Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM’de partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının başında A Milli Futbol Takımı’nın Dünya Kupası başarısını kutlayan Erdoğan, Ramazan Bayramı ve Nevruz dolayısıyla da mesajlar verdi. Erdoğan, konuşmasının ilerleyen bölümlerinde 5G teknolojisinden bölgesel savaşa, muhalefet eleştirilerinden CHP’ye yönelik sert suçlamalara kadar birçok başlıkta dikkat çeken açıklamalar yaptı.
Erdoğan’dan milli takıma tebrik
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026 Dünya Kupası play-off finalinde Kosova’yı mağlup ederek turnuvaya katılma hakkı kazanan A Milli Futbol Takımı’nı şu sözlerle tebrik etti:
“Öncelikle 2026 Dünya Kupası play off finalinde Kosova’yı mağlup ederek Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanan Milli takımımızı, ‘bizim çocukları’ canı gönülden tebrik ediyorum. Ay yıldızlı bayrağımızı 24 yılın ardından futbolun bu en büyük sahnesinde dalgalandıracak olan milli takımımıza önce Avustralya, Paraguay ve Amerika’ya karşı oynayacağımız grup maçlarında, daha sonra inşallah finale kadar gideceğimizi ümit ettiğimiz mücadelelerde şimdiden başarılar diliyorum. Bizim çocukların her zaman olduğu gibi ay yıldızlı formayı zaferden zafere taşıyacağına, aziz milletimizin göğsünü kabartacağına yürekten inanıyorum. Tüm sporcularımızın alınlarından öpüyorum.”

Bayram ve Nevruz mesajı verdi
Erdoğan, Ramazan Bayramı ile Nevruz’un huzur ve kardeşliğe vesile olmasını temenni ederek, hem Türkiye’ye hem de İslam coğrafyasına barış dileğinde bulundu. Ramazan ayında yürütülen teşkilat çalışmalarını överken, Nevruz’un bu yıl da taşkınlık yaşanmadan kutlanmış olmasından memnuniyet duyduğunu söyledi.
“Vaktimizi israf etmek yerine işimize odaklandık”
Konuşmasında muhalefete de geniş yer ayıran Erdoğan, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bölgede yaşanan hassas gelişmeler nedeniyle üsluplarına dikkat ettiklerini söyledi. Ramazan boyunca ana muhalefetten gelen sert söylemlere rağmen itidalli kaldıklarını belirten Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Değerli yol ve dava arkadaşlarım. Bakınız burada samimi bir durum tespitinde bulunmak istiyorum. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak biz bilhassa bölgemizin içinden geçtiği sancılı atmosferde üslubumuza çok özen gösteriyoruz. Kelimelerimizi tartarak konuşuyor, kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Sağduyuyu, serinkanlılığı, sükûneti elden bırakmıyoruz. 86 milyonun hükümeti olduğumuzu, 86 milyonun her bir ferdinin kutsal emanetini taşıdığımızı, vatandaşlarımızın tamamının gözünün üzerimizde olduğunu bir an olsun aklımızdan çıkarmıyoruz. Dikkat ederseniz Ramazan-ı Şerif boyunca ana muhalefetin şahsımıza ve partimize yönelen, çoğu zaman edep ve siyasi nezaket sınırlarını fazlasıyla aşan saldırgan söylemleri karşısında itidalimizi koruduk ve kimi zaman duymazdan geldik. Kimi zaman genel başkanın acemiliğine verdik. Kimi zaman belki kendilerine çekidüzen verirler, akıllarını başlarına alırlar, hatalarını anlayıp doğru yolu bulurlar umuduyla hareket ettik. Mecbur kalmadıkça, iş çığırından çıkmadıkça, milletimizin hak ve hukukuna yönelik bir taciz olmadıkça sataşmalarına cevap vermedik. Etrafımız ateş çemberine dönmüşken, sınırlarımızın hemen ötesinde füzeler ve dronlar havada uçuşuyorken, konsantrasyonumuzu bozacak, bizi meşgul edecek her türlü siyasi tartışmadan uzak durduk. Herkes bilsin ki sükûtumuz atılan iftiraları, yapılan edepsizlikleri sineye çektiğimizden değildi. Tam aksine edebimizdendi, vakarımızdandı. Ne demiş büyükler? Nadan ile sohbet zordur bilene. Çünkü nadan ne gelirse söyler diline. İşte biz de nadan ile muhatap olmak, vaktimizi ve nefesimizi israf etmek yerine sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık.”
5G vurgusu: “2 yıl içinde her noktada olacak”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin iletişim ve haberleşmede yeni bir döneme geçtiğini belirterek 5G teknolojisinin resmen devreye alındığını söyledi. 5G’nin ülkenin dijital bağımsızlığına katkı sunacağını vurgulayan Erdoğan şu değerlendirmede bulundu:
“Değerli kardeşlerim, bugün bir kez daha açık açık söylemek isterim. Biz 23 yıldır olduğu gibi bugün de laf üstüne laf koymanın değil, taş üstüne taş koymanın çabasındayız. Biz Türkiye’yi küresel bir oyuncu hâline getirmenin mücadelesi içindeyiz. Biz coğrafyamızın farklı köşelerinde akan gözyaşlarını silmenin, akan kanı durdurmanın, mazlum ve mağdurlara zor günlerinde el uzatmanın derdindeyiz. AK Partili kadrolar halka hizmetten usanmıyor. Aşkla koşan yorulmaz şiarıyla milletimiz için koşmaya, koşturmaya devam ediyoruz. Muhalefetin köpürttüğü sanal gündemlerin kuyruğuna takılmadan Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda emin adımlarla ilerliyoruz.
Biliyorsunuz dün iletişim ve haberleşme alanında ülkemizde yepyeni bir dönemi başlattık. Türkiye bugünden itibaren 5. nesil mobil haberleşme hizmetleri, kısa adıyla 5G teknolojisi ile fiilen tanışmış oldu. Ülkemizin rekabet gücünü artıracak, haberleşme, teknoloji, enerji ve üretim verimliliğimizi yükseltecek, dijital bağımsızlığımızı perçinleyecek 5G teknolojisini ülkemize kazandırmanın bahtiyarlığını yaşadık. Şimdiye dek kullanılan 4.5G teknolojisinden 10 kat daha hızlı veri aktarımı sağlayan 5G, inşallah ülkemizi dijital dönüşümün merkezine taşıyacak. Devrim niteliğindeki bu önemli teknolojiyi Türkiye’de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. İlk etapta kullanıcı talebinin yüksek olduğu yoğun trafik bölgelerinden başlayarak bu teknolojiyi ülkemizin her köşesine ulaştıracağız. Allah nasip ederse 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. İletişimin yanı sıra ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime geniş bir yelpazede çok büyük bir dönüşümün kapılarını açacak 5G teknolojisinin bir kez daha hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.”

“Millet CHP ile farkımızı görüyor”
Erdoğan, AK Parti ile CHP arasındaki farkın millet tarafından açıkça görüldüğünü savunarak, muhalefetin söylemlerinin vatandaş tarafından not edildiğini söyledi. İçinden geçilen hassas dönemde öfke ve çatışma dilinin siyaseti zehirlemesine izin vermeyeceklerini vurguladı.
“Darbeciliğin kitabını CHP yazmıştır”
Konuşmasının en sert bölümlerinden birini CHP’ye ayıran Erdoğan, ana muhalefet partisini darbecilik ve cuntacılıkla suçladı. Erdoğan, CHP’nin Türkiye’deki darbeler tarihindeki rolünü anlatarak şu ifadeleri kullandı:
“Şimdi değerli kardeşlerim, bu ülkenin cumhurbaşkanına, bu ülkenin iktidar partisine çok seviyesiz şekilde dil uzatmak, çok çirkin ifadelerle hakaret etmek, ana muhalefetin başındaki zat dâhil kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Çünkü bu ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP yazmıştır. Türk siyasi tarihini açıp bakın, orada darbecilerle kol kola yürüyen CHP’yi görürsünüz. Orada puslu havalarda darbecilere mihmandarlık yapan CHP ile karşılaşırsınız. Orada üniversite öğrencilerinin kıyma makinelerinden geçirildiği yalanıyla darbeye ortam hazırlayan CHP’yi bulursunuz. Ülkemizde darbe geleneğini başlatan 27 Mayıs’ın baş aktörü CHP’yi görürsünüz. 12 Mart muhtırasının arkasında CHP’nin silüeti vardır. 12 Eylül darbecilerinin ilham kaynağı aynı şekilde CHP ideolojisidir. 28 Şubat’ın müsebbibi en az devrin vesayetçileri kadar CHP zihniyetidir. 3 Kasım 2002’den beri Türkiye demokrasisini hedef alan provokasyonların tamamında CHP’nin parmak izi vardır. 27 Nisan bildirisi öncesinde toplumu ve siyaseti geren CHP’dir. Gezi olaylarında sokak darbesine yeltenenlerin sırtını sıvazlayan CHP’dir. 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde darbecilere çanak tutan CHP’dir. 15 Temmuz ihanetine kontrollü darbe iftirası atarak darbecileri aklamaya çalışan yine CHP’dir. Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik CHP’nin karakteridir, ruhudur, kimliğidir. Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP’nin, unutmayın, milli sporudur.”
Erdoğan, bu bölümde geçmişten bir anekdot da anlatarak CHP’nin “darbe sever karakterini” göstermek istediğini söyledi.
“CHP’nin genlerine işlemiş darbeci zihniyeti değişmez”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’nin gençleri zaman zaman darbeye zemin hazırlamak, zaman zaman da yolsuzlukları aklamak için kullandığını savundu. CHP’nin genlerine işlemiş darbeci zihniyetin değişmeyeceğini öne sürerek, ana muhalefet liderine yönelik eleştirilerini sürdürdü.
“Belediye kaynakları CHP’li başkanların hanı değildir”
Erdoğan, belediyelere ve yerel yönetim kaynaklarına ilişkin de dikkat çeken mesajlar verdi. Yolsuzluk ve rüşvet iddiaları üzerinden CHP’yi hedef alan Erdoğan, belediye kaynaklarının şahsi çıkar için kullanılamayacağını belirtti ve şunları söyledi:
“Burada CHP’nin başındaki zata sadece şu hatırlatmayı yapmak istiyorum. Kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış. Bunu anlıyoruz. Siz de bugüne kadar yoldan geçen vatandaştan, havada uçan kuşa kadar ilgili ilgisiz herkese suç attınız, kabahat buldunuz, günah keçisi ilan ettiniz. Ama bir gün olsun ‘Hırsızın hiç mi suçu yok?’ sorusunu sormadınız. Özellikle biz dik durduk. Yolsuzluğu ihbar edenlerle, rüşvet verdim diyenlerle uğraştığınız kadar rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeleri arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız. Kusura bakmayın. Fakat bu ülke CHP’nin hanı yağması değildir. Belediye kaynakları CHP’li başkanların hanı değildir. Dolayısıyla hiç kimse size ‘Yiyin efendiler yiyin. Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin.’ demez, diyemez, demeyecektir.
Türkiye Cumhuriyeti’nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur. Üstünlerin hukukunun egemen olduğu günler eski Türkiye’de kalmıştır. Çalanın, çırpanın, soyanın yanına kâr kaldığı günler artık geride kalmıştır. Daha önce defalarca söyledim, bugün tekrar ifade ediyorum. Biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yapılmasını arzu ediyor, adil ve tarafsız bir yargılamayla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, suçu sübut bulanlardan hukuk önünde hesap sorulmasını, adaletin tecellisi ile birlikte Türkiye’nin safralarından kurtulmasını istiyoruz.”

“Savaş tehdit ve tehlike düzeyini artırarak devam ediyor”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda bölgesel gelişmelere değinerek savaşın bir ayı doldurduğunu ve tehdit seviyesinin arttığını söyledi. Türkiye’nin bu fırtınalı dönemi kazasız belasız atlatmasının öncelikleri olduğunu belirten Erdoğan, hükümetin süreci temkinli, dengeli ve rasyonel bir zeminde yönettiğini anlattı.
“Bölgesel bir iç çatışmaya dönüşme riski var”
Erdoğan, konuşmasının en dikkat çeken dış politika bölümünde bölgede süren savaşın daha büyük bir tehlikeye dönüşebileceğini belirtti. Şu ifadeleri kullandı:
“Aziz milletim, değerli milletvekilleri, bölgemizde 28 Şubat’ta başlayan ve bir ayını dolduran savaş, tehdit ve tehlike düzeyini artırarak devam ediyor. Önceliğimiz ülkemizin bu fırtınalı dönemi kazasız belasız atlatmasıdır. Türkiye’yi bu yangının uzağında tutmakta kararlıyız. Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, temkinli, itidalli, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz. İçişleri Bakanımız, İslamabad’da düzenlenen Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan dışişleri bakanlarının bir araya geldiği dörtlü toplantıya iştirak etti. Toplantıda endişelerimizi ve savaşı durdurmak için atılabilecek müşterek adımları dile getirdik. Savunma Bakanımız, MİT Başkanımız ve diğer ilgili arkadaşlarımız kendi görev alanları içinde yoğun gayret sarf ediyorlar. Türkiye’nin tavrı çok berraktır. Bölgemizde barışın hâkim olması için ne yapılması gerekiyorsa bunları tereddütsüz yapmayı görev biliyoruz. Akan kanın durması, gözyaşının dinmesi, silahların susması, sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için şayet iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur. Şunu ifade etmeliyim ki savaşın başından beri Türkiye’nin ilkeli duruşu, tavrı, dünyaya ve bölgeye verdiği mesajlar insanlığın ve vicdanın sesi olmuştur.
Değerli kardeşlerim, kardeş ve dost ülkelerin yaşadığı acıların bir an önce son bulmasını samimiyetle arzu ediyoruz. Ancak bölgemizi bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzamasının yanı sıra bölgesel bir iç çatışmaya dönüşme riski vardır. Enerji, ulaştırma ve sivil altyapıya yönelik misillemeler maalesef bu ihtimali artırmaktadır. Şunu burada açıkça ifade etmek mecburiyetindeyim. Bölgemizi yangın yerine çevirmekle kalmayıp tüm insanlığın omuzlarına çok ağır bir ekonomik yük bindiren bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir. Savaşın yeni cepheler açılmak suretiyle devam etmesine sebebiyet verecek her gelişme İsrail’in kanlı stratejisine hizmet edecek, bölgemize ise kaybettirecektir. Savaşta dökülen her damla kanın Netanyahu’nun siyasi ömrünü uzatacak bir can suyu olacağı unutulmamalıdır.
Bir diğer önemli husus şudur. İran’la savaşın küresel barış vizyonuna hizmet etmediği, tam tersine bu vizyonu sabote ettiği, zora soktuğu, dinamitlediği gayet açıktır. İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkân diplomasidir. Diyalogtur. Uzlaşmadır. Maksimalist taleplerde ısrar etmek yerine asgari müştereklerde buluşmaya çalışmaktır. Akıl bunu gerektirir. Vicdan bunu gerektirir. Uluslararası hukuk, adalet ve hakkaniyet bunu gerektirir. Temennimiz aklıselimin egemen olduğu, böylece daha fazla kan dökülmeden barışa giden yolun açılmasıdır. Biz bunun için elimizle birlikte gerekirse gövdemizi de taşın altına koymaya devam edeceğiz.”
Erdoğan, konuşmasını birlik ve dayanışma vurgusuyla tamamlarken, Türkiye’nin zorlu dönemde sorumluluklarını artırarak hareket edeceğini söyledi.




