli temiz suya ulaşamayacağı öngörülüyor. Tüm bunlara ilave olarak iklim krizi en fazla suyumuzu, yani hayat kaynağımızı tehdit ediyor. Biz, Akdeniz kuşağında yer aldığımız için bu tehditlerle en sert şekilde yüzleşen ülkelerden biriyiz. Son yıllarda orman yangınlarından sel felaketlerine kadar yaşadığımız olaylarla iklim değişikliği sebebiyle birçok sorunla mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Sadece geçtiğimiz sene 2 bin 334 orman yangınına müdahale ettik. Bu yangınlardan 81 bin hektar ormanlık alanımız etkilendi. Yangınlara karşı hazırlıklarımızı en hızlı şekilde yapıyoruz. Bu yıl hava filomuza 14 yeni helikopter ekleyerek helikopter sayımızı 119’a, havadan su atma kapasitemizi 462 tona çıkardık. 28 uçağımız, 14 insansız hava aracımız, 2 bin 766 ilk müdahale aracımız, 1.953 arazözümüz ve 878 iş makinemizle bu sene yangınlarla çok daha etkin mücadele edeceğiz.

“Türkiye su stresi çeken ülkeler grubunda”

Kıymetli misafirler, Türkiye kişi başına düşen yıllık 1.301 metreküp kullanılabilir su miktarı ile su stresi çeken ülkeler grubundadır. Şurası da son derece çarpıcıdır: Dünyanın ortalama yağış miktarı yıllık 990 milimetreyken, Türkiye’de bu rakam yıllık 574 milimetredir. Bu manzara bize şunu gösteriyor: Su kaynaklarımızı tükenme sınırına gelmeden korumak, verimli kullanmak ve doğru yönetmek mecburiyetindeyiz. Sularımızı daha bilinçli kullanmamız gerektiğinin altını burada bir kez daha çiziyor, tüm kurumlarımızdan ve tüm vatandaşlarımızdan bu konuda azami hassasiyet beklediğimi özellikle ifade ediyorum. Sadece musluktan akan suyu değil, nehirden gürül gürül akan suyu bile israf etmeden kullanmaya özen göstermeliyiz.

Eşim Emine Erdoğan’ın öncülüğünde başlatılan ve bugün küresel bir çevre projesine dönüşen Sıfır Atık Hareketimiz 9 seneyi geride bıraktı. Sıfır Atık Hareketi ile 90 milyon ton atığı geri kazandık. Ülkemiz ekonomisine 365 milyar lira katkı yaptık. Geri kazanım oranımızı 2035’te yüzde 60’a, 2053’te ise inşallah yüzde 60 seviyesine yükselteceğiz. Bu noktada farklı vesilelerle dile getirdiğim bir hakikati bugün tekrar ifade etmek istiyorum. Kıymetli dostlar, biz canlı ve cansız tüm varlıkları, eskilerin tabiriyle cümle tekebbünatı, Rabbimizin bizlere emaneti olarak görüyoruz. Bu emaneti de en güzel şekilde, daha da zenginleştirerek gelecek nesillere aktarmak için son 23 yılda bilhassa su yatırımlarımızı zirveye çıkardık. Medeniyetimizin mihenk taşı olan suyu iktisatlı kullanan, doğru yöneten ve milletimizi suyla en güvenli şekilde buluşturan politika ve yatırımlara ağırlık verdik. 2002’den bugüne 805 barajı, 522 gölet ve bendi, 1.890 sulama tesisini, 365 toplulaştırma projesini, 378 içme suyu ve atık su tesisini hizmete sunduk. Bu arada 6 bin 234 taşkın kontrol tesisini, 637 hidroelektrik santralini, 148 yer altı depolama ve suni besleme tesisini ülkemize kazandırdık. Rakamlarla toplam 4 trilyon 700 milyar lira değerinde olan 10 bin 984 tesisi tamamlayarak milletimizin emrine verdik. Bu tesislerle 2,5 milyon hektarlık alanı sulamaya açtık. Türkiye ekonomisine yıllık 416 milyar lira katkı sağladık. Toplam 2,2 milyon insanımıza tarımsal istihdam oluşturduk. 7 milyon 400 bin hektar alanda toplulaştırma çalışması yaptık. Böylece 20 bin 300 megavat kurulu güce ve yıllık 67 milyar kilovatsaat enerji üretim kapasitesine ulaştık.

“Çiftçilerimizin bu yıl yüzü gülüyor”

Değerli kardeşlerim, Allah’a hamdolsun, 2026 yılına yağışların bereketiyle girdik. Barajlarımız doluyor, su kaynaklarımız yenileniyor. Geçen yıl zirai kuraklık ve zirai don sebebiyle sıkıntılar yaşayan çiftçilerimizin bu yıl yüzü gülüyor. İnşallah umutlarımızı artıran bu bereketi tarımda, enerjide ve sanayide en güçlü şekilde üretime yansıtmayı hedefliyoruz. Bu yıl içerisinde 300 yeni su ve sulama tesisini tamamlayacağız.

Tabii burada şunu da özellikle ifade etmek isterim: İster tarımda, ister sulamada, ister ulaştırmada, isterse başka bir alanda olsun esas mesele vizyon ve irade sahibi olmaktır. Ülkenin ve milletin derdiyle dertlenen hizmet eder. Hizmet eden ise hak ve halk nezdinde izzet bulur. Kış mevsiminin ortasında başkent halkını günlerce susuzluğa ve ellerinde bidonlarla su kuyruklarına mahkûm eden beceriksiz zihniyetle, biraz önce kısa videosunu seyrettiğimiz yatırımları ülkemize kazandıran anlayış arasındaki en temel fark; azimdir, aşktır, millete hizmet sevdasıdır. Biz bahane bulanlardan değil, bir yolunu bulup iş yapanlardan, taş üstüne taş koyanlardan olduk. Vatandaşımızın boğazından keserek devletine verdiği kaynakları yine halkımıza hizmet ve eser üretmek için kullandık. İnşallah bundan sonra da bir bardak suda fırtına koparmaya, su akarken testiyi doldurmaya çalışan fırsatçılara rağmen biz taşı sıkıp suyunu çıkarmaya, bu aziz millet için, şüheda emaneti bu mübarek topraklar için çalışmaya devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.

Bu düşüncelerle birazdan hizmete alacağımız 563 tesisimizin bir kez daha milletimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Emeği geçen herkesi, tüm kurumlarımızı tebrik ediyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla ve sevgiyle selamlıyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.