Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Mübarek Ramazan’ın 25’inci günü | Mübarek Kadir Gecesi

Mübarek Ramazan’ın 25’inci gününde idrak edilen Kadir Gecesi, bin aydan hayırlı kabul edilen faziletiyle rahmet, mağfiret ve bereketin en güçlü şekilde hissedildiği müstesna bir gece olarak öne çıkıyor.

Mübarek Ramazan’ın 25’inci gününde idrak edilen Kadir Gecesi, bin aydan

Ramazan ayının manevi ikliminde, gönüllerin arındığı ve duaların semaya yükseldiği müstesna gecelerden biri daha idrak ediliyor. Mübarek Ramazan’ın 25’inci gününde, bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen Kadir Gecesi, İslam âlemi için rahmet, mağfiret ve bereket kapılarının ardına kadar açıldığı kutlu bir zaman dilimi olarak öne çıkıyor. Müminler, bu mübarek geceyi ibadet, dua, tövbe ve Kur’an tilavetiyle ihya ederek, manevi huzura ve ilahi affa ulaşmanın ümidini taşıyor.

Ayet:

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla;

Şüphesiz biz onu (Kur’an’ı) Kadir Gecesi’nde indirdik.
Kadir Gecesi’nin ne olduğunu sen ne bileceksin?
Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.
Melekler ve Ruh (Cebrail), o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner.
O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.

Allah (C.C.) ne güzel buyurdu.
(Kadir Suresi)

Hadis:

Allah’ın Resulü Hz. Muhammed (S.A.V.) şöyle buyurdu:

Hz. Aişe (r.a.), Peygamber Efendimiz’e, “Ey Allah’ın Resulü! Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğunu bilecek olursam, o gece nasıl dua edeyim?” diye sormuş, Efendimiz de şöyle buyurmuştur:
“Allah’ım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin. Beni bağışla.”

Allah’ın Resulü Hz. Muhammed (S.A.V.) ne güzel söyledi.
(Tirmizî, Deavât, 84)

Dua:

Daimâ ayakta ve uyanık olan zâtı tesbih ederim. Daimâ var olan zâtı tesbih ederim. Hiçbir zaman gafil olmayıp daimâ muhafaza eden zâtı tesbih ederim. Cömert olup cimrilik yapmayan zâtı tesbih ederim. Cezalandırmada acele etmeyip merhametle muamele eden zâtı tesbih ederim. Allah’ı tesbih ederim, hamd Allah’a mahsustur. Allah’tan başka ilâh yoktur. Allah en büyüktür. Güç ve kuvvet ancak yüce ve azamet sahibi Allah’ın tevfiki iledir. Seni tesbih ederim ey Alîm, seni tesbih ederim ey Azîm. Benim pek büyük olan günahlarımı mağfiret eyle.

Âmin.


Kadrini Kur’an’dan alan gece: Kadir Gecesi

Kadir Gecesi; rahmet, mağfiret ve günahlardan arınma mevsimi olan on bir ayın sultanı Ramazan ayının kalbi mesabesindedir. Yüce Allah (c.c.), Kadir Gecesi’nde Kur’an’ı Hz. Peygamber’e indirerek, melekleri yeryüzüne göndererek ve o geceyi içinde Kadir Gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlı kılarak ona müstesna bir değer vermiştir.

Kadir Gecesi nedir?

“Kadir” kelimesi sözlükte; güç, şeref, hüküm ve kıymet anlamlarına gelmektedir. Kadir Gecesi terkibi ise dinî literatürde, “Ramazan ayında Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı gece” manasında kullanılmaktadır.

Zaman ve mekânlar, kendilerinde meydana gelen önemli hadiselerle değer kazanır. Kadir Gecesi’nin kıymeti de Kur’an’dan gelmektedir. Çünkü Yüce Allah’ın insanlara son hitabı ve evrensel mesajı olan Kur’an, bu gecede indirilmeye başlanmıştır. Bu gece; kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü, taştan, tahtadan ve helvadan yapılmış putların ilah kabul edildiği, zulmün kol gezdiği ve cahiliye karanlığının çöktüğü diyarların İslam nuruyla tanışmaya, Kur’an’la aydınlanmaya ve Hz. Muhammed’in (s.a.s.) risaletiyle şereflenmeye başladığı gecedir.

İnsan için yenilenme ve diriliş vesilesi olan Ramazan ayında saklı bulunan Kadir Gecesi, insanlığın sonsuz saadetine vesile olacak fırsatlarla gelmektedir. Yüce Allah, Kur’an’da Kadir Gecesi’nin bin aydan hayırlı olduğunu bildirmektedir. (Kadr, 97/3) Peygamber Efendimiz de, “Bu ayda öyle bir gece vardır ki bin aydan daha hayırlıdır. Bu gecenin hayrından mahrum kalan, bin ayın hayrından mahrum kalmış gibidir” buyurarak Kadir Gecesi’nin önemine vurgu yapmaktadır. (Nesâî, Sıyâm, 5)

Bin ay yaklaşık seksen yıla, seksen yıl ise bir ömre tekabül etmektedir. Bu nedenle Kadir Gecesi’nde yapılan ibadet ve taatler, seksen yıllık bir ömür boyunca yapılanlara denk kabul edilmiştir. Her ne kadar bazı âlimlere göre bu ifadeler kesretten kinaye olsa da, bu durum bir yönüyle Allah’ın rahmetinin ve lütfunun tecellisi, müminler için ise geri çevrilmeyecek bir kapıdır. Bir hadis-i şerifte, geçmiş ümmetlerin uzun ömürlü olmaları sebebiyle fazla sevap kazanmalarına karşılık Müslümanlara da Kadir Gecesi’nin verildiği belirtilmiştir. (Mâlik, İ’tikâf, 6) Bu hususiyet başka hiçbir geceye verilmemiştir. Öte yandan Kur’an’da dile getirilen ilahî müjdeler, başta Hz. Cebrail olmak üzere meleklerin fecre kadar yeryüzünde dualara, zikirlere ve tilavetlere ortak olmalarıyla taçlandırılmaktadır.

Kadir Gecesi, Ramazan’ın hangi gecesidir?

Kadir Gecesi’nin Ramazan ayı içerisinde bir gece olduğu kesindir. (Bakara, 2/185) Ancak tam olarak Ramazan’ın hangi gecesine rastladığı Kur’an’da bildirilmemektedir. Bununla birlikte çeşitli hadis-i şeriflerde, Ramazan’ın son on gecesinde (Buhârî, Leyletü’l-Kadr, 5), son on gününün tekli gecelerinde (Müslim, Sıyâm, 207), son yedi gecesinde (Müslim, Sıyâm, 205-206), 21’inci (Buhârî, Leyletü’l-Kadr, 1) veya 27’nci gecelerinde (Müslim, Salâtü’l-Müsâfirîn, 179-180) aranması gerektiği ifade edilmiştir.

Ramazan’ın 27’nci gecesinin Kadir Gecesi olduğu yönünde sahabenin ifadeleri de kaynaklarımızda yer almaktadır. Bu bağlamda Tabiîn’den Zirr b. Hubeyş şöyle demektedir:

“Ubey b. Ka’b’a (r.a.), İbn Mesud’un (r.a.) ‘Senenin bütün gecelerini ihya eden kimse Kadir Gecesi’ne tesadüf edebilir’ sözünü hatırlattığımda, bana şu cevabı verdi: Kendisinden başka ilah olmayan Yüce Allah’a yemin olsun ki Kadir Gecesi Ramazan ayındadır. Kadir Gecesi, Rasulullah’ın (s.a.s.) bize namaz kılmamızı emrettiği gecedir. O da Ramazan’ın 27’nci gününün gecesidir. O gecenin alameti, sabahında güneşin beyaz ve ışınları gözü almayacak şekilde doğmasıdır.”
(Müslim, Salâtü’l-Müsâfirîn, 179)

Abdullah b. Ömer’den gelen bir rivayette de Hz. Peygamber (s.a.s.), “Kadir Gecesi’ni aramak isteyen 27’nci gecede arasın” buyurmuş, böylece 27’nci geceyi ibadet ve zikirle uyanık olarak geçirmemizi tavsiye etmiştir. (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, VIII, 426) Tarih boyunca İslam toplumlarında da Ramazan ayının 27’nci gecesi Kadir Gecesi olarak rağbet görmüş ve çeşitli programlarla ihya edilmiştir.

Kadir Gecesi’nin Ramazan ayının hangi günü olduğuna dair kesin bir bilginin bulunmamasının hikmeti üzerinde duran âlimler, bu konuda farklı görüşler serdetmiştir. Bunlardan birine göre, Kadir Gecesi’nin açıkça bildirilmesi hâlinde Müslümanların sadece o geceyi ihya etmekle yetinme hatasına düşebilecekleri ifade edilmiştir. Hâlbuki kısmî belirsizlik sayesinde müminlerin Kadir Gecesi ümidiyle bütün Ramazan gecelerini ibadet şuuru içerisinde geçirmeleri istenmiştir. Ayrıca bu sayede, o geceyi tazimde aşırıya kaçılmasının da önüne geçildiği belirtilmiştir. (Zemahşerî, IV, 780; Fahreddin er-Râzî, XXXII, 229-230)

Kaynaklarımızda Kadir Gecesi’ne dair bazı alametler de zikredilmiştir. Rivayetlerin birinde şöyle buyurulmaktadır:

“Kadir Gecesi açık ve net bir gecedir. Sanki bu gecenin içinde ışıldayan bir ay vardır. Bu gece sakin, yağmursuz bir gecedir. Ne sıcaktır ne de soğuk. Yıldızsızdır. O gecenin sabahında güneş ışınsız, yani ışınları gözü almayacak şekilde doğar.”
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, XXXVII, 425)

Bununla birlikte tabiatta, Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğunu kesin ve somut biçimde ispat eden bir işaretten söz etmek mümkün değildir. Çünkü tabiat olaylarının bölgelere göre değişiklik göstereceği açıktır.

Kadir Gecesi nasıl ihya edilmelidir?

Müminler için en güzel örnek olan Hz. Peygamber (s.a.s.), Ramazan ayını; özellikle de Kadir Gecesi’ni de içinde barındıran son on gününü en üst düzeyde ihya etme çabası içerisindeydi. Nitekim Hz. Aişe (r.a.), “Hz. Peygamber (s.a.s.), Ramazan’ın son on gününde başka hiçbir zaman yapmadığı kadar ibadet ve taat konusunda gayret ederdi” buyurmaktadır. (İbn Mâce, Sıyâm, 57)

Aynı şekilde Hz. Peygamber’in (s.a.s.), Ramazan ayının son on gününe girildiğinde dünyevî işlerden uzaklaşıp itikâfa çekildiği, geceleri daha çok ibadet ve tefekkürle geçirdiği ve ailesini de bu konuda teşvik ettiği belirtilmektedir. (Buhârî, Fazlu Leyleti’l-Kadr, 5; İ‘tikâf, 1; Müslim, İ‘tikâf, 1-5; Tirmizî, Savm, 73) Dolayısıyla Hz. Peygamber’in özellikle itikâf için Ramazan’ın son on gününü tercih etmesi, hem Kadir Gecesi’ni yakalamak hem de Ramazan’ın feyzinden azamî ölçüde istifade etmek içindir.

Öte yandan bir Müslümanın, bu mübarek gecenin kıymetini bildiği gibi onun faziletini aile fertlerine de öğretmesi ve onları bu geceyi ihyaya teşvik etmesi nebevî ahlaka uygun bir tavırdır.

Peygamber Efendimiz (s.a.s.), bu gecenin nasıl geçirilmesi gerektiği konusunda yüce bir örneklik ortaya koyduğu gibi ümmetini de bu gecenin kadrini bilmeye ve onu ihya etmeye davet etmiştir. Nitekim şöyle buyurmaktadır:

“Kim Kadir Gecesi’ni, faziletine inanarak ve alacağı sevabı Allah’tan bekleyerek ibadet ve taatle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.”
(Buhârî, Leyletü’l-Kadr, 1)

Bir başka rivayette ise Hz. Aişe’nin (r.a.) Hz. Peygamber’e (s.a.s.) bu gece nasıl dua etmesi gerektiğini sorması üzerine Rasulullah’ın (s.a.s.), “Allahümme inneke afüvvün tuhibbü’l-afve fa‘fu annî” yani “Allah’ım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet” şeklinde dua etmesini tavsiye ettiği görülmektedir. (Tirmizî, Deavât, 85)

Yüce Allah, kullarına sayısız fırsatlar sunmaktadır. Dünya ve ahiret saadeti için bu fırsatların en iyi şekilde değerlendirilmesi gerekir. Kandil geceleri olarak bildiğimiz zaman dilimlerinin hiç şüphesiz en kıymetlisi ve en önemlisi olan Kadir Gecesi de bizler için bulunmaz bir fırsattır.

Kaynaklarımızda bu geceye has belirli bir ibadet şekli yer almamakla birlikte, Kadir Gecesi’ni ihya edebilmek adına; varsa kaza namazı kılmak, yoksa nafile namaz kılmak, tesbih, tehlil ve zikirde bulunmak, işlenen günahlardan ötürü gözyaşları içinde ve pişmanlık duyarak Yüce Allah’a içten ve samimi bir tövbe ile yönelmek, bu geceye verilen kıymetin kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’i ruhumuza nakşederek çokça okumak, dua etmek, fakirleri, yetimleri, yaşlıları ve çocukları sevindirmek, verilen nimetlerden dolayı Yüce Allah’a şükretmek, nefis muhasebesi yapmak ve mümkünse itikâfa girmek; bu geceyi ihya etmenin en güzel yolları arasında sayılabilir.


Ömre bedel bir gece

Makale: Osman Nuri Topbaş

Rahmet ve mağfiret iklimi olan Ramazan-ı Şerif’in son günlerini idrak ediyor, son günlerine misafir oluyoruz. Misafir olduğumuz bu günlerin içerisinde öyle bir gece var ki Rabbimiz bizlere onu şöyle takdim ediyor:

“Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.”
(el-Kadr, 3)

Yani Cenab-ı Hak, seksen küsur senelik ecri bu bir gecede ikram ediyor. Bu büyük ikramın bize öğrettiği iki hakikat vardır.

Birincisi, Cenab-ı Hakk’ın nihayetsiz cömertliği ve lütfunun sonsuzluğudur. Zira bir kimse, bir başkasına cömertlik hususunda ne kadar ileri gidebilir? Muhakkak ki verebileceği şey mahdut ve sınırlıdır. Lâkin merhamet ve cömertliği sonsuz olan Mevlamız, tek bir gecede bir ömre bedel ihsanda bulunmaktadır. Ayrıca bu ihsanı her sene kullarına tekrar tekrar lütfetmektedir.

İkinci hakikat ise Rabbimiz’in, Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e olan eşsiz muhabbetidir. Cenab-ı Hak, peygamberler arasında yalnız Efendimiz’e Kadir Gecesi’ni ikram buyurmuştur. Bu büyük lütuf yalnız O’na mahsustur. Bizler de O’nun ümmeti olmakla bu muazzam ihsana nail olduk. O’nun yüzü suyu hürmetine bu ikram ile şereflendik, hamd olsun.

Buradan hareketle idrak etmeliyiz ki Cenab-ı Hak, Peygamber Efendimiz’i çok seviyor. Dolayısıyla bizler de Rasulullah Efendimiz’i ne kadar çok sever, O’nun hâliyle ne kadar hâllenmeye gayret edersek, Cenab-ı Hak da bizi o kadar sever, bizleri rahmetiyle kendine yaklaştırır ve mağfiret buyurur.

Zira ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır:

“(Resulüm!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”
(Âl-i İmrân, 31)

Peki, Kadir Gecesi’ni bu kadar değerli kılan nedir? Hiç şüphesiz Kur’an-ı Kerim’dir. Nitekim şöyle buyrulmaktadır:

“Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik.”
(el-Kadr, 1)

Madem ki bir geceye ömürlük kıymet kazandıran Kur’an’dır, o halde bizlere düşen, Cenab-ı Hakk’ın insanlığa hidayet rehberi olarak gönderdiği Kur’an ile alakamızı daimâ canlı ve diri tutabilmektir. Çünkü mümin, kulluk tahsilini Kur’an ile öğrenir. Gönül dünyasını Kur’an ile ziynetlendirir. İdrakini Kur’an ile inkişaf ettirir. Velhasıl Kur’an ile kıymet kazanır.

Şu bir hakikattir ki:

  • Cibrîl -aleyhisselâm- Kur’an’ı indirmiş olduğundan meleklerin en faziletlisi olmuştur.

  • Kur’an, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-’e inmiş olduğundan O, bütün rasullerin seyyidi olmuştur.

  • Kur’an, Ümmet-i Muhammed’e geldiğinden o ümmet, ümmetlerin en üstünü olmuştur.

  • Kur’an, Ramazan ayında indiği için bu ay, ayların en hayırlısı olmuştur.

  • Kur’an, Kadir gecesinde indiğinden o gece, ecir bakımından bin aydan daha öteye geçmiştir; bütün gecelerin en hayırlısı ve en faziletlisi olmuştur.

Dolayısıyla eğer Kur’an bizim kalbimize inerse, hayatımıza saadet güneşi doğar, ömür defterimiz huzurla dolar. Yaşayışımız sırat-ı müstakim üzere olur. Velhasıl bizler, Cenab-ı Hakk’ın sevdiği kullardan oluruz.

Yani Müslümanlığın en mühim şiârı ve alameti, Kur’an’ı daimâ birinci planda tutmak; Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz gibi hayatı canlı bir Kur’an olarak yaşayabilmektir. Bu, Cenab-ı Hakk’ı nasıl sevdiğimizin bir işareti, Rasulullah’a nasıl muhabbet duyduğumuzun da açık bir göstergesidir.

Bir hadis-i şerifte Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:

“Faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Kadir gecesini değerlendiren kişinin geçmiş günahları bağışlanır.”
(Buhârî, Îmân 25, 27, 28, 35)

Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, onun hangi gün olduğu hakkında da şöyle buyurmaktadır:

“Kadir gecesini Ramazan’ın son on günü içerisinde arayınız.”
(Buhârî, Leyletü’l-Kadr, 3; Müslim, Sıyâm, 219)

“Kadir gecesini Ramazan’ın son on günündeki tek gecelerde arayın.”
(Buhârî, Leyletü’l-Kadr, 3)

Bu mübarek gece için kesin bir vakit zikredilmemiş, böylece müminlere Kadir Gecesi’nin ömre ömür katan feyiz ve bereketini yakalama gayreti içinde her geceye ayrı bir hassasiyet göstermeleri telkin edilmiştir.

Nitekim Hz. Aişe -radıyallahu anhâ- validemiz, Allah Rasulü’nün Ramazan’ın son on gecesine gösterdiği hassasiyeti şöyle haber vermektedir:

“Ramazan ayının son on günü gelince, Rasulullah geceleri ibadetle geçirir, ailesini uyandırır, hanımlarıyla münasebetten uzak dururdu.”
(Buhârî, Leyletü’l-Kadr, 5)

Efendimiz’in ailesini bizzat uyandırması, onların da bu hususta ciddi bir gayret içinde olmalarını arzu etmesindendir.

Yine Hz. Aişe -radıyallahu anhâ-’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ramazan ayında diğer aylardan daha fazla kulluk yapmaya çalışır, Ramazan’ın son on gününde ise diğer günlerden daha fazla ibadet ederdi. (Müslim, İ‘tikâf, 8)

Bizler de bu gecelere şükür ve istiğfarlarla girmeye gayret edelim. Dilimiz daimâ kelime-i tevhid ve salevat-ı şerifelerle meşgul olsun. Ashab-ı kiram gibi Rasulullah Efendimiz’e daimâ bey‘at hâlinde olmaya çalışalım. Zira onlar, ömürlerini Efendimiz’e bey‘at üzere geçirmenin ve böylece dünya hayatında beraber oldukları gibi ahirette de beraber olabilmenin gayretiyle yaşadılar.

Mesela;

  • Akabe’de, Efendimiz’i canlarından daha çok korumaya, emanetine sahip çıkmaya, İslam’ı yaşamaya bey‘at etmişlerdi.

  • Bedir’de, “Denize girsen arkandan biz de denize gireriz ya Rasulallah” diyerek bey‘at etmişlerdi.

  • Uhud’da, Efendimiz’i mahzun gördüklerinde şehid olmaya bey‘at etmişlerdi.

  • Hudeybiye’de, “Gönlünde ne varsa ya Rasulallah” diyerek tam bir teslimiyetle bey‘at etmişlerdi.

Biz de bir Müslüman olarak ashâbı örnek almalı, onlar gibi Efendimiz’e her hâl ve ahvalde bağlı kalmalıyız. Onlar nasıl yaşadılar, Efendimiz’in hissiyatını kalplerinde nasıl duydular, nasıl hissettilerse; biz de aynı duygulardan hisse almaya çalışmalıyız. Onlar nasıl fedakârlık içinde yaşadılarsa, biz de öyle yaşama azmi içinde olmalıyız. Onlar Efendimiz’i nasıl sevdilerse, bizler de öyle sevmeye gayret etmeliyiz.

Unutmamalıyız ki bu bey‘atlar, bizim Efendimiz’e olan bağlılık ve sadakatimizin testidir. Acaba biz de aynı şekilde bey‘at hâlinde miyiz? Yoksa kalplerimiz dünyaya meylediyor da nefsimiz, bilip bilmeden başka başka şeylere mi bey‘at ediyor?

Bir de kimi insanlar, kendilerini içinde bulundukları toplumla kıyas ederek, “Ben bu toplum içerisindeki insanların çoğundan üstünüm” deme gafletine düşüyorlar. Hâlbuki Cenab-ı Hak, kendimizi içinde bulunduğumuz toplumla değil, asr-ı saadet insanıyla mukayese etmemizi istiyor. Zira toplumlar daimâ değişir. Toplumların cahiliye devrine benzedikleri dönemler de olur, takvada mesafe kat ettikleri dönemler de olur. Asıl olan ise asr-ı saadet insanına benzeyebilmek ve onlara tâbi olabilmektir. Nitekim ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:

“İslam dinine girme hususunda öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tâbi olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur.”
(et-Tevbe, 100)

Yine ayet-i kerimede Kadir Gecesi için şöyle buyrulmaktadır:

“O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar. O gece, tanyeri ağarıncaya kadar süren bir selâmettir.”
(el-Kadr, 4-5)

Hz. Aişe -radıyallahu anhâ- bir defasında Peygamber Efendimiz’e hitaben, “Ey Allah’ın Rasulü! Kadir gecesinin hangi gece olduğunu bilecek olursam o gece nasıl dua edeyim?” diye sormuş ve Efendimiz’den şu cevabı almıştır:

“Allah’ım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin. Beni bağışla.”
(Tirmizî, Deavât, 84)

Lâkin unutulmamalıdır ki kul hakları ve borçlar, ilahî affın dışında bırakılmıştır. Bunların hesabı, hak sahipleri dünyada birbirlerinden helallik almadıkları müddetçe ahirete kalacaktır. Bu hususta Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ümmetini şöyle ikaz etmektedir:

“Ey insanlar! Kimin üzerinde bir kul hakkı varsa onu hemen ödesin, dünyada rezil rüsva olurum diye düşünmesin. İyi biliniz ki dünya rezilliği, ahirettekinin yanında pek hafif kalır.”
(Taberânî, Kebîr, XVIII, 280; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, II, 319; Heysemî, IX, 26)

Güzelce ihya edilen Ramazan-ı Şerif’in neticesinde Rabbimiz, müminlere bir bayram ikram ediyor. Yani bu ruhani eğitimi tamamlayanlar, bayram şahadetnamesiyle taltif ediliyor.

Velhasıl, Ramazan-ı Şerif’in son günlerine misafir olduk. Nasıl ki bir kimse, misafirliğe gittiği yerde ev sahibini hoşnut etmek için daimâ edep üzere bulunursa, bizler de Rabbimizin misafiri olduğumuz bu Ramazan günlerinde ilahî emirlerin dışına taşmadan güzel bir kulluk yaşamanın gayretinde olalım. Böylece de ömürlük bir mükâfata nailiyet kazanalım.

Rabbimiz, cümlemize bu mübarek günleri rızasına medar olacak kıvamda geçirebilmeyi, son nefesimizin de bir bayram sabahı olmasını lütuf ve keremiyle ihsan eylesin.

Âmin.


Konya iftar menüsü

Konya usulü bir iftar sofrasında şu menü dengeli ve yerel bir tercih olur:

İftariyelikler: Hurma, su, zeytin, peynir çeşitleri
Başlangıç: Bamya çorbası
Ara sıcak: Su böreği ya da peynirli börek
Ana yemek: Etli ekmek yanında mevsim salata
Yan lezzet: Fırın kebabı ya da sac arası tercih edilebilir
Tatlı: Höşmerim ya da güllaç
Geleneksel tamamlayıcı: Tahin-pide

Konya iftar sofralarında çifte kavrulmuş tahinin üzerine pekmez dökülüp karıştırılarak pideyle yenmesi oldukça bilinen ve sevilen bir gelenektir.

Ana yemek tarifi: Konya fırın kebabı

Konya mutfağının en güçlü ana yemeklerinden biridir.

Malzemeler

  • 1 kg kuzu kaburga veya kuzu kol

  • 1 yemek kaşığı tuz

  • 1 su bardağı su

  • 2 yemek kaşığı iç yağ veya kuyruk yağı

  • Servis için pide

Yapılışı

Önce eti iri parçalar hâlinde hazırlayın. Yağlı kısımları ayırmadan kullanmanız lezzeti artırır. Eti fırın kabına ya da tercihen döküm bir tencereye yerleştirin. Üzerine tuzu serpin, suyu ekleyin. İç yağı veya kuyruk yağını da etin üzerine dağıtın.

Kabın ağzını sıkıca kapatın. Önceden ısıtılmış 160-170 derece fırında uzun süre, ağır ağır pişirin. Ortalama 3 ila 4 saat sonunda et lif lif ayrılacak yumuşaklığa ulaşır. Son bölümde kapağı açıp üzerinin hafif kızarmasını sağlayabilirsiniz.

Serviste eti kemiklerinden ayırarak sıcak pide üzerine alın. Yanına közlenmiş biber, soğan salatası ya da sade ayran çok yakışır.


İmsak ve iftar vakitleri

Bölge Merkez İmsak İftar
Konya Konya merkez 05:33 19:04
Konya ilçeleri Karatay 05:33 19:04
Konya ilçeleri Meram 05:33 19:04
Konya ilçeleri Selçuklu 05:33 19:04
Konya ilçeleri Akşehir 05:36 19:09
Konya ilçeleri Beyşehir 05:36 19:07
Konya ilçeleri Cihanbeyli 05:30 19:02
Konya ilçeleri Ilgın 05:35 19:07
Konya ilçeleri Kulu 05:29 19:02
Konya ilçeleri Seydişehir 05:36 19:07
Komşu iller Ankara 05:29 19:03
Komşu iller Aksaray 05:26 18:58
Komşu iller Karaman 05:31 19:02
Komşu iller Eskişehir 05:38 19:12
Komşu iller Niğde 05:24 18:56
Komşu iller Antalya 05:41 19:12
Komşu iller Mersin 05:25 18:56
Büyükşehirler İstanbul 05:43 19:18
Büyükşehirler İzmir 05:54 19:26
Büyükşehirler Bursa 05:44 19:18
Büyükşehirler Adana 05:22 18:53
Büyükşehirler Gaziantep 05:14 18:45
Dünya Mekke 05:15 18:37
Dünya Medine 05:14 18:38
Dünya Londra 04:20 18:12
Dünya Berlin 04:24 18:18
Dünya Moskova 04:38 18:41
Dünya Washington 05:50 19:22