Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

YÖK’ten üniversitelerde yeni model çağrısı: 3+1, 2+2, 7+1 ve 6+2 dönemi

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, üniversitelerde yalnızca teorik bilgiye dayalı eğitim anlayışının yeterli olmadığını belirterek, iş yeri temelli uygulamalı eğitim modelinin yaygınlaştırılacağını açıkladı. Özvar, üniversitelerin 3+1, 2+2, 7+1 ve 6+2 modelleri için çalışma başlatmasını istedi.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, üniversitelerde yalnızca teorik bilgiye

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) Yönetim Kurulu Toplantısı ile DAP Bölgesi Üniversiteler Birliği (ÜNİDAP) 8. Dönem Toplantısına katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere Erzurum’u ziyaret etti.

Atatürk Üniversitesinde düzenlenen ÜAK Toplantısında konuşan Özvar, yükseköğretimde son dönemde stratejik bir değişim ve dönüşüm süreci yaşandığını belirtti.

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, yükseköğretimde stratejik dönüşüm sürecinin yeni bir aşamaya geçtiğini belirterek, üniversitelerde uygulamalı eğitimi merkeze alan yeni modellerin devreye alınacağını açıkladı. Atatürk Üniversitesi Senato Salonu’nda gerçekleştirilen Üniversitelerarası Kurul Toplantısı’nda konuşan Özvar, yalnızca teorik bilgiye dayalı bir eğitim anlayışının artık yeterli olmadığını söyledi.

Özvar, yükseköğretim programlarına ilişkin yürütülen dönüşümün önemli başlıklarından birinin kontenjan politikası olduğunu ifade ederek, bu alanı sadece sayısal bir mesele olarak değil, Türkiye’nin insan kaynağı planlamasının stratejik unsuru olarak değerlendirdiklerini kaydetti. Üniversitelerin akademik ve fiziki kapasitesi ile iş gücü piyasasının ihtiyaçlarının birlikte ele alındığını vurgulayan Özvar, amaçlarının mezunların istihdam imkanlarını güçlendiren sürdürülebilir bir yükseköğretim yapısı kurmak olduğunu belirtti.

Uygulamalı eğitim vurgusu

Lisans programlarının içerik ve yapısının yeniden ele alınması gerektiğini dile getiren Özvar, öğrencilerin erken dönemde uygulama ile buluşturulmasının önemine işaret etti. Kısa süreli ve sembolik staj uygulamaları yerine, öğrencilerin doğrudan üretim süreçlerine katıldığı ve gerçek iş ortamlarında deneyim kazandığı bir modelin yaygınlaştırıldığını belirten Özvar, bu dönüşümün merkezinde iş yeri temelli uygulamalı meslek eğitiminin bulunduğunu söyledi.

Bu kapsamda, ön lisans ve lisans programlarında bir ya da iki dönemi kapsayan uygulamalı eğitim modellerinin hayata geçirilmesi için çalışmaların sürdüğünü aktaran Özvar, sadece ön lisansta değil lisansta da uzun süreli iş yerinde mesleki eğitime ağırlık verilen programlardan mezun olan öğrencilerin istihdam oranlarının yükseldiğini ifade etti. Özvar, bütün üniversitelerin 3+1, 2+2, 7+1 veya 6+2 modelini hayata geçirmek için gerekli adımları atmasını beklediklerini söyledi.

Organize sanayi ve yeni alanlar öne çıkıyor

Mesleki eğitimde Organize Sanayi Meslek Yüksekokullarının öneminin arttığını vurgulayan Özvar, bu modelin daha da yaygınlaştırılmasının planlandığını kaydetti. Yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve dijital teknolojiler gibi alanlarda yoğun çalışmalar yürütüldüğünü belirten Özvar, bu alanlarda açılan yeni programların sürdürülebilirliği için nitelikli akademik insan kaynağına ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.

Bu çerçevede ilgili kadro izinlerinin alındığını belirten Özvar, farklı disiplinlerden mezunların bu alanlara yönlendirilmesini sağlayacak lisansüstü eğitim imkanlarının genişletileceğini açıkladı. Ayrıca doktora eğitiminde de yapısal bir değişikliğe gidildiğini belirten Özvar, öncelikli alanlarda doktora öğrencisi seçimi için merkezi sınav sisteminin bu yıl başlatılacağını duyurdu.

11 üniversite ilk 500’de

Üniversitelerin araştırma performansı ve uluslararası görünürlüğüne de değinen Özvar, 2026 alan bazlı dünya üniversite sıralamasında Türkiye’den 11 üniversitenin farklı alanlarda ilk 500 içinde yer almasının önemli bir gelişme olduğunu söyledi. Bu sonucun, Türk üniversitelerinin küresel akademik rekabette daha güçlü bir konuma yükseldiğini gösterdiğini belirtti.